HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 AĞUSTOS 2022, SALI

Atatürk'ün hedefi

18.08.2002 00:00:00
AB'nin istekleri yönünde belirlenen politikalarla idare edilmeye başlanan Türkiye'de, milletimize bu durumu izah edemeyeceğini anlayan siyasi irade, tamamen yanıltmaya dayalı bir tutumla halkı iknaya çalışmaktadır.

T.C Devletinin kurucusu Atatürk'ün şahsında egemenliğin devrine kadar uzanan tavizler ona mal edilmekte, yapılan uygulamalar o'nun izinden gitmek olarak anlatılmaktadır.

"AB'ye giriş Büyük Önder Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği batılılaşma hedefinin zorunlu bir sonucudur."

"Gümrük Birliği protokolü Atatürk'ün eseridir."

"Türkiye'yi Avrupa ile bütünleştirecek olan güç 1919 ruhudur" gibi hitaplarla milletimizin Mustafa Kemal'e olan güveni ve bağlılığının arkasına sığınılarak aslında o'nun kurduğu cumhuriyet rejiminin sonu hazırlanmaktadır.

Atatürk, Cumhuriyet rejimini ilan ettiğinde bunu esas olarak 3 temelin üzerine bina etmişti:

-Tam bağımsızlık

-Milli Egemenlik ve

-Misak-ı Milli

O'nun belirlediği bu temel kıstasların özünde ve "batılılaşmak" diye bir amaç asla olmamıştır.

29 Ekim 1930 yılında Ankara'da yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında Amerikan Associated Press muhabiri Miss Ring Atatürk'e Türkiye'nin ne zaman batılılaşacağını sorduğunda şu cevabı almıştı:

"Türkiye bir maymun değildir. Hiç bir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak ne de batılılaşacaktır.

Türkiye yalnızca özleşecektir".

"Batı ile uyuşma Türkiye'nin kaçınılmaz olarak köleleştirilmesi anlamına gelir" diyerek adeta bugün getirilmek istenen noktayı işaret eden Mustafa Kemal 'in "batılılaşma" olarak kendisine mal edilen bir hedefi asla olmamıştır.

1919'un emperyalist dünyasına karşı verdiği olağanüstü mücadele neticesinde kazanılan bağımsızlık; millet egemenliği ve tam bağımsızlık üzerine kurulu yeni bir devletin temel hedefini "batılılaşma" olarak algılamak bize göre ya cehaletten ya da hıyanetten kaynaklanmaktadır.

Yani ya Atatürk ve fikirleri bu kadar açık ifadelerine rağmen halen anlaşılamamaktadır, ya da ortada milletin ve devletin geleceğine korkunç bir kasıt söz konusudur.

Atatürk'ün T.C Devletinin hedefi olarak 10. yıl Nutkunda bahsettiği bu sözlerin bugün bilinçli bir şekilde çarpıtılması da, 2. ihtimali kuvvetlendirmektedir.

Baş kısmı alınmayarak aktarılan sözlerinde şöyle der Atatürk,

"Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracağız".

"Ulusal kültürü" muhafaza ederek çağdaş uygarlığı hedef gösteren bu sözler, bugün arkasına sığınılan manadan çok farklı anlamlar içermektedir.

Dil, din, tarihi geçmiş, gelenek ve görenekler gibi değerlerden oluşan ulusal kültür yani Türk'ü Batıdan ayıran temel kıstaslara dokunulmaması Atatürkçü düşüncede esastır.

Dünya'daki yeni gelişmelere açık olmak onları takip edebilmek, hukuk, ekonomi, askerlik sahası v.s gibi değişebilir konularda Batıyı takip ederek kendi değerlerimizle onu yakalayıp hatta bu teknolojinin üstüne çıkmak gösterilen hedeftir.

Yani amaç, Türkiye'nin özüne sadık kalarak gelişmeleri takip etmesi ve lider olmasıdır.

Türk kültürünü bir kenara bırakarak, Batı taklitçiliğine soyunmak asla Atatürkçü düşünce ile bağdaştırılamaz.

Nutukta belirtilen bu hedefin baş kısmında "ulusal kültürümüzle" ilgili lafzın bazı çevrelerce atılması ise gayet tabiidir.

Atatürk'ün söylemlerini ve düşüncelerini kendilerine göre yorumlayan AB'cilerin menfaatlerine uygun düşen budur.

Zira, AB farklı kültürleri içinde barındırmamaktadır. O topluluk tek bir kültür yumağıdır.

Üyelerinin tamamı, tarihten bugüne süzülerek gelen Hıristiyan dini, Roma Hukuku ve Yunan medeniyetinin sentezlendiği bir kültür birikimine sahiptir.

Parlamenterlerinin de ifadesiyle bir Hıristiyan Birliği olan bu topluluğu şekillendiren ana unsur ise dindir.

AB'nin egemen düşüncesi, farklı kültürleri bir araya getirmek değil; ortak değerleri ve unsurları artırarak her sahada bütünleşmek, büyük bir Avrupa Devleti haline gelmektir.

Tarih boyunca İslam denilince akla gelen, Batı karşısında tevhidin kalkanı kabul edilen, kültürü bu değer istikametinde şekillenerek meydana gelmiş Türklerin ise kendi kimlikleri ve kültürleriyle bu birlikteliğe dahil edilmeyecekleri açıktır.

1959 yılında AET'ye üyelik müracaatıyla başlayan süreçten bugüne kadar geçen yıllar boyunca katettiğimiz mesafe bunun göstergesidir.

Siyasi irade tüm bu gerçeklere rağmen kararını vermiştir. Esas karar ise millete aittir.

Eğer AB'ne girilmekte bir ısrar söz konusu olacak ise, AB taraftarlarının ifade ettiği manada bir "Batılılaşma" süreci geçirilmesi zorunludur.

Bu süreç Türk kültürü tamamen yok olana kadar devam edecektir.

Türk toplumunun özgün yapısını ve tarihsel özelliklerini muhafazası ise varlığı ve devamı için zaruridir.

Atatürk, 1923 yılında, "Hiç bir ulus, başka bir ulusun taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir ulus, ne taklit ettiği ulusun aynısı olabilir; ne de kendi dahilinde kalabilir. Bunun sonucu kuşkusuz ki hüsrandır" diyerek bu zarurete işaret etmişti.

Bugün Atatürk'ün ilkelerini parti amblemine oklarla nakşettiklerini iddia edenler, asıl AB'ye girmezsek, Türkiye'nin millet bütünlüğü zedelenir yorumunu yapanlar, Atatürk olsaydı tek hedefimizi AB olarak gösterirdi diyenler yıllardır kapısında dilendiğimiz bu birlikteliğin esas niyetini artık anlamalıdırlar.

Türkiye'nin içinde bulunduğu badirelerin çıkış noktasını AB'ye üyelikte görenler, Mustafa Kemal'in 6 Mart 1992' günü TBMM'nde söylediklerini asla hatırdan çıkarmamalıdır.

"Durumu düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan öğüt almak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım düşünceler belirdi. Oysa hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların öğütleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir."

Atatürk'ün kendi ifadeleriyle fikirleri böyledir.

Görüldüğü gibi tam bağımsız bir ulus devlet anlayışını savunan; mandacılığı, teslimiyetçiliği temelinden reddeden Mustafa Kemal'in eğer bugün yaşasaydı iddia edildiği gibi bir AB taraftarı değil, tamamen AB'nin karşısında Milli bir duruş sergileyeceği açıktır.

Atatürk'ü Avrupa Birliği sevdalılarına kalkan yapanlar, T.C Devletinin kurucusunun bıraktığı fikir mirasını da bir kalemde değiştirmekten zerre çekinmemektedirler.

Burada vazife gerçek. Atatürkçülerdedir. Zaman, o'nun fikirlerini ve belirlediği istikamet o'nu istismar edenlere anlatmanın zamanıdır.
 
Abdulkadir Baş / diğer yazıları
- Gerçekleri görebilmek / 05.11.2002
- Ezilen halklar Türk'ün adaletini bekliyor / 03.11.2002
- Türkiye'nin gerçek dostu var mı? / 02.11.2002
- AB, Türkiye'nin kurtuluşu değil, sonudur / 01.11.2002
- Çeçen eyleminin ardından / 31.10.2002
- Milli kaynakları hayata geçirecek irade, milletin iradesidir / 29.10.2002
- Türk'e Türk'te başka dost yoktur / 28.10.2002
- Basının esas görevi / 27.10.2002
- İnsan hakları meselesi / 26.10.2002
- Milletçe aradığımızı bulduk / 24.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 23.10.2002
- Türkiye'yi kemiren kurt: Faiz / 22.10.2002
- Güneş balçıkla sıvanmaz / 21.10.2002
- ABD gerçekten dost mu! / 20.10.2002
- Orduyu küçültme iddialarının perde arkası / 19.10.2002
- Denk bütçe için-II / 18.10.2002
- Denk bütçe için-1 / 17.10.2002
- 3 Kasım'ın favorisi bellidir / 16.10.2002
- AB'nin gerçek yüzü artık farkedilmelidir / 15.10.2002
- Dünden bugüne değişemeyen Ecevit / 14.10.2002
- Irak operasyonunun asıl hedefi / 13.10.2002
- AB çıkmaz sokak / 11.10.2002
- Millet, emaneti ehline teslim edecektir / 10.10.2002
- AB içinde Türkiye'nin yeri yoktur / 09.10.2002
- Irak operasyonu başlamadan durdurulmalı / 08.10.2002
- Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı yok / 05.10.2002
- Ulusal bütünlük gözardı edilemez / 04.10.2002
- Irak operasyonunun arka planı / 03.10.2002
- Azınlık vakıfları ve Lozan / 01.10.2002
- Türkiye'nin liderliğinde Ortadoğu / 30.09.2002
- Türkler Avrupalı olamaz / 29.09.2002
- Yeni vergi düzenlemesi / 28.09.2002
- Güç dengelerinde kilit ülke: Türkiye / 26.09.2002
- CHP IMF'nin güdümünde / 24.09.2002
- Türkiye'nin geleceğini BTP kuracaktır / 23.09.2002
- Modern sömürünün ekonomik ayağı: IMF / 21.09.2002
- Bağımsız enerji politikaları ve BTP / 20.09.2002
- Azerbaycan petrolleri ve Türkiye / 19.09.2002
- Irak operasyonu ve Türkiye'nin politikası / 18.09.2002
- Türkiye için AB yolu kapalı / 17.09.2002
- AB'ci partilerin seçim korkusu / 15.09.2002
- Atatürk'ün milli bütünlük politikasına dönüş şarttır / 14.09.2002
- Asıl mesele tam bağımsızlık / 13.09.2002
- Millet tercihini yaptı / 12.09.2002
- BTP'nin maden politikası ile kazanılacaklar / 11.09.2002
- Son umutları küskünler hareketi / 10.09.2002
- IMF'ci CHP 'boş' çıktı / 09.09.2002
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın tezi / 06.09.2002
- Bu nasıl halkçılık? / 05.09.2002
- Batı'nın gözü Türkî Cumhuriyetlerin üzerinde / 04.09.2002
- Bağımsız ve milli bir dış politika şart / 03.09.2002
- AB'den değil, milletten yana tavır alınmalı / 02.09.2002
- Kıbrıs'ta zor dönemeç / 01.09.2002
- Zafer Bayramı'nın anlamı / 31.08.2002
- IMF ve AB'cilerin BTP korkusu / 30.08.2002
- Gerçek Atatürkçüler / 29.08.2002
- Bu nasıl halkçılıktır ki... / 28.08.2002
- Gerçekten millete vekil olmak / 27.08.2002
- Siyasette kirlenme / 26.08.2002
- Türkiye, alternatifsiz değildir / 25.08.2002
- Eskilerden bıkan halk yeniye koşuyor / 24.08.2002
- Türkiye'nin stratejik derinliği / 23.08.2002
- Batı'nın yozlaşmış ahlakı / 22.08.2002
- MEB'nın attığı faydalı adım / 21.08.2002
- Türkiye'nin ufkunu değiştiren lider / 20.08.2002
- BTP milli bir harekettir / 19.08.2002
- Atatürk'ün hedefi / 18.08.2002
- BTP iktidara geliyor / 17.08.2002
- AB'ye karşı yükselen tek ses: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.08.2002
- Batının fotoğrafı:Baskı, şiddet, kan / 14.08.2002
- Milletten uzak siyaset olur mu? / 13.08.2002
- Milletin son ve tek umudu: BTP / 11.08.2002
- BTP ve medyaya düşen görev / 10.08.2002
- Vatandaş kararını verdi: BTP / 09.08.2002
- AB'nin hedefi Kıbrıs / 08.08.2002
- Gücünü milletten alan parti: BTP / 07.08.2002
- Kilit ülke Türkiye / 06.08.2002
- "Önce insan" / 05.08.2002
- AB yasalarında milletin imzası yoktur! / 04.08.2002
- AB uyum paketinin hedefi: Toprak bütünlüğümüz / 03.08.2002
- Tam bağımsız ekonomi / 01.08.2002
- Sorumlular AB'nin gerçek yüzünü görmelidir! / 31.07.2002
- İktidara yürüyen BTP ve projeleri / 30.07.2002
- AB'nin Kıbrıs oyunu / 29.07.2002
- Gözün aydın Türkiyem / 28.07.2002

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

18.08.2001, 18.08.2000, 18.08.1999, 18.08.1998, 18.08.1997, 18.08.1996, 18.08.1995, 18.08.1994, 18.08.1993, 18.08.1992, 18.08.1991, 18.08.1990, 18.08.1989, 18.08.1988, 18.08.1987, 18.08.1986, 18.08.1985, 18.08.1984, 18.08.1983


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.