HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 EKİM 2021, CUMARTESİ

Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın

24.08.2021 00:00:00
'Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın' seslendirme dosyası:

Her geçen gün gelişen olaylar, Atatürk'ün ne kadar doğru kararlar aldığını; gerçekten de Türk vatanına kurtarıcı olarak gönderilmiş özel bir insan olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor. 

İçimizden bazı kesimler, Atatürk'e ve Cumhuriyete muhalif olsalar da,  vatanın kurtarılması ve Cumhuriyetin kurulması gerçeğini yadsıyamazlar. Kurmak ve korumak için yaptıkları, nelere göğüs gerdiği, bütün dünya ülkelerindeki sistemlerin dışında bir Halk Cumhuriyeti kurmuş olması o dönem için eskilerin deyimi ile oldukça "H-hayreti şayan" bir başarı. 

Galiba bazıları içinde bulunduğumuz gerçeği görmek ve anlamak istemiyorlar. Onun koyduğu kurallar, sistem ve söylemler ile yetişen bir nesil, gizli veya açık karşıtlara, ülkeyi bir şekilde ele geçirmek isteyen çıkar odaklarına, yabancı ülkelerin yaptırım güçlerine karşı çıkmışlar, yok edici güçlere direnmişlerdir. 

Bugün ülkenin zeki yöneticilere, resmi işlemleri yöneten akıllı idarecilere, önce devlet yaşasın prensibini kabullenen politikacılara ihtiyacı vardır.  Benden sonra tufan zihniyeti belli bir kesimi kurtarabilir ancak vatanı yok edebilir. 

Bu nedenle ikbal hırsına kapılık söz ve fikirlerine karşı çıksalar da, onun yaptıklarından feyz almak, her davranış ve kararını çok iyi sorgulamak, bu kararlar ile kimlerin tuzaklarını yok ettiğini anlamaya gayret göstermeleri lazım. 

Dünyada Atatürk gibi ülkelerine liderlik etmiş olanların elbette düşmanları olacaktır. Her dönemde bu liderlerin fikirlerini çürütmek için uğraşanlar, ölmüş bir lideri yok edip, onun yerine geçmeye, kendi fikirlerini benimsetmeye çalışanlar bulunacaktır.  

Ancak ülkelerini kurtaranlar ve yaşatanlar, her zaman için tarihi olaylardan ders alan; geçmişin izlerinden yürüyen liderler olmuştur. Bunun için okumak ve akletmek gerekir.

* * *  

İnanç yolu ile ümmet yaratanlar, onları cennet-cehennem ile korkutanlar, din ile akıl ve zekâsına göre insanları birbirinden ayrıştırarak düşman edenler; Allah'ı bir cezalandırıcı olarak göstermeye çalışanlar, meydana gelen her felaketi din lehinde kullananlar hepimizi büyük ve karanlık bir kuyuya çekmeye çalışmaktadırlar. 

"Firavun'un ülkesine döndük" dediğimde kimse kızmasın, alınmasın. Neredeyse asıl kimliğimizi unutup Musa'yı yardıma çağıracağız.

Güneş yakıyor, su boğuyor, deprem yıkıyor. En güzel ormanlarımız yanıyor… Covid-19 belası her seferinde yenilmeye doymayan pehlivan gibi yeniden ayağa kalkıyor, canlar alıyor… Bir damladan yaratılan insanoğlu su ve sabun ile yok edilen bu illetle başa çıkamıyor. 

Orta Asya'dan göç eden Türkler; her dönemde zor günler yaşamışlar. Acı çekmişler, ihanete uğramışlar, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlar. Ancak her seferinde ayağa kalkmayı başarmışlardır. Bugün Anadolu topraklarına, eski Mezopotamya'ya, Trakya'ya göz dikenler bilmediğimiz kimseler değil, sadece düşman olduğunu unuttuklarımızdır. 

Onların içimizde bırakıp gittikleri tohumlar bugün yeşermiş, yine kin ve düşmanlıklarını kusmaya, vatanın zenginliklerini yağmalamaya, Türk halkını bir zamanlar Osmanlı'da olduğu gibi cahil, 'aciz ve hasta bir millet mod'una sokmaya, bizi öyle olduğumuza inandırmaya çalışmaktadırlar. 

Kavga kapıya dayandığında neler yapabileceğimizi unutmuş görünüyorlar.  Uyuttuklarını zannettikleri milli şuurumuz ile nasıl şahlanacağımızı tekrar hatırlatmayalım... Millet bunca bilgi kirliliği ile düştüğü tuzaklara, beceriksiz kişilerin yönetemediği krizlere dayanıyor ve olanlara karşı sesini çıkarmıyor ise bunun nedeni devlete duyduğu güven ve seçilmişliğe duyduğu saygının göstergesidir. 

Türkiye Cumhuriyeti, baba mirasıdır ama şirketi değildir. Ülke yönetiminde görev alanların sadece kendi vatandaşlarına değil, komşularına karşı da görevleri vardır. Göçmen veya sığınmacıların ülkenin her köşesini işgal etmeye, uğrunda kan dökmedikleri vatanları dururken, şehit kanları ile sulanmış bir ülkenin vatandaşı olmaya hakları da yoktur. Bu böyle devam ederse ayaklanmalar, iç çatışmalar, ayrılıklar çok net bir biçimde ortaya çıkacaktır. 

Türk olmak, Türk olarak doğmak bir ırkçılık meselesi değildir. Kaderde, kıvançta ve tasada paylaşımları olan insanlara tanınmış milli bir imtiyazdır. 

Bunu sulandırmaya çalışmak, karalamak geçmişte Osmanlı'nın yıkılmasına neden olmuş, yerine yeni bir devlet kurulmuştur. Türk ırkının tarihine baktığınızda kaç devlet kurduğunu, dünyanın nerelerinde iz bıraktığını görebilirsiniz. 

Taliban'ı destekleyerek ağa babalarına yaranmaya çalışanlar, onunla görüşlerinin aynı olduğunu belirtenler herhalde nerede yaşadıklarını unutmuş zavallılardır. Atatürk anlayışı ile süre gelen Türkiye Cumhuriyeti'ni böyle bir düşünceye teslim etmek mümkün değildir. Bu millet tarihten önce nasıl var idi ise tarihten sonra da var olmaya devam edecektir. 

Bizler ne vatanımızdan, ne bayrağımızdan, ne de iki Mustafa'dan ödün veremeyiz. Onlara ve milli değerlerimize söz söyletmeyiz. Bunlar bizim millet olmamızın ortak teminatıdır. Öyle de kalacaktır. Birileri kendilerini Selçuklu'nun, diğeri ise Osmanlı'nın devamı gibi görüp, bir kısmı da Atatürk'ün arkasına sığınırsa farklı değer yargıları toplumda huzursuzluk yaratır ama sonuca götürmez. 

O nedenle bırakalım bu farklı söylemleri ve Atatürk'ün söylemlerini okuyup anlamaya, onun tavsiyelerine uymaya çalışalım.

Bizim harcımız kan ve gözyaşı ile yoğrulmuş; vatan savunması için kurulan her siper bıyığı terlememiş gençlerin, cepheye mermi taşıyan anaların şehadeti ile üst üste konulmuş naaşları ile inşa edilmiştir.

Biz, misafiri severiz ama düşmanları sevmeyiz… 

Hele hele Atatürk'ü sevmeyenleri ve vatanını sevmemiş olanları hiç sevmeyiz…

Bu böyle biline…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

24.08.2020, 24.08.2019, 24.08.2018, 24.08.2017, 24.08.2016, 24.08.2015, 24.08.2014, 24.08.2013, 24.08.2012, 24.08.2011, 24.08.2010, 24.08.2009, 24.08.2008, 24.08.2007, 24.08.2006, 24.08.2005, 24.08.2004, 24.08.2003, 24.08.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.