Amerika aslını inkar etmedi. Atalarının Kızılderililer'e yaptığı gibi, savunmasız ve çaresiz Afganistan halkına, terör bahanesiyle saldırdı. Amerika'nın huyudur, kendilerine ekmek verenlere taş atarlar. Kızılderililere öyle yaptılar, Müslümanlara öyle yapıyorlar. İlk sömürge kafilesi Amerika'ya ayak bastığında açlıktan öleceklerdi. Dara düşmüş herkese yardım etmek gerektiğine inanan Kızılderililer, onlara hindi ve mısır verdiler. Açlıktan ve soğuktan onları korudular. Karşılığı ne oldu? Zülüm ve ölüm.
Kızılderililer'e yapılan zulümler zamanla o boyuta vardı ki, kafa avcılığı en kazançlı iş oldu. Çünkü bazı bölgelerde bir Kızılderili'nin kafasını getiren herkese, yerel hükümetler beş dolar mükafat veriyordu. Halbuki istedikleri herşeyi zulüm etmeden, insan öldürmeden de elde etme imkanına sahiptiler. Böyle olduğu halde, neden bu yolu seçtiklerini anlayamayan Kızılderili bir kabilenin reisi, sömürgeci beyazlara şöyle sesleniyordu: "Sevgi ile alabileceğiniz şeyleri niçin kuvvet zoruyla almak istiyorsunuz? Size yiyecek sağlayan bizleri niçin öldürüyorsunuz? Niçin bu kadar kıskançsınız? Bizler silahsızız, düşmanla savaşacak gibi top ve tüfekle değil, sevgi ve dostlukla geldiğinizde istediğiniz şeyleri sizlere vermeye hazırız".
İşte Amerika'nın huyu ve tarihi budur. Daha doğrusu Amerika'nın tarihi yoktur. Fransız sosyal eleştirmeni Jean Baudrillard Amerika için şöyle der: "Tıpkı geçmişin ilkel toplumları gibi Amerika'nın da bir geçmişi yok. Yüzyılların anlamını biriktirmiş, gerçeklik ilkelerini geliştirmiş bir "atalar diyarı" yok. Bunu söylerken bir toprak parçasından değil, sembolik bir diyardan söz ediyorum. Bu nedenle Amerika, tarihsel bir bakış açısından hiç bir ağırlığa sahip değildir". Şu talihsizliğe bakınız ki, böyle bir ülke, bugün bütün dünyayı özellikle de Türkiye'yi peşine takmış durumda.
Eğer dünya devletleri uyanmaz, ABD'nin terörü bahane ederek başka hedeflere yöneldiğini, dünya dengelerini değiştirmek istediğini görmezse, büyük bir felaket kaçınılmaz olur. Nitekim 11 Eylül'den sonra ABD'de yayımlanan bazı gazetelerin başlığı şöyle idi: "Hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak". Ama ne yazık ki, Türkiye'de herşey eskisi gibi. Türkiye'nin idarecileri, hala Amerika ne diyorsa "doğrudur" anlayışı içerisinde hareket ediyorlar. Tarihi şanla ve şerefle dolu Türk ordusunu, ABD'nin kirli savaşına bulaştırmak istiyorlar. Zerre kadar milli duyguya sahip bir kişi, asla buna rıza gösteremez. M. Kemal Paşa, "Maksadı ne olursa olsun, vatan tehlikeye girmedikçe harp, bir cinayettir" diyor. ABD, bu cinayeti rahatlıkla işleyebilir. Çünkü geçmişi, kültürü, inancı, buna müsaittir. Zaten ABD'den bundan başkası da beklenemez. ABD zulümle abat olmuş bir ülkedir. Zulümle abat olan, kahrıyla berbat olur. Ömrü olanlar ABD'nin de berbat olacağını görecektir. Basiret ehli, bu sürecin başladığını müjdelemektedir.
ABD'nin güçlü silahlarına bakıp aldanmayınız. "Silahların savaş kazandırdığını fakat savaşların sonucunu belirleyemediğini" ben değil, Amerikalı Peter F. Drucker söylüyor. Hem de çok doğru söylüyor. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş da, "savaşlar cereyan tarzı ve neticeleri dikkate alınarak değerlendirilir; her işte itibar neticeyedir" diyor. (Rahmeten li'l alemin, c 1, s. 324). Geçmişte bu çeşit savaşlarda neticenin nasıl olduğunu Peter F. Drucker, "Yeni Gerçekler" adlı kitabında şöyle anlatıyor: "Kore Savaşı, Birleşik Devletlerin asker ve silah yönünden ezici üstünlüğüne rağmen berabere bitmiştir. Büyük güç ile küçük rakibi arasındaki öbür çatışmaların hepsinde de, yine büyük güç kaybetmiştir. Fransızlar Cezayir'de, Amerikalılar Vietnam'da, Ruslar Afganistan'da kaybettiler".(S. 46) Şimdi bu tespitlerden hareket ederek soralım: "Amerika Afganistan'daki savaşı kazanacak mı?". Kesinlikle hayır. ABD, Afganistan'da akrep gibi kendi kendini sokuyor. Bunu herkes görecektir. "ABD ikna olmuşsa, biz de ikna olduk" diyenler bile.
Kızılderililer'e yapılan zulümler zamanla o boyuta vardı ki, kafa avcılığı en kazançlı iş oldu. Çünkü bazı bölgelerde bir Kızılderili'nin kafasını getiren herkese, yerel hükümetler beş dolar mükafat veriyordu. Halbuki istedikleri herşeyi zulüm etmeden, insan öldürmeden de elde etme imkanına sahiptiler. Böyle olduğu halde, neden bu yolu seçtiklerini anlayamayan Kızılderili bir kabilenin reisi, sömürgeci beyazlara şöyle sesleniyordu: "Sevgi ile alabileceğiniz şeyleri niçin kuvvet zoruyla almak istiyorsunuz? Size yiyecek sağlayan bizleri niçin öldürüyorsunuz? Niçin bu kadar kıskançsınız? Bizler silahsızız, düşmanla savaşacak gibi top ve tüfekle değil, sevgi ve dostlukla geldiğinizde istediğiniz şeyleri sizlere vermeye hazırız".
İşte Amerika'nın huyu ve tarihi budur. Daha doğrusu Amerika'nın tarihi yoktur. Fransız sosyal eleştirmeni Jean Baudrillard Amerika için şöyle der: "Tıpkı geçmişin ilkel toplumları gibi Amerika'nın da bir geçmişi yok. Yüzyılların anlamını biriktirmiş, gerçeklik ilkelerini geliştirmiş bir "atalar diyarı" yok. Bunu söylerken bir toprak parçasından değil, sembolik bir diyardan söz ediyorum. Bu nedenle Amerika, tarihsel bir bakış açısından hiç bir ağırlığa sahip değildir". Şu talihsizliğe bakınız ki, böyle bir ülke, bugün bütün dünyayı özellikle de Türkiye'yi peşine takmış durumda.
Eğer dünya devletleri uyanmaz, ABD'nin terörü bahane ederek başka hedeflere yöneldiğini, dünya dengelerini değiştirmek istediğini görmezse, büyük bir felaket kaçınılmaz olur. Nitekim 11 Eylül'den sonra ABD'de yayımlanan bazı gazetelerin başlığı şöyle idi: "Hiç bir şey artık eskisi gibi olmayacak". Ama ne yazık ki, Türkiye'de herşey eskisi gibi. Türkiye'nin idarecileri, hala Amerika ne diyorsa "doğrudur" anlayışı içerisinde hareket ediyorlar. Tarihi şanla ve şerefle dolu Türk ordusunu, ABD'nin kirli savaşına bulaştırmak istiyorlar. Zerre kadar milli duyguya sahip bir kişi, asla buna rıza gösteremez. M. Kemal Paşa, "Maksadı ne olursa olsun, vatan tehlikeye girmedikçe harp, bir cinayettir" diyor. ABD, bu cinayeti rahatlıkla işleyebilir. Çünkü geçmişi, kültürü, inancı, buna müsaittir. Zaten ABD'den bundan başkası da beklenemez. ABD zulümle abat olmuş bir ülkedir. Zulümle abat olan, kahrıyla berbat olur. Ömrü olanlar ABD'nin de berbat olacağını görecektir. Basiret ehli, bu sürecin başladığını müjdelemektedir.
ABD'nin güçlü silahlarına bakıp aldanmayınız. "Silahların savaş kazandırdığını fakat savaşların sonucunu belirleyemediğini" ben değil, Amerikalı Peter F. Drucker söylüyor. Hem de çok doğru söylüyor. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş da, "savaşlar cereyan tarzı ve neticeleri dikkate alınarak değerlendirilir; her işte itibar neticeyedir" diyor. (Rahmeten li'l alemin, c 1, s. 324). Geçmişte bu çeşit savaşlarda neticenin nasıl olduğunu Peter F. Drucker, "Yeni Gerçekler" adlı kitabında şöyle anlatıyor: "Kore Savaşı, Birleşik Devletlerin asker ve silah yönünden ezici üstünlüğüne rağmen berabere bitmiştir. Büyük güç ile küçük rakibi arasındaki öbür çatışmaların hepsinde de, yine büyük güç kaybetmiştir. Fransızlar Cezayir'de, Amerikalılar Vietnam'da, Ruslar Afganistan'da kaybettiler".(S. 46) Şimdi bu tespitlerden hareket ederek soralım: "Amerika Afganistan'daki savaşı kazanacak mı?". Kesinlikle hayır. ABD, Afganistan'da akrep gibi kendi kendini sokuyor. Bunu herkes görecektir. "ABD ikna olmuşsa, biz de ikna olduk" diyenler bile.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018



























































































