logo
13 EKİM 2026

Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı

“Yazılı Basının Dijital Dönüşümü: Adaptasyon, Entegrasyon ve Sürdürülebilir Model Önerileri Çalıştayı”, farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital dönüşümün editoryal sorumluluktan ekonomik sürdürülebilirliğe uzanan çok boyutlu bir süreç olduğunu vurguladı

13.10.2026 10:23:00
Haber Merkezi
 
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Medya ekosisteminin dijitalleşmeyle birlikte hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm yaşadığını belirten BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteciliğin matbu yayıncılığın sınırlarını aşarak hız, veri, etkileşim ve çoklu platform kullanımı ekseninde yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.

"Dijital dönüşüm, basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir"

Okurların habere erişim alışkanlıklarındaki değişime ve dijital platformların giderek artan etkisine değinen Çay, uluslararası araştırmalarda da bu dönüşümü destekleyen verilerin ortaya çıktığını kaydetti. Genel Müdür Çay, dünya genelinde sosyal medya ve video ağlarının çevrim içi habere erişimde ilk kez haber kuruluşlarının kendi internet siteleri ve uygulamalarının önüne geçtiğini; çevrim içi haber videosunu haftalık olarak tüketenlerin oranının ise yüzde 77'ye ulaştığını aktardı.

Haberin okura ulaşmasında algoritmaların, içerik akışlarının ve tavsiye sistemlerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Çay, dijital yayıncılıkta görünürlüğün artık yalnızca haberin içeriği ve yayımlandığı mecrayla sınırlı olmadığını vurguladı.

Kurumun görev alanında faaliyet gösteren iki binin üzerindeki süreli yayını da dikkate alarak dijital dönüşümün basın sektörü açısından güncel bir mesele olduğuna işaret eden Çay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dijital dönüşüm, yalnızca bir internet sitesi kurmak ya da basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir. Asıl üzerinde durmamız gereken husus, gazeteciliğin köklü üretim, doğrulama ve dağıtım zincirini yeni şartlara nasıl uyarlayacağımız ve bu dönüşümü kurumsal yapıya nasıl entegre edeceğimizdir.

Dijital dönüşümü; üretim biçimlerinden iş akışlarına, insan kaynağından teknik altyapıya, okurla kurulan ilişkiden gelir modellerine kadar basının bütün yapısını etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak değerlendiriyoruz."

Haberlerin arama motorları, sosyal ağlar, video platformları ve farklı dijital arayüzler üzerinden dolaşıma girmesinin yayıncılara daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sağladığını belirten Çay, bu durumun platformlara bağımlılık, dijital görünürlük ve okurla doğrudan ilişki kurma gibi yeni meseleleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.

Yapay zekâ destekli bilgi erişiminin dönüşüme yeni bir boyut kazandırdığına dikkat çeken Çay, kullanıcıların arama motorlarında bağlantı aramak yerine yapay zekâ destekli sistemlerden doğrudan yanıt alma eğiliminin arttığını kaydetti.






"Akademik bilgi ile saha tecrübesinin buluşmasını istiyoruz"

Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı ihtiyaçların yalnızca mevcut uygulamalar üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağına işaret eden Çay, üniversitelerle iş birliğinin bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Kurum olarak çeşitli üniversitelerle iş birliği protokolleri imzaladıklarını hatırlatan Çay, temel amaçlarının akademik bilgi ve birikimi sahaya aktarmak, sahada edinilen tecrübelerin ve karşılaşılan sorunların da akademik çalışmalara katkı sağlamasını temin etmek olduğunu ifade etti.

Çalıştayın bu iş birliğini güçlendirmesini beklediklerini belirten Çay, akademisyenlerin bilgi ve birikimlerinden yararlanarak hem akademiye hem de basın sektörüne katkı sağlayacak sonuçlar elde etmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.

Genel Müdür Çay, Basın İlan Kurumu ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın hem Kuruma hem de basın sektörüne fayda sağlayacağına inandıklarını kaydetti.






Akademisyenler sürdürülebilir model önerilerini değerlendirdi

Genel Müdür Çay'ın açılış konuşmasının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Faruk Taşçı'nın başkanlığında iki oturum hâlinde gerçekleştirilen çalıştayda akademisyenler, basın kuruluşlarının dijitalleşme sürecinde karşılaştıkları adaptasyon ve entegrasyon sorunları ile uygulanabilir ve sürdürülebilir model önerilerini ele aldı.

Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin temel gazetecilik ilkelerine uygun biçimde kullanılması, bu sistemlerin mevcut yayın mekanizmalarına entegrasyonu ve dijital süreçlerin takibi için dinamik bir ölçüm modeli geliştirilmesinin gerekliliği vurgulandı.

Dezenformasyonla mücadelede teyit mekanizmalarıyla iş birliğinin artırılması, gazetecilik alanında bağımsız bir mesleki yeterlilik yapısının oluşturulması, iletişim fakülteleriyle müfredat uyumunun sağlanması ve yerel medyanın niş habercilik alanlarında bölgesel güç birlikleri oluşturması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.






"Basılı gazeteciliğin varlığını sürdürmesi bir güvenlik meselesidir"

Çalıştayda dile getirilen görüşleri değerlendiren BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital platformların artan nüfuzuna karşı basılı yayıncılığın varlığını sürdürmesinin bir güvenlik ve çeşitlilik meselesi olduğuna dikkat çekti. Yayıncılık sektörünü yaşatma ve destekleme yaklaşımının altını çizen Çay, statik değerlendirme yöntemleri yerine nitelikli haberciliği ve okur kitlesini öne çıkaran, teşvik odaklı, teknik ve dinamik sistemlere geçilmesinin önemini vurguladı.

Sektör paydaşlarının ortak hareket etme kültürünü geliştirmesi ve akreditasyon süreçlerinin sağlıklı bir veri tabanı üzerinden yürütülmesi gerektiğini de ifade eden Çay, çalıştaya katılan akademisyenlere ve katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.

Bugün tamamlanan çalıştayın sonunda, akademisyenlerin sunacağı bildiriler ve çözüm önerileri doğrultusunda yazılı basının geleceğine ve sektörün sürdürülebilirliğine ışık tutması hedeflenen bir sonuç bildirgesi hazırlanacak ve Basın İlan Kurumunun resmî internet sitesinden kamuoyuyla paylaşılacak.

Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı

Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüs devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 17 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi

12.10.2026 13:55:00
İHA
 
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüsünün devrilmesi sonucu trafik kazası meydana geldi. Kazanın ardından olay yerine ekipler sevk edilerek yaralılara müdahalede bulunuldu.






Antalya Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre araçta bulunan 23 yolcudan 17'sinin yaralandığı, yaralılardan birinin sağlık durumunun ağır olduğu belirtildi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin yaralılara yönelik gerekli müdahaleleri sürdürdüğü ifade edildi.

Açıklamada, kazayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği ve kamuoyunun süreç hakkında bilgilendirileceği kaydedildi.









Olay yerine gelen Antalya Valisi Hulusi Şahin, kazayla ilgili ekiplerden bilgi aldı. Gazetecilere kısa bir açıklama yapan Şahin, "Yaralılarımızın durumu ağır değil, bu da bizim için en büyük teselli" dedi.

Öte yandan, midibüsün Tekirdağ Çerkezköy'den 23 yolcuyla çıktığı, Antalya'ya 25 km mesafe kala kaza geçirdiği öğrenildi.

Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.

10.10.2026 00:40:00
Haber Merkezi
 
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı
 Trump'ın F-35 vaadi havada kaldı

ABD Başkanı Trump'ın Ankara'da vadettiği gibi F-35 savaş uçakları Türkiye'ye verilecek mi? ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina'da bu soruyu "Türk tarafı S-400 sorununu çözmedikçe, teslimat da yok. Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var" şeklinde cevapladı. Türkiye'nin parasını ödediği F-35'lerin Türkiye'ye teslimatına İsrail de, ABD'deki Yahudi lobisi de karşı çıkıyordu. İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı ittifak içinde.







ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ağırlandığı Ankara'daki NATO Zirvesi'ne katılmadan önce F-35'ler konusunda "Muhtemelen Türkiye'yi mutlu edecek bir şey yapacağım" demişti. Ancak gelişmeler hiç de bu istikamette ilerlemedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina ziyaretinde Türkiye'ye F-35'lerin teslimatı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilafa ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan'ı 'vazgeçilmez' ve 'güçlü ve örnek NATO müttefiki' sözleriyle öven Rubio'nun ziyareti sırasında iki ülke arasında savunma ve terörle mücadeleden enerji tedarikine pek çok alanda stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi konusunda uzlaşıya varıldı.







Türkiye 'pas' geçildi

Geçmişte Washington'un izlediği denge politikaları nedeniyle ABD'li dışişleri bakanları Türkiye ve Yunanistan'ı art arda ziyaret etmeye, her iki ülkeyi gerçekleştirdikleri bölge turu kapsamına dahil etmeye özen gösteriyordu. Bu sefer ABD'li Bakan Rubio, bölge turuna İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i dahil etmeyi tercih etti. Bununla birlikte Marco Rubio, Atina'da Türkiye ile Rus S-400'ler nedeniyle yaşanan F-35 çıkmazı ve Türkiye ile Yunanistan arasında muhtemel bir ihtilaf ile ilgili olarak çarpıcı mesajlar verdi.

Rubio, Kathimerini gazetesine verdiği röportajda, ABD Başkanı Donald Trump'ın F-35'lerin Türkiye'ye verileceği yönündeki beyanatına "Başkan, mümkün olduğu takdirde, ödemesi yapıldığı için bu uçakların teslim edilmesi isteğini ifade etti" sözleriyle açıklık getirdi. Rubio, bu uçakların bir kısmı için ödemenin çoktan yapıldığını söylemekle birlikte F-35'lerin yakın bir gelecekte Türkiye'ye verilmesine ihtimal vermediğini açıkladı. Rubio, şunları söyledi: "Elbette bu uçakların teslimatına daha çok ama çok uzun yıllar var. Ödemesi halihazırda yapılmış iki uçak söz konusu. Ne var ki, ABD Kongresi tarafından kabul edilmiş bir yasa mevcut. Ortada bir yasa var ve aynı zamanda Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nda yer alan ve çok katı koşullar getiren bir hüküm bulunuyor. Dolayısıyla dürüstçe konuşmak gerekirse bu koşullar yerine getirilmediği müddetçe söz konusu teslimat yapılamaz. Ve bu durum Türk tarafına iletildi. Onlar da biliyor ve sanırım buna bir çözüm yolu bulmaya çalışıyorlar. Mesele S-400 sistemi ekseninde şekilleniyor. Yani şu an itibarıyla bu sorun çözülmüş değil ve biz de hukuken sorun çözülmeden teslimatı gerçekleştiremeyiz. Belki çözüme kavuşur, farklı seçenekler mevcut, ama şu an itibariyle çözülmüş değil."







Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Marco Rubio'ya "Ege Denizi veya Kıbrıs'ta, Türkiye ile ilişkiler kötüye giderse, durumun gerçekten kötüye gitmesini önlemek için müdahale edeceğinize dair bir ABD güvenlik taahhüdü olacak mı?" sorusu da yöneltildi. Rubio, "Bana göre, böyle bir şeyin gerçekleşmesi hayal bile edilemez. Bunlar iki NATO müttefiki ve iki NATO ortağı. Dolayısıyla böyle bir şey kesinlikle olamaz. Bu kimsenin yararına olmaz. Ne Türkiye ne de Yunanistan için iyi olur, ABD için de iyi olmaz" diye konuştu.

Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı

Aydın'ın Söke ilçesinde 2 Ekim tarihinde el yapımı patlayıcı ile bir araca saldırının failleri polis ekiplerince yakalandı

09.10.2026 11:54:00
İHA
 
Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı
Söke'de patlayıcı ile araca saldırının failleri yakalandı
Söke Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ekipleri tarafından, 2 Ekim 2026 tarihinde Söke ilçesinde bir araca yönelik el yapımı patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilen saldırının faillerinin yakalanması amacıyla çalışma başlatıldı.






Yapılan çalışmalar neticesinde; bahsi geçen saldırının failleri tespit edilerek, 8 Ekim 2026 tarihinde belirlenen 3 adreste yapılan operasyonda 4 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Yapılan aramalarda, 1 adet pompalı tüfek, 15 adet kartuş, 1 adet muşta, 3 adet cep telefonu ele geçirildi. 






Olayla ilgili 2 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 2 şahıs adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu

İstanbul Maltepe'de 7 katlı binanın 3 katının çökmesi sonucu hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu. Hayatını kaybedenlerin Gülce Turhan ve Ahmet Muhammet İnan oldukları öğrenildi

08.10.2026 14:13:00
İHA
 
Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu
Maltepe'de hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu
Maltepe Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'taki 7 katlı binada saat 05.40 sıralarında meydana gelen olayda binanın 3 katında çökme yaşandı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen ekipler arama kurtarma çalışması başlattı.






Çalışmalarda 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlenirken, 2 kişiyi de arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Hayatını kaybeden vatandaşların kimlikleri belli oldu. 






Vatandaşların Gülce Turhan ve Ahmet Muhammet İnan oldukları öğrenildi.

Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi

Türkiye'de ilk kez 2017 yılında Artvin ve İstanbul'da görülen kahverengi kokarca böceği, Sakarya'nın Ferizli ilçesindeki bir mahalleyi adeta istila etti. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böceklere karşı vatandaşlar, hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor

08.10.2026 13:56:00
İHA
 
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa'nın tamamına yayıldıktan sonra 2017 yılında ilk olarak Artvin ve İstanbul'da tespit edildi. Halihazırda Türkiye'de görülmeye devam eden bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için ise samuray arıcığı bile duruma engel olamadı. Son zamanlarda Sakarya'da nadiren görülen bu böcek, Ferizli ilçesi Bakırlı Mahallesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, vatandaşların günlük faaliyetlerini engeller hale geldi. Böceklere karşı vatandaşlar hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor.






"Hayvanlar bile doydu"

Kokarcaları öldürmek için ilacın dışında hindi ve tavuk altığını belirten Ahmet Gezer, "Kokarca böceği ile geçen senden beri mücadele ediyoruz. Ben geçen sene bunun çoğalacağını söylemiştim. Bu sene bütün mahsulü çürüttüler. Bunun için fındığımızı da çok ucuza veriyoruz. Piyasa da 180 lira gibi bir rakam diyorlar ama biz 80-90-120 liralara veriyoruz. Toplu şekilde bir ilaçlama yaparsak belki bir çare olur. Bunlar nisan ve mayıs ayında yeniden çıkacaklar. Şu anda hazır ayağımıza gelmiş toplu şekilde ilaçlama yaparsak daha iyi olur. İlaçlarında ruhsatlı ve uygun görülen yerlerden alınması gerek. Topyekun mücadele edersek bunu yok edeceğiz. Bu kokarca böcekleriyle mücadele etmek için 20-25 adet hindi aldım, tavuklarımda var ama hayvanlar bile doydu" dedi.









"Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz"

Bakırlı Mahalle Muhtarı Ali Rıza Durmuş, "İki yıldan beri bu kokarca böcekleriyle mücadele ediyoruz. Geçen seneden daha kötü bir durumda bu böcek bizi ne zaman bırakacak bilmiyoruz. Böcekler, bahçelerden çıktı ve barınak arıyorlar bu sebepten dolayı bütün evleri sarmış durumda. Şu anda herkesin evini ilaçlaması lazım. Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz. İlaçlama yapılınca da geliyorlar biz ne yapacağımızı şaşırdık. Ankara'dan geldiler ve samuray arılarını saldılar ama bir faydasını göremedik. Temmuz ayında yavrulamışlar 15 Ağustos'tan sonra çıktılar ve fındığı çürüttüler Allah rahmet eylesin fındık şu anda hiç yok. İlaçlama yaptık ama fındığımızı kurtaramadık. Evlere giremez olduk" diye konuştu.









"Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum"

Mahalle sakini Mikail İzgi, "Bu böcek tarımı bitirdi. Ciddi bir önlem alınması lazım. Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum. Mahallemize elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kendi evimizi, komşularımızın evlerini ilaçlatmaya çalışıyoruz. Son bir buçuk ayda iyice pik yaptı fındık zamanında çok yoktu ama şu anda yoğun bir dönemde" şeklinde konuştu.




















Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü

Yalova'nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüzde 49 olarak ölçülürken, ekim ayı verilerine göre doluluk oranının bir önceki dönemin üzerinde olduğu görüldü

08.10.2026 13:53:00
İHA
 
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi. Böylece barajın su seviyesi 2025 yılının aynı dönemindeki yüzde 30'luk seviyenin 19 puan, 2024 yılındaki yüzde 38'lik seviyenin ise 11 puan üzerinde bulunuyor. 2023 yılındaki yüzde 52'lik seviyeye göre ise 3 puan daha düşük durumda.






Gökçe Barajı'nda 2026 yılı oldukça düşük seviyelerle başlamış, ocak ayında su rezervinin azalması nedeniyle kentte uygulanan planlı su kesintileri, baraj seviyesinin yüzde 15'e yükselmesinin ardından 13 Ocak'ta sona ermişti. İlkbahar yağışlarıyla hızla yükselen baraj, nisan ayında yüzde 90, mayıs ayında yüzde 93 ve haziran ayında yüzde 96 seviyesine ulaştı.








Yaz aylarıyla birlikte yeniden düşüşe geçen su seviyesi, temmuz ayında yüzde 88, ağustos ayında yüzde 74 ve eylül ayında yüzde 58 olarak ölçüldü. Ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi.








Ekim itibarıyla Gökçe Barajı'nın su seviyeleri 2023'te yüzde 52, 2024'te yüzde 38, 2025'te yüzde 30 ve 2026'da yüzde 49 olarak kayıtlara geçti.

Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon

Binalarda korozyon, betonarme yapıların içerisinde bulunan taşıyıcı çelik donatıların (inşaat demirlerinin) çevre faktörleri, nem ve kimyasal etkilerle reaksiyona girerek kimyasal ve elektrokimyasal yollarla aşınması, paslanması ve işlevini kaybetmesi olayıdır

08.10.2026 12:36:00
Hasan Gündoğdu
 
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Beton, yüksek pH derecesi (yaklaşık 12,5 - 13,5) sayesinde normal şartlarda içerisindeki çeliği paslanmaya karşı koruyan pasif bir alkali tabaka oluşturur. Ancak bu koruyucu tabaka bozulduğunda veya beton içerisine su ve gaz girişi yaşandığında korozyon süreci başlar.






Binalarda Korozyonun Temel Nedenleri

Korozyon tek bir sebebe bağlı olmaktan ziyade, malzeme kalitesizliği ile çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle tetiklenir:

Su ve Nem Teması: Su, korozyon reaksiyonunun gerçekleşmesi için en temel iletkendir. Yalıtımsız temeller, sızdıran çatı ve tesisatlar ile nemli bodrum katları demirin oksitlenmesini hızlandırır.

Karbonatlaşma: Havadaki karbondioksit gazı, betonun gözeneklerinden içeri sızarak betonun alkali yapısını bozar ve pH değerini 9'un altına düşürür. Bu durum demiri koruyan pasif tabakayı ortadan kaldırır.






Klorür İyonu Saldırısı: Deniz kenarındaki yapılarda tuzlu rüzgarlar, deniz kumu kullanılan binalar veya kışın buz çözücü tuzların kullanıldığı alanlar klorür iyonlarının betona nüfuz etmesine yol açar. Klorür, çelikte yerel ve derin çukurlaşma tipi korozyona neden olur.

Pas Payı (Beton Örtüsü) Yetersizliği: Demirin betonun dış yüzeyine çok yakın yerleştirilmesi (< 2-3 cm), dış etkenlerin doğrudan ve hızlı şekilde çeliğe ulaşmasına imkan tanır.

Betondaki Segregasyon ve Gözenekler: Uygun şekilde sıkıştırılmayan, yerleştirilmeyen veya kalitesiz betonlarda oluşan boşluklar nem ve havanın donatıya ulaşmasını kolaylaştırır.






Korozyon Binalara Nasıl Zarar Verir?

Korozyon sadece demirin renginin değişmesi değil, yapının statik dengesini bozan zincirleme bir tahribat sürecidir:

Kesit Kaybı: Demir paslandıkça incelir. Kesit alanı küçülen donatı, üzerine düşen çekme gerilmelerini taşıyamaz hale gelir.

Hacim Genişlemesi ve Betonun Çatlaması: Demir paslandığında oluşan demir oksit, orijinal çelik hacminin yaklaşık 2 ila 6 katı büyüklüğe ulaşır. Bu hacim artışı beton içten dışa doğru devasa bir çekme gerilmesine maruz bırakır.

Beton Kabuk Atması: İçten genleşen beton zamanla çatlar ve donatının üzerindeki beton parçalar halinde dökülür. Demirin dış ortamla teması tamamen açık hale gelir ve korozyon katlanarak hızlanır.

Aderans (Yapışma) Kaybı: Beton ile çeliğin birlikte hareket etmesini sağlayan sürtünme ve tutunma kuvveti (aderans) tamamen kaybolur. Bu durum yapının bütünselliğini yok eder.






Korozyon Sebebiyle Bina Yıkılabilir mi?

Evet, korozyon binaların kendiliğinden veya hafif bir depremde dahi aniden yıkılmasına yol açabilen ana faktörlerden biridir.

Binalarda kolon ve kiriş gibi taşıyıcı elemanlar, üzerlerindeki yükü çelik ve betonun ortak çalışmasıyla taşır. Korozyon nedeniyle taşıyıcı kapasitesi %30 ile %50 oranında azalan bir kolon, binanın kendi ölü yükünü taşıyamaz hale gelebilir.

Türkiye'deki geçmiş deprem incelemelerinde (1999 Gölcük, 2020 İzmir ve 2023 Kahramanmaraş depremleri) yıkılan veya ağır hasar alan yapılarda korozyonun taşıyıcı donatı kesitlerini ciddi oranda incelttiği tespit edilmiştir. 10-15 yıl boyunca yoğun su temasına maruz kalmış yalıtımsız bir binada, donatı çapının fısıltı gibi eriyerek yarı yarıya düştüğü vakalar sıkça görülmektedir.






Korozyona Karşı Alınması Gereken Önlemler

Korozyonla mücadele hem yapım aşamasında hem de mevcut yapılarda doğru adımların atılmasını gerektirir:

İnşaat Aşaması: Su Yalıtımı (Su Yalıtım Membranları). Temel, perde duvar ve ıslak hacimlerde kesintisiz su yalıtımı yapılmalıdır.

Malzeme Seçimi: Düşük Geçirgenlikli Beton (W/C Oranı). Su/çimento oranı düşük (<0,45), kaliteli ve durabilitesi yüksek hazır beton kullanılmalıdır.

Uygulama: Yeterli Pas Payı (Beton Örtüsü). Donatının dış etkenlerden korunması için projesine uygun pas payı elemanları (pas payı klipsi) kullanılmalıdır.

Kullanılan Donatı: Nervürlü ve Kaliteli Çelik. Deniz kumu ve klorür içeren agregalar kullanılmamalı, korozyona dayanıklı çelik tercih edilmelidir.

Mevcut Binalar: Korozyon Onarımı & Güçlendirme. Paslı demirler kumlama ile temizlenmeli, korozyon önleyici astar sürülmeli ve yapısal tamir harçları kullanılmalıdır.

Korozyon, belirtileri dışarıya vurana kadar içten içe ilerleyen sinsi bir süreçtir. Yapılarda temel yalıtımına özen gösterilmesi, su sızıntılarının anında giderilmesi ve düzenli bina bakımının aksatılmaması yapının ömrünü ve deprem güvenliğini doğrudan belirler.

Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi

Başakşehir'de okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da defnedildi

07.10.2026 15:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 15:07:53
İhlas Haber Ajansı
 
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi.






Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.






"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.







Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini iletti.

Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı

Sakarya'nın 2 ilçesinde jandarma ekiplerince tefecilik suçu işlediği belirlenen 3 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda çok sayıda senet, çek ve çamaşır makinesi içinden ruhsatsız silah ele geçirildi

07.10.2026 12:42:00
İHA
 
Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı
Evin her köşesinden senet, çamaşır makinesinden ise silah çıktı
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Sakarya İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Hendek ve Adapazarı'nda tefecilik yaptıkları belirlenen 3 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.






Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda 40 senet, 2 çek, 1 araç satış sözleşmesi, 1 alacak ve verecek belgesi, 3 cep telefonu, 2 ruhsatsız 9 milimetre tabanca, 3 tabanca şarjörü, 50 tabanca fişeği ve 1 ruhsatsız av tüfeği bulundu.








Gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.