Merhum aşık Reyhani'nin meşhur şiirlerinden biridir "Usandım" şiiri.Yaklaşık olarak bir yarım asır evvelki Türkiye'nin fotoğrafını çekmiş şair, çektiği fotoğraf bugün çekilmiş kadar net ve berrak ve dahi AKP'nin yönettiği ülkeyi anlatıyor.İktidara geldikleri günden beri bu arkadaşlar Adalet diyorlar, Kalkınma diyorlar, hatta AKP diyenlere kızıyorlar ille de Ak parti denmesini istiyorlar fakat yıllar geçti ne adaletten haber var ne de kalkınmadan.Eleştirilerden, eleştirenlerden hoşlanmasalar da durum vaziyet ortada, aynen merhum şairimizin dediği gibi:"Ak günleri vadettiler boş çıktı ,Kara günler göre göre usandım,Muhannetin çorbasında taş çıktı,Dişlerimi kıra kıra usandım."Kimsesizlerin kimsesi, sessiz yığınların sesi olmak iddiasıyla çıkılan yolun sonunda ortakların kapışması sonucu öğrendik ki bir avuç cemaatin emrinde yıllar heba edilmiş. Kimsesizler yine kimsesiz, sessiz yığınlar yine sessiz, yoksullar daha yoksul, yetimler daha yetim, şehit yetimleri daha yalnız, şehit edenler ve yandaşları el üstünde çünkü?Çorbadan çıkan taş meselesine gelince bu konuda günlerce yazmak gerekiyor, kaç çeşit, kaç renkte taş çıktı çorbadan?Pirinç çorbasından beyaz taşlar?Seç seçebilirsen, bulgur çorbasından tam da bulgur renginde taşlar? Dişleri kırılanın haddi hesabı yok."Derdim kitap oldu ıstırap kat kat,Bu ağlamak bize oldu bir sanat,Arzum Şirin oldu ısrarım Ferhat,Kayaları kıra kıra usandım."Tam teslimiyetçi ekonomi ve iktisat politikaları yüzünden Türk insanı işini kaybetti, aşını kaybetti, tezgahını-tornasını kaybetti ve yüz yıllardır ekmek yediği toprağını tarım arazilerini kaybetti, şimdi arazinin eski sahipleri bekçi olabilmek için bakanlardan torpil bulmaya çalışıyorlar, kayaları kırmaya devam."Vur kazmayı dağa Ferhat/Çoğu gitti azı kaldı" hesabı. (N.F.K)."Fil yükümü karıncaya yükledim ,Kırıldı dizlerim hep emekledim, Uçmaz yavru yıkık yuva bekledim,Kanadımı gere gere usandım."Bu çilekeş millet, en zor, en ölümcül savaş yıllarında bile şairin dediği gibi ısrarla yuvasını beklemiş, yavrusunu beklemiş, toprağını beklemiş ve asla toprağından vaz geçmemiş, baba ocağını tüttürmeye devam etmiş ama gelinen nokta işte ortada."Reyhaniyim arka safa atıldım,Altın idim bakırcıya satıldım,Sahte soru yağmuruna tutuldum,Aksi cevap vere vere usandım."Gerçekten altınların bakır, bakırların da altın diye satıldığı bir devri yaşıyoruz, hale bakar mısınız; Cumhuriyet bayramlarında Türk bayrağı taşıyanlar coplanıyor, biber gazına maruz kalıyor ve fakat Diyarbakır sokaklarında peşmerge liderini şaşırtacak şekilde Kürdistan bayrakları ile karşılanıyor hem de ülkenin Başbakanı tarafından.Bu rezalete rağmen çıkıp bütçe konuşmasında Türk bayrağını, dünyanın her tarafında özgürce dalgalanır hale getirdiklerini söyleyebiliyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025





























































































