logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "CHP, yapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak gerekir" dedi

14.04.2026 14:13:00
AA
 
Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt
Bahçeli'den ara seçim sorusuna yanıt
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Orta Doğu'daki mevcut manzarayı münferit, sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri hareketlere dair haber akışıyla anlamaya kalkışmayı, "büyük resmin ıskalanması" olarak nitelendirdi.

Karşılarındaki tabloda, diplomasiyle askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örüldüğünü, çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durduğunu belirten Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsattı.

Savaşın 7 Nisan'da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğine işaret eden Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün 'ateşkes' diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır." diye konuştu.

ABD ve İran tarafından yapılan açıklamaları hatırlatan Bahçeli, açıklamaların krizin masaya taşındığını gösterdiğini söyledi. Silahların geçici olarak susmasının, hesapların kapandığı değil gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, ABD ve İran'ın Pakistan'da yaptığı görüşmelere dikkati çekti. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Doğrudan ABD-İran müzakereleri, herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil, diplomatik zeminde de bütün ağırlığını sürdüren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır."

"Yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmaz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, küresel salgınla sarsılan insanlığın Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da, Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulduğunu söyledi.

Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmenin tehlikeli bir gaflet olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Üçüncü dünya savaşı' ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in öncülüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir 'Dünya Barış Konseyi' mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir. Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' vecizi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir."

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur"

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatan Devlet Bahçeli, yaşanan can kayıplarının siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını gösterdiğini, Gazze'deki çığlıkların Lübnan'da da yankı bulduğunu belirtti. Bahçeli, "İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalı. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir." dedi.

Bahçeli, İsrail'in, Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığını ifade ederek, bölgede, komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayışın, yalnızca kaos ürettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD'nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir. İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır.

Mescid-i Aksa'nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, halihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir."

İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına değinen Bahçeli, düzenlemenin siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne serdiğini belirtti. Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışan zulüm, siyonizmin İslam'dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı'nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu'nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hale gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı'nın bu sessizliği, hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür."

"İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken Orta Doğu'da su güvenliğinin de önem kazandığına dikkati çekerek, savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan birinin Orta Doğu olduğunu söyledi.

İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmaların, su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürdüğünü vurgulayan Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini kaydetti. Bahçeli, sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısının birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgedeki her sarsıntının, Türkiye'ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Washington-Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir.

Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisinin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisini tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır."

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, bir avuç toprağı vatan yapanın, o toprağı can pahasına, kan pahasına, anadan ve yardan ayrı düşmek pahasına korumuş olmanın, uğruna ölünen, öldürülen, direnilen, feda edilen, nice nesiller hür yaşasın diye serden geçilen tarihi ve milli varlık olduğuna dikkati çekti.

Gözden kaçırılmaması gereken hayati bir hakikat daha bulunduğuna işaret eden Bahçeli, toprağı vatan yapanın sadece müdafaa değil, aynı zamanda imar ve ihya olduğunu vurguladı.

Şehidin kanı toprağa vatan mührünü vuruyorsa çiftçinin emeğinin de o mührü bütünlemekte olduğunu dile getiren Bahçeli, "Askerimizin koruduğu, çiftçimizin işlediği, milletimizin üzerinde devlet kurduğu toprak işte böyle vatan olur. Uğruna can verilmiş fakat terk edilmiş bir toprak parçası, zamanla sadece hatıralarda ve hamasi vecizlerde yaşayan bir kayba dönüşecektir. Ekilip biçilen, üretimle zenginleşen, nesilden nesle aktarılarak aidiyet kazanan toprak ise vatan olma vasfını her geçen gün yeniden teyit eder." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, Türk milletinin tarih boyunca pek çok badire atlattığını, kıtlık zamanında duruşunu yitirmeyen, yoklukta direncini kaybetmeyen, toprağını namusu bilen, namusunu son nefesine kadar muhafaza eden büyük bir millet olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçisi için toprağı düşmana karşı müdafaa etmekle toprağı işlemek arasında mahiyet farkı yoktur, bunlar aynı milli şuurun iki ayrı cephesidir. Biri istiklalin kanla kazanılmış yüzüdür, diğeri istiklalin alın teriyle inşa edilmiş yüzüdür. Biri hududu muhafaza eder, diğeri o hududun içindeki hayatı ayakta tutar. Biri devleti saldırıya karşı korur, diğeri milletin nasibini sinesinde tutar. Vatanımız, emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen, evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir." değerlendirmesinde bulundu.

"Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir"

MHP lideri Bahçeli, tarıma basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçi gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakılamayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarım, toprağın milletin sofrasına ulaşma şeklidir. Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir, milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir. Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir. Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa, devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir. Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir. Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir. Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir."

Gıda güvenliğinin ise tali bir politika başlığı olmadığını vurgulayan Bahçeli, savaşın bugün sadece cephede çarpışmayla verilmediğini, bazen sınır hattında, bazen gümrük kapılarında, bazen yağmur duasına çıkan ellerde olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Savaş bazen vatandaşımızın kesesine giden yolda, bazen evladını karnı tok uyutmak isteyen annenin çabasında olur. Savaş bazen silahla gelir, bazen ambargoyla gelir, bazen kurşunla gelir, bazen tohumla, gıda zinciriyle, gümrük baskısıyla gelir. Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez. Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen kapatılan pazar tezgahıyla olur. Bugün tohumu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi odur." ifadesini kullandı.

"Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır"

Devlet Bahçeli, kendi kendine yetebilen bir ülke olmanın düş, kadere emanet edilmiş bir dua, hamasi bir dilek hiç olmadığını, bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmanın, jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik, tarihi bir haysiyet meselesi olduğunu söyledi.

Dünyanın içinden geçtiği kaotik döneme dikkati çeken Bahçeli, "İklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatlarının kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta, tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir." görüşünü paylaştı.

Tarımı, "milli mukavemet, yarınları bugünden koruma iradesi, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye" olarak nitelendiren Bahçeli, "Türk milleti, kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar öyle kalacaktır. Bize düşen, toprağı küstürmemektir, çiftçiyi yalnız bırakmamaktır. Bize düşen, köyü boşaltan değil, milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hakim kılmaktır." dedi.

Kara toprağa terini katık edip sofralara nimet ulaştıran çiftçiyi ve köylüyü ezdirmemenin, kendilerine düştüğünü belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Hem çiftçimizin alın terine hem helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere de göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinden haksız kazanç devşirerek kar maksimizasyonu hedefleyen fırsatçılar tek tek belirlenmeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatılmalıdır. Tarım aynı zamanda nesillerimizin beden ve zihin sağlığını ilgilendiren milli bir meseledir. Bugün GDO'lu gıdalar, denetimsiz üretim biçimleri, tedarik zinciri bozulmuş gıdalar, kimyasal yoğunluk, sağlıksız tüketim kalıpları ve ithalata dayalı beslenme alışkanlıkları Türk evlatlarının bedenine ve ruhuna yönelmiş en büyük tehlikedir. Gıda güvenliği kadar güvenilir gıdaya ulaşma konusu da son derece önemlidir. Güvenilir gıdaya erişim konusu, Türk milletinin yarınını hangi bünyeyle, hangi dirençle, hangi şuurla taşıyacağının meselesidir. Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır."

Yerli Malı Haftası kapsamında okullarda düzenlenen etkinliğe değinen Bahçeli, mütevazı, sade görünen ancak mesajı açık olan bu etkinliğin, varlığı da yokluğu da şükrü de sabrı da bilen çocuklar için bir ahlak kazanımı olduğunu anlattı. Çocukların birlikte yedikleri meyvelerin onlara paylaşmayı da nimetin kıymetini bilmeyi de öğrettiğini vurgulayan Bahçeli, "İşte bu anlayışın güncellenmiş, güçlendirilmiş ve çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanmış şekilde Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının müşterek çalışmasıyla bugün yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum. Çocuklarımıza toprağın kıymetini anlatmalı, sağlıklı gıdalarla büyümelerini sağlamalıyız. Milli şuur, nutuklarla değil, o şuuru taşıyacak nesillerin yetiştirilmesiyle inşa edilir." değerlendirmesinde bulundu.

"'Terörsüz Türkiye', yeniden şenlenen köylerdir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, hudutta sipere koşan Mehmetçik ile tarlasında ekin nöbeti tutan çiftçinin bir olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin vatan toprağını korurken, diğerinin topraktan hayat bulduğunu aktardı.

Tarımın aynı zamanda sosyal denge meselesi olduğuna işaret eden Bahçeli, köylerdeki hayatın sönmesinin, şehirlerde demografik dengenin, sosyal hayatın ve kültürün yara alması anlamına geleceğini belirtti. Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu sebeple kendi kendine yeten köyler anlayışını, geçmişe yönelik içi boş ve hamasi bir dönüş olarak değil, geleceğe odaklanan stratejik bir yürüyüş olarak değerlendirmek lazımdır. Bugün için üreten, yarın için depolayan, kooperatifleşen, yaylaları, tarlaları, meraları ve seraları boş bırakmayan, hayvanının başında duran, suyunu kirletmeyen, toprağını nadasa bırakmayan, havasını zehirlemeyen, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla ve çocuğuyla üreten köylere ihtiyacımız vardır. Türk ve Türkiye Yüzyılı, kırsalımızdan, köylerimizden, çiftçilerimizin ve besicilerimizin omuzlarında yükselecektir. 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda ilerledikçe, sınırlarımızdan terörün hain gölgesi çekildikçe, huzurun coğrafyası genişledikçe, devletin kudretiyle milletin duası aynı istikamette buluştukça, yıllarca korkunun, istismarın, göçün ve güvensizliğin baskısı altında kalmış nice bölgemiz yeniden ayağa kalkacaktır."

Doğu Anadolu'nun, Güneydoğu Anadolu'nun, sınır havzalarının, yaylaların, ovaların ve köylerin terör prangasından kurtularak büyük bir üretim seferberliğine katılmasının artık hayal olmadığını söyleyen Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye', silahları susturan, terörün kökünü kazıyan bir hedeftir. 'Terörsüz Türkiye', tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. 'Terörsüz Türkiye', yeniden şenlenen köylerdir. 'Terörsüz Türkiye', işini büyükşehirde aramayan gençlerdir. 'Terörsüz Türkiye', aşını anasının kazanında kaynatan kadınlarımızdır. 'Terörsüz Türkiye', ata yurdunu terk etmeyen babalardır. 'Terörsüz Türkiye', huzurun üretime, üretimin refaha dönüşmesidir." diye konuştu.

"Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır"

Türk Polis Teşkilatı'nın 181. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Polis Haftası münasebetiyle, yurdumuzun dört bir yanında gecesini gündüzüne katarak görev yapan, kimi zaman canı pahasına, kimi zaman evladıyla geçireceği zaman pahasına, kimi zaman kendi yorgunluğunu içine atarak vatandaşlarımızın güvenliği için vazife başında olan bütün emniyet mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Şehit olan polislerimize Cenabıallah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Görevi başındaki her bir polis kardeşime de üstün başarılar temenni ediyorum. Türk polisi bugün çok ağır bir yük taşımaktadır. Bayramda, afette, terörle mücadelede, seçimde, trafikte, her yerde ve her zaman görevde olan polis kardeşlerimiz evlerimizde huzurla uyumamız için üstün bir adanmışlıkla çalışmaktadır.

Bu adanmışlık elbette kıymetlidir. Elbette güvenliğimiz riske atılamaz ancak güvenliği sağlayan insan unsuru da görev başında yıpratılamaz. Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimiz üzerine atılı bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hali, polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir. Bu kapsamda polis intiharlarını es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir, yalnız bırakılmamalıdır, yalnızlaştırılmamalıdır."

Bahçeli, polislerin sadece bir güvenlik unsuru değil, aynı zamanda devletin sokaktaki nabzını tutan, krizleri ilk hisseden ve müdahale eden bir erken uyarı mekanizması olduğunu belirterek, "Bu mekanizma zayıflarsa, devlet körleşir. Bu mekanizma yıpranırsa, devlet ağırlaşır. Bu mekanizma çökerse, devlet felç olur." ifadesini kullandı.

"Ara seçim yok"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından bir gazetecinin, "CHP'nin bir ara seçim talebi var ve bir haftadır tartışmalar devam ediyor. MHP olarak bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "CHP, yapısındaki karışıklığı Türkiye'yi karıştırarak karalamaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır ve Türk milletinin iradesidir. O iradeye de şimdiden saygı duymak gerekir." yanıtını verdi.

Öte yandan Bahçeli'nin, hat sanatıyla tasarlanan, üst tabla merkezinde Besmele-i Şerif'in, çevresinde Nas ve Felak surelerinin işlendiği, "Bismillahirrahmanirrahim", "El-Melik", "Er-Rahman" ifadelerinin yer aldığı yüzük ve onunla aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nı izleyen teşkilat mensuplarıyla Meclis Şeref Merdivenleri'nde fotoğraf çektirdi.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı

27.09.2026 01:15:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.