logo
03 HAZİRAN 2026

Altın ithalatı rekor kırdı

 
İhracat Aralık 2020'de aylık bazda 17 milyar 844 milyon dolar ile rekor kırdı. Buna karşılık Türkiye'nin geçen yıl ihracatı, 2019'a göre yüzde 6.26 gerileyerek, 169.5 milyar dolar oldu. İthalat ise yüzde 4.32 artışla 219.4 milyar dolara yükseldi. Türkiye, geçen yıl pandemiye rağmen 49.9 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Geçen yıl altın ithalatı da 20.8 milyar dolarla rekor kırdı. 
 

05.01.2021 18:42:00
Altın ithalatı rekor kırdı
Altın ithalatı rekor kırdı
 
RECEP BAHAR / HABER ANALİZ
 
Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Ankara'da düzenlenen etkinlikte Aralık ayı ile 2020 yılının geneline ilişkin dış ticaret verilerini paylaştı. Verilere göre Aralık ayında Türkiye'nin ihracatı Aralık 2019'a göre yüzde 15.97 artarak, 17 milyar 844 milyon dolara yükseldi. Bu veri aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamı...
İhracat kükrerken, ithalat onu yalnız bırakmadı. Geçen ay ithalat, Aralık 2019'a göre yüzde 11.75 artışla 22 milyar 411 milyon dolara çıktı. Yıllık bazda ise ihracat 2019'a göre gerilerken, ithalat arttı. Bir başka ifadeyle salgın ihracata darbe vururken, ithalatın önünü açtı!  Türkiye'nin geçen yıl ihracatı, 2019'a göre yüzde 6.26 gerileyerek, 169.5 milyar dolara indi. İhracatımız 2019'da 180 milyar 833 milyon dolardı. İthalat ise yüzde 4.32 artışla 219.4 milyar dolara yükseldi. Türkiye, geçen yıl pandemiye rağmen 49.9 milyar dolar dış ticaret açığı verdi.
2019'da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86 iken, bu oran geçen yıl yüzde 77.3'e geriledi. 
 
Altın ithalatı roketledi
 
2019'da ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86 iken, bu oran geçen yıl yüzde 77.3'e geriledi. Altın hariç İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 86.8 seviyesine yükseldi. Altın hariç ithalat yüzde 2.4 düşüşle 194 milyar 242 milyon dolar oldu. Bu da gösteriyor ki, Türkiye geçen yıl rekor miktarda altın ithal etti. İthal edilen altının tutarı ise 20.8 milyar doları aştı. Geçen ay ithal edilen altın miktarı 2.1 milyar doları geçti. İthal edilen altınların önemli bir bölümünü Merkez Bankası satın aldı. Nitekim 27 Aralık 2019'da Merkez Bankası'nın altın rezervi 25.1 milyar dolar iken, bu rakam 25 Aralık 2020'de 43 milyar doları aştı.  Ancak bu artışın 6.2 milyar doları altının geçen yıl dolar bazında yaklaşık yüzde 25 değer kazanmasından kaynaklandı. Yaklaşık 12 milyar dolarlık kısmı ise Merkez Bankası'nın altın satın almasından kaynaklandı. 
 
İhracatın lideri Almanya
 
Türkiye'nin ihracatında Almanya 15 milyar 977 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Ancak bu ülkeye ihracatımız 2019'da 16 milyar 617 milyon dolardı. İkinci sırada 11.2 milyar dolarla İngiltere, 3. sırada 10 milyar 186 milyon dolarla ABD, 4. sırada 9 milyar 136 milyon dolarla Irak, 5. sırada 8 milyar 78 milyon dolarla İtalya yer aldı. Bu ülkeler içinde sadece ABD'ye geçen yıl ihracatımız artış gösterdi.
İthalatta ise Çin 23 milyar dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 21.7 milyar dolarla Almanya, 17.8 milyar dolarla Rusya, 11.5 milyar dolarla ABD, 9.2 milyar dolarla İtalya izledi. Geçen yıl Çin ve Almanya'dan ithalat resmen patladı. 
 
Rekor Aralık ayında geldi
 
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ankara'da Bakanlığın 2020 Yılı Dış Ticaret Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 2010-2019 döneminde ortalama yüzde 3.8 büyüyen dünya ticaret hacminin 2020 yılında yüzde 9.2 daralmasının beklendiğine dikkati çekti. Geçen yıl Ekim ayında 17.3 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamını yakaladıklarını hatırlatan Pekcan, "2020 Aralık ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16 artışla 17 milyar 844 milyon dolar olmuştur. Bu tüm zamanların en yüksek aylık ihracat tutarıdır" dedi. Bakan Pekcan, "2021 yılında ihracatçılara desteğimizi 4.1 milyar liraya çıkardık" dedi. Pekcan, ihracatçı portföyü içindeki KOBİ oranının yüzde 71 olarak gerçekleştiğini ifade ederek, "Bugüne kadar 17 bin 514 ihracatçımıza hususi damgalı yeşil pasaport temin ederek pek çok ülkeye vizesiz girişin önünü açtık" diye konuştu. 
 
İsrail'e ihracatta süper artış
 
Bakan Pekcan, 2020 yılında 44 ülkeye yapılan ihracatta rekor kırıldığını belirterek, "Bunlardan ilk 3'ü sırasıyla ABD, İsrail ve Güney Kore olmuştur" diye konuştu. Pekcan, salgın şartlarındaki talebe de bağlı olarak cep telefonu ve tabletler gibi elektronik ürünlerin ithalattaki artışta etkili olduğunu belirtti. 
2020 yılında en fazla ithalat yapılan faslın 2019'da olduğu gibi mineral yakıtlar (petrol, doğal gaz vesaire) olduğunu ifade eden Pekcan, "Bu fasılda 29 milyar dolarlık ithalat yapılmıştır. Bu faslı 26.6 milyar dolar ile kıymetli taşlar (altın, pırlanta) ve 25.3 milyar dolar ile kazan ve makinalar izlemiştir" diye konuştu.
 
Hizmet ihracatı darbe yedi
 
Hizmet ticaretine ilişkin verileri de paylaşan Pekcan, salgının tüm dünyada en fazla turizm ve taşımacılık gibi hizmet sektörlerini vurduğunu dile getirdi. Hizmet ihracatının 2020 yılının 10 ayında 2019 yılı aynı dönemine kıyasla yüzde 49.5 azalışla 27.3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Pekcan, hizmet ithalatının ise aynı dönemde yüzde 7.1 azalışla 20.8 milyar dolar olduğunu bildirdi.
 
2021 ihracat hedefi 184 milyar dolar
 
TİM Başkanı İsmail Gülle de etkinlikte yaptığı değerlendirmede yeni normalin ilk yılı olan 2021'de 184 milyar dolar ihracat hedeflediklerine işaret ederek, "Dünya mal ticaretinde bu yıl tarihimizde ilk defa yüzde 1 paya ulaşacağız. 2021'de de öncelikli hedefimiz bu payı korumak olacak. 2020'de ailemize katılan 18 bin 123 firmamız 3.57 milyar dolarlık ihracat yaptı. 2021'de de ihracat ailesi büyümeye devam edecek" dedi. Gülle, geçen yıl genelinde 6 sektörün ihracat rekoru kırdığına işaret ederek, "Bu sektörlerimiz, 7 milyar 301 milyon dolar ihracatla Hububat, 5 milyar 567 milyon dolarla Mobilya, 3 milyar 760 milyon dolarla Çimento, 2 milyar 731 milyon dolarla Yaş Meyve Sebze, 2 milyar 605 milyon dolarla Halı ve 1 milyar 684 milyon dolarla Meyve Sebze Mamulleri oldu" dedi.  2020 yılı genelinde 25 milyar 549 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Otomotiv sektörü liderliğini korurken; 18 milyar 263 milyon dolara ulaşan Kimyevi Maddeler sektörü ikinci, 17 milyar 143 milyon dolara ulaşan Hazırgiyim sektörü ise üçüncü oldu. Geçen yıl 39 ülkeye ihracatımız 1 milyar doları aştı, Avrupa Birliği'ne ise 70 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Bu arada 2020'de toplam Covid-19 ürünü ihracatı yüzde 233 artışla 1.2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
 

DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

02.06.2026 21:29:00
Haber Merkezi
DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Mersin, Nevşehir, Samsun ve Şanlıurfa'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlar yapıldı.

Operasyonlarda, terör örgütü DEAŞ'a üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü DEAŞ'ın propagandasını yaptıkları tespit edilen 70 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğü vurgusu yapıldı.

Türkiye'de son 5 yılda (2021-2026 arası) yakalanan toplam DEAŞ şüphelisi sayısı 11.000'i aşmıştır.

Gümüşhane'de dehşet!

Gümüşhane'nin Torul ilçesinde bir kişi bugün eşini odunla döverek öldürdü  

02.06.2026 17:46:00
Haber Merkezi
Gümüşhane'de dehşet!
Gümüşhane'de dehşet!
Feci olay bugün saat 14.15 sıralarında ilçedeki Merkez mahalle Değirmen yanı mevkiinde yaşandı.

Halis Pekin (27) bilinmeyen bir nedenle eşi Arzu Pekin'i (26) evlerinin önündeki odun istiflenen alanda tartışmaya başladı. Tartışmanın ardından Pekin eşini odunla döverek öldürdü. Ardından da kendisine ait kamyonet ile olay yerinde kaçtı.

Şahsa ait kamyonet ilçe dışında Gümüşhane-Trabzon karayolu kenarından terk edilmiş halde bulunurken, Pekin'in yakalanması için çalışma başlatıldı.

Arzu Pekin'in cansız bedeni ise olay yerindeki incelemenin ardından otopsi için hastane morguna kaldırıldı.

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

02.06.2026 15:41:00
AA
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Mersin, Nevşehir, Samsun ve Şanlıurfa'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlar yapıldı.

Operasyonlarda, terör örgütü DEAŞ'a üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü DEAŞ'ın propagandasını yaptıkları tespit edilen 70 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğü vurgusu yapıldı. AA

Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı

Marmara Denizi'nden Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı. Deniz canlıları için ölüm tuzağına dönüşen hayalet ağlar, 4 gün süren operasyonla 6 noktadan çıkarılarak, ekosistemin daha fazla zarar görmesinin önüne geçildi

02.06.2026 14:40:00 / Güncelleme: 02.06.2026 14:44:16
AA
Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı
Marmara Denizi'nde bulundu, 4 günde çıkarıldı
Deniz Yaşamını Koruma Derneğinin Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirdiği "Mavi Atlas" uygulaması kapsamında, Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında 6 noktada yapılan operasyonda, yıllarca deniz canlıları için ölümcül tuzağa dönüşüp ekosistemi tehdit eden, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükte hayalet ağ çıkarıldı.

Türkiye'nin denizel biyoçeşitliliğini bilimsel verilerle kayıt altına almayı ve vatandaş katılımıyla deniz koruma çalışmalarını güçlendirmeyi amaçlayan "Mavi Atlas" mobil uygulaması, Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü işbirliğiyle 10 ay önce hayata geçirildi.

Mobil uygulama üzerinden vatandaşlar, deniz canlılarına ilişkin tür, derinlik ve konum bilgilerini sisteme yükleyerek Türkiye'nin denizel biyoçeşitlilik haritasının oluşturulmasına katkı sağlıyor.

Deniz canlıları için büyük tehdit oluşturan hayalet ağlar da uygulama üzerinden ihbar edilerek, ekiplerin müdahalesine imkan tanınıyor.

Uygulamanın devreye alınmasının ardından gelen ilk ihbarlardan biri Heybeliada açıklarından oldu. İhbar üzerine bölgeye dalış gerçekleştiren ekip, bir batığın üzerinde bulunan hayalet ağı çıkardı.

Hayalet ağda aralarında pina yavrusunun da bulunduğu çok sayıda deniz canlısının öldüğü tespit edildi.

Hayalet ağların bulunduğu bölgede su altı kamerasıyla keşif çalışması yapıldı

"Mavi Atlas"a bu kez Marmara Adası sakini bir dalıcıdan gelen ihbar üzerine ekip yeniden harekete geçti. Ada açıklarında geniş bir alana yayılan hayalet ağların bulunduğu bilgisi üzerine operasyon hazırlıkları başlatıldı.

Ekipte yer alan Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, sanayi dalgıcı Engin Ege Gencer, gönüllü dalıcı Yener Kuşculuoğlu, hayalet ağ çıkarma teknesi kaptanı Şahin Tuna ve Gizem Ece, ağların çıkarılması için gerekli kaldırma balonları, kesici ekipman, su altı görüntüleme sistemleri ve güvenlik malzemelerini teknelere yükledi.

Ekip, sabahın ilk ışıklarında Marmara Adası'na ulaşmak üzere yelkenli ve hayalet ağ çıkarma teknesiyle yola çıktı.

Yaklaşık 25 knotu bulan rüzgar ve yağış altında ilerleyen ekip, olumsuz hava koşullarında yaklaşık 12 saat süren yolculuğun ardından gece adaya ulaştı. Hazırlık yaparak ihbar edilen koordinatlara açılan ekibe, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de eşlik etti.

Hayalet ağların bulunduğu bölgede ilk olarak su altı kamerası kullanılarak keşif çalışması yapıldı. Deniz tabanına indirilen kamera ile ağların kayalık alanlara ve oyuklara sıkıştığı görüldü.

Ağların bazı bölümlerde kayalara sıkıca dolandığı, bazı bölümlerde ise akıntıyla birlikte deniz tabanında sürüklenerek adeta görünmez bir tuzağa dönüştüğü gözlemlendi.

Ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu

Görüntülenen operasyon sırasında, ağlara takılmış çok sayıda deniz canlısı bulundu. Su altında yapılan kontrollerde halen hayatta olan çok sayıda deniz canlısı, ağlardan dikkatlice kurtarılarak yeniden yaşam alanlarına bırakıldı.

Bacağına yavrusu sıkıca tutunan dişi keşiş yengecinin kurtarıldığı anlar ise operasyonun en dikkati çeken görüntülerinden biri oldu.

Bazı ağların içinde kalamar yumurtaları, deniz yıldızları, deniz patlıcanları, yengeçler ve çeşitli balık türleri bulundu. Çok sayıda canlının ise ağlarda uzun süre mahsur kaldığı için öldüğü belirlendi. Kontrollü şekilde yüzeye çıkarılan ağlar, daha sonra tekneye çekildi.

Teknede yapılan kontroller sırasında da yaşam belirtisi gösteren canlılar tek tek ağlardan ayrılarak yeniden denize bırakıldı. Ağlardan çıkarılan canlıların bazıları ölçülüp kayıt altına alınırken, operasyon boyunca elde edilen veriler "Mavi Atlas" sistemine işlendi.

15 bin metrekare büyüklüğünde hayalet ağ köy meydanına serildi

4 gün 6 farklı noktada gerçekleştirilen 7 dalışta, yaklaşık 15 bin metrekare hayalet ağ, 200 metrekare misina ağ, 225 kilo kurşun ağırlık, 30 metre halat ve 50 metre trol kapı halatı çıkarıldı.

Böylece hem deniz canlılarının yaşam alanları temizlendi hem de ağların yıllarca sürebilecek avcılık etkisinin önüne geçildi.

Topağaç köyü meydanına serilen yaklaşık 2 futbol sahasından büyük, Çamlıca Kulesi'ni baştan aşağı örtebilecek büyüklükteki hayalet ağ, denizlerden ne kadar büyük bir tehlikenin bertaraf edildiğini ortaya koydu.

Çıkarılan hayalet ağlar ham maddeye dönüştürülecek. Bu malzemelerden üretilecek güneş gözlüklerinin saplarına mercan, pina, deniz yıldızı, orka ve vatoz figürleri ile ağların çıkarıldığı koordinat bilgileri işlenecek.

"Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor"

Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, hayalet ağların tüm dünyada sorun olduğunu, av araçlarının neredeyse yüzde 2'sinin denizde kaybolduğunu söyledi.

Yaklaşık 10 yılda yaptıkları çalışmalarda 500 bin metrekareye yakın hayalet ağı deniz tabanından temizlediklerini belirten Narcı, denizlere terk edilen hayalet ağlarda milyonlarca deniz canlısının öldüğünü, o ağ çıkarılmadığı sürece ölümlerin sürdüğünü kaydetti.

Narcı, "Burada milyonlarca deniz canlısı yaşıyor. İçeriye giremedikleri için üreme yapamıyorlar ya da içeride kaldılarsa da beslenemedikleri için ölüyorlar. Ölenleri avlamaya gelen kuşlar dahil milyonlarca deniz canlısı, biz onu çıkarmadığımızda belki de 100 yıl boyunca devam edecek bir ölüme neden oluyor. Plastik bir ham maddesi olduğu için 100-150 yıl orada kalıyor. Düşünün ne kadar, milyonlarca deniz canlısını yok ettiğini." dedi.

"Mavi Atlas" uygulamasına hayalet ağlara ilişkin gelen her ihbarı deniz canlılarını korumak adına değerlendirdiklerini ifade eden Narcı, bazen asılsız bile olsa o bölgeye gidip kontrollerini yaptıklarını bildirdi.

Narcı, bu kapsamda Heybeliada açıkları için gelen ihbar üzerine ekiple yaptıkları dalışta bir batık ve onun üzerinde buldukları hayalet ağı çıkardıklarını anlattı.

İlk ihbarlardan olan Marmara Adası açıklarında düzenlenen ağ çıkarma operasyonuna ilişkin Narcı, şunları söyledi:

"Oraya gittiğimizde teknemizde bulunan kamerayla ağın boyunu, derinliği, nasıl bir planlama yapacağımızı belirliyoruz. Akabinde dalışa hazırlanıyoruz. Balonlarla ve bazen de özel teknik malzemelerimizi kullanarak suyun altına iniyoruz. Her zaman ağlar düz bir zeminde olmuyor. Ağlar genelde taşlıklara takılı olduğu için bu taşlıkların içleri yuva dolu. Kameralarımız iniyor, ölçümler yapılıyor, sonra ekibimizle brifingimizi yapıyoruz ve sonra dalışa iniyoruz. Bazen ağlar çok hassas bir deniz ekosistemi içerisinde oluyor."

"Deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık"

Asmalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Marmara Adalar Belediyesi destekleriyle çalışmalarını yürüttüklerini ifade eden Narcı, şöyle konuştu:

"Son dalışımızda yuvaya sıkışmış büyük dişi mığrı ve birçok deniz canlısı vardı. Küçük bir keşiş yengeci vardı. O kadar büyük korku hali vardı ki kolunun birine yavrusu sıkıca tutunmuştu, su altında onları ağdan kurtardık. Belki de bir aileyi suyun altında ölümden kurtardığımız bir süreç oldu. O canlılara yardım ediyor olmak, özellikle insan eliyle kirletilmiş bir yeri, başka bir insan eliyle temizlemek ve doğaya iyi gelmek, restorasyonun bir parçası olmak bizim için zaten en büyük mutluluk. Bir ağda çok fazla kalamar yumurtaları vardı. Ağdan ayırabildiğimizi suyun altında ayırdık. Tekneye çıkardığımızda da bütün deniz canlılarını ağdan kurtarıp tekrar denize ulaştırdık."

Narcı, çıkardıkları ağların geri dönüşüme kazandırılıp güneş gözlüğüne dönüştürüleceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu son dalışımızda ölçümlere bakarsak şu an için sanırım 15 bin metrekareden fazla bir ağ çıkarmış olduk. Bu oldukça yüksek bir ağ. Üzerindeki kurşunlarıyla beraber, onların hepsi şimdi geri dönüşüme gidecek. Bu bizim için aynı zamanda hem sıfır atık kapsamında hem de döngüsel ekonomi açısından da son derece önemli. Deniz koruma, sıfır atık ve döngüsel ekonomiyi bir araya getiren bu örnek uygulama, Türkiye'nin COP31 yolculuğunda küresel çevre vizyonumuzu dünyaya göstermek adına da kıymetli bir adım."

"Daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim"

"Mavi Atlas"a hayalet ağ ihbarında bulunan ada sakini dalıcı Ömer Altuncu ise 3-4 yıl önce yaptığı dalışta hayalet ağları gördüğünü ve tek başına olduğu için bir şey yapamadığını söyledi.

Yakın zamanda yaptığı bir başka dalışta o ağların halen durduğunu fark etmesi üzerine "Mavi Atlas"a ihbarda bulunduğunu dile getiren Altuncu, "Zaman içinde aynı yere tekrar gitme ihtiyacı hissettim. Aşağı gittiğimde ağların hala orada durduğunu fakat bu sefer daha önce aşağıda gördüğüm canlıların orada var olmadığını tespit ettim. Ağların hala çalıştığını, balık popülasyonunun ve diğer canlıların oradan kaybolmasına sebep verdiğini düşündüm. İhbar ettim. İhbarıma dönüş yapıp buraya geldiler, kendilerine eşlik ettim, çok güzel bir çalışma oldu" dedi.

Altuncu, denizin dibinde bırakılmaması gereken ciddi bir ağ çıkardıklarını belirterek, "Bunun yanı sıra trollerden kalma halatlar varmış, onları da çıkardık. Çıkarılan ağlarda deniz canlıları vardı, deniz yıldızları, deniz patlıcanı ve bir sürü canlı, en önemlisi kalamarların çok ciddi boyutta yumurta bıraktıklarını gördüm. Burada ağlar çok oluyor, aslında göz ardı edilmemesi gereken bir şey ama insanların biraz duyarsızlığı var bu konuda" ifadelerini kullandı.

Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı

Balıkesir Valiliği Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu kararı doğrultusunda, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası dışındaki tüm güzergahlar 15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla girişlere kapatıldı. Orman Yangın tedbirleri kapsamında yaklaşık 19 bin hektarlık dev ormanlık alana girişler yasaklandı

02.06.2026 13:37:00
İHA
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Yaz mevsiminin gelmesi ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangınları riskine karşı körfez bölgesinde çok radikal önlemler devreye sokuldu. Balıkesir Valiliği Balıkesir İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 2026/1 sayılı kararı gereğince, akciğerimiz olan ormanların korunması amacıyla Kazdağı Milli Parkı sınırları içerisinde geniş kapsamlı kısıtlama kararları alındı.






15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olan resmi tedbir kapsamında, milli park sahasının çok büyük bir bölümünü oluşturan yaklaşık 19 bin hektarlık ormanlık alana sivillerin girişi tamamen engellendi.








Koruma alanları ve kritik mevkiler tamamen kapatıldı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü görev ve sorumluluk alanında bulunan Kazdağı Milli Parkı içerisindeki en kritik ekosistemler koruma altına alındı. Yasak kararıyla birlikte Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı başta olmak üzere; Beypınarı, Düden, Kirsealan, Tavşanoynağı, Çamlıbel, Tahtakuşlar, Akyer, Güre Kavurmacılar ve Zığındere gibi yangına karşı birinci derecede hassas olan tüm güzergah ve mevkiler tamamen giriş kısıtlaması kapsamına dahil edildi. Yetkililer, bu alanlarda yangın riskini minimuma indirmek amacıyla denetimlerin ve kolluk kuvvetleri devriyelerinin de artırılacağını bildirdi.








Sadece belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası açık kalacak

Alınan komisyon kararına göre tatilcilerin ve doğaseverlerin mağdur olmaması adına milli park içerisindeki bazı turistik noktalar ise yasağın dışında tutuldu. Yapılan resmi açıklamada, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki Yayla Çadırlı Karavanlı Kamp Alanı, meşhur Hasanboğuldu Günübirlik Kullanım Alanı, Pınarbaşı Günübirlik Kullanım Alanı ve bölgenin gözdesi olan Cam Seyir Terası'nın vatandaşların ziyaretine açık kalmaya devam edeceği vurgulandı. Bu istisnai noktalar haricinde kalan hiçbir ormanlık bölgeye kesinlikle girilemeyeceği belirtilerek kurallara uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacağı kamuoyuna önemle duyuruldu.

Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti

İstanbul’un simge yapılarından Yerebatan Sarnıcı, mülkiyet tartışmalarına son noktayı koyan mahkeme kararının ardından bugün saat 10.00'da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Tahliye işlemi kapıda turistler beklerken yapılırken, sarnıç yeni gişe sistemi kurulana kadar geçici olarak ziyarete kapatıldı
 

02.06.2026 13:10:00
Haber Merkezi
Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti
Yerebatan Sarnıcı’nda resmi devir gerçekleşti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında aylardır süren mülkiyet krizi bugün resmi tahliye ile sonuçlandı. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında tarihi sarnıcın vakıf mülkiyetine geçirilmesine karşı İBB'nin açtığı yürütmeyi durdurma talepli dava mahkeme tarafından reddedildi.

Mahkeme kararının ardından gönderilen resmi tebligat doğrultusunda, bugün saat 10.00 itibarıyla tarihi yapıda tahliye süreci tamamlandı ve yönetim tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçti.

Turistler kapıdayken tahliye edildi

Sabah saatlerinde sarnıcı ziyaret etmek için kapıda uzun kuyruklar oluşturan yerli ve yabancı turistler, tahliye işlemi nedeniyle içeri alınmadı. İBB'ye bağlı Kültür A.Ş. ekipleri tarihi sarnıçtaki gişe sistemlerini söktü. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kendi bilet ve gişe altyapısını kuracağı süre boyunca Yerebatan Sarnıcı'nın geçici olarak ziyarete kapalı kalacağı bildirildi.

"Kiracı sıfatıyla buradayız, devrediyoruz"

Devir teslim sürecine ilişkin açıklama yapan İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Osman Cenk Akın, sabah saatlerinde kendilerine resmi tebligatın ulaştığını belirterek şunları söyledi:

"2022 yılında burayı restore etmiştik. Bu renovasyon sonrasında yaklaşık 11 milyon kişiyi ağırladık. 18 Nisan itibarıyla başlattığımız kampanya ile Türk vatandaşlarına giriş ücretini 1 TL yapmıştık ve bugüne kadar 500 bin vatandaşımız bu imkandan yararlandı. Biz burayı hakikaten iyi yönettik. Tabii ki hukuki süreçler devam ediyor ancak Kültür A.Ş. olarak burada kiracı sıfatıyla bulunuyorduk ve bugün itibarıyla devrimizi gerçekleştiriyoruz. Burası tamamen Vakıflar'ın sorumluluğuna geçiyor."

Mahkeme İBB'nin itirazını reddetti

Süreç, Nisan 2026'da Yerebatan Sarnıcı'nın tapuda İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesiyle başlamıştı. İBB'nin açtığı dava üzerine Mayıs ayında İstanbul 8. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermiş olsa da, savunmaların ardından yapılan değerlendirmede İBB'nin itirazı haksız bulundu ve yürütmeyi durdurma kararı kaldırılarak devrin önü açıldı.

Devredilen tarihi yapıların son örneği

İBB Miras tarafından 13 milyon Euro maliyetle kapsamlı bir restorasyon ve deprem güçlendirmesinden geçirilen Yerebatan Sarnıcı; son dönemde mülkiyeti İBB'den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilen Taksim Gezi Parkı, Galata Kulesi, Pera Palas Oteli ve Selimiye Kışlası gibi tarihi yapıların son örneği oldu.

Yerebatan Sarnıcı'nın yeni gişelerin kurulmasının ardından, Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinde yeni bilet fiyat politikasıyla yeniden ziyarete açılması bekleniyor.

İBB Davası'nın 43. duruşması başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 43. duruşması başladı

 

02.06.2026 10:59:00 / Güncelleme: 02.06.2026 11:03:20
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 43. duruşması başladı
İBB Davası'nın 43. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmaya, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Yunus Göçer'in savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek


 
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), biyometrik tanıma sistemlerinin mesai takibi için kullanılmaması, takibin şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması yönünde ilke kararı verdi.

02.06.2026 10:32:00
HABER MERKEZİ/AA
İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek
İşverenler çalışanlarını 'özel yöntemlerle' takip edemeyecek

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), biyometrik tanıma sistemlerinin mesai takibi için kullanılmaması, takibin şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması yönünde ilke kararı verdi.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, KVKK'ye ulaşan ihbar ve şikayetler arasında en çok karşılaşılan hususlardan biri çalışanların mesai takibini dijitalleşme ve güvenliği artırma amacıyla kurulan biyometrik sistemlere ilişkin oldu.

Kolay takibe imkan veriiyor ancak...

Parmak izi, yüz tanıma sistemi, iris veya retina taraması şeklindeki biyometrik tanıma sistemlerinin hızlı, doğru ve manipülasyona dirençli özellikleriyle cazip göründüğüne işaret edilen kararda, "kişisel verilerin korunması hukuku bağlamında son derece hassas bir alanı oluşturduğu" değerlendirmesine yer verildi.
"İşçi-işveren ilişkisinde yapısal güç dengesizliği" bulunduğuna dikkati çekilen kararda, işçiden konuyla ilgili "açık rıza" alınmasının özgür iradeye dayanıp dayanmadığı hususunda da ciddi tereddütler içerdiği ifade edildi.

"Açık rıza" kapsamında biyometrik veri işleme faaliyetlerinin, yalnızca hukuki sebebe değil aynı zamanda ölçülülük, gereklilik ve veri minimizasyonu ilkelerine de uygun olması gerektiği vurgulanan kararda, "Yasal düzenlemeler ile işverenin çalışma sürelerini takip etmesi ve belgelemesi yönünden hukuki çerçeve çizilmiş olmakla birlikte takibin biyometrik tanımlama sistemleriyle yapılmasını öngören açık kanuni bir düzenleme bulunmadığından mesai takibinin biyometrik verilerin işlenmesi yoluyla gerçekleştirilmesi hukuka aykırılık teşkil edebilecektir" açıklaması yapıldı.

Biyometrik verilerin mesai takibi amacıyla yalnızca açık rıza şartına dayanılarak işlenmesinin yeterli bir hukuki zemininin bulunmadığı aktarılan kararda, ayrıca ölçülü de olmadığı belirtildi.

Mesai takibi alternatif yollarla yapılsın

KVKK'nin kararında, mesai takibinin biyometrik tanımlama sistemleri yerine şifreli kart veya PIN tabanlı sistemler, geleneksel imza ve kağıt bazlı devam çizelgeleri, RFID/NFC kimlik kartları ya da denetçi gözetiminde elle giriş gibi alternatif yollarla sağlanması gerektiği kaydedildi.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesinin veri sorumlularınca sağlanması gerektiği vurgulanan kararda, buna uygun hareket edilmediğinin tespiti halinde ilgili veri sorumluları hakkında işlem tesis edileceği bildirildi.

Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda

Nisan ayında gerçekleştirdikleri kilometrelerce yürüyüş ve 9 günlük açlık grevinin ardından üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşmaya varan Doruk Madencilik işçileri, ödeme taahhütlerinin yerine getirilmemesi üzerine 1 Haziran 2026 itibarıyla yeniden Ankara yolunu tuttu. Beypazarı'nda otobüsleri iptal edilen ve engellemelerle karşılaşan madenciler, "Haklarımız eksiksiz yatana kadar bakanlıkların ve holding binalarının önü direniş alanıdır" diyerek kararlılıklarını vurguladı

01.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda
Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen maaşları ve tazminatları için nisan ayında tarihi bir direniş başlatmıştı. Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen ve başkentte 9 gün boyunca açlık grevi yapan işçiler, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcilerinin devreye girmesiyle eylemlerini askıya almıştı.

28 Nisan 2026'da yapılan üst düzey görüşmede, işçi alacaklarının en geç 15 Mayıs 2026 tarihine kadar tamamen ödeneceği taahhüt edilmiş, Çalışma Bakanlığı tarafından ek 60 milyon TL'lik ödeme yapıldığı duyurulmuştu. Ancak verilen bu resmi sözlere ve devlet kurumlarının garantörlüğüne rağmen holding yönetimi taahhütlerine uymadı. Sadece ödemeler eksik kalmakla yetinmedi, iddialara göre eyleme katılan 125 maden işçisi işten çıkarıldı ve bu işçilerin kıdem tazminatları ile 45 günlük içeride kalan ücretleri de gasp edildi.

Ankara yolunda ilk engel

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde 1 Haziran'da yeniden Ankara'da toplanma kararı alan işçiler, daha yolun başında sert engellemelerle karşılaştı. Beypazarı'ndan Ankara merkeze hareket etmek isteyen madenciler için Beypazarı Belediyesi tarafından tahsis edilen otobüslerin, hükümet ve emniyet birimlerinin baskısı sonucu geri çekildiği öne sürüldü.

Konuya ilişkin açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, sürecin engellenmeye çalışıldığını şu sözlerle duyurdu:

"Üç kez otobüs kiraladık, üçü de iptal ettirildi. Şoförler emniyet ve mülki amirler tarafından ruhsat iptali ve cezalarla tehdit edildi. Karşımıza çıkan güçlere sesleniyoruz; eğer IBAN'larımıza parayı yatırma kudretiniz yoksa bize 'yasak' diye, 'buradan yürüyemezsiniz' diye çıkmayın. Biz her şeyi açık ve hukuki yollarla yapıyoruz."

Madencilerin talepleri neler?

Yeniden Ankara'da İçişleri Bakanlığı önünde ve holding merkezlerinde eylem alanları kuracaklarını açıklayan madencilerin talepleri net:

Tüm Alacakların Ödenmesi: Ödenmemiş kıdem ve ihbar tazminatları, içeride kalan aylık ücretler, ücretsiz izin günlerine ait primlerin eksiksiz yatırılması.

İşe İade ve Güvence: Direnişe katıldığı gerekçesiyle hukuksuzca işten atılan 125 işçinin derhal işe geri başlatılması.

Ücretsiz İzin Dayatmasının Kaldırılması: İşçilerin rızası dışında uygulanan süresiz ücretsiz izin politikasının son bulması.

İş Güvenliği (İSİG): Maden ocaklarında İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uygun, insani bir çalışma ortamının sağlanması.

Kamulaştırma: Hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen madenin devlet eliyle kamulaştırılarak iş güvencesinin teminat altına alınması.

"Kimsenin sözüne inanıp eylemi bırakmayacağız"

Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, nisan ayındaki eylemlerde kendilerine "Suhuletle bu işi çözelim" diyen yetkililerin sözlerini tutmadığını belirterek, "1 Haziran itibarıyla ailelerimizle birlikte eylemdeyiz. Bu sefer paralar hesaplarımıza kuruşu kuruşuna yatmadan kimsenin sözüne inanıp eylem alanını terk etmeyeceğiz" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın daha önce şirket hakkında sarf ettiği "Ben bu şirkete bir daha asla ruhsat falan vermem" açıklamalarını da hatırlatan işçiler, maden patronlarının devlet gözetiminde işçi haklarını gasp etmesine seyirci kalınmamasını istiyor.

Madenciler, tüm baskı ve ulaşım engellemelerine rağmen kararlılıkla yürümeye ve haklarını alana kadar başkentten ayrılmamaya yeminli.

7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu

Yaklaşık 1 yıl önce dünya evine giren ve 7 aylık hamile olan acil servis hemşiresi genç kadın evinde ölü olarak bulundu. Genç hemşire için düzenlenen törende ailesi ve mesai arkadaşları gözyaşlarına boğuldu

01.06.2026 15:00:00
İhlas Haber Ajansı
7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu
7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu
Antalya'da yaklaşık 1 yıl önce dünya evine giren ve 7 aylık hamile olan acil servis hemşiresi genç kadın evinde ölü olarak bulundu. Genç hemşire için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde törende ailesi ve mesai arkadaşları gözyaşlarına boğuldu.






Olay, dün akşam saat 20.00 sıralarında Kepez ilçesi Yeşilyurt Mahallesi 4314 Sokak üzerinde bulunan 3 katlı bir apartmanın en üst katında meydana geldi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'nde hemşire olarak görev yapan Esra Uğur'a (29) cuma günü mesai çıkışı sonrasında ulaşamayan ve dün de işe gitmediği öğrenilen genç kadından haber alamayan yakınları ikamet ettiği adrese geldi. Telefon aramalarına ve kapıyı çalmalarına rağmen genç kadından cevap alamayan yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi.









Genç kadın ve bebeği hayatını kaybetti

Verilen adrese gelen polis ekiplerinin eşliğinde daireye giren Esra Uğur'un yakınları evin içerisinde 7 aylık hamile genç kadını kolunda serum takılı halde hareketsiz olarak buldu. Adrese gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde genç kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Bunun üzerine adrese Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve Olay Yeri İnceleme ekibi sevk edildi. Olayı haber alarak genç kadının evine gelen arkadaşları ve yakınları gözyaşlarına boğuldu.









Hamile eşi ve karnındaki bebeğinin ölüm haberini alarak eve gelen genç kadının kocası U.U. sinir krizi geçirerek olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından genç kadının cansız bedeni kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Genç kadının cenazesi otopsi işlemlerinin ardından bugün anne, babası ve yakınları tarafından Antalya Adli Tıp Kurumu'ndan alındı.









Annesi ve yakınları gözyaşlarına hakim olamadı

Karnında 7 aylık bebeği ile birlikte hayatını kaybeden genç hemşirenin yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken, annesi gözyaşlarına hakim olamadı. Cenazenin teslim alınması sırasında fenalaşan anne için ambulans çağrıldı. Esra Uğur için görev yaptığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde de bir tören düzenlendi. Düzenlenen törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, genç kadının hayatını kaybetmesi nedeniyle üzgün olduklarını belirterek, yakınlarına sabır diledi. Esra Uğur ve karnındaki 7 aylık bebeği Uncalı Mezarlık Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kurşunlu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.