HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 AĞUSTOS 2022, CUMA

Alp Er Tunga öldü mü?

06.01.2005 00:00:00
Türk destanlarında Alp Er Tunga'dan Oğuz Kağan olarak bahsedilir. Türk Milletinin atası sayılan Oğuz Kağan hakkında en önemli ipuçları ise Oğuzname adı verilen manzumelerde yer alır. Bu metinlerde, Türklerin Milli benlik ve özellikleri çarpıcı biçimde yansıtılır.

Türk Milleti'nin milli karakterini ortaya koyan Oğuz Kağan Destanı, Türk kültürü ve tarihi hakkında önemli ipuçları veriyor. Destanın beş ayrı yazma nüshasında Türk Milleti'nin devlet adamı ve bağımsızlık anlayışı ilgili gelenekleri olağanüstü ifadelerle vurgulanmaktadır.

İlhanlı tarihçisi Reşidüddin'in "Câmiü't Tevarih" adlı Farsça eseri'nin "Oğuzname" bölümünde ve 17. Yüzyıl Hîve hanlarından Ebulgazi Bahadır Han'ın "Şecere-î Terakime" (Türklerin Soy Kütüğü) isimli eserinde, Oğuz Kağan Destanı'nda hayatı anlatılan Oğuz Kağan'ın, M.Ö. 209-174 yılları arasında yaşamış büyük Türk Hükümdarı Mete Han olduğu kaydediliyor. Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig (Kutlu bilgi) ve Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat'it Türk (Türk Dili Sözlüğü) adlı eserinde, Oğuz Kağan'ın, Ap Er Tunga olduğundan bahsedilir ve bu büyük Türk kahramanın döneminde dünyada huzur ve barışın olduğu, ölümüyle birlikte dünyada yalan, dolan, zulüm ve hilelerin arttığı dile getirilir ve insanlığın sahipsiz kaldığından doğan üzüntü mısralara yansır...

Alp Er Tunga öldü mü?

Kötü dünya kaldı mı?

Felek öcünü aldı mı?

Şimdi yürek yırtılır.

Yaş akar gözler kurur.

Gönlüm içinden yandı.

Geçmiş zamanı andı.

Geçen günler nerdedir?

Oğuz Kağan Destanı'nın; Türk milletinin karakterini, dünya görüşünü, idealini, geçmişteki yaşayışını, günümüze kadar gelen özelliklerini, devlet anlayışını ve ahlâk ölçülerini ortaya koyan beş ayrı yazma nüshası vardır. Çağatayca, Farsça ve Uygurca yazmalarında Oğuz boyları, Türk dili, edebiyatı, folklorü, tarihi ve kültürü hakkında geniş bilgiler verilir.

Oğuz Kağan Destanı, Türklerin milli benlik ve özelliklerini, kültür ve geleneklerini en güzel bir şekilde ortaya koyar. 13. Yüzyıldan itibaren, kaleme alınan ve olağanüstü unsurlarla zenginleştirilen destanda Türk milletinin öz benliği, Oğuz Kağan'ın şahsında dile getirilir. Oğuz Kağan'ın doğumu, hayatı ve ölümü ile asıl vurgulanmak istenen konu; Türk Milleti'nin doğumu, hayatı ve ölümüdür. Türk Milleti, Oğuz Kağanla özdeşleşmiştir adeta. Oğuz Kağan'ın dünyaya gelişi ile birlikte Türk Milleti'nin de dünya sahnesinde yerini aldığı antatılırken; Oğuz Kağan'ın çok kısa bir zamanda büyük bir kahramanlık ve olgunluk göstermesi ile, Türk Devleti'nin çabucak birlik ve bütünlüğünü tesis ederek diğer devletleri kendi egemenliği altına aldığı sembolize edilir.

Destanda Oğuz Kağan'ın dünyaya gelişiyle anlatılmak istenen bir başka gerçek de, İslamiyet'in kabulüdür. Destanda, Oğuz Kağan'ın doğumu ile, İslam dininin Türk Milleti'nin gönül ufuklarında doğuşu teşbih edilir. Ehad ve Vahid olan Allah inancı, Türklerde müşahhas manada Oğuz Kağan ile kendini bulur. O bakımdan Türk Destanlarında Oğuz Kağan, yüksek ihtimalle ya bir Peygamberdir ya da büyük bir velîdir. Oğuz Kağan'ın güçlü ve ergenlik yılları, İslam adına fetih ve savaşların en güçlü yıllarıdır. Oğuz Kağan'ın gençlik yıllarında evlenmesi ve çocuklarının olmasıyla da anlatılmak istenen, Müslüman Türk Milleti ile birliğin tesis edilip, bu birliktelikten onlarca Türk Devleti'nin dünya sahnesinde hakimiyet sahibi olmasıdır.

Aşağıdaki manzumede, Oğuz Kağan'ın doğumu ile başlayan süreç anlatılır. Doğar doğmaz olağanüstü bir ergenlik göstererek konuşmaya başlayan Oğuz Kağan, henüz İslam ile şereflenmemiş olan annesinden süt emmez. Allah'a iman etme şartı ile annesinden süt emeceğini olağanüstü bir dille anlatır ve İslam'a davet eder.

Aydın oldu gözleri, renklendi ışık doldu,

Ay-Kağan'ın o gündü, bir erkek oğlu oldu.

Üç gün üç gece geçti, annesine gelmedi,

Annenin memesinden, bir damla süt emmedi.

'Bana gelmedi', diye annesi ağlıyordu,

'Sütümü emmedi', diye kalbini dağlıyordu.

Ağlayıp sızlıyordu beşiğe dolanarak,

'Sütümü az em!', diye çocuğa yalvararak.

'Ey, benim güzel annem, öğüdümü alırsan,

Yüce Allah'a tapıp, eğer Hakk'ı tanırsan,

O zaman memen alır, ak sütünü emerim

Bana lâyık olursan, adına anne derim!"

"Geldi ona, göğsünü aldı, emdi sütünü,

İstemedi bir daha içmek, kendi sütünü.

Ansızın dile geldi, şiirler düzer oldu,

Aradan kırk gün geçti, oynaşır, gezer oldu.

Güder at sürüleri, tutar atlara biner

Daha bu yaşta iken, çıkar avlara gider.

Geceler günler geçti, nice seneler doldu

Oğuz da büyüyerek, bir yahşi yiğit oldu.

a a a

Sonra Oğuz Kağan, Türk Milleti'nin önderi olunca dünyanın dört bir yanına emirler gönderir. Bu emirlerde, yeryüzünün kağanı olduğunu, herkesten itaat dilediğini, baş eğenleri dost edineceğini, baş eğmeyenleri yok edeceğini bildirir ve bütün kavimleri kendi bayrağı altında toplanmaya çağırır. Tüm devletler, bu itaat emrine, "Biz senin emrini yerine getirmeye hazırız. Bizim devletimiz senin devletindir. Bizim uruğumuz senin ağacının yemişindendir. Yaratıcı sana yer vermek lütfunda bulunmuş; biz sana başımızı ve devletimizi veriyoruz. Sana vergi verir ve buyruğundan çıkmayız" dediler.

Büyük toy yapılırdı, eski Türk âdetince,

Böyle ad seçilirdi, çocuğun kudretince,

Kara-Han atlar kesti, Oğuz ad bulsun, diye

Çağırdı hep Türkleri, yurdu şen olsun, diye

Oğuz-Han birden bire, 'Adım Oğuz'dur, dedi,

Beklemedi kimseyi, kendi adını verdi,

Ne kadar Türk var ise, hepsi şaşa kaldılar,

'Bu Mevlâ sözü' deyip, buyruğa katıldılar.

Sonra Oğuz Kağan, Türk boylarına verdiği ziyafetten sonra, beylere ve halka şöyle buyurur:

"Ben sizlere oldum Kağan

Alalım yay ile kalkan

Nişan olsun bize buyan (talih)

Demir kargı olsun orman

Av yerinde yürüsün kulan (atlar)

Daha deniz, daha müren (ırmak)

Güneş bayrak, gök kurikan (çadır)"
 
Oğuz Köroğlu / diğer yazıları
- Nereden geldiğini unutma ki Nereye gideceğini unutmayasın / 22.01.2012
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
- Regâib Gecesi ve Üç ayların fazileti / 02.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş bir kez daha haklı çıktı / 27.05.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş: "Avrupa Birliği köleliktir" demişti / 26.05.2011
- Prof. Baş'a göre Müslüman-Türk genci modeli / 25.05.2011
- Prof. Baş: "Bu milleti ayırmaya çalışanlar kalleştir" / 24.05.2011
- İnsanlığa adanmış bir ömür: Prof. Dr. Haydar Baş / 23.05.2011
- Milli Ekonomi Modeli'ni tanıyalım / 29.04.2011
- Tam bağımsızlık için: "Ampulü geç, Kırat'ı seç" / 28.04.2011
- TARİH TEKERRÜRDEN İBARET / 23.04.2011
- BORÇ ALAN BUYRUK DA ALIR / 22.04.2011
- Osmanlı'da devlet içinde devlet! / 21.04.2011
- Osmanlı'yı soyan şapkalı beyler! / 20.04.2011
- Çöküşün ayak sesleri geliyor / 19.04.2011
- Osmanlı'yı Galata bankerleri mi yıktı? / 18.04.2011
- Yönünü arayanlara işte rehber kitap / 16.04.2011
- Osman Gazi'nin oğluna vasiyeti / 04.02.2011
- Millî uyanışımızda en yüce rol Müslüman-Türk kadınının / 27.01.2011
- İmam Ali'den (kv) altın öğütler / 15.12.2010
- Aşura bereketine adım adım / 14.12.2010
- "Men, bende-i Kur'anem..." / 12.12.2010
- Antep'e "Gazilik" şerefi kazandıran destan -1-Türk Milleti esir yaşamaz! / 02.12.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -5- / 10.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -4- / 09.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -3- / 08.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -2- / 07.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -1- / 06.09.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 13.07.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 12.07.2010
- İnsan için devlet modeli -2- / 10.06.2010
- İnsan için devlet modeli -1- / 09.06.2010
- Bizans diriltilince mi' Rum kilisesinin 'Kin Kapısı' ne zaman açılacak, / 08.05.2010
- 189 yıldır açılmayan bir kilise kapısının arkasında yatan gerçek / 07.05.2010
- Ermeni İddialarının Muhatabı, "Bağımsız Mahkemelerdir" / 24.04.2010
- Bayraklı Baba'ya gideniniz var mı? / 26.02.2010
- Tarih sahnesinde kalabilmek için / 24.01.2010
- Kur'an hafızlığının fazileti / 21.11.2009
- Oğuz Kağan'ın duası / 09.10.2009
- Osman Gazi'nin vasiyeti / 30.09.2009
- Türk Milletinin can simidi Prof. Dr. Haydar Baş / 14.09.2009
- Vefalı bir nesil olabilmek / 12.08.2009
- Beratımızı isteyelim / 05.08.2009
- Berat gecesine doğru / 04.08.2009
- Müslüman-Türk kimliği modelimiz / 01.08.2009
- İlahî adalet / 29.07.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan gençliğe mesaj / 28.07.2009
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 21.07.2009
- Sakın terk-î edepten... / 10.07.2009
- Medenî olmayan medeniyet kuramaz / 03.07.2009
- Milli hissi hakim kılmak / 01.07.2009
- Bozkır'ın goncagülü Ali Tay / 05.06.2009
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 18.05.2009
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 17.05.2009
- Birlik dâvâmız / 15.05.2009
- Çatalca inşallah "Şengül"er / 22.03.2009
- Milli eğitimin amacı / 21.03.2009
- Bugün 18 Mart; dağ, taş şühedâ kokuyor... / 18.03.2009
- Kudadgu Bilig'te 'Devlet Baba' / 15.03.2009
- Birlik dâvâmız / 09.03.2009
- Ahmed er-Rifâî'den hikmetli sözler / 08.03.2009
- Yarın mübarek Mevlid Kandili / 07.03.2009
- Bir annenin kızına öğütleri / 22.01.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan müminlere hitâbe / 16.05.2008
- Misyonerlik faaliyetlerinin nihaî hedefi / 15.05.2008
- İçimizdeki hazine Prof. Dr. Haydar Baş / 08.05.2008
- İşe önce kendimizden başlamak / 06.05.2008
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 17.12.2007
- Kazanmak zor, kaybetmek kolaydır / 12.12.2007
- Allah'a tevekkül / 16.10.2007
- İlahî adalet / 22.08.2007
- Eli zincirli, ayağı prangalı milletler..! / 13.08.2007
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 09.08.2007
- Hz. Mevlana'da zikir sırrı / 08.08.2007
- Aziziye kahramanı çiçeği burnunda bir gelin / 05.08.2007
- Ayıkla pirincin beyaz taşını! / 31.07.2007
- Vatana mersiye... / 30.07.2007
- Bâtıl isteyu haktan ayrılmanın bedeli..! / 29.07.2007
- Nemelâzım be abi...! / 27.07.2007
- Kânunî'den mektup var / 26.07.2007
- Hayırlısı olmadı ey milletim, hiç olmadı..! / 25.07.2007
- Kara Fatmalar Haydar Baş'ın safında / 27.05.2007
- Osmanlı'yı Osmanlı yapan sır / 02.04.2007
- Milli Ekonomi Modeli'nin Zaferi / 01.04.2007
- Milli hissi hakim kılmak / 31.03.2007
- Kurbanın olam Şah-ı Resûl / 30.03.2007
- Türk Milleti titre ve kendine gel! / 28.03.2007
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 27.03.2007
- Çanakkale'yi geçilmez kılan yüksek ruh / 19.03.2007
- Çağdaş egemenlik mi, çağdaş esaret mi? / 26.02.2007
- BTP Kongresinde Millî Mücadele ruhu canlandı / 19.02.2007
- Sıra Türk topraklarına mı geldi? / 10.02.2007
- Millet "Hızır"ını buldu: "Yetiş ya Haydar Baş" / 09.02.2007
- Kim bu işbirlikçiler? / 07.02.2007
- Türk-İslam medeniyetinde âhîlik / 04.02.2007
- Türk evladının devlet babası: Prof. Dr. Haydar BAŞ / 29.01.2007
- Aşûra gününün faziletleri / 28.01.2007
- Millî birliği koruma zarureti / 22.01.2007
- Milli benliğin millet hayatındaki yeri / 18.01.2007
- Müslüman-Türk Kimliği Modeli şart / 17.01.2007
- Oğuz Kağan'ın Türk Milleti'ne duası / 16.01.2007
- Elimde kalem, önümde şehit toprağı / 18.03.2006
- Akif'in millete hediyesi / 12.03.2006
- Ermeniler Ermenileri öldürdü / 21.06.2005
- Bir bayrak rüzgar bekliyor / 09.01.2005
- Bağımsızlığın can damarı / 07.01.2005
- Alp Er Tunga öldü mü? / 06.01.2005
- Ermeni yalanına tokat gibi cevap / 25.12.2004
- Bâki kalan gökkubbemizde hoş bir sadâ: Buhurîzade Itri / 20.12.2004
- Genç Osman'sın ulusun / 18.12.2004
- Hangi film sergileniyor? / 03.12.2004
- Fener'in suç yaftası / 01.12.2004

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

06.01.2004, 06.01.2003, 06.01.2002, 06.01.2001, 06.01.2000, 06.01.1999, 06.01.1998, 06.01.1997, 06.01.1996, 06.01.1995, 06.01.1994, 06.01.1993, 06.01.1992, 06.01.1991, 06.01.1990, 06.01.1989, 06.01.1988, 06.01.1987, 06.01.1986


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.