İlk devre sahadaki sarı kırmızılı takım Galatasaray ise ikinci devredeki sarı kırmızılı takım kimdi?
Yok eğer ikinci devre sahadaki sarı kırmızılı takım Galatasaray ise ilk yarıdaki sarı kırmızılı takım kimdi?
Tabii ki her ikisi de Galatasaray idi. Gece ve gündüz ne kadar farklı ise ikinci yarı ve ilk yarıdaki Galatasaray o kadar farklıydı.
Hemen şunu söylemek lazım ki Galatasaray maçı kazanmayı sonuna kadar hak etti. Her ne kadar ilk yarıda iyi oynamasa da ikinci yarı her türlü tarif ve izahın ötesinde.
Galatasaray ilk yarı neden bu kadar zorlandı derseniz ben Ümraniyespordaki Geraldo ve Avounou'nun oyunlarını söyleyebilirim.
Oysa ki Galatasaray olması gerektiği gibi maça çok süratli başladı.
Adeta şunu düşünmüşler gibiydi. Ben lig sonuncusu Ümraniye'nin işini erkenden bitirebilirim.
Fakat Galatasaray'ın hesabında belli ki Geraldo yoktu. Geraldo Galatasaray'ın sol tarafını ve özellikle Emre Taşdemir'i çalım delisi yaptı.
Hemen hemen sınırlı sayıdaki tüm ikili mücadelelerde Emre, Geraldo'dan çalım yedi. Geraldo'nun oyununa Avounou da eşlik etti.
Zayıf takımlarda bir tane iyi oynayan oyuncuya çözüm bulunabiliyor belki ama iki tane olursa kadronuzda kim olması lazım.
Tabii ki elinizde Torreira gibi bir futbol canavarına sahip olmalısınız. Torreira sahada sorunu çabuk sezdi ve önlemi hemen aldı.
Yani Torreira Geraldo ve Avounou'yu kilitledi. Böyle olunca Ümraniye'de hücum için seçenek kalmadı.
İlk yarı sahada Torreira'nın yanında cılız da olsa Mertens, Kerem ve Icardi üçlüsünün çabaları söz konusuydu.
Evet ikinci yarı ise bambaşka bir Galatasaray izledik. Tarifler ve izahlar ötesi bir oyun.
Mücadele, yetenek, tempo ve organizasyon. Hepsi var. Organize atakların başlangıcında hep Torreira vardı.
Kerem de yine hemen hemen her hücumda rol aldı. Örneğin üçüncü golden hemen sonra öyle bir Galatasaray hücumu oldu ki tüm takımda pas atmayan oyuncu yoktu.
Takım halinde organize hücum yani. Bu arada teknik taktik olarak şunu yazmak gerekiyor. Bence Galatasaray'da en klas oyuncu Mertens.
Tempolu değil ama iyi bir pasör. Şimdi ilk yarıdaki gibi yavaş oynarken Galatasaray bence Mertens'i yeteri kadar kullanamıyor.
Sadece bu maçta değil ve sadece Galatasaray'a has bir sorun olarak da değil ama genel olarak yazıyorum.
Tempo'nun düşük olduğu anlarda Mertens tarzı oyuncuları eğer iyi kullanırsanız ilk yarı Galatasaray'ın Ümraniye karşısında düştüğü durumlara düşmezsiniz.
Dolayısıyla Mertens ile başlamak ne kadar akılcı bir düşünce ise onu temponun çok yükseldiği anlarda oyunda tutmamak da o kadar akılcı.
Tempolu bir oyuncu olmadığı için hızlı oyunda kaybolabilir ve takımın sahada eksik mücadele etmesine neden olabilir.
Yani tempo ya hep ya hiç değil. Orta hızda bir tempo da futbol için geçerli.
Bu tarz bir oyun için ise Mertens gibi futbolcular çok uygun. Tıpkı Trabzondaki Hamsik ve geçen sene Beşiktaş'teki Pjanic gibi.
Böyle oyuncuları değerlendiremiyoruz. Çünkü ya deli gibi koşturup organizasyonda sınıfta kalıyoruz ya da çok yavaş oynayıp sıkıcı ve seyredilmez maçlar çıkarıyoruz.
Bu karşılaşmada Ümraniye'nin attığı ilk gol öncesi Galatasaray bir penaltı bekledi.
Emre Taşdemir Galatasaray'ın hücumunda ceza sahası içinde yerde kaldı ve peşi sıra gelişen Ümraniye atağı golle sonuçlandı.
Bence pozisyonda penaltı yoktu. Ümraniyeli oyuncunun Emre'ye bir teması var ve Emre yere düşüyor.
Fakat televizyondaki açılardan görebildiğim kadarıyla Emre bu müdahaleden önce yere düşmeye başlıyor.
Yani ikili mücadelenin sonucu olarak düşüyor. Bu müdahale ile değil. Dolayısıyla bir penaltı kararı ağır olurdu.
Galatasaray resmi maçlarda üst üste 14'üncü galibiyetini alarak seriye devam etti. Artık uğursuz rakam 13'ü de geçtik. Yani bundan sonra seri devam eder.
Yok eğer ikinci devre sahadaki sarı kırmızılı takım Galatasaray ise ilk yarıdaki sarı kırmızılı takım kimdi?
Tabii ki her ikisi de Galatasaray idi. Gece ve gündüz ne kadar farklı ise ikinci yarı ve ilk yarıdaki Galatasaray o kadar farklıydı.
Hemen şunu söylemek lazım ki Galatasaray maçı kazanmayı sonuna kadar hak etti. Her ne kadar ilk yarıda iyi oynamasa da ikinci yarı her türlü tarif ve izahın ötesinde.
Galatasaray ilk yarı neden bu kadar zorlandı derseniz ben Ümraniyespordaki Geraldo ve Avounou'nun oyunlarını söyleyebilirim.
Oysa ki Galatasaray olması gerektiği gibi maça çok süratli başladı.
Adeta şunu düşünmüşler gibiydi. Ben lig sonuncusu Ümraniye'nin işini erkenden bitirebilirim.
Fakat Galatasaray'ın hesabında belli ki Geraldo yoktu. Geraldo Galatasaray'ın sol tarafını ve özellikle Emre Taşdemir'i çalım delisi yaptı.
Hemen hemen sınırlı sayıdaki tüm ikili mücadelelerde Emre, Geraldo'dan çalım yedi. Geraldo'nun oyununa Avounou da eşlik etti.
Zayıf takımlarda bir tane iyi oynayan oyuncuya çözüm bulunabiliyor belki ama iki tane olursa kadronuzda kim olması lazım.
Tabii ki elinizde Torreira gibi bir futbol canavarına sahip olmalısınız. Torreira sahada sorunu çabuk sezdi ve önlemi hemen aldı.
Yani Torreira Geraldo ve Avounou'yu kilitledi. Böyle olunca Ümraniye'de hücum için seçenek kalmadı.
İlk yarı sahada Torreira'nın yanında cılız da olsa Mertens, Kerem ve Icardi üçlüsünün çabaları söz konusuydu.
Evet ikinci yarı ise bambaşka bir Galatasaray izledik. Tarifler ve izahlar ötesi bir oyun.
Mücadele, yetenek, tempo ve organizasyon. Hepsi var. Organize atakların başlangıcında hep Torreira vardı.
Kerem de yine hemen hemen her hücumda rol aldı. Örneğin üçüncü golden hemen sonra öyle bir Galatasaray hücumu oldu ki tüm takımda pas atmayan oyuncu yoktu.
Takım halinde organize hücum yani. Bu arada teknik taktik olarak şunu yazmak gerekiyor. Bence Galatasaray'da en klas oyuncu Mertens.
Tempolu değil ama iyi bir pasör. Şimdi ilk yarıdaki gibi yavaş oynarken Galatasaray bence Mertens'i yeteri kadar kullanamıyor.
Sadece bu maçta değil ve sadece Galatasaray'a has bir sorun olarak da değil ama genel olarak yazıyorum.
Tempo'nun düşük olduğu anlarda Mertens tarzı oyuncuları eğer iyi kullanırsanız ilk yarı Galatasaray'ın Ümraniye karşısında düştüğü durumlara düşmezsiniz.
Dolayısıyla Mertens ile başlamak ne kadar akılcı bir düşünce ise onu temponun çok yükseldiği anlarda oyunda tutmamak da o kadar akılcı.
Tempolu bir oyuncu olmadığı için hızlı oyunda kaybolabilir ve takımın sahada eksik mücadele etmesine neden olabilir.
Yani tempo ya hep ya hiç değil. Orta hızda bir tempo da futbol için geçerli.
Bu tarz bir oyun için ise Mertens gibi futbolcular çok uygun. Tıpkı Trabzondaki Hamsik ve geçen sene Beşiktaş'teki Pjanic gibi.
Böyle oyuncuları değerlendiremiyoruz. Çünkü ya deli gibi koşturup organizasyonda sınıfta kalıyoruz ya da çok yavaş oynayıp sıkıcı ve seyredilmez maçlar çıkarıyoruz.
Bu karşılaşmada Ümraniye'nin attığı ilk gol öncesi Galatasaray bir penaltı bekledi.
Emre Taşdemir Galatasaray'ın hücumunda ceza sahası içinde yerde kaldı ve peşi sıra gelişen Ümraniye atağı golle sonuçlandı.
Bence pozisyonda penaltı yoktu. Ümraniyeli oyuncunun Emre'ye bir teması var ve Emre yere düşüyor.
Fakat televizyondaki açılardan görebildiğim kadarıyla Emre bu müdahaleden önce yere düşmeye başlıyor.
Yani ikili mücadelenin sonucu olarak düşüyor. Bu müdahale ile değil. Dolayısıyla bir penaltı kararı ağır olurdu.
Galatasaray resmi maçlarda üst üste 14'üncü galibiyetini alarak seriye devam etti. Artık uğursuz rakam 13'ü de geçtik. Yani bundan sonra seri devam eder.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Göksu / diğer yazıları
- Fenerbahçe Galatasaray'ı örnek almalı / 01.06.2025
- Ali Koç Galatasaray'ın şampiyon olacağını biliyordu / 26.05.2025
- Kolay elde edilecek bir başarı değil / 19.05.2025
- Kupada da hata yok / 14.05.2025
- Galatasaray istediğini aldı / 11.05.2025
- Kafa karışıklığı ve dağılan ümitler / 05.05.2025
- Şampiyonluk şarkıları / 04.05.2025
- Hepsi iki kişilik oynadı / 28.04.2025
- Bir ihtimal daha var / 27.04.2025
- Bir varmış bir yokmuş / 21.04.2025
- Ali Koç Galatasaray'ın şampiyon olacağını biliyordu / 26.05.2025
- Kolay elde edilecek bir başarı değil / 19.05.2025
- Kupada da hata yok / 14.05.2025
- Galatasaray istediğini aldı / 11.05.2025
- Kafa karışıklığı ve dağılan ümitler / 05.05.2025
- Şampiyonluk şarkıları / 04.05.2025
- Hepsi iki kişilik oynadı / 28.04.2025
- Bir ihtimal daha var / 27.04.2025
- Bir varmış bir yokmuş / 21.04.2025