logo
07 KASIM 2026

Medeniyet insan olmaktır

İnsan olmakla, meslek sahibi ya da makam sahibi olmak meselesi genelde birbirine karıştırılır

07.11.2026 00:52:00
Haber Merkezi
 
Medeniyet insan olmaktır
Medeniyet insan olmaktır
İnsan olmakla, meslek sahibi ya da makam sahibi olmak meselesi genelde birbirine karıştırılır. Hâlbuki öyle değildir. İnsan olmanın gerekleri var. İnsanı insan yapacak bir takım hasletler var, vasıflar var, vazifeler var. Meslek sahibi olmanın da ayrı vazifeleri, ayrı sıfatları var.

Basit bir misalle konumuzu açalım. Mesela doktorluk bir meslektir. Hâkimlik bir meslektir. Hamallık bir meslektir. Çöpçülük bir meslektir. Çiftçilik bir meslektir. Öğretmenlik bir meslektir. Bunları çoğaltabilirsiniz.

Şimdi insan olmakla hâkim olmak ayrı şeylerdir. Günlük hayatta çok duyarız, "Sanatının ehli ama adam değil" ya da "İyi bir doktor ama adam değil" diye... Burada "adam değil" ifadesinden kastedilen, "ahlak-ı hamide sahibi değil"dir. Bizim ifade etmeye çalıştığımız "insan olmak"tan uzaktır.

Peki, ne olması lazım ki bu, insan olsun, adam olsun? Ne yok onda ki adam olmasın? Onda noksan olan nedir?







Halk arasında şöyle bir hikâye nakledilir: Adamın bir tanesi oğluna, "Oğlum! Senden, adam olmaz!" der dururmuş. O da babasına inatla, "Benden mi adam olmaz?" diyerek zamanın tedrisatını tamamlamış, bürokratik kademelerden geçmiş, neticede bir mülki amir, bir beldenin valisi olmuş.

İşbu ya, "Senden adam olmaz!" diyen babasını da huzuruna çağırtmış. "Baba bak! 'Senden adam olmaz!' derdin. Gördün mü ben vali oldum" demiş.

Bunun üzerine babası şu anlamlı karşılığı vermiş: "Oğlum! Ben sana 'vali olamazsın' demedim ki. 'Adam olamazsın' dedim. Adam olan babasını ayağına çağırır mı?" Bu, işin nüktesini en güzel anlatan örneklerden biridir.







Tekniği yakaladın ama ahlak nerede?

Birçok vesileyle şunu anlatmaya çalışıyoruz: Din, meslek sahibi yetiştirmez. Bizde bazı arkadaşlar, Batı dünyasının teknolojik ilerlemesine bakarak nerede ise dinini değiştirecekler. Sanki onları bu noktaya getiren dinleri imiş gibi...

Doğru, batılı, sanatında, teknolojisinde ileri gitti. Bir noktaya geldi ve bunu değerlendirdi. Diyorlar ki: "Bak! Hıristiyanlar ilerledi." Öyle değil o. Hıristiyan olduğu için ilerlemedi. Tabir-i caizse biz, ona, "tekniği yapamazsın" demedik. "Adam olamazsın" dedik.

Bunu anlamak için; tekniği elinde bulunduran Batı'nın İslam coğrafyasında estirdiği teröre bakmak yeterlidir. Gittikleri her coğrafyaya zulmü taşıyan bir zihniyetten medeni diye söz etmek imkânsızdır. Teknik yakalanmış ama ahlak yakalanamamış.







Medeniyet ahlaklı olmaktır

Medeniyet; adam olmaktır, insan olmaktır. Medeniyet hâli, insanın insan olması hâlidir. İnsanın insan olması, gerçekten insanları sevmesidir, yol yapması değil...

"Ben onları seviyorum." "Nasıl seviyorsun?" İspatı yok. İnsanlara haksızlık etmemek, zulmetmemek, iftira etmemek, koğuculuk-dedikodu yapmamak, hırsızlık yapmamak, insanlarla iyi geçinmektir medeniyet...

Eskiden, komşu tuz almaya gelir, şeker almaya gelir, gaz almaya gelirdi. Sen de verirdin, o da verirdi. Bu bir güzelliktir. Bir maneviyattır. Bir alış-veriştir.

Günümüz dünyasında ise kapı komşumuzu tanımaz hâle geldik. "Selamün aleyküm" diyorsun, sana böyle bakıyor. Değerlerimizden öyle koptuk ki. Herkes birbirine sui- zanla bakıyor.

İşte bu suizanın kalkmasıdır insanlık. Açın karnını doyurmaktır. Çıplağı giydirmektir. Kamunun yararına, menfaatine davranışlarda bulunmaktır. Her şeyin üstünde bütün bunları Allah için yapmaktır. Allah'ın rızasını gözeterek, "Allah, beni sevsin" diyerek yapmaktır. Ahiret hesabını önüne koymaktır.

Kısacası, bunun adı insanlıktır. Bu hasletlere sahip olan insan bir de mükemmel mânâda meslek sahibi kılarsanız; o, hem mükemmel insan olur, hem de mükemmel meslek sahibi olur.







Toplumun örnek insana ihtiyacı var

Bugün toplumun ihtiyacı örnek insan modelidir. Mesela kanaatimizi kaybettik. Niye? Bu model önümüzde yok da ondan. Beş alan da memnun değil, bin beş yüz alan da memnun değil, milyon alan da memnun değil, trilyon alan da memnun değil. Kimse memnun değil.

Sanki toplum ruhani bir açlık dönemine girmiş durumda. Niye? Örnek insan modelinden uzağa düştük. Artık örneklerimizi seçemiyoruz. Çocukluk yaşımızda bize yakınlarımız, "Filancı gibi ol! Filan ağabeyin gibi olacaksın! Filan amcan gibi olacaksın!" derlerdi.

Şimdi öyle mi? Ya böyle bir örneğe yönlendirme yok ya da yanlış örneklere yönlendirme var. İkisi de Türk toplumu için tehlikeli.

Öyleyse yapılacak şey çok net ve basittir. İslam'ın bize kazandırdığı, Resûlullah'ın (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt'in ortaya koyduğu ahlak-ı hamideyle fert fert donanmak zarureti vardır. Bu mânâda örnek olan insanlarla hemhâl olmak şarttır. İnşaallah bu gerçekleşir ve özümüze döneriz. Çünkü buna toplum olarak çok ihtiyacımız var." (Prof. Dr. Haydar Baş, İcmal Dergisi Nisan 2014)

Öfke toplumu olmamak için: Şiddet salgınına karşı acil eylem planı

Son dönemlerde ülkemizde kaygı verici bir hızla tırmanan şiddet sarmalı, tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültürel ve hukuki dinamiklerin kesişiminden doğan yapısal bir krizdir

06.11.2026 14:15:00
Hasan Gündoğdu
 
Öfke toplumu olmamak için: Şiddet salgınına karşı acil eylem planı
Öfke toplumu olmamak için: Şiddet salgınına karşı acil eylem planı
Sokakta, okulda, trafikte ve dijital mecralarda karşımıza çıkan bu kontrolsüz öfke, esasen toplumsal bağların ve kurumsal güvenin zayıfladığının en somut göstergesidir.

Toplumda derinleşen şiddet eğiliminin temel nedenleri ve bu kördüğümü çözecek bütüncül stratejiler şu şekildedir:






Şiddet eğiliminin temel nedenleri

Ekonomik Bunalım ve Gelecek Kaygısı: Enflasyon, geçim sıkıntısı ve gelir adaletsizliği bireyler üzerindeki kronik stres yükünü artırmaktadır. Ekonomik daralma, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan insanlarda çaresizlik hissi yaratmakta, bu his ise tolerans eşiğini düşürerek en ufak bir kıvılcımda öfke patlamalarına yol açmaktadır.

Hukuki Cezasızlık Algısı ve Adalet Duygusunun Aşınması: Toplumda suç işleyenin hak ettiği cezayı almayacağına dair oluşan "cezasızlık algısı" en büyük tetikleyicilerden biridir. İnfaz yasalarındaki boşluklar, denetimli serbestlik uygulamalarının suistimali ve yargı süreçlerine duyulan güvenin zayıflaması, potansiyel suçluları cesaretlendirirken mağdurları savunmasız bırakmaktadır.

Dijital Deformasyon ve Şiddetin Normalleşmesi: Sosyal medya algoritmalarının linç kültürünü, nefreti ve agresif söylemleri öne çıkarması toplumsal empatiyi köreltmektedir. Özellikle kontrolsüz dijital oyunlar, mafya ve suç temalı popüler diziler, şiddeti bir "güç ve saygınlık kazanma aracı" olarak sunarak genç zihinlerde normalleştirmektedir.






Toplumsal Kutuplaşma ve Empati Kaybı: Siyasi, kültürel ve sosyo-ekonomik eksenlerde yaşanan keskin kutuplaşma, "biz ve onlar" ayrımını derinleştirmektedir. Kendisinden olmayanı düşmanlaştıran bu dil, diyalog zeminini yok etmekte ve farklılıklara karşı tahammülsüzlüğü körüklemektedir.

Ruh Sağlığı Hizmetlerine Erişimsizlik: Yaşanan kolektif travmalar, stres ve gelecek kaygısı toplumsal ruh sağlığını bozmuştur. Buna karşın, nitelikli psikolojik destek ve psikiyatri hizmetlerine erişimin kısıtlı veya maliyetli olması, bireylerin öfke ve dürtü kontrol sorunlarıyla tek başlarına kalmalarına neden olmaktadır.






Yapısal ve bütüncül çözüm önerileri

Şiddeti azaltmak dönemsel operasyonlarla değil, devletin tüm kurumlarının ve sivil toplumun ortak iradesiyle hayata geçirilecek köklü reformlarla mümkündür.

Hukuki ve Cezai Reformlar (Caydırıcılık)

İnfaz Sisteminin Yeniden Yapılandırılması: Kamu düzenini bozan, kadına, çocuğa ve canlılara yönelik şiddet suçlarında "yatarı olmayan" cezalar tamamen kaldırılmalıdır. Suçluların denetimli serbestlik veya af benzeri düzenlemelerle kısa sürede sokağa dönmesi engellenmelidir.

Bireysel Silahlanmaya Sıkı Denetim: İnternet üzerinden ruhsatsız silah, pompalı tüfek ve kesici alet satışına yönelik cezai yaptırımlar en üst seviyeye çıkarılmalıdır. Bireysel silah edinme şartları ağırlaştırılmalıdır.






Eğitim ve Dijital Alanın Regülasyonu (Önleyicilik)

Okullarda Öfke Kontrolü ve Medya Okuryazarlığı: Müfredata erken yaşlardan itibaren empati, akran zorbalığı ile mücadele, öfke yönetimi ve toplumsal cinsiyet eşitliği dersleri entegre edilmelidir.

Medya İçeriklerinin Sıkı Denetimi: Geleneksel televizyon dizilerinde ve dijital platformlarda suç örgütlerini, mafyatik ilişkileri ve kadına yönelik şiddeti estetize eden yapımlara yönelik yaptırımlar ekonomik cezaların ötesine geçmeli, lisans iptallerine kadar uzanmalıdır.






Sosyal Destek ve Sağlık Politikaları (Rehabilitasyon)

Ücretsiz Ruh Sağlığı Merkezleri: Her mahallede veya aile sağlığı merkezlerinde halkın ücretsiz yararlanabileceği Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) yaygınlaştırılmalıdır. Psikolojik destek almak bir lüks olmaktan çıkarılmalıdır.

Suçluların Rehabilitasyonu: Cezaevleri sadece tecrit alanları değil, mahkumların öfke kontrolü ve psikolojik rehabilitasyondan geçerek topluma kazandırıldığı merkezler haline getirilmelidir. Rehabilitasyon sürecini tamamlamayanların tahliyesi zorlaştırılmalıdır.

Her şeyden önemlisi, ülkemizde doğru ekonomi politikalarıyla gelir adaletsizliği çözüme kavuşmalı, insanların ekonomik, siyasi, hukuki, toplumsal her sahada yeniden güven duygusunu kazanabilmesi sağlanmalıdır.

Sivas'ta kaybolan Büşra bebekten 2 aydır haber alınamıyor

Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında 57 gün önce kaybolan 11 aylık Büşra bebekle ilgili, devam eden geniş çaplı arama çalışmalarına rağmen hiçbir ize rastlanılamadı

06.11.2026 12:32:00
İHA
 
Sivas'ta kaybolan Büşra bebekten 2 aydır haber alınamıyor
Sivas'ta kaybolan Büşra bebekten 2 aydır haber alınamıyor
Sivas'ta 10 Eylül 2026'da Divriği ilçesine bağlı Göndüren köyü kırsalında hayvancılık yapan E.B.'nin (25) 11 aylık bebeğinin kaybolduğu ihbarı üzerine arama çalışmaları başlamıştı. Bebeğin bulunması için AFAD, Jandarma ve diğer ekipler tarafından kırsalda geniş çaplı arama çalışması başlatıldı. Çalışmalar sürerken, soruşturmayı yürüten Divriği Cumhuriyet Savcılığı verilen şüpheli ifadeler üzerine anne E.B(27) ve baba Y.B(41)'nin de aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu.






Değişen ifadeler işi çıkmaza soktu

Aile bireyleri kolluk kuvvetlerine verdikleri ilk ifadede bebeğin yabani hayvanlar tarafından kaçırılmış olabileceği yönünde oldu. Anne E.B. daha sonra ifadesini değiştirip bebeği baba Y.B'nin öldürdüğünü iddia etti. Anne cezaevinde yine babayı suçlayarak babanın bebeği sattığını iddia etti. İddia üzerine Diyarbakır'da bebeği satın aldığı düşünülen M.K' gözaltına alınarak alınan ifadesinin ardından suçsuz olduğu düşünülüp serbest bırakıldı.

Adli Tıp Raporu bekleniyor

Arama çalışmalının ilk gününde Büşra ve ailesinin ikamet ettiği çadırdan yaklaşık 3 km uzaklıkta Büşra'ya ait olduğu değerlendirilen t-shirt, zıbın ve alt bebek bezi bulunmuştu. Buluntuların Büşra'ya ait olup olmadığının anlaşılması, üzerinde kan veya soruşturmaya etki edecek farklı bir bulgu yer alıp almadığının incelenmesi için adli tıp kurumuna gönderildi. Soruşturmadaki şüphelerin netleşmesi için adli tıp kurumundan gelecek sonuçlar bekleniyor.








Arama çalışmaları sürüyor

Adli Tıp Kurumu'ndan bebeğe ait kıyafetlerle ilgili sonuç beklenirken AFAD ve Jandarma ekipleri, 57. Gününde kırsaldaki arama çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor, Köpek ve dron da kullanılarak yapılan arama çalışmalarında aradan yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen herhangi bir ize rastlanılamadı.

İstanbul'da karaya oturan gemideki 13 personel kurtarıldı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Boğazı'nın kuzey çıkışında makine arızası nedeniyle karaya oturan Saint Kitts ve Nevis bayraklı BYB OTHELLO isimli genel kargo gemisindeki 13 personelin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ekipleri tarafından emniyetli şekilde tahliye edildiğini açıkladı

06.11.2026 11:56:00
İHA
 
İstanbul'da karaya oturan gemideki 13 personel kurtarıldı
İstanbul'da karaya oturan gemideki 13 personel kurtarıldı
Bakan Uraloğlu, Kocaeli'den Ukrayna'nın İzmail Limanı'na seyir halindeyken makine arızası yaşayan 97 metre uzunluğundaki gemiden ilk ihbarın saat 02.41'de alındığını belirtti. Uraloğlu, "İstanbul Boğazı'nın kuzey çıkışında makine arızası nedeniyle karaya oturan BYB OTHELLO isimli gemide bulunan 13 gemi personelini Kıyı Emniyeti ekiplerimizin müdahalesiyle emniyetli şekilde tahliye ettik" dedi.






Olumsuz hava şartlarına rağmen tahliye tamamlandı

İhbarın ardından KURTARMA-6 ve KURTARMA-11 römorkörleri ile BAYRAK-1 botunun bölgeye sevk edildiğini bildiren Uraloğlu, olumsuz hava şartlarının denizden müdahaleyi güçleştirdiğini ifade etti. Geminin saat 03.56'da karaya oturduğunu belirten Uraloğlu, gemi kaptanının tahliye talebi üzerine kara tahlisiye ekiplerinin çalışma başlattığını kaydetti. Uraloğlu, "Olumsuz hava şartlarına rağmen kara tahlisiye ekiplerimizin kurduğu geleneksel varagele sistemiyle gemideki tüm personelin tahliyesini tamamladık" ifadelerini kullandı.
Varagele sisteminin saat 06.12'de kurulduğunu ve ilk personelin saat 06.28'de tahliye edildiğini belirten Uraloğlu, 13 personelin tamamının saat 06.55 itibarıyla emniyetli şekilde kurtarıldığını kaydetti.








Personelin sağlık durumunda olumsuzluk yok

Tahliye edilen personelin sağlık durumuna ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "Tahliye edilen 13 personelin sağlık durumunda herhangi bir olumsuzluk bulunmuyor. İlk gözlemlerde denizde gözle görülür bir kirliliğe rastlanmadı" açıklamasında bulundu.






Gökyüzünün alarm tonları: Meteorolojik renklerin gizli dili

Hava durumu tahminlerinde ve haber bültenlerinde sıkça karşımıza çıkan yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renkler, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün "MeteoUyarı" sistemi kapsamında kullandığı, yaklaşan ekstrem hava olaylarının şiddetini ve yaratabileceği risk derecesini gösteren evrensel erken uyarı kodlarıdır

05.11.2026 14:08:00
Hasan Gündoğdu
 
Gökyüzünün alarm tonları: Meteorolojik renklerin gizli dili
Gökyüzünün alarm tonları: Meteorolojik renklerin gizli dili
Avrupa Meteoroloji Servisleri Ağı (EUMETNET MeteoAlarm) standartlarına uyumlu olarak geliştirilen bu sistem, teknik meteoroloji verilerini halkın ve acil durum ekiplerinin saniyeler içinde anlayabileceği bir "eylem rehberine" dönüştürür. Her renk, potansiyel tehlikenin boyutunu ve alınması gereken önlemleri simgeler.






Meteorolojik uyarı renklerinin detaylı anlamları, risk seviyeleri ve bu renkler görüldüğünde yapılması gerekenler şu şekildedir:

Sarı Kod: Potansiyel Tehlike (Dikkatli Olun)

Sarı kod, yaklaşmakta olan hava olayının olağan dışı olmadığını ancak potansiyel bir risk barındırdığını ifade eder. Türkiye'de en sık ilan edilen uyarı seviyesidir.

Anlamı: Hava durumu günlük yaşamı veya açık alan faaliyetlerini olumsuz etkileyebilecek niteliktedir. Şiddetli rüzgarlar, yoğun sis veya standart üzeri sağanak yağışlar bu kapsama girer.

Yaratabileceği Riskler: Görüş mesafesinde azalma, ulaşımda küçük aksamalar, hafif su baskınları veya çatılardan parça düşme riskleri oluşabilir.

Ne Yapılmalı? Günlük planlarınızı tamamen iptal etmeniz gerekmez ancak tedbirli olmalısınız. Dışarı çıkarken hava şartlarına uygun giyinmeli, trafikte takip mesafesini artırmalı ve güncel tahminleri takip etmelisiniz.






Turuncu Kod: Tehlike Durumu (Çok Tedbirli Olun)

Turuncu kod, havanın gerçek anlamda tehlikeli bir boyuta ulaştığını ve söz konusu meteorolojik olayın o bölgede sıklıkla görülmeyen bir şiddette olduğunu gösterir.

Anlamı: Hasar ve kayıpların oluşma ihtimali oldukça yüksektir. Çok kuvvetli fırtınalar, aşırı kar yağışları, yoğun sağanaklar veya dondurucu zirai don hadiselerinde bu koda geçilir.

Yaratabileceği Riskler: Sel ve ani su baskınları, ağaç devrilmeleri, çatı uçmaları, şehirler arası yolların kapanması ve altyapı (elektrik, su, internet) kesintileri muhtemeldir.

Ne Yapılmalı? Son derece dikkatli ve hazırlıklı olunmalıdır. Zorunlu olmayan seyahatler ve dış mekan aktiviteleri ertelenmelidir. Afet yönetim merkezlerinin (örneğin AFAD) ve yerel yönetimlerin anlık duyuruları yakından izlenmelidir.






Kırmızı Kod: Çok Tehlikeli Durum (Hayati Risk)

Kırmızı kod, sistemin en yüksek alarm seviyesidir ve hava durumunun "aşırı tehlikeli" veya "afet" boyutunda olduğunu ilan eder.

Anlamı: Son derece nadir görülen, çok kuvvetli ve yıkıcı bir meteorolojik hadise kapıdadır. Geniş alanları etkileyen tropikal fırtınalar, metrekareye ekstrem miktarda düşen yağışlar veya devasa kar fırtınaları kırmızı kodla duyurulur.

Yaratabileceği Riskler: Büyük çaplı can ve mal kayıpları riski mevcuttur. Hayatı doğrudan tehdit eden azgın seller, toprak kaymaları ve altyapının tamamen çökmesi gibi durumlar yaşanabilir.

Ne Yapılmalı? Tam bir alarm durumudur. Vatandaşların can güvenliğini korumak adına acil durum planlarını uygulaması gerekir. Mümkünse güvenli kapalı alanlarda kalınmalı, kesinlikle dışarı çıkılmamalı ve tahliye uyarıları varsa harfiyen uyulmalıdır.






Yeşil Kod Nedir?

Haritada hiçbir riskin bulunmadığı, havanın normal seyrinde ilerlediği bölgeler Yeşil Kod ile gösterilir. Bu renk, "Uyarı yapılmasını gerektiren herhangi bir meteorolojik hadise beklenmiyor" anlamına gelir ve güvenli koşulları simgeler.






Adana'da 14 katlı apartmanın sakinlerini istinat duvarı korkusu sardı

Adana'da 14 katlı apartmanın istinat duvarının temelinde toprağın kayması sonucu boşluk oluşması nedeniyle korku yaşayan vatandaşlar, "Önlem alınması için illa birilerinin ölmesi mi gerekiyor" diyerek yetkililere çağrıda bulundu

05.11.2026 11:47:00
İHA
 
Adana'da 14 katlı apartmanın sakinlerini istinat duvarı korkusu sardı
Adana'da 14 katlı apartmanın sakinlerini istinat duvarı korkusu sardı
Merkez Sarıçam ilçesi Gültepe Mahallesi'nde bulunan 14 katlı Ataş Apartmanı'nın çevresindeki istinat duvarının temelinde, toprağın kayması nedeniyle büyük ölçüde boşluk oluştu. Apartman sakinleri, yan tarafta bulunan inşaat çalışması sırasında Sarıçam Belediyesi'ne ait araçların bölgede kazı çalışması yaptığını, ardından etkili olan yağışlarla birlikte toprağın kayarak duvar temelinin altının boşaldığını öne sürdü.






Duvarın alt kısmındaki toprağın tamamen çekilmesiyle temelinin büyük ölçüde desteksiz kaldığı görüldü. Söz konusu durumun hem apartman sakinleri hem de duvarın hemen altından geçen vatandaşlar açısından tehlike oluştururken, duvarın dibinden vatandaşların yürümeye devam ettiği de görüldü.








"Önlem alınması için illa birilerinin ölmesi mi gerek"

Apartman sakinlerinden Recep Demirboğa, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, duvarın durumunun kötü olduğunu söyleyerek, "Her yağmur yağdığında daha da aşınıyor. Burayı oymuşlar ve göçmeye başlamış. Burada bulunan istinat duvarı yıkılmak üzere. Duvarın arkasında 14 katlı bina bulunuyor. Bu çok büyük bir tehlike. Belediye gelmiş ama çözüm yok. Buna çok acil çözüm bulunması gerekiyor. Duvarın altından yol geçiyor, çok tehlikeli. Önlem alınması için illaki birilerinin ölmesi mi gerekiyor' Böyle olmaz. Arabalar, yayalar ve burada yaşayan insanlar için çok büyük bir tehlike" dedi.








"Belediye bize geri dönüş yaptı fakat suçu bizde buldu"

Hakan Özbak ise istinat duvarının altında bulunan toprağın sel sonucu aktığını anlatarak, "Belediyeye başvurduk ve site avukatı aracılığıyla gerekli yerlere dava açtık. Belediye bize geri dönüş yaptı fakat suçu bizde buldu. Burada belediyenin araçları çalışma yaparak toprağı kazdılar. Fakat suçu bize attılar. Belediye bu duvarı bizim yaptırmamızı istedi. Burada çocuklar oynarken duvar yıkılsa ve birisine bir şey olsa hesabını kim verecek' Böyle bir durumda suç kime atılır bilmiyorum. Yetkilileri buraya davet ediyorum. Bir an önce burayı gelsinler ve görsünler. Bir an önce buranın yapılması lazım. Kendi imkanlarımızla istinat duvarının temelindeki açığı doldurduk. Önlemimizi almaya çalıştık ama nereye kadar" şeklinde konuştu.













Sakarya'da işçilerin kaldığı konteynerde yangın: 12 yaralı

Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde işçilerin konakladığı 64 yataklı konteynerde çıkan yangında yaralanan 12 kişiden 3'ünün durumunun ağır olduğu öğrenildi

04.11.2026 13:59:00
İHA
 
Sakarya'da işçilerin kaldığı konteynerde yangın: 12 yaralı
Sakarya'da işçilerin kaldığı konteynerde yangın: 12 yaralı
Adapazarı ilçesi Korucuk Mahallesi'ndeki inşaat alanında dün akşam saat 19.27 sıralarında meydana gelen olayda, işçilerin konakladığı konteynerlerde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıkmış, Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekiplerinin 9 araç ve 21 personelle müdahale ettiği alevler kısa sürede söndürülmüştü.






64 yataklı konteynerin küle döndüğü yangının ardından yaralı sayısı da netleşti. Edinilen bilgilere göre, çıkan yangında 9'u hafif, 3'ü ağır olmak üzere toplam 12 kişi yaralandı. Olay yerinde sağlık ekiplerince ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla 






kaldırıldıkları hastanelerde tedavi altına alındı. Yaralıların tedavilerinin devam ediyor. Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.

Edremit'te şüpheli ölüm: Bıçaklanmış şekilde bulundu

Balıkesir'in Edremit ilçesinde sokak üzerinde vücudunda bıçak darbeleri bulunan bir kişi kanlar içinde yerde yatarken bulundu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde hayatını kaybettiği belirlenen şahsın kesin ölüm nedeninin tespiti için geniş çaplı soruşturma başlatıldı

04.11.2026 13:56:00
İHA
 
Edremit'te şüpheli ölüm: Bıçaklanmış şekilde bulundu
Edremit'te şüpheli ölüm: Bıçaklanmış şekilde bulundu
Edinilen bilgilere göre, Camivasat Mahallesi 5011 sokak üzerinde bir kişinin vücudunun çeşitli yerlerinde bıçak yaralarıyla kanlar içinde hareketsiz yattığını gören vatandaşlar durumu hemen polise ve sağlık ekiplerine bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye Edremit İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği, Olay Yeri İnceleme ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.






Olay yerine ulaşan sağlık görevlilerinin yaptığı ilk muayenede, şahsın hayatını kaybettiği tespit edildi. Polis ekipleri olayın gerçekleştiği sokakta güvenlik şeridi çekerek çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Olay Yeri İnceleme ekipleri ise sokakta ve çevresinde detaylı delil araştırması gerçekleştirdi.








Şahsın şüpheli bulunan ölümü üzerine Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Kimliği henüz açıklanmayan kişinin kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla cenazesi savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna sevk edilecek. Emniyet güçlerinin olayla ilgili başlattığı tahkikat çok yönlü olarak devam ediyor.






Yan binaların kâbusu haline gelen istinat çökmeleri nasıl önlenir?

Şehir merkezlerindeki yoğun kentsel dönüşüm, bitişik nizam yapılaşma ve derin temel kazıları, son yıllarda istinat duvarı çökmelerini ve buna bağlı olarak komşu binalarda meydana gelen hasarları ve tahliyeleri endişe verici boyutta artırmıştır. Bu sorunun kalıcı olarak çözülebilmesi; mühendislik disiplininin, sahadaki uygulama disiplininin ve idari denetim mekanizmalarının eksiksiz bir şekilde entegre edilmesine bağlıdır

04.11.2026 12:55:00
Hasan Gündoğdu
 
Yan binaların kâbusu haline gelen istinat çökmeleri nasıl önlenir?
Yan binaların kâbusu haline gelen istinat çökmeleri nasıl önlenir?
İstinat duvarı çökmelerini ve komşu yapılarda oluşabilecek hasarları önlemek amacıyla alınması gereken teknik, idari ve operasyonel önlemler:






Zemin Etüdü ve Jeoteknik Mühendislik Safhasının Tavizsiz Uygulanması

Çoğu çökme vakasının temelinde, binanın veya kazının yapılacağı sahanın zemin mekaniğinin yeterince analiz edilmemesi yatar.

Kapsamlı Sondaj ve Laboratuvar Testleri: Sadece standart sondajlar değil; yeraltı su seviyesi, zemin kayma direnci, kohezyon ve içsel sürtünme açısı gibi parametreler laboratuvar ortamında hassasiyetle belirlenmelidir.

Hidrojeolojik Analiz: Özellikle yağışlı dönemlerde zemin arkasında birikebilecek hidrostatik basıncın (su basıncının) hesaba katılması, istinat duvarlarının tasarımında en kritik güvenlik faktörüdür.






Doğru Destekleme Sistemlerinin Seçimi ve Uygulanması

Derin kazılarda klasik istinat duvarları her zaman yeterli olmaz. Zemin yapısına uygun iksa (destekleme) sistemlerinin projelendirilmesi şarttır:

Fore Kazık ve Diyafram Duvarlar: Komşu binalara yakın ve kayma riski yüksek zeminlerde, kazı öncesi çevrenin fore kazık veya diyafram duvarlarla çevrelenmesi, toprak hareketlerini minimuma indirir.






Ankraj ve Germe Sistemleri: Derin kazılarda duvarın dışa doğru devrilmesini engellemek için zemine saplanan ve gerdirilen çelik halatlı ankraj sistemleri uygulanmalı, komşu parsellerin mülkiyet hakları gözetilerek hukuki ve teknik altyapı sağlanmalıdır.

Jeoteknik Tasarımda Emniyet Katsayıları: Projeler, standart sınır değerlere göre değil, olası deprem ve aşırı yağış senaryoları (ekstra yükler) düşünülerek yüksek emniyet katsayılarıyla tasarlanmalıdır.






Gerçek Zamanlı İzleme ve Erken Uyarı Sistemleri

İnşaat süresince sahada ve komşu binalarda yaşanabilecek milimetrik hareketlerin anlık olarak takip edilmesi hayati önem taşır.

İnklinometre ve Deplasman Sensörleri: Hem istinat yapısına hem de komşu binaların cephelerine yerleştirilecek optik ölçüm cihazları ve inklinometreler sayesinde toprak kayması veya yapı oturması milimetrik olarak izlenmelidir.

Otomatik Alarm Sistemleri: Kritik eşik değerlerin aşılması durumunda sahadaki mühendisleri ve yetkilileri derhal uyaracak otomatik alarm sistemleri kurulmalı, gerekirse çalışmalar anında durdurulabilmelidir.






Kademeli Kazı ve İnşaat Yönetimi

Toprağın bir anda boşaltılması, dengeyi ani olarak bozarak göçüklere zemin hazırlar.

Kontrollü ve Kademeli Kazı: Kazı işlemleri tek bir hamlede yapılmamalı; kademeli olarak kazılarak her kademede gerekli ankraj veya destekleme imalatı tamamlanmalı, ardından bir sonraki aşamaya geçilmelidir.

Zamanlama Disiplini: İksa ve destek sistemleri tamamlanmadan ve mukavemet kazanmadan (örneğin betonun priz alması beklenmeden) alt kotlara inilmemelidir.






Sıkı Denetim, Yasal Sorumluluk ve İdari Müeyyideler

Teknik tedbirler kadar, bu tedbirlerin sahada uygulanıp uygulanmadığını denetleyen mekanizmalar da esastır.

Uzman Jeoteknik Denetim: Yapı denetim firmalarının bünyesinde veya projelerde jeoteknik mühendislerinin aktif olarak şantiyede bulunması zorunlu hale getirilmelidir.

Belediye ve İmar Kontrolleri: Ruhsat aşamasından hafriyatın bitimine kadar belediye mühendislik birimleri tarafından sıkı denetimler yapılmalı, projesine aykırı veya eksik iksa imalatıyla çalışmaya başlayan şantiyelerin ruhsatı derhal askıya alınmalıdır.

Cezai Yaptırımlar: İhmal sonucu komşu binaların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan projeler ve müteahhitler için caydırıcı, ağır hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Bu önlemlerin bir bütün olarak hayata geçirilmesi, yalnızca mülkiyet kayıplarının ve ekonomik mağduriyetlerin önüne geçmekle kalmayacak, aynı zamanda şehir içi inşaat faaliyetlerinin güvenli ve sürdürülebilir bir temelde yürütülmesini sağlayacaktır.

Tekirdağ'da sağanak yağış

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün uyarılarının ardından Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde sağanak yağış etkili oldu. Aniden bastıran yağmura hazırlıksız yakalanan vatandaşlar, yağıştan korunmak için kapalı alanlara ve iş yerlerinin tenteleri altına sığındı. Bazı vatandaşlar ise şemsiyelerini açarak yollarına devam etti

03.11.2026 13:17:00
İHA
 
Tekirdağ'da sağanak yağış
Tekirdağ'da sağanak yağış
Kent merkezinde etkisini gösteren sağanak yağış, günlük yaşamı da etkiledi. Yağmura sokakta yakalanan vatandaşlar, korunmak için çevredeki kapalı alanlara yönelirken, yanında şemsiye bulunanlar ise yağışa aldırış etmeden yürümeyi sürdürdü.






Süleymanpaşa'da yağmur altında yürüyen vatandaşlar ve sağanak sırasında yaşanan hareketlilik kameralara yansıdı.













Esenyurt'ta yağmur sonrası yol çöktü: Ticari taksi çukura düştü

İstanbul Esenyurt'ta aniden bastıran yağışın ardından yolda çökme meydana gelirken, bir ticari taksi oluşan dev çukura düştü

03.11.2026 00:04:00 / Güncelleme: 03.11.2026 00:09:23
İHA
 
Esenyurt'ta yağmur sonrası yol çöktü: Ticari taksi çukura düştü
Esenyurt'ta yağmur sonrası yol çöktü: Ticari taksi çukura düştü
Olay, Esenyurt Bağlarçeşme Mahallesi Ahmet Arif Caddesi üzerinde meydana geldi. Aniden bastıran yağmurun ardından yol çöktü. O sırada caddedeki çukuru fark edemeyen ticari taksi sürücüsü, aracıyla çukura düştü.






İhbar üzerine bölgeye polis, zabıta ve belediye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri ve çevredeki vatandaşların yardımıyla çukurdan çıkarılan araçta hasar meydana geldi. Olayda yaralanan olmadığı öğrenildi.








Yağışın devam etmesiyle birlikte yoldaki çukurun giderek genişlediği görüldü. Ekipler, açılan çukurun çevresine güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Cadde üzerinde trafik akışı kontrollü şekilde sağlanırken, bölgede ekiplerin çalışmaları sürdü.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.