Büyüklerimiz der ki:
"İnsan, aradığını bilmez ama aramaktan da vazgeçemez."
Bugün insanlığın hâli tam da budur. Koşuyoruz… Daha çok kazanmak için, daha çok sahip olmak için, daha çok görünmek için… Ama gariptir ki; koştukça yoruluyor, ulaştıkça boşluğumuz büyüyor. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın ifadesiyle, insanın bu hâlinin sebebi açıktır:
"İnsan, kendini ve yaratılış gayesini unutmuştur. Ruh, maddede huzur bulmaz. Zira onun için yaratılmamıştır."
İnsan sadece maddeden ibaret değildir. İnsan, ruh taşıyan bir emanettir. Ruh ise maddeyle tatmin olmaz; sahibini arar. Bu yüzden insan, sistem değiştirerek, rejim tartışarak, teknolojiyi kutsayarak huzura ulaşamaz. Çünkü mesele dış dünyada değil, iç âlemdedir.
Cenab-ı Hak ruhlara hitap ettiğinde,
"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sordu.
Ruhlar hep bir ağızdan, "Evet, şahidiz" dedi. (A'râf, 172)
Prof. Dr. Haydar Baş bu hakikati şöyle yorumlar:
"İnsanın içindeki bitmeyen arayış, Kalû Belâ'da verilen 'Evet'in dünyadaki yankısıdır."
Receb ayı, işte bu yankının yeniden duyulduğu bir zaman dilimidir.
Bir menkıbede anlatılır: Altından bir kafes yaparlar, içine de bir kuş koyarlar. Yemi var, suyu var, kafesi parlak… Ama kuş durmadan öter. Sorarsınız: "Neden?"
Cevap nettir: "Ah vatan…"
Dünya, ruh için altın kafestir. Ruh ise vatanını, yani Rabbini özler. Receb ayı, bu özlemin yoğunlaştığı, kalbin yumuşadığı bir aydır. Zira Receb, Allah'ın ayıdır. Mağfiretin bol olduğu, tevbenin geri çevrilmediği bir rahmet zamanıdır. Bu sebeple Receb ayına "Asamm" denilmiştir; yani kulun kusurlarına karşı sağır olan ay.
Bir Allah dostu şöyle der:
"Receb ayında kul affı isterse, Allah affetmeye çoktan yönelmiştir."
Ancak Receb ayı sadece ibadetlerin arttığı bir takvim dilimi değildir. Receb, istikamet ayıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifadesiyle:
"İbadet, kulluk şuuruna dönüşmezse insanı yorar."
Bu ayda insanın kendine şu soruları sorması gerekir:
– Hayatımın yönü nereye dönük?
– Ben kimin için yaşıyorum?
– Yaptıklarım beni Rabbime yaklaştırıyor mu, uzaklaştırıyor mu?
Bir kıssada anlatılır: Bir derviş, yıllarca ibadet eder ama huzur bulamaz. Şeyhine gider ve der ki: "İçim hep kavgalı." Şeyhi sorar: "İbadeti kimin için yapıyorsun?" Derviş cevap veremez…
Bu kıssa, Receb ayının mesajını özetler: Niyet düzelmeden yön düzelmez.
Bu yolun merkezinde Hz. Peygamber (s.a.v.) ve O'nun Ehl-i Beyt'i vardır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın altını çizdiği gibi, Ehl-i Beyt İslam'ın özüdür. Hz. Ali adaleti, Hz. Fâtıma iffeti, Hz. Hasan teslimiyeti, Hz. Hüseyin ise hak uğruna bedel ödemeyi temsil eder. Ümmetin birliği de bu sevgi etrafında mümkündür.
Receb ayı, insanın kendine gelme ayıdır. Yüzünü dünyadan çevirip Rabbine dönme ayıdır. Çünkü insan, yaratılış gayesi istikametinde yaşamadıkça huzura ulaşamaz.
Ruh Yaradan'ı arıyor…
Ve insan O'na yönelmedikçe, bu iç kavga sona ermeyecek.
Receb ayı, bu yöneliş için ilahi bir davettir.
Cenab-ı Hak bizleri, Receb ayının farkındalığıyla yönünü bulan, kulluk şuurunu kuşanan ve ruhunu sahibine teslim eden kullarından eylesin.
"İnsan, aradığını bilmez ama aramaktan da vazgeçemez."
Bugün insanlığın hâli tam da budur. Koşuyoruz… Daha çok kazanmak için, daha çok sahip olmak için, daha çok görünmek için… Ama gariptir ki; koştukça yoruluyor, ulaştıkça boşluğumuz büyüyor. Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın ifadesiyle, insanın bu hâlinin sebebi açıktır:
"İnsan, kendini ve yaratılış gayesini unutmuştur. Ruh, maddede huzur bulmaz. Zira onun için yaratılmamıştır."
İnsan sadece maddeden ibaret değildir. İnsan, ruh taşıyan bir emanettir. Ruh ise maddeyle tatmin olmaz; sahibini arar. Bu yüzden insan, sistem değiştirerek, rejim tartışarak, teknolojiyi kutsayarak huzura ulaşamaz. Çünkü mesele dış dünyada değil, iç âlemdedir.
Cenab-ı Hak ruhlara hitap ettiğinde,
"Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sordu.
Ruhlar hep bir ağızdan, "Evet, şahidiz" dedi. (A'râf, 172)
Prof. Dr. Haydar Baş bu hakikati şöyle yorumlar:
"İnsanın içindeki bitmeyen arayış, Kalû Belâ'da verilen 'Evet'in dünyadaki yankısıdır."
Receb ayı, işte bu yankının yeniden duyulduğu bir zaman dilimidir.
Bir menkıbede anlatılır: Altından bir kafes yaparlar, içine de bir kuş koyarlar. Yemi var, suyu var, kafesi parlak… Ama kuş durmadan öter. Sorarsınız: "Neden?"
Cevap nettir: "Ah vatan…"
Dünya, ruh için altın kafestir. Ruh ise vatanını, yani Rabbini özler. Receb ayı, bu özlemin yoğunlaştığı, kalbin yumuşadığı bir aydır. Zira Receb, Allah'ın ayıdır. Mağfiretin bol olduğu, tevbenin geri çevrilmediği bir rahmet zamanıdır. Bu sebeple Receb ayına "Asamm" denilmiştir; yani kulun kusurlarına karşı sağır olan ay.
Bir Allah dostu şöyle der:
"Receb ayında kul affı isterse, Allah affetmeye çoktan yönelmiştir."
Ancak Receb ayı sadece ibadetlerin arttığı bir takvim dilimi değildir. Receb, istikamet ayıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifadesiyle:
"İbadet, kulluk şuuruna dönüşmezse insanı yorar."
Bu ayda insanın kendine şu soruları sorması gerekir:
– Hayatımın yönü nereye dönük?
– Ben kimin için yaşıyorum?
– Yaptıklarım beni Rabbime yaklaştırıyor mu, uzaklaştırıyor mu?
Bir kıssada anlatılır: Bir derviş, yıllarca ibadet eder ama huzur bulamaz. Şeyhine gider ve der ki: "İçim hep kavgalı." Şeyhi sorar: "İbadeti kimin için yapıyorsun?" Derviş cevap veremez…
Bu kıssa, Receb ayının mesajını özetler: Niyet düzelmeden yön düzelmez.
Bu yolun merkezinde Hz. Peygamber (s.a.v.) ve O'nun Ehl-i Beyt'i vardır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın altını çizdiği gibi, Ehl-i Beyt İslam'ın özüdür. Hz. Ali adaleti, Hz. Fâtıma iffeti, Hz. Hasan teslimiyeti, Hz. Hüseyin ise hak uğruna bedel ödemeyi temsil eder. Ümmetin birliği de bu sevgi etrafında mümkündür.
Receb ayı, insanın kendine gelme ayıdır. Yüzünü dünyadan çevirip Rabbine dönme ayıdır. Çünkü insan, yaratılış gayesi istikametinde yaşamadıkça huzura ulaşamaz.
Ruh Yaradan'ı arıyor…
Ve insan O'na yönelmedikçe, bu iç kavga sona ermeyecek.
Receb ayı, bu yöneliş için ilahi bir davettir.
Cenab-ı Hak bizleri, Receb ayının farkındalığıyla yönünü bulan, kulluk şuurunu kuşanan ve ruhunu sahibine teslim eden kullarından eylesin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem / diğer yazıları
- SAADET ALTUNBAŞ BİRİNCİ: Altın kafesteki kuş / 24.12.2025
- SEVDE MEYSA BAŞ: Yazıyor, yazıyor! / 10.12.2025
- Yasemin Köker - Hadis ikliminde Hz. Peygamber Efendimizin (as) nefesiyle bütünleşmek / 25.11.2025
- Çiğdem Pala: Zehra kokulu bir gün / 04.11.2025
- ÇİĞDEM PALA: Yüreğimin sırrı: Fatıma / 26.06.2025
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Barış müzakereleri ve arka planı / 14.05.2025
- FATIMA MELEK ÖZYER: Haydar Baş: Bir davanın adı / 15.04.2025
- ÇİĞDEM PALA: Açık mektup / 14.04.2025
- SEÇİL DAMLA KAYAALP - Öğrenme / 08.03.2025
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025
- SEVDE MEYSA BAŞ: Yazıyor, yazıyor! / 10.12.2025
- Yasemin Köker - Hadis ikliminde Hz. Peygamber Efendimizin (as) nefesiyle bütünleşmek / 25.11.2025
- Çiğdem Pala: Zehra kokulu bir gün / 04.11.2025
- ÇİĞDEM PALA: Yüreğimin sırrı: Fatıma / 26.06.2025
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Barış müzakereleri ve arka planı / 14.05.2025
- FATIMA MELEK ÖZYER: Haydar Baş: Bir davanın adı / 15.04.2025
- ÇİĞDEM PALA: Açık mektup / 14.04.2025
- SEÇİL DAMLA KAYAALP - Öğrenme / 08.03.2025
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025




























































































