logo
14 NİSAN 2026


Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "CHP, yapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak gerekir" dedi

14.04.2026 14:13:00
AA
Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt
Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Orta Doğu'daki mevcut manzarayı münferit, sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri hareketlere dair haber akışıyla anlamaya kalkışmayı, "büyük resmin ıskalanması" olarak nitelendirdi.

Karşılarındaki tabloda, diplomasiyle askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örüldüğünü, çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durduğunu belirten Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsattı.

Savaşın 7 Nisan'da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğine işaret eden Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün 'ateşkes' diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır." diye konuştu.

ABD ve İran tarafından yapılan açıklamaları hatırlatan Bahçeli, açıklamaların krizin masaya taşındığını gösterdiğini söyledi. Silahların geçici olarak susmasının, hesapların kapandığı değil gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, ABD ve İran'ın Pakistan'da yaptığı görüşmelere dikkati çekti. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Doğrudan ABD-İran müzakereleri, herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil, diplomatik zeminde de bütün ağırlığını sürdüren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır."

"Yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmaz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, küresel salgınla sarsılan insanlığın Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da, Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulduğunu söyledi.

Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmenin tehlikeli bir gaflet olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Üçüncü dünya savaşı' ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in öncülüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir 'Dünya Barış Konseyi' mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir. Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' vecizi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir."

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur"

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatan Devlet Bahçeli, yaşanan can kayıplarının siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını gösterdiğini, Gazze'deki çığlıkların Lübnan'da da yankı bulduğunu belirtti. Bahçeli, "İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalı. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir." dedi.

Bahçeli, İsrail'in, Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığını ifade ederek, bölgede, komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayışın, yalnızca kaos ürettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD'nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir. İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır.

Mescid-i Aksa'nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, halihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir."

İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına değinen Bahçeli, düzenlemenin siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne serdiğini belirtti. Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışan zulüm, siyonizmin İslam'dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı'nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu'nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hale gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı'nın bu sessizliği, hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür."

"İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken Orta Doğu'da su güvenliğinin de önem kazandığına dikkati çekerek, savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan birinin Orta Doğu olduğunu söyledi.

İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmaların, su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürdüğünü vurgulayan Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini kaydetti. Bahçeli, sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısının birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgedeki her sarsıntının, Türkiye'ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Washington-Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir.

Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisinin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisini tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır."

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, bir avuç toprağı vatan yapanın, o toprağı can pahasına, kan pahasına, anadan ve yardan ayrı düşmek pahasına korumuş olmanın, uğruna ölünen, öldürülen, direnilen, feda edilen, nice nesiller hür yaşasın diye serden geçilen tarihi ve milli varlık olduğuna dikkati çekti.

Gözden kaçırılmaması gereken hayati bir hakikat daha bulunduğuna işaret eden Bahçeli, toprağı vatan yapanın sadece müdafaa değil, aynı zamanda imar ve ihya olduğunu vurguladı.

Şehidin kanı toprağa vatan mührünü vuruyorsa çiftçinin emeğinin de o mührü bütünlemekte olduğunu dile getiren Bahçeli, "Askerimizin koruduğu, çiftçimizin işlediği, milletimizin üzerinde devlet kurduğu toprak işte böyle vatan olur. Uğruna can verilmiş fakat terk edilmiş bir toprak parçası, zamanla sadece hatıralarda ve hamasi vecizlerde yaşayan bir kayba dönüşecektir. Ekilip biçilen, üretimle zenginleşen, nesilden nesle aktarılarak aidiyet kazanan toprak ise vatan olma vasfını her geçen gün yeniden teyit eder." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, Türk milletinin tarih boyunca pek çok badire atlattığını, kıtlık zamanında duruşunu yitirmeyen, yoklukta direncini kaybetmeyen, toprağını namusu bilen, namusunu son nefesine kadar muhafaza eden büyük bir millet olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçisi için toprağı düşmana karşı müdafaa etmekle toprağı işlemek arasında mahiyet farkı yoktur, bunlar aynı milli şuurun iki ayrı cephesidir. Biri istiklalin kanla kazanılmış yüzüdür, diğeri istiklalin alın teriyle inşa edilmiş yüzüdür. Biri hududu muhafaza eder, diğeri o hududun içindeki hayatı ayakta tutar. Biri devleti saldırıya karşı korur, diğeri milletin nasibini sinesinde tutar. Vatanımız, emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir." değerlendirmesinde bulundu.

"Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir"

MHP lideri Bahçeli, tarıma basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçi gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakılamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarım, toprağın milletin sofrasına ulaşma şeklidir. Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir, milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir. Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir. Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa, devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir. Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir. Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir. Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir."

Gıda güvenliğinin ise tali bir politika başlığı olmadığını vurgulayan Bahçeli, savaşın bugün sadece cephede çarpışmayla verilmediğini, bazen sınır hattında, bazen gümrük kapılarında, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Savaş bazen vatandaşımızın kesesine giden yolda, bazen evladını karnı tok uyutmak isteyen annenin çabasında olur. Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir. Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez. Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgahıyla olur. Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi odur." ifadesini kullandı.

"Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır"

Devlet Bahçeli, kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın düş, kadere emanet edilmiş bir dua, hamasi bir dilek hiç olmadığını, bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın, jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesi olduğunu söyledi.

Dünyanın içinden geçtiği kaotik döneme dikkati çeken Bahçeli, "İklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta, tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir." görüşünü paylaştı.

Tarımı, "milli mukavemet, yarınları bugünden koruma iradesi, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye" olarak nitelendiren Bahçeli, "Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil, milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hakim kılmaktır." dedi.

Kara toprağa terini katık edip sofralara nimet ulaştıran çiftçiyi ve köylüyü ezdirmemenin, kendilerine düştüğünü belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Hem çiftçimizin alın terine hem helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere de göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kar maksimizasyonu hedefleyen fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalıdır. Tarım aynı zamanda nesillerimizin beden ve zihin sağlığını ilgilendiren milli bir meseledir. Bugün GDO'lu gıdalar, denetimsiz üretim biçimleri, tedarik zinciri bozulmuş gıdalar, kimyasal yoğunluk, sağlıksız tüketim kalıpları ve ithalata dayalı beslenme alışkanlıkları Türk evlatlarının bedenine ve ruhuna yönelmiş en büyük tehlikedir. Gıda güvenliği kadar güvenilir gıdaya ulaşma konusu da son derece önemlidir. Güvenilir gıdaya erişim konusu, Türk milletinin yarınını hangi bünyeyle, hangi dirençle, hangi şuurla taşıyacağının meselesidir. Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır."

Yerli Malı Haftası kapsamında okullarda düzenlenen etkinliğe değinen Bahçeli, mütevazı, sade görünen ancak mesajı açık olan bu etkinliğin, varlığı da yokluğu da şükrü de sabrı da bilen çocuklar için bir ahlak kazanımı olduğunu anlattı. Çocukların birlikte yedikleri meyvelerin onlara paylaşmayı da nimetin kıymetini bilmeyi de öğrettiğini vurgulayan Bahçeli, "İşte bu anlayışın güncellenmiş, güçlendirilmiş ve çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmış şekilde Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının müşterek çalışmasıyla bugün yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum. Çocuklarımıza toprağın kıymetini anlatmalı, sağlıklı gıdalarla büyümelerini sağlamalıyız. Milli şuur, nutuklarla değil, o şuuru taşıyacak nesillerin yetiştirilmesiyle inşa edilir." değerlendirmesinde bulundu.

"'Terörsüz Türkiye', yeniden şenlenen köylerdir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, hudutta sipere koşan Mehmetçik ile tarlasında ekin nöbeti tutan çiftçinin bir olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin vatan toprağını korurken, diğerinin topraktan hayat bulduğunu aktardı.

Tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğuna işaret eden Bahçeli, köylerdeki hayatın sönmesinin, şehirlerde demografik dengenin, sosyal hayatın ve kültürün yara alması anlamına geleceğini belirtti. Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu sebeple kendi kendine yeten köyler anlayışını, geçmişe yönelik içi boş ve hamasi bir dönüş olarak değil, geleceğe odaklanan stratejik bir yürüyüş olarak değerlendirmek lazımdır. Bugün için üreten, yarın için depolayan, kooperatifleşen, yaylaları, tarlaları, meraları ve seraları boş bırakmayan, hayvanının başında duran, suyunu kirletmeyen, toprağını nadasa bırakmayan, havasını zehirlemeyen, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla ve çocuğuyla üreten köylere ihtiyacımız vardır. Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda ilerledikçe, sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça, yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır."

Doğu Anadolu'nun, Güneydoğu Anadolu'nun, sınır havzalarının, yaylaların, ovaların ve köylerin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılmasının artık hayal olmadığını söyleyen Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye', silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. 'Terörsüz Türkiye', tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. 'Terörsüz Türkiye', yeniden şenlenen köylerdir. 'Terörsüz Türkiye', işini büyükşehirde aramayan gençlerdir. 'Terörsüz Türkiye', aşını anasının kazanında kaynatan kadınlarımızdır. 'Terörsüz Türkiye', ata yurdunu terk etmeyen babalardır. 'Terörsüz Türkiye', huzurun üretime, üretimin refaha dönüşmesidir." diye konuştu.

"Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır"

Türk Polis Teşkilatı'nın 181. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Polis Haftası münasebetiyle, yurdumuzun dört bir yanında gecesini gündüzüne katarak görev yapan, kimi zaman canı pahasına, kimi zaman evladıyla geçireceği zaman pahasına, kimi zaman kendi yorgunluğunu içine atarak vatandaşlarımızın güvenliği için vazife başında olan bütün emniyet mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Şehit olan polislerimize Cenabıallah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Görevi başındaki her bir polis kardeşime de üstün başarılar temenni ediyorum. Türk polisi bugün çok ağır bir yük taşımaktadır. Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır.

Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali, polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır."

Bahçeli, polislerin sadece bir güvenlik unsuru değil, aynı zamanda devletin sokaktaki nabzını tutan, krizleri ilk hisseden ve müdahale eden bir erken uyarı mekanizması olduğunu belirterek, "Bu mekanizma zayıflarsa, devlet körleşir. Bu mekanizma yıpranırsa, devlet ağırlaşır. Bu mekanizma çökerse, devlet felç olur." ifadesini kullandı.

"Ara seçim yok"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından bir gazetecinin, "CHP'nin bir ara seçim talebi var ve bir haftadır tartışmalar devam ediyor. MHP olarak bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "CHP, yapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak gerekir." yanıtını verdi.

Öte yandan Bahçeli'nin, hat sanatıyla tasarlanan, üst tabla merkezinde Besmele-i Şerif'in, çevresinde Nas ve Felak surelerinin işlendiği, "Bismillahirrahmanirrahim", "El-Melik", "Er-Rahman" ifadelerinin yer aldığı yüzük ve onunla aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nı izleyen teşkilat mensuplarıyla Meclis Şeref Merdivenleri'nde fotoğraf çektirdi.

Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişi yaralandı

14.04.2026 11:00:00 / Güncelleme: 14.04.2026 12:07:07
İhlas Haber Ajansı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Şanlıurfa'da lisede silahlı saldırı 16 yaralı
Hasan Çelebi Mahallesi'nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde bir öğrenci silahlı saldırı gerçekleştirdi. Silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 16 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve özel harekat ekipleri sevk edildi.

Yaralı öğrencilerin bazılarının silahlı saldırıdan kaçmak için camdan atladığı öğrenilirken, güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi.

Görgü tanığı olayı anlattı
 
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede silahlı düzenlenen silahlı saldırıda 16 öğrenci yaralandı. Görgü tanığı korku dolu anları anlattı.
 
İddiaya göre, 18-20 yaşlarında olduğu öne sürülen bir kişi, elindeki uzun namlulu silahla okul bahçesi ve içerisinde rastgele ateş açtı. Olayda 16 öğrenci yaralandı. Saldırganın daha sonra aynı silahla intihar ettiği öne sürüldü. 
 
İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve jandarma özel harekat ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçlerince okulda bulunan öğrencilerin büyük bölümünün tahliye edildiği öğrenildi. Yaralı öğrenciler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından hastanelere sevk edildi.
 
Görgü tanıklarından Gökhan Başaranoğlu, "17-18 yaşlarında bir çocuktu. Dış kapıdan içeri girer, girmez elindeki uzun namlulu silahla ateş açmaya başladı. Önce sağa sola, ardından da okula ateş açtı. Daha sonra koşarak okul içerisine girdi. İçerde direkt önüne gelene sıktı. Daha sonra öğrenciler bağırdı, herkes bir yere kaçtı" dedi.

Vali'den açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, 16 öğrencinin yaralandığını, saldırganın intihar ettiğini söyledi.
 
Saldırganın 19 yaşında okulun eski bir öğrencisi olduğunu söyleyen Vali Şıldak, şuanda 12 yaralının tedavisinin Siverek Devlet Hastanesinde sürdüğünü, diğer 4 kişinin ise Şanlıurfa'da tedavi altına alındığını vurguladı. 
 
Vali Şıldak, "Sabah saatlerinde 09.30 sularında 2007 doğumlu okulun eski bir öğrencisinin pompalı av tüfeği ile okula girerek rastgele ataş açması sonucu 16 kişi yaralandı. Yaralılardan 4'ü öğretmen, 1'i polis memuru, 1'i kantin işletmecisidir. Şükürler olsun can kaybımız yok. 
 
2 öğretmen, 2 öğrencinin sağlık durumu biraz daha orta seviyede olduğu için il merkezine sevkedildi. 
 
12 yaralımızın tedavileri Siverek Devlet Hastanesinde devam ediyor. Olayı çok yönlü araştırıyoruz. Saldırgan okulun eski bir öğrencisi, sadece 9. sınıfta bulunuyor daha sonra açık öğretim lisesine geçmiş. 2007 doğumlu. Okul içerisinde polisimizin müdahalesiyle sıkıştırıldı ve kendi canına kıydı. Okulu tahliye ettik. Büyük üzüntü duyuyoruz. Soruşturmamız devam ediyor" dedi.

İstanbul'da DEAŞ'a finansman sağlayan: 8 şüpheli yakalandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü adına finansal faaliyetlerde bulunduğu belirlenen 8 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi

14.04.2026 10:21:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da DEAŞ'a finansman sağlayan: 8 şüpheli yakalandı
İstanbul'da DEAŞ'a finansman sağlayan: 8 şüpheli yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü adına finansal faaliyetlerde bulunduğu belirlenen 8 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Operasyon ile 8 şüpheli yakalandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından terör örgütlerine yönelik yürütülen soruşturmalar sürüyor. Bu kapsamda 'Terörizmin Finansmanı Kanunu'na muhalefet' suçundan hakkında işlem yapılan, mal varlığı dondurulan ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı bulunan kişilere nakdi yardım yapıldığı tespit edildi.

Yardımı yaptığı anlaşılan şahısların DEAŞ Silahlı Terör Örgütü mensuplarına iletilmek üzere çeşitli ülkelerden fon topladığı, DEAŞ Silahlı Terör Örgütü adına çatışma bölgelerinde faaliyet yürütürken öldüğü değerlendirilen şahısların ailelerine, eşlerine para dağıtımı yaparak örgütten kopmalarını önlemek amacıyla finans faaliyetlerde bulundukları da belirlendi. Tespitler kapsamında 8 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Bugün saat 05.30'da düzenlenen operasyonda şüphelilerin tamamı yakalandı.

Öte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili "Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde terörizmin finansmanının önlenmesi ile ilgili yürütülen faaliyetler ve adli işlemler titizlikle sürdürülmekte olup soruşturma tüm yönleriyle devam etmektedir" açıklamasında bulunuldu.

Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin süren soruşturmada 12 şüpheli gözaltına alındı

14.04.2026 02:00:00
AA
Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı
Kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 12 şüpheli gözaltına alındı

Adalet Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, 2020'den itibaren devam etmekte olan Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi.

Dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay S. ve Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A'nın da aralarında olduğu Engin Y, Cemile Y, Uğurcan A, Erdoğan E, Gökhan E, Savaş G, Süleyman Ö, Celal A, Nurşen A. ve Şükrü E. olmak üzere 12 şüpheli gözaltına alındı.

Olay

Tunceli'de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler, arama başlatmıştı. Aramalardan bir sonuç elde edilememişti.
 

Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama

Şırnak ve Kocaeli'de DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 4'ü tutuklanırken, 5'i yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı

13.04.2026 11:09:00
İhlas Haber Ajansı
Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama
Şırnak ve Kocaeli'deki DEAŞ operasyonunda 4 tutuklama
Şırnak ve Kocaeli'de DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 4'ü tutuklanırken, 5'i yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.



Şırnak ve Kocaeli'de, DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında operasyon gerçekleştirildi. Güvenlik güçlerince, örgüte finansal destek sağladıkları ve eleman temin ettiklerine dair bilgiler elde edilen şüphelilere yönelik 9 Nisan'da yapılan eş zamanlı operasyonda 9 şahıs gözaltına alındı.



Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 2 adet pompalı tüfek, 55 adet kartuş ile çok sayıda kitap, doküman ve dijital materyal ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden 4'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 5 şüpheli hakkında ise yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.

İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı

İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında Beşiktaş'ta restoran ve eğlence mekanı olarak faaliyet gösteren iş yerlerinde arama gerçekleştirildi

12.04.2026 04:18:00 / Güncelleme: 12.04.2026 06:23:18
AA
İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı
İstanbul'da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında eğlence mekanlarında arama yapıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında Beşiktaş ilçesindeki Bebek, Kuruçeşme ve Etiler semtlerinde bulunan eğlence mekanları için arama kararı çıkarıldı.

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, karar sonrası iş yerlerinde arama yaptı.



Ekipler, eğlence mekanlarının önünde park halinde bulunan şüpheli araçların içlerini ve bagajlarını da kontrol etti.

Aramalara 8 narkotik dedektör köpeği katıldı.



Etiler semtinde arama yapılan bir mekandan bazı futbolcuların dışarı çıktığı görüldü.

Bazı kişilerin de gözaltına alındığı aramaların ardından ekipler, iş yerlerinden ayrıldı. 

Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama

Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan zanlılardan 4'ü tutuklandı, 9 adli kontrol ile bırakıldı.

12.04.2026 00:34:00
İhlas Haber Ajansı
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ operasyonu: 4 tutuklama
Yalova merkezli 4 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan zanlılardan 4'ü tutuklandı, 9 adli kontrol ile bırakıldı.

Alınan bilgiye göre, Yalova Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube ve Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri ekipleri, Polis Özel Harekat destekli DEAŞ terör örgütüne yönelik operasyon düzenledi.



Örgüt propagandası yapıldığı, örgüt mensupları ile irtibat kurulduğu, örgüt yapılanmasına mali kaynak aktarımında bulunulduğu ve örgütün kadın yapılanması içinde faaliyet yürütüldüğü tespit edilen şüphelilerin yakalanması için Yalova merkezli Diyarbakır, Ankara ve Sakarya'da belirlenen toplam 14 adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. düzenlendi.



Gözaltına alınan 13 şüphelinin ikametlerinde yapılan aramalarda 21 dijital materyal, 17 çeşitli türde doküman ve 2 CD ele geçirildi. Adli mercilere sevk edilen şüphelilerden 4'ü tutuklandı, 9'u ise adli kontrolle serbest kaldı.

Ülkemiz üzerine oynanan oyunlar

Şunu çok iyi bilelim ki, Türk Milleti tarihin en büyük bir kaç milletinden bir tanesidir. Esasen biz, ne olduğumuzu bilmiyoruz. Onun için de bozuk para gibi kendi kendimizi harcıyoruz

12.04.2026 00:16:00
Haber Merkezi
Ülkemiz üzerine oynanan oyunlar
Ülkemiz üzerine oynanan oyunlar
Şunu çok iyi bilelim ki, Türk Milleti tarihin en büyük bir kaç milletinden bir tanesidir. Esasen biz, ne olduğumuzu bilmiyoruz. Onun için de bozuk para gibi kendi kendimizi harcıyoruz.

Eğer biz kendimizi bilsek, değerimizi bilsek, onu korumasını da biliriz. O bakımdan adeta her tarafa kapılarımız açık. Bu münasebetle de insanımızı beyhude maksatlara kurban ediyoruz.

Dünyada hiç bir millet, bizim kadar çeşitli düşüncelere açık pazar değildir. Mesela 1980 öncesinde, Batı dünyasında icat edilen düşünceler, felsefeler, görüşler, uygulamasını bizde buldu.

Komünist ihtilalleri yapmış olan ülkelerde dahi bizdeki kadar endişeli, güçlü, kuvvetli, o düşünceye malik insan bulamazsınız. Sadece o değil, bütün sahalarda böyledir.



Peki, bunun sebebi nedir? Bunun sebebi, biz insanımızı bir defa kendi mihveri etrafında yetiştirmiyoruz. Bizim şahsiyetimiz, modelimiz nedir, bunu bilmiyoruz.

Baştan beri benim ifade etmeye çalıştığım manevi bir model,  bir Müslüman modeli var. Bu bizim, insanlığımızdır, iffetimizdir, hayamızdır, namusumuzdur, fetanetimizdir, merhametimizdir, yardımseverliğimizdir, insanlarla bir ve beraber olmamızdır, başımıza baş eğmemizdir, itaat etmemizdir, küçükleri sevmemizdir, büyükleri saymamızdır.

Zaten dikkat edersek, Türk tarihinde bu model bizim hayatımıza geçmiştir. Üç aşağı beş yukarı Türkler, Müslüman olmadan dahi bu modeli hayatına geçirmiştir.

Müslüman olduktan sonra da bunu ideal bir gaye haline getirmiştir. Ondan sonra bu insana biz mesleki sıfatları yüklüyoruz. O çok mükemmel bir kişilik olarak ortaya çıkıyor.

Bana göre bu dönemde en fazla taviz verdiğimiz ve hiç de itibar etmediğimiz şey, bu kimlik modelidir. Bu modeli eğer biz ortaya koyarsak, insanımız bu tip akımların kolay kolay esiri olmayacak, tarlası haline gelmeyecektir.

Bunu hem ifade ediyor, hem de siyasi iradeye teklif ediyorum. Ciddi araştırmacıları bir araya getirelim. Milletin özünü, ruhunu tanıyanlar, bunu tespit etsinler. Eğitimde bize bunu anlatsınlar. Böylece dört dörtlük bir nesil yetiştirelim.

Din anlatmak başka, bu milletin inancını ifsat etmeye çalışmak başka şeydir



Bu boşluğumuzdan istifade ile dünya özellikle Haçlı dünyası, bizim insanımızı kendi tarafına çekip bedava askerlik yaptırmak istiyor. Ben, şahsen, hiç bir kavmin, hiç bir insanın, hiç bir milletin kendi inancını anlatmasına zerre kadar karşı değilim.

Bundan daha tabii bir şey olamaz. Bu insan ne olursa olsun, Budist olsun, putperest olsun, inancı ne ise bunu anlatmakla zaten mükelleftir. Hıristiyan da elbette ki dinini anlatacak. Nasıl ben dinimi tebliğ ediyorsam o da elbette dinini anlatacak, bir Musevi de anlatacak.

Fakat Haçlı dünyası, din ve vicdan hürriyeti dediğimiz kapıdan girerek, aslında dini anlatmak yerine dini bir ideoloji meydana getirerek, adeta bu topraklar üzerinde yaşayan insanların temelde Türk olmadığını ortaya koyma çalışması yapıyor.

Misyonerliğe karşı çıkmamızın sebebi budur. Dertleri din anlatmak olmadığı, din adına bazı kavramları, bazı ideolojileri angaje etmek, insanımızı kendi taraflarına çekmek olduğu için biz, buna karşı çıkıyoruz.

(…)

Anadolu' da oynanan oyun budur. Ben, bunu görüyor da söylüyorsam, benim günahım nedir? Hep beraber uyanık olmamız lazımdır. Toprağımızı elimizden alacak manada korkunç faaliyetler yapılıyor. Bu vatan benimdir. Bir karışını kesinlikle hiç kimseye veremeyiz…" (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Kütahya'nın Simav ilçesinde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi

11.04.2026 19:26:00
AA
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem
Kütahya'da 4,8 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Simav ilçesi olan 4,8 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 9,12 kilometre derinlikte meydana geldiği tespit edildi.

Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Valiliğinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Bugün, Simav ilçemiz Yemişli köyünde saat 17.31'de 4,8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Deprem, çevre illerden de hissedilmiş olup, çok şükür şu ana kadar ciddi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. AFAD başta olmak üzere tüm kurumlarımızın ekipleri, sahada gerekli tarama ve incelemelere başlamış durumdadır. Vatandaşlarımızın güvenliği için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz." 

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

11.04.2026 13:47:00
AA
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti
Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Hüsamettin Cindoruk, çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle tedavi gördüğü Koç Üniversitesi Hastanesi'nde vefat etti.

Cindoruk hakkında

Türk hukukçu ve siyasetçi Cindoruk, 1933 yılında İzmir'de doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmesinin ardından avukatlık mesleğini icra etmeye başlayan Cindoruk siyasi kariyerine ilk adımını Demokrat Partide attı.

DYP Genel Başkanlığına 1985'te seçilen Hüsamettin Cindoruk, 1987'de siyasi yasakların kalkmasının ardından genel başkanlığı Süleyman Demirel'e bıraktı. 16 Kasım 1991'de TBMM Başkanı seçilen Cindoruk, 1 Ekim 1995'e kadar TBMM Başkanlığı yaptı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümünün ardından 17 Nisan 1993 ila 16 Mayıs 1993 tarihlerinde vekaleten Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi.

Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince Tansu Çiller'in Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olmasının ardından Cindoruk, Demokrat Türkiye Partisini kurdu.

Parti 1999 genel seçimlerinde barajı aşamayarak Meclis dışında kaldı. Cindoruk, bu seçimin ardından Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanlığından ayrıldı.

Cindoruk, 16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde, 3. turda 559 oy alarak partinin genel başkanlığına seçildi, Demokrat Parti ile Anavatan Partisi'nin birleşme sürecinde rol aldı.

İki parti 31 Ekim 2009 tarihinde Demokrat Parti çatısı altında bütünleşti ve Hüsamettin Cindoruk da bu bütünleşmenin başındaki isim oldu. Siyasi kariyerini Demokrat Parti Genel Başkanı olarak Ocak 2011'e kadar sürdürdü.

MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı

11.04.2026 08:38:00
İhlas Haber Ajansı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
MİT, 1940 tarihli 'acele' ibareli belgeyi paylaştı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara'nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı.

Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara'nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu.



Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor.

Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı.

Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı.

Karşı istihbarat çalışmaları



MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor.

Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor.

"Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi.

Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT'in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.