Evet, yaşadığımız bu büyük afet sürpriz miydi? Bu topraklarda ilk kez mi böylesi bir afet yaşanıyordu? Hayır. Afetin büyüklüğünü inkâr eden var mı? Hayır.
21 yıllık tek parti iktidarı böylesi afetlerin kaybını en aza indirmek için her türlü hazırlığı yapar mıydı? Evet. O zaman neden yapmadılar?
Depremin 3. gününde Sayın Erdoğan, 'elbette eksikler var, şartlar çok açık, net ortada. Böylesine büyük bir felakete hazırlıklı olabilmek mümkün değildir' dedi.
Depremin 5. gününde Süleyman Soylu, 'Elbette ki bazen de yetişmekte zorlandığımız ardından yetiştiğimiz durumlar elbet olacaktır' dedi.
Sadece afetin büyüklüğü ve hava şartlarından ötürü mü? Hayır! 21 yıllık tek parti iktidarının böyle bir mazerete sığınması bile ortadaki yönetim acziyetinin itirafıdır.
Eksikler neden oluştu ve yetişmekte neden zorlandılar?
Depremin ilk gününde 'Cumhur ittifakı olarak sahadayız' açıklamasını yapan iktidar partisinin 'afet yönetim planı' olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu plansızlık belki de binlerce insanımızın hayatına, yüzbinlerce insanımızın mağduriyetine yol açmıştır.
İktidar partisi 'asker neden saha geç çıkarıldı, devlet nerede' sorularına çok kızıyor.
Ama bizzat meşhur Kızılay Başkanı, CNN Türk canlı yayınında bu gerçeği farkında olmadan, 'Askerler zaten olağanüstü durum için, afet için yetiştirilmiş insanlardır. Siz afet operasyonunun içerisinde askeri konumlandırmazsanız, askeri kapasiteyi konumlandırmazsanız yanlış yaparsınız' sözleriyle itiraf etti.
Depremin 3. gününde çadır satışı yapıldığını öğrendik. Depremin 19. gününde çadır almak için kamu binaları önünde uzayan insan kuyruklarına şahit olduk. Depremin üzerinden 1 aydan fazla zaman geçti ve hala gündem de depremzedelerin barınma, ısınma ve temizlik sorunları var.
Deprem kuşağında, her türlü afetin yaşandığı ve yaşanabileceği ihtimalinin var olduğu yaklaşık 800 bin kilometrekare büyüklüğünde ve 85 milyon insanın barındığı ülkemizde,21 yılda afetlere müdahale için sadece 34 bin profesyonel kadro yetiştirmek başarı değil başarısızlıktır.
Hülasa bizi kıskanan batının, doğal afetlere karşı aldığı tedbirleri almamışlardır. Bizi kıskanmayan Meksika'nın, Şili'nin uygulamaya geçirdiği yönetmelikleri, ülkemizde aktifleştirmemişlerdir. Japonları zaten örnek vermeye gerek yok.
Hükümet sınıfta kalmıştır
Ortadaki tabloyu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş bu cümle ile özetledi.
Hatay'da depremzede vatandaşlarla sohbet eden Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 'Hiç devlet nerede demeyin! Bu afeti devlet yönetmiştir ama o devlet, bu millettir. Sivil insiyatif bu afeti yönetmiştir, hükümet sınıfta kalmıştır. Vatandaşımız, milletimiz kendi imkanları ile kendi birlikteliğiyle çok müthiş işler, çok doğru işler yaptı" dedi.
Vatandaşlar bu hale nasıl geldi?
Futbol maçlarında tanık olduğumuz, 'Pazar'a kadar değil mezara kadar seninleyiz' sloganları artık siyasi ruh haline dönüşmüş vaziyette. İnsanımız adeta kendini unuttu. Ailesini, nasıl geçindiğini unuttu.
Adeta taraftan oldu. Tercih ettiği partiyi, lideri her şeyin önüne koydu. Örneklere hikmet ararken eleştirileri ise asla kabul etmiyor.
Bu duruş karşı tarafı da tetikliyor. İnsanımız uçlarda dolaşıyor.
Binlercesine şahit olduğum konu geçen yine gündeme geldi. Kanal Dünya isimli Youtube kanalında bir vatandaş ile yapılan röportaj yaptı.
Vatandaşa, "Kemal Kılıçdaroğlu açıklama yaptı. 'Yeni kiliseler açmak için bütçe ayırdık' dedi. Ne düşünüyorsunuz" diye soruldu.
Vatandaş; "Maşallah, kendisi de Kilise'cidir zaten, Kılıçdaroğlu camiye giremez."
Muhabir; 'Pardon bu sözleri Erdoğan demiş'.
Vatandaş; "Açar, kötü bir şey değil ki, herkes hür yaşayacak, kiliseye girmek yasak değil girebilirsin, adam hizmet yapıyor, ne yapsın."
Kim iktidar olsun?
Bavul TV muhabiri 14 Mayıs'ta yapılacak seçimler için vatandaşlara düşünceleri soruyor.
Başörtülü bir kadının cevabı nasıl savrulduğumuzun cevabı şeklindeydi.
O vatandaş; "Ülke diye bir şey kaldı mı? Geleceğimiz kaldı mı? Eğitim sistemi diye bir şey kaldı mı? Hiçbir şey kalmadı. Vallahi Yahudi gelsin, papa gelsin oyumu ona vereceğim. Müslüman biri artık yönetmesin. Kul hakkı yemek bizde. Her şey bizde.
Şuraya bakar mısınız, köşe başlarında duran namussuzlara bakar mısınız? Bu ülke benim. Ben buraya Halep'e taşınmışım. Altıparmak benim için Halep."
Ispanak
Bir başka mikrofon ise çöpten ıspanak toplayan bir vatandaşımıza uzatıldı. Vatandaşımız çöpten topladığı ıspanakları göstererek, "Bak bunları çöpten topladım. Nasibim buymuş. Ben halimden memnunum. Erdoğan ne yapıyorsa bizim içindir' dedi.
Benim babamdır
Yine mikrofon uzanan 50-60 yaşlarındaki bir depremzede hanımefendi ise 'Bir Rabbim yapar, bir o yapar. Kılıçdaroğlu bir maaşımı bağışladım, diyor. Maaş ile bir lavabo yapılmaz. Benim babam neler yapıyor. Babamın elinden değil ayaklarından öpüyorum. Onun gibi bir daha gelmez.'' (Babam dediği Erdoğan)
Örnekler bitmez. Eğer bir ülkede insanlar karşıt uçlara taşınmışsa ortada adalet sorunu vardır. İtikat sorunu vardır. Ahlak sorunu vardır. Menfaat sorunu vardır.
- AYŞE BEYZA ÇALIŞKAN - Milli Ekonomi Modeli ve kadın / 06.03.2026
- ATİLA GÖLCÜK - İmam Ali (a.s.)'ın ilmi / 28.02.2026
- AYHAN İŞİ: Seyreyle güzel kudreti Mevlam / 24.02.2026
- SAADET ALTUNBAŞ BİRİNCİ: Altın kafesteki kuş / 24.12.2025
- SEVDE MEYSA BAŞ: Yazıyor, yazıyor! / 10.12.2025
- Yasemin Köker - Hadis ikliminde Hz. Peygamber Efendimizin (as) nefesiyle bütünleşmek / 25.11.2025
- Çiğdem Pala: Zehra kokulu bir gün / 04.11.2025
- ÇİĞDEM PALA: Yüreğimin sırrı: Fatıma / 26.06.2025
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Barış müzakereleri ve arka planı / 14.05.2025


























































