logo
30 NİSAN 2026

Batı'nın fasoncusu mu olacağız?

Faiz indirimi söylemleriyle TL’nin neden zayıflatıldığı her geçen gün biraz daha netlik kazanıyor. İktidardaki siyasiler tek dertlerinin “ihracat” olduğunu açıkça belirterek ülkemizi Batılı ülkelerin fasoncusu yapmaya çalışıyorlar. Ekonomi uzmanları, uygulanan bu politikayla insanımızın “ucuz iş gücü”, doların ise “milli paramız” haline dönüşebileceği konusunda uyarıyor

04.12.2021 17:17:00
Batı'nın fasoncusu mu olacağız?
Batı'nın fasoncusu mu olacağız?
MURAT ÇABAS / ANALİZ HABER

Bu yılın başında 7.43 lira seviyesinde olan dolar, siyasilerin uyguladıkları yanlış politikalar neticesinde 14 lira seviyesine kadar yükseldi. 1 Ocak'ta 380 dolar olan asgari ücret, bugün 202 dolara kadar geriledi. İktidardaki siyasiler, doların TL karşısında değerinin yükselmesinden dolayı gerçekleşen ihracat artışını büyük bir başarı olarak ifade ederken, asgari ücret örneğinde olduğu gibi vatandaşların alım gücünün eriyip gitmesini görmezden geldi. Siyasilerin açıklamalarına bakılırsa, bunun bilinçli olarak yapıldığı görülüyor.

Erdoğan: Tek derdimiz ihracat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde önceki gün gerçekleşen bir programda, ekonomi politikalarının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat üzerine kurulu olduğunu belirterek, "Bizim tek derdimiz var ihracat, ihracat, ihracat. Ve bunu başaracağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz hafta Salı günü katıldığı Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında da düşük faiz politikasındaki kararlılığını ve ekonomide yeni yol haritasını anlatmıştı. Erdoğan, yeni yol haritasıyla ilgili şunları söylemişti: "Ekonominin 4 sacayağı bulunuyor. Bunlar; enflasyon, ihracat, faiz ve üretim. Enflasyon ekonomik göstergeler doğrultusunda gelişiyor. Ancak ihracat ve faiz belirlenebiliyor. Türkiye'yi üretimle büyütmek, faiz kıskacından çıkarmak ve bunun tamamen bitirilmesi için 'ekonomide yeni dönemi' başlattık. Kararları da bu yönde alıyoruz. Bu kararlar yeni ekonomi politikasının uygulanması noktasında önemli. Altı aylık bir süreç öngörüyoruz. Zor olanı seçtik ama 4-5 aya toparlanacağız, 6 ay sonra ise meyvelerini yiyeceğiz. Vatandaş da bunu hissedecek. Üretimle yabancı yatırımcıların dikkatini çekeceğiz. Çin böyle büyümüş. Biz onlardan daha avantajlıyız. Biz pazara daha yakınız."

Çin bu modeli 2013'te bıraktı

Hâlbuki Çin, 5 Mart 2013 tarihinde gerçekleştirdiği Ulusal Halk Kongresi'nde kendilerini Batı'nın fasoncusu haline dönüştüren "ihracat odaklı" ekonomi modelini bıraktıklarını belirtip, bu tarihten sonra "tüketim odaklı model" olarak Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacaklarını ilan etmişlerdi. Çin bu kararı aldıktan sonra ihracata bağlı olarak değil, iç talebe bağlı olarak büyümeye başladı. Bu sebeple dünyada büyük ekonomik sorunların yaşandığı dönemlerde bile Çin sağlıklı bir şekilde büyümeye devam etti. Çin'in bu tarz büyümesi, halkını ucuz iş gücü haline getiren, borçları artıran bir büyüme değildi, nitekim bunun sonucunda Çin'de yoksulluk tamamen sıfırlandı, Çinliler elde ettikleri yüksek gelirle ülkelerin bekledikleri turistler haline dönüştüler. Çin, Milli Ekonomi Modeli'nin bir projesi olan Milli Para ve Milli Paralarla Ticaret formülüyle dolara olan bağımlılığını tamamen ortadan kaldırdı.

'İş gücü'nden kasıt sığınmacılar mı?

Uzmanlar, "Pahalı dolar ve ucuz TL politikasıyla hedeflenen iş gücü olarak ülkemize dünyanın dört bir tarafından gelen sığınmacılar mı kastediliyor?" sorusunu soruyorlar. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında bunun sinyalleri de vardı. Erdoğan'ın, MYK toplantısında Çin ve Almanya gibi bazı ülkelerin "düşük faiz" politikasını yıllardır uyguladığını söylediği, "Bizim de bu faiz sarmalından çıkmamız lazım. 1970'lerin Almanya'sında mülteci nüfus var. Genç nüfus ve mültecileri çalıştırarak işgücünü sağlıyorlar. Çin ise genç nüfus, sanayi ve üretimle büyüdü. Biz de faizle değil, genç nüfusla, üretimle büyüme sağlamalıyız" dediği belirtildi.

İSO: Dövize bağlı ihracat geliştirme gerçekçi değil

Ülkemizde üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren sanayiciler de siyasilerimizin dolar kuru artışıyla ihracatı artırma modeline pek sıcak bakmıyorlar. Bloomberg HT yayınına katılan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan yaptığı açıklamada, "Sadece dövize bağlı bir ihracat geliştirme modeli gerçekçi de değil kalıcı da değil. İşin temelinde finansal istikrar oluşturup öngörülebilir bir iş dünyası yaratmak gerekiyor. Sadece kur tarafından baktığınızda tedarik, finansman ve yatırım kalitesinde yıpranma riski var" diye konuştu. Bahçıvan özetle şunları söyledi: "Enflasyon gerçeği sizi bırakın yatırım yapmayı işletme sermayesini korumaya yönlendiriyor. Bu durumda işletme sermayesi ihtiyacı çıkıyor. Siz motive de olsanız yatırımlar ikinci planda kalıyor. Üretici enflasyonu bu kadar yüksek olunca aşağıya yansıma riskini de beraberinde getiriyor. Sanayicinin iç pazarı göz ardı etmesi mümkün değil."

Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti

İzmir'in Çiğli ilçesinde burun estetiği ameliyatı sırasında fenalaşan 23 yaşındaki genç kız, sevk edildiği hastanede günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Kızının acısıyla sarsılan anne Remziye Kanak, "Ameliyat masrafı olarak ödediğim 70 bin lirayı aslında kızımın kefen parası olarak vermişim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim" dedi

30.04.2026 22:10:00 / Güncelleme: 30.04.2026 22:13:49
İhlas Haber Ajansı
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Burun estetiği sonrası hayatını kaybetti
Olay, 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesinde bulunan Özel Metropol Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, burun estetiği ameliyatı olmak için hastaneye yatan Hatice Öncü (23), operasyon sırasında aniden fenalaştı. Durumu bir anda kötüye giden ve uyanamayan genç kız, ilk olarak aynı hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Burada durumu giderek ağırlaşan Öncü, daha sonra ileri tetkik ve tedavi amacıyla tam donanımlı İzmir Şehir Hastanesine sevk edildi. Şehir Hastanesinde günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren genç kızdan sabah saatlerinde acı haber geldi.

Doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen Hatice Öncü, bugün hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından genç kızın cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, ameliyatın gerçekleştiği Özel Metropol Hastanesi ve ilgili doktorlar hakkında savcılığa giderek suç duyurusunda bulunurken, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün de şüpheli ölümle ilgili idari inceleme başlattığı öğrenildi. Genç kızın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip Konak ilçesinde bulunan Çorakkapı Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.

"İki defa entübe edilmiş"

Kızının burun ameliyatı için girdiği özel hastanede fenalaşıp iki kez entübe edildikten sonra beyin ölümü gerçekleşmiş halde başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten anne Remziye Kanak, "Saat 15.00'te olması gereken ameliyata 14.00'te aldılar. Normalde bir buçuk saat sürecek operasyonun ardından kızım uyanmadı. Bizi oyalayarak sürekli yalan söylediler. Narkozu verdiklerinde uyumadığı için ikinci kez narkoz vermişler. Ödem oluştuğunu söyleyip bizi kandırdılar. İki defa entübe edilmiş. Ertesi sabah tomografinin kötü çıktığını söyleyerek bizi Şehir Hastanesine yolladılar. Aslında beyni ölmüş, beyin ölümü gerçekleşmiş halde bizi oraya göndermişler. Sekiz dokuz gün boyunca kızım hiç ayılmadı ve bugün sabah ölüm haberini aldık" şeklinde konuştu.



"Kefen parası olarak vermişim"

Ameliyat masrafı olarak ödediği 70 bin lirayı aslında kızının kefen parası olarak verdiğini vurgulayan Kanak, "Ben kızımı ne zorluklarla 23 yaşına kadar getirdim. Böyle öldüreceklerini bilsem ayaklarımı kırar, yine de oraya götürmezdim. Çiğli'deki o özel hastaneden ve ameliyatı yapan doktorlardan şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başka annelerin ciğeri yanmasın. O hastane kapansın ve bu doktorlar mesleklerini bıraksın. O süreçte bize o kadar zulmedildi ki acıdan fenalaşıp acile gittiğimde benden para istediler, üstümde nakit olmadığı için bir dil altı hapı bile vermediler. Adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Uzun süre içeride kalması normal değildi"

Kızının burun estetiği ameliyatı için büyük bir hevesle ve hiçbir sağlık engeli bulunmadan hastaneye başvurduğunu belirten acılı baba İbrahim Öncü, "Hatice, ameliyat günü sabahı son derece sağlıklıydı, evde şakalaşarak hazırlandı ve o özel hastaneye adeta koşarak gitti. Gerekli tüm tetkikleri ve tahlilleri yapıldı, her şeyin yolunda olduğu bizzat doktorlar tarafından söylendi ve biz de onu dualarla ameliyathaneye uğurladık. Basit bir estetik operasyon olacağı, çok kısa bir süre içinde odasına alınacağı belirtilmişti ancak biz kapıda beklerken saatler ilerledi, diğer hastalar birer birer çıkmasına rağmen Hatice'den bir türlü haber gelmedi. İçimizde tarif edilemez bir korku oluşmaya başladı çünkü sıradan bir işlem için bu kadar uzun süre içeride kalması normal değildi" şeklinde konuştu.

"Sapasağlam ellerimle teslim ettiğim hastaneden cansız bedenini çıkardık"

Operasyon sırasında yaşanan aksaklıklar neticesinde kızının entübe edilerek sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdiğini vurgulayan baba Öncü, "Ameliyatın üzerinden saatler geçtikten sonra doktorlar yanımıza gelerek kızımın bir komplikasyon nedeniyle uyandırılamadığını, durumun ciddiyetini koruduğunu ve mecburen cihazlara bağlandığını haber verdiler. O andan itibaren büyük bir panik ve çaresizlik içine düştük, bulunduğumuz özel hastanenin teknik imkanları yetersiz kaldığı için kızım acilen tam teşekküllü ve daha donanımlı başka bir hastaneye nakledildi. Oradaki yoğun bakım sürecinde hekimlerin tüm çabalarına ve müdahalelerine rağmen ne yazık ki Hatice'nin vefat haberini aldık; evladımı sapasağlam ellerimle teslim ettiğim o hastaneden maalesef cansız bedenini çıkarmak zorunda kaldık." dedi.

Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı

Anayasa Mahkemesi tarihi kararında, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına yasaklanmasının hak ihlali olduğuna hükmetti ve “Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır” diyerek sembolik önemini tescilledi

30.04.2026 20:48:00
Haber Merkezi
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi’nden tarihi 1 Mayıs kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 12 Ekim 2023 tarihinde oy çokluğuyla aldığı ve 15 Aralık 2023'te Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, 2014 ve 2015 yıllarında İstanbul Valiliği'nin Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs kutlamalarını engellemesini toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali olarak değerlendirdi.

Kararın en dikkat çeken kısmı, Taksim Meydanı'nın işçi ve emekçiler açısından taşıdığı sembolik ve tarihsel öneme vurgu yapan gerekçesi oldu: "Taksim, emekçilerin ortak hafızasıdır."

Kararın temel gerekçesi

AYM, kararında özellikle 1977'deki 1 Mayıs katliamına atıfta bulunarak Taksim Meydanı'nın emek ve sendika hareketi için "ortak hafıza" ve "sembolik değer" taşıdığını belirtti. Mahkeme, şu ifadeleri kullandı:

"İşçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı'nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için orada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekânın sınırlanması, aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır."

Mahkeme, Valilik'in yasaklama kararının "ilgili ve yeterli gerekçe"ye dayanmadığını, kamu düzenini koruma amacının orantısız müdahaleyi meşru kılmadığını vurguladı. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesini de eleştiren AYM, gösteri hakkının demokratik toplumdaki önemine işaret etti.

Bu karar, DİSK ve KESK'in bireysel başvuruları üzerine verildi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) benzer yöndeki daha önceki içtihatlarıyla da uyumlu bulundu.

AYM'nin 2023 kararı, 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Sendikalar ve emek örgütleri bu hükmü sıkça hatırlatarak Taksim'in 1 Mayıs alanı olduğunu savunuyor.

2024 ve 2025'te DİSK'in başvurusu üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, Valilik'in Taksim yasağını hukuka aykırı buldu ve iptal etti. Bu karar kesinleşti.

Bugün 1 Mayıs öncesinde ise tartışma yeniden alevlendi. İstanbul Valiliği'nin Taksim'i kapatma yönündeki idari kararları, AYM ve idare mahkemesi kararlarına rağmen devam ediyor. Sendikalar, sol ve emek örgütleri "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" vurgusuyla Taksim çağrısı yapıyor. TİP Genel Başkanı Erkan Baş da partisinin 1 Mayıs'ta Taksim'de olacağını açıkladı.

Sosyal medyada ve basın açıklamalarında AYM kararının "dilek ve temenni değil, bağlayıcı" olduğu sıkça hatırlatılıyor. Eleştirmenler, hükümetin ve yerel idarenin yüksek mahkeme kararlarını uygulamamasını "hukuksuzluk" olarak nitelendiriyor. Öte yandan yetkililer, güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerini öne çıkarıyor.

Kararın önemi

AYM'nin bu kararı, sadece 2014-2015 olaylarıyla sınırlı kalmayıp, toplantı ve gösteri özgürlüğünün kapsamı, sembolik mekanların anlamı ve hafıza aktarımı açısından emsal teşkil ediyor. Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs ile özdeşleşmesini tarihsel ve kültürel bir gerçeklik olarak tescilleyen karar, gelecekteki benzer başvurularda da referans olacak nitelikte.

1 Mayıs 2026 yaklaşırken, AYM'nin "Taksim emekçilerin ortak hafızasıdır" ifadesi, emek hareketinin Taksim talebinin hukuki dayanağı olmaya devam ediyor. Tartışma, yargı kararlarının uygulanabilirliği ve ifade özgürlüğü sınırları etrafında şekilleniyor.

Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Gülistan'ın anne ve babasından DNA örnekleri alındı.
 

30.04.2026 14:35:00
AA
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Gülistan Doku'nun ailesinden DNA örnekleri alındı
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161/6. maddesi gereğince "Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması" dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sürüyor.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ın kaybolduğu dönemde kullandığı siyah renkli otomobilin peşine düşen Başsavcılık, aracın olaydan sonra satıldığını ve aynı modelde bir araçla değiştirildiğini tespit etti. Aracı İstanbul'da bulan ekipler, detaylı inceleme için önce İstanbul'da, ardından Ankara'da yaklaşık bir haftalık detaylı çalışma yaptı.

Araçtaki bulgularla karşılaştırılmak üzere Gülistan'ın annesi Bedriye ve babası Halit Doku'dan Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'nda DNA örnekleri alındı.


12 zanlı tutuklanmıştı
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade vermişti.

ALES giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) düzenlenen 2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (2026-ALES/1) girecek adayların sınav giriş belgeleri erişime açıldı.
 

30.04.2026 13:37:00
AA
ALES giriş belgeleri erişime açıldı
ALES giriş belgeleri erişime açıldı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) düzenlenen 2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (2026-ALES/1) girecek adayların sınav giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 10 Mayıs'ta uygulanacak 2026-ALES/1'e başvuran adayların, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

2026-ALES/1 sınavı için adaylar, 10 Mayıs'ta saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı

İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında, haklarında gözaltı kararı verilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 2 şüpheli gözaltına alındı.

30.04.2026 12:58:00
Haber Merkezi
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek'in gelini ve 2 şüpheli hakkında gözaltı kararı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Bunun üzerine polis ekipleri Zuhal Böcek ile 1 şüpheliyi gözaltına alırken, diğer şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Aynı soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek'in başdanışmanı, Antalya Büyükşehir Belediyesinde çalışan 2 personel ile 2 şoför tutuklanmıştı.

Atama kararları Resmi Gazete'de

Valiliklere ve Emniyet Genel Müdürlüklerine ilişkin atama Kararları Resmi Gazete'de yayımlandı

30.04.2026 06:17:00 / Güncelleme: 30.04.2026 09:09:23
AA
Atama kararları Resmi Gazete'de
Atama kararları Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş İçişleri Bakanlığı emrine görevlendirildi. Emniyet Genel Müdürlüğüne Nevşehir Valisi Ali Fidan getirildi.

Kararla, Ankara Valiliğine Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın Valiliğine Adıyaman Valisi Osman Varol, Adıyaman Valiliğine İstanbul Güngören Kaymakamı Abdullah Küçük ve Nevşehir Valiliğine Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök'ün ataması yapıldı.

İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Gökhan Zengin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Levent Kepçeli getirildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünde atamalar

Ankara İl Emniyet Müdürü Engin Dinç, Mersin İl Emniyet Müdürü İdris Yılmaz ve Siirt İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, Emniyet Genel Müdürlüğü emrine alındı.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne Konya İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek, Konya İl Emniyet Müdürlüğüne Yozgat İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, Mersin İl Emniyet Müdürlüğüne Manisa İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Manisa İl Emniyet Müdürlüğüne Elazığ İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Aydın Karan, Yozgat İl Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Tuncay Pekin ve Siirt İl Emniyet Müdürlüğüne Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Mehmet Özdemir atandı.

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nde açık bulunan genel sekreter yardımcılıklarına ise Füsun Arslantosun ve Alper Görkem Aksu getirildi.

İçişleri Bakanı Çiftçi'den yeni atanan valiler ve Emniyet Genel Müdürü Fidan'a tebrik

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yeni atanan valiler ile Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan'ı tebrik etti.

Bakan Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle vali ve Emniyet Genel Müdürü olarak yeni atamaları gerçekleşen mesai arkadaşlarımı tebrik ediyor, başarılar diliyorum." ifadesini kullandı.

Görevlerini devrederek yeni görevlerine atanan yöneticilere hizmetleri için teşekkür eden Çiftçi, Türkiye Yüzyılı'nın inşasında Türkiye'nin huzur ve güvenliği için çalışmaya devam edeceklerini belirtti. 

 

İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı

İzmir'in Bornova ilçesinde freni patlayan tır, içerisinde polis aracı ve kamyon da olmak üzere 9 araca çarptı

29.04.2026 18:34:00
Anadolu Ajansı
İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı
İzmir'de freni patlayan tır 9 araca çarptı

Manisa'dan İzmir'e gelen plakası ve sürücüsü henüz belirlenemeyen tırın İstanbul Caddesi üzerinde freninin patlaması nedeniyle karşı şeride geçti.

Tır, yolda aralarında kamyon, polis arabası ve 7 araca daha çarparak yol kenarındaki dereye devrildi.

İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada ilk belirlemelere göre 2 polis yaralandı. Yaralılar Ege Üniversitesi Hastanesi'nde kaldırıldı.

Kaza nedeniyle yol bir süre trafiğe kapatılırken, kaza yapan araçların yoldan kaldırılmasının ardından yolun bir kısmı yeniden trafiğe açıldı.

MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı

MİT, Ayetullah Humeyni’nin 1964’teki Türkiye sürgünü sırasında Bursa’da “İranlı misafir” kod adıyla korunduğunu gösteren 11 Kasım 1964 tarihli “Çok Gizli” belgeyi kamuoyuyla paylaştı

29.04.2026 16:10:00
Haber Merkezi
MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı
MİT "çok gizli" Humeyni belgesini paylaştı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), resmi internet sitesinin "Özel Koleksiyon" bölümünde yer alan "Belgeler" kısmına yeni bir arşiv belgesi ekledi. bugün kamuoyuna açılan belge, İran İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin (Ayetullah Humeyni) 1964-1965 yılları arasındaki Türkiye ikametiyle ilgili "çok gizli" ibareli bir emir yazısını içeriyor. Belge, dönemin Milli Emniyet Hizmeti Reisi Ziya Selışık'ın imzasıyla 11 Kasım 1964 tarihinde İstanbul Merkez Şefliği'ne gönderilmiş.

Belge, Humeyni'nin 4 Kasım 1964 ile 5 Ekim 1965 tarihleri arasında MİT'in (dönemin adıyla Milli Emniyet Hizmeti - MAH) gözetiminde Bursa'da ikamet ettiğini ortaya koyuyor. Yazıda "İranlı misafir" ifadesiyle anılan Humeyni için özel güvenlik ve lojistik önlemler alınmış. Tam metin şöyle:

"İranlı misafir Türkiye'ye gelmiş ve Bursa'da ikameti kararlaştırılmıştır. Misafirin kalacağı evin ve misafirle ilgili diğer işler Bursa Yuva Amirliğince bizzat tanzim edilecektir. Gerekli talimat yazılı ve şifahi olarak Bursa Yuva Amirliği'ne gönderilmiştir. Misafirle ilgili şifre ve diğer muhaberatta 'belli' takma adı kullanılacaktır. Bilgilerini rica ederim."

Bu talimatlarla Humeyni'nin konaklayacağı evin düzenlenmesi, tüm lojistik işlerin Bursa Yuva Amirliği tarafından doğrudan üstlenilmesi ve operasyonel güvenlik için "belli" kod adının kullanılması emrediliyor. Belge, Humeyni'nin Türkiye'deki varlığının yüksek gizlilik düzeyinde yönetildiğini gösteriyor.

Humeyni'nin Türkiye sürgünü

Ayetullah Humeyni, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi rejimine karşı sert muhalefeti nedeniyle 1963'teki 15 Hordad ayaklanmasından sonra tutuklanmıştı. 1964'te Şah'ın "Beyaz Devrim" politikalarına ve özellikle ABD askeri personeline yargı muafiyeti tanıyan yasaya karşı verdiği hutbeler üzerine İran'dan sürgün edildi. 4 Kasım 1964'te Türkiye'ye gelen Humeyni, önce Ankara'ya, ardından Bursa'ya yerleştirildi.

Bursa'da yaklaşık 11 ay kalan Humeyni, MİT mensubu Albay Ali Çetiner'in evinde ağırlanmış ve güvenlik nedeniyle "Urfalı kayınpeder" gibi örtü hikayeleriyle korunmuştu. Bu dönemde Humeyni, bazı önemli eserlerini kaleme aldı ve devrim düşüncelerini olgunlaştırdı. 5 Ekim 1965'te Türkiye'den ayrılarak Irak'ın Necef kentine geçti; buradan 1978'de Fransa'ya, 1979'daki İran İslam Devrimi'yle de ülkesine döndü.

MİT'in paylaştığı belge, Türkiye'nin o dönemki istihbarat teşkilatının (MAH) Humeyni'ye hem koruma hem de gözetim sağladığını belgeliyor. "Çok gizli" ibaresi ve kod adı kullanımı, olayın hassasiyetini gözler önüne seriyor.

MİT'in arşiv şeffaflığı

MİT, son yıllarda "Özel Koleksiyon" projesiyle tarihi istihbarat belgelerini kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor. Daha önce 1940'lı yıllara ait başka "acele" ve gizli yazılar da erişime açılmıştı. Bu uygulamayla Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutulması ve genç nesillerin istihbarat tarihine ilgisinin artırılması hedefleniyor.

Bugün paylaşılan Humeyni belgesi, hem İran Devrimi'nin kökenlerine hem de Türkiye-İran ilişkilerinin gizli sayfalarına dair önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Belge, MİT'in resmi sitesinden (mit.gov.tr) doğrudan incelenebiliyor.

İstanbul adeta uyuşturucu üssü haline gelmiş

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce son 2 haftada yapılan operasyonlarda 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde, 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, uyuşturucuyla mücadele kararlılığı mesajı verdi.

28.04.2026 18:41:00 / Güncelleme: 28.04.2026 18:49:03
İhlas Haber Ajansı
İstanbul adeta uyuşturucu üssü haline gelmiş
İstanbul adeta uyuşturucu üssü haline gelmiş
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce son 2 haftada yapılan operasyonlarda 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde, 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, uyuşturucuyla mücadele kararlılığı mesajı verdi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce uyuşturucu tacirlerine yönelik yeni çalışmalar yaptı. Yürütülen çalışmalarda ulusal ve uluslararası düzeyde suç faaliyeti yürüten şahıslarla suç örgütlerine yönelik, İstanbul genelinde yaklaşık son 2 haftalık süreçte düzenlenen operasyonlarda 116 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Toplamda 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde, 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirildi

Adreslerde yapılan aramalarda; 3 milyon 650 bin adet sentetik ecza, 199 kilo skunk, 107 kilo 385 gram metamfetamin, 46 bin 500 adet exctacy hap olmak üzere; toplamda 306 kilo 385 gram uyuşturucu madde, 3 milyon 696 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Ele geçirilen uyuşturucu madde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesinde sergilendi. Sergiyi inceleyen İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, operasyonlar ilgili bilgi verdi.

"Gençliğimizi ve neslimizi korumak adına mücadeledeki en büyük gücümüz İstanbul halkının bize olan desteğidir"

Sergide basın mensuplarına bilgi veren Yıldız, "Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz son iki hafta içerisinde ulusal ve uluslararası zehir tacirlerine yönelik yapmış olduğu çalışmalarda; 307 kilogram uyuşturucu madde, 3 milyon 700 bin adet uyuşturucu hap ele geçirilmiş; operasyonlar sonucunda 116 şahıs gözaltına alınmış, 89 şahıs ise tutuklanmıştır. Gençliğimizi ve neslimizi korumak adına mücadeledeki en büyük gücümüz İstanbul halkının bize olan desteğidir. Hedefimiz belli ve nettir: Gençliğimizi ve geleceğimizi çaldırmayacağız" şeklinde konuştu.

Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıslardan 14'ü hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmış, 89 şahıs tutuklanarak Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiş, 13 şahsın ise adli işlemleri devam ettiği öğrenildi.

Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak

Madenciler, eylemlerinin 17. gününde amaçlarına ulaştılar. Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık" ifadelerini kullandı

28.04.2026 18:06:00 / Güncelleme: 28.04.2026 18:32:34
Haber Merkezi
Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak
Madencilerin eylemi sona erdi: Talepleri karşılanacak
Madenciler, eylemlerinin 17. gününde amaçlarına ulaştılar. Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, "Toplantı olumlu geçti. Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık" ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı, tarafların uzlaştığını açıkladı. Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İçişleri Bakanlığındaki toplantı tarafların uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır. İşçiler, iş verenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır" denildi.



İşçi ve işveren temsilcileri bir görüşme gerçekleştirdi
 
İçişleri Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Ali Çelik başkanlığında, maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle 9 gündür eylemde olan Doruk Madencilik işçileri ve işveren tarafıyla görüşme gerçekleştirdi.
 
Taraflar arasında görüşme devam ederken bakanlıktan şu açıklama yapıldı:

"Ankara'da bir süredir devam eden maden işçilerinin eylemlerini değerlendirmek amacıyla, işçi ve işveren tarafları arasında bir görüşme gerçekleştirilmektedir. İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik'in başkanlığındaki toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Vali Yardımcısı Gürsoy Osman Bilgin, Emniyet Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, Sendika yetkilisi Başaran Aksu, maden işçisi Sinan Koçak, maden işçisi Özcan Gültekin ve Doruk Madencilik Şirketi sahibi Sabahattin Yıldız yer almaktadır. Saat 16:00'da başlayan toplantıda devam eden grev ve eylemleri son erdirmek üzere uzlaşma zemini üzerinde görüşmeler devam etmektedir."

Madenciler büyük bir mücadele örneği sergilediler
 
Doruk Madencilik işçileri, Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde ödenmeyen maaş ve tazminatlar için Eskişehir'den Ankara'ya 190 kilometrelik yolu yürüdüler.
 
İşçiler 19 Nisan'da Ankara'ya ulaştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen madencilere polis müdahale etti. Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile bazı işçiler gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler daha sonra serbest bırakıldı.
 
Daha sonra maden işçileri Ankara'daki Kurtuluş Parkı'nda eylemi sürdürmeye başladı. Buradan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen işçiler ile polis zaman zaman karşı karşıya geldi. 
 
Eylemlerin 17. gününde işçi ve işveren temsilcleri arasında görüşme gerçekleştirildi ve belirli noktalarda mutabakata varıldı.

Maden işçilerinin talepleri nelerdi?
 
- Aylarca ödenmeyen ücretlerin yatırılması,
- Haklı nedenle işten ayrılan işçilerin tazminatlarının ödenmesi,
- TMSF öncesi ve sonrası işten çıkarılanların tazminat haklarının verilmesi,
- Emekli olup tazminat alamayan işçilerin alacaklarının ödenmesi,
- Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan 7 işçinin işe iadesi,
- Ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması, geçmişe dönük ücret ve sigorta haklarının tamamlanması,
- İSİG kurallarına uygun çalışma koşullarının sağlanması,
- Madenin kamulaştırılması ve iş güvencesinin sağlanması.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.