logo
15 MAYIS 2026

Bile bile hakkı inkâr ettiler

Hz. Ali, halifeliği zamanında, "Resûlullah'ın Gadir-i Hum'da ne dediğini, onu gözüyle gören, kulağıyla duyan kalksın" demişti. Aradan yirmi beş yıl geçmiş olduğu hâlde, içlerinde Bedir savaşında bulunan on iki kişi bulunduğu halde o mecliste bulunanlardan otuz sahabi ayağa kalkıp Gadir hadisini söylemişlerdi

15.06.2022 06:00:00
Bile bile hakkı inkâr ettiler
Bile bile hakkı inkâr ettiler
Hz. Muhammed'in, "Ey insanlar, ben sizin aranızda iki şey bırakıyorum, onlara yapışırsanız Benden sonra kesin olarak sapıklığa düşmezsiniz. Allah'ın Kitabı ki gökten yere uzatılmış bir iptir ve soyum, Ehl-i Beyt'im. Bu ikisi, kıyamete dek birbirinden ayrılmaz." (Tirmizi ve Nesai, Hz. Câbir'den tahric etmişlerdir. Tirmizi biraz değişik olarak Arkam oğlu Zeyd'den de tahric eder. Kenzü'l-Ummâl'in 874. Hadisidir. Ahmed ibn-i Hanbel, iki yolla Sâbit oğlu Zeyd'den tahric eder. Tabarâni'de ve diğer hadis kitaplarında da vardır).

"Bu Ali Kur'an'ladır, Kur'an Ali ile, kıyamete dek ikisi birbirinden ayrılmaz" (İbn-i Hacer, Savâikü'l-Muhrika, bab. 9, fasıl 2, s. 57).

"Ali Bendendir, Ben Ali'denim. Hakkımı ancak Ben eda edebilirim yahut Ali edâ edebilir" (İbn-i Mâce, Sünen, Bâbu Fazâil'üs-Sahâbe, cüz 1, 92; Tirmizi, Nesai ve Müsned'de de vardır).

Bu gibi hadisler ve Gadir-i Hum'daki ilan, Hz. Ali'nin halifeliğine bir nass telâkki ediyordu. Nitekim halifeliği zamanında, "Resûlullah'ın Gadir-i Hum'da ne dediğini, onu gözüyle gören, kulağıyla duyan kalksın, Allah için söylesin", demişti. Aradan yirmi beş yıl geçmiş olduğu hâlde, içlerinde Bedir savaşında bulunan on iki kişi bulunduğu halde o mecliste bulunanlardan otuz sahabi ayağa kalkıp Gadir hadisini söylemişlerdi. Yalnız Mâlik oğlu Enes'le iki kişi Veda haccında bulundukları ve dönüşte bu hadisi duydukları halde şehadet etmemişler, halk da sonradan bunların akıbetlerini, bu şehadette bulunmayışlarına vermişlerdir. (Bu hadis Müsned'de Alkam oğlu Zeyd'den tahric edilmiştir).

Görülüyor ki bu bir inançtır. Hz. Ali, halifeliğin kendisine ait olduğunu iddia etmekle beraber Müslümanlığın tehlikeli durumunu görünce kanaatinde ancak Hz. Fâtıma'nın vefatına kadar ısrar etmiş, onun hatırını kırmamış, fakat Hz. Fâtıma'nın vefatından sonra Müslüman birliğini sağlamıştır.

Ebû Bekir, halifeliği Ömer'e bırakmış, sahabenin ileri gelenlerine bu yolda vasiyette bulunarak vefat etmişti.

Ebû Bekir'in halifeliğinde olduğu gibi Ömer'in halifeliğinde de ilk zamanlarda, biat etmeyenler olmuştu, Hz. Ali de bunların arasındaydı. Fakat pek az bir müddet sonra gene birlik temin edilmişti.

Ömer vurulup hayattan ümidini kesince halifelik işini Hz. Ali, Osman, Talha, Zübeyr, Sa'd ve Avf oğlu Abdürrahman'dan ibaret olan bir Şûraya bırakmıştı. Ebû Talha el-Ansâri'yi çağırıp, "Ben gömülünce bunları bir eve topla, Ensar'dan elli silahlıyla kapıda dur bu işi acele bitirmelerini söyle; beşi birleşir, biri ayrı kalırsa boynunu vur; dördü birleşir, ikisi muhalefet ederse ikisinin de kafasını kes; üçü birleşir, üçünün reyi aykırı olursa Abdurrahman hangi taraftaysa o tarafa yardım et; diğer üçü, reylerinde ısrâr ederlerse onları öldür; üç gün içinde hiçbir iş yapmazlarsa altısını da kes; işi Müslümanlara bırak, kendilerine içlerinden birini emir tayin etsinler" demişti.

Bir rivayete göre Şûra'ya tayin edilen Talha, Medine'de değildi. Hakem olarak tayin edilen Avf oğlu Abdürrahman'ın Osman'la yakınlığı vardı. Karısı, Osman'ın ana tarafından kız kardeşiydi. Ebû Vakkas oğlu Sa'd da Osman ile akraba idi, anası, Abdi Şems oğlu Ümeyyeoğlu Süfyan'ın kızıydı. Aynı zamanda bu zat, Zühreoğulları boyuna mensuptu. Hz. Ali, savaşlarda bu boya mensup birçok büyük kişileri öldürmüştü. Bu bakımdan Hz. Ali'ye taraftar değildi. Zübeyr, bir yandan, Hz. Ali'ye taraftarlık etmekle beraber bir yandan da aleyhinde bulunur ve halifeliğe kendisinin tayinini isterdi.

Bütün bu sebepler yüzünden Hz. Abbas, Hz. Ali'ye Şûra'ya girmemesini söylemişti. Fakat girmemek, muhalefette bulunmak olacaktı, Ömer'in emriyse kesindi.

Müfredatta birçok kavram değişti

Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredat kapsamında tarih ve coğrafya terimlerini yeniledi. Ders kitaplarında "Mavi Vatan", "Türkistan" ve "Sömürgeciliğin Başlangıcı" gibi milli şuur odaklı yerli ifadeler resmi olarak kullanılmaya başlandı

14.05.2026 22:00:00
Haber Merkezi
Müfredatta birçok kavram değişti
Müfredatta birçok kavram değişti
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim sisteminde köklü bir zihniyet değişimine giderek "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında tarih, coğrafya ve sosyal bilgiler ders kitaplarındaki temel terminolojiyi tamamen güncelledi. "Milli şuur" ve "yerli bakış açısı" odaklı bu adım, yıllardır kanıksanmış batı merkezli veya dayatılmış coğrafi ve tarihi terimleri, Türk medeniyet hafızasına ve ulusal güvenlik vizyonuna uygun kelimelerle değiştirdi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yapılan düzenlemelerin çok masum görünen ancak millet olma bilincini doğrudan etkileyen dayatmaları ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını belirtti.

Yeni müfredat doğrultusunda ders kitaplarında resmi olarak değiştirilen ve öğrencilere yeni haliyle aktarılacak olan kavramların şöyle listelendi:

Ormanlarımız - Yeşil Vatan: Türkiye'nin orman varlığı ve yeşil alanları, jeopolitik birer güç ve korunması gereken birer vatan toprağı olarak "Yeşil Vatan" konseptiyle işlenecek.

Türkiye'nin Deniz Yetki Alanı - Mavi Vatan: Akdeniz, Ege ve Karadeniz'deki uluslararası hukuktan doğan deniz sınırları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge hakları "Mavi Vatan" öğretisiyle kalıcı hale getirilecek.

Türkiye'nin Hava Sahası - Gök Vatan: Ülkenin hava sahası üzerindeki tam egemenlik hakları, savunma doktriniyle entegre edilerek "Gök Vatan" terimiyle genç kuşaklara aktarılacak.

Ege Denizi - Adalar Denizi: Tarihi arka planı Lozan Anlaşması dönemine dayanan ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında literatüre yerleşen Ege ismi yerine, coğrafyanın asıl tarihi adı olan "Adalar Denizi" ifadesi kullanılacak.

Orta Asya - Türkistan: İki kutuplu dünya düzeninin ve Sovyetler Birliği döneminin dayattığı coğrafi sınırlandırmayı kırmak amacıyla, bölge bilimsel literatürdeki asıl tarihi adı olan "Türkistan" olarak adlandırılacak.

Haçlı Seferleri - Haçlı Saldırıları: "Sefer" kelimesinin Türk literatüründeki makul ve meşru algısının aksine, bu olayların İslam dünyasına yönelik doğrudan birer istila ve saldırı olduğu gerçeği "Haçlı Saldırıları" ifadesiyle vurgulanacak.

Coğrafi Keşifler - Sömürgeciliğin Başlangıcı: Batı merkezli tarih anlayışının "keşif" olarak sunduğu dönemin, aslında küresel çapta insan ve kaynak yağmacılığına dayanan "Sömürgeciliğin Başlangıcı" olduğu öğretilecek.

Bizans - Doğu Roma: Tarihsel olarak modern dönem tarihçilerinin ürettiği yapay bir terim olan Bizans yerine, devletin kendi dönemindeki gerçek adı olan "Doğu Roma" kavramı esas alınacak.

Ermeni Meselesi - Asılsız Ermeni İddiaları: Tarih kitaplarında konunun ele alınış biçimi netleştirilerek, Türkiye'ye yönelik uluslararası tezlerin dayanaksız olduğunu vurgulamak adına terim "Asılsız Ermeni iddiaları" şeklinde güncellendi.

Pontus Meselesi - Asılsız Pontus İddiaları: Karadeniz bölgesine yönelik tarihi ve siyasi dezenformasyon faaliyetlerine karşı, iddiaların asılsızlığı doğrudan terminolojiye yansıtıldı.

Tehcir Kanunu - Sevk ve İskan Kanunu: 1915 olayları sürecindeki yasal düzenleme, dönemin arşiv belgelerindeki ve hukuk metinlerindeki orijinal adı olan "Sevk ve İskan Kanunu" olarak öğrencilere öğretilecek.

Yeni müfredat kapsamındaki bu kavramlar, önümüzdeki eğitim-öğretim döneminden itibaren basılacak tüm ders kitaplarında zorunlu olarak yer alacaktır.

Türkiye'de en fazla yağış Çarşamba'ya düştü

Türkiye genelinde günün en yüksek yağış miktarı Samsun'un Çarşamba ilçesinde kaydedildi. Meteorolojik ölçümlere göre ilçeye 46,1 kilogram/metrekare yağış düştü

14.05.2026 20:00:00
İhlas Haber Ajansı
Türkiye'de en fazla yağış Çarşamba'ya düştü
Türkiye'de en fazla yağış Çarşamba'ya düştü
Samsun'un Çarşamba ilçesinde öğle saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli sağanak yağış ve fırtına, ilçede hayatı olumsuz etkiledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son uyarıların ardından başlayan gök gürültülü sağanak, kısa sürede şiddetini artırarak cadde ve sokaklarda su birikintilerine neden oldu. Öte yandan yoğun yağışlar, bölgedeki su kaynaklarına da olumlu yansıdı.

Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çakmak Barajı'nda doluluk oranı kısa sürede önemli ölçüde yükseldi. 2026 yılı başında yüzde 52 seviyesinde olan baraj doluluk oranı, son yağışlarla birlikte yüzde 99,92 seviyesine ulaştı. Barajda halihazırda yaklaşık 71 milyon metreküp içme suyu bulunduğu bildirildi.

Meteorolojinin ölçümlerine göre Türkiye genelinde günün en yüksek yağış miktarı Samsun'un Çarşamba ilçesinde kaydedildi. İlçeye 46,1 kilogram/metrekare yağış düştü.

Ege'de dengeleri değiştirecek iddia

Türkiye, Lozan'da Yunanistan'a devredilmeyen 152 Ege adası, adacık ve kayalık üzerinde egemenlik hakkını yasal zemine oturtmak için 'Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu' taslağını Kurban Bayramı sonrası TBMM gündemine sunmaya hazırlanıyor 

14.05.2026 19:30:00
Haber Merkezi
Ege'de dengeleri değiştirecek iddia
Ege'de dengeleri değiştirecek iddia
Son günlerde hızla yayılan bir iddiaya göre, Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması'nda (1923) ve Paris Antlaşması'nda (1947) Yunanistan'a devredilmeyen Ege Denizi'ndeki 152 ada, adacık ve kayalık (EGAYDAAK) üzerinde egemenlik iddiasını yasal zemine oturtmak üzere bir kanun taslağı hazırlıyor.

İddiaya göre taslak, Kurban Bayramı tatili sonrası (27-30 Mayıs 2026) TBMM gündemine sunulacak. Ancak resmi kaynaklar, konunun "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" (Mavi Vatan Kanunu) çerçevesinde gri bölgelerin hukuki statüsünün ele alınması şeklinde sınırlı kaldığını belirtiyor, doğrudan "152 adaya egemenlik ilanı" resmi olarak doğrulanmadı.

'Gri bölge' statüsü netleştirilmek isteniyor

AK Parti kaynaklarına dayanan haberlere göre, uzun süredir üzerinde çalışılan "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" taslağı, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki deniz yetki alanlarını (karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) tek bir çatı altında düzenlemeyi hedefliyor. Taslakta Ege Denizi özelinde karasularının 6 mil olarak korunacağı, diğer denizlerde ise 12 mil kuralının uygulanacağı ifade ediliyor. Ayrıca "gri bölge" olarak nitelendirilen ada, adacık ve kayalıkların uluslararası hukuk ilkelerine göre statüsünün netleştirilmesi de öngörülüyor.

Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü Dr. Mustafa Başkara'nın öncülüğünde düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Prof. Çağrı Erhan ve diğer yetkililer, taslağın Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerini koruduğunu vurgulamıştı. Yetkililer, Ege'deki gri bölgelerin hukuki statüsünün de bu çerçevede ele alınacağını belirtirken, sosyal medyadaki "152 ada için egemenlik ilanı" yorumlarını doğrudan teyit etmedi.

152 Ada (EGAYDAAK) tartışması

Ege Denizi'ndeki 152 ada, adacık ve kayalık grubu, yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde tartışılan bir konu. Türkiye'ye göre bu coğrafi formasyonlar, Lozan ve Paris antlaşmalarında isim olarak Yunanistan'a devredilmemiş; dolayısıyla egemenlik hakkı Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Yunanistan ise bu alanları kendi egemenlik sahası içinde gördüğünü savunuyor. Konu, özellikle Yunanistan'ın bazı adaları silahlandırması ve karasularını 12 mile çıkarma tartışmalarıyla sık sık gündeme geliyor. Türkiye, bu adımların antlaşmalara aykırı olduğunu belirtiyor.

Sosyal medya paylaşımları iddiayı "Mavi Vatan'a adım" olarak nitelendirirken, bazı Yunan kaynakları ve analistler konuyu "gerilimi tırmandırabilecek bir hamle" olarak yorumluyor. Resmi düzeyde ise henüz TBMM'ye sunulmuş bir teklif bulunmuyor, taslağın bayram sonrası Meclis'e taşınması bekleniyor.

Uzmanlar, yasanın çıkması halinde Ege'deki deniz sınırlarının ve gri bölgelerin hukuki zemininin güçleneceğini, ancak Yunanistan'la diplomatik gerilimi artırabileceğini belirtiyor. Konu, her iki ülkenin de NATO müttefiki olması nedeniyle uluslararası arenada da yakından takip ediliyor.

Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında 263 yıla kadar hapis cezası istenen 178 sayfalık iddianameye, "Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok, hodri meydan!" sözleriyle tepki gösterdi

14.05.2026 16:31:00 / Güncelleme: 14.05.2026 18:36:15
Haber Merkezi
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında hazırlanan iddianamede 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenmesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden ilk açıklamayı yaptı.

Özcan, "Sonunda davam açılmış. Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama iddianamede şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok. Hodri meydan!" diyerek iddiaları reddetti.

İddianamenin detayları ve istenen cezalar

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "irtikap" ve "rüşvet" soruşturması kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı "müşteki kurum" sıfatıyla yer alıyor.

Savcılık, Tanju Özcan'ın şu suçlardan 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti:

6 kez "icbar suretiyle irtikap"

3 kez "irtikaba teşebbüs"

34 kez "nitelikli dolandırıcılık"

1 kez "rüşvet"

Aynı dosyada yargılanan tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can için 64 yıla, BolSev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız için ise 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianamede yer alan 5 ağır suçlama

Soruşturmanın en önemli delillerinden birini, BolSev Vakfı Başkanı Ali Sarıyıldız'ın cezaevindeki itirafları oluşturdu. İddianamede öne çıkan başlıklar şunlar:

Marketler Olayı: Zincir marketlere belediye iştiraki olan Bolu Bel A.Ş. ile reklam sözleşmesi yapmaları için baskı uygulandığı, kabul etmeyen marketlere rutin dışı ve yoğun zabıta denetimleri yapıldığı öne sürüldü.

Ruhsat Olayı: Kentte faaliyet gösteren bir müteahhitten ruhsat işlemleri karşılığında 2 milyon 500 bin lira talep edildiği, paranın bir kısmının nakit, bir kısmının ise vakıf hesabına aktarıldığı iddia edildi.

Kurban Bağışı Dolandırıcılığı: 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde BolSev Vakfı aracılığıyla toplanan 845 bin liralık kurban bağışına rağmen kesim yapılmayarak "nitelikli dolandırıcılık" işlendiği belirtildi.

Hak Ediş Olayı: Bir şirket yetkilisinin belediyeden hak edişlerini zamanında alabilmesi için vakfa 10 milyon liralık yardım yapmaya zorlandığı iddialar arasında yer aldı.

Beton Olayı: Özcan'ın, belediye şirketinden beton almayı reddeden bir firmanın yetkilisine "Başka yerden beton alamazsınız, size beton santrali kurdurtmam" diyerek baskı yaptığı iddia edildi.

"Kimin için yolsuzluk yapmışım?"

Hakkındaki tüm suçlamaları kesin bir dille reddeden Tanju Özcan, cezaevinden SEGBİS sistemiyle katıldığı süreçte ve avukatları aracılığıyla paylaştığı mesajda şunları kaydetti:

"Madem benim veya yakınlarımın kasasına giren tek kuruş yok, o zaman bu kadar yolsuzluğu kimin için yapmışım? Ortada bir rüşvet veya irtikap varsa menfaat nerede? Bu dava tamamen siyasi bir kumpastır ve amaç belediye çalışanlarını korkutarak iş göremez hale getirmektir."

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianame üzerindeki inceleme süreci devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İpek Yolu'nun günümüzdeki karşılığı olan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Bu koridoru enerji kaynaklarının batıya taşınması için de teşvik etmeyi sürdüreceğiz" dedi

14.05.2026 14:18:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Astana'daki Bağımsızlık Sarayı'nda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile baş başa görüşmesi ve Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı'na katılmasının ardından, iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda, nazik misafirperverliği için Tokayev'e teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı'nı biraz önce başarıyla gerçekleştirdik. Çok sayıda belgeyi imzaladık. Sayın Tokayev ve heyetiyle görüşmelerimizde ticaret, ulaştırma, enerji, sağlık, madencilik, kültür, eğitim, teknoloji ve savunma sanayi gibi alanlardaki iş birliğimizi etraflıca değerlendirdik. İş çevrelerimizi, Kazakistan'daki yatırımlarını artırmaları ve ortaklığımızı pekiştirecek bağlar kurmaları ile teşvik etmeye devam ediyoruz. Sayın Tokayev ile birlikte hitap edeceğimiz Türkiye-Kazakistan İş Forumu vesilesiyle iş insanlarımız arasında inşallah yeni işbirliklerine şahit olacağız. Ticaret ve yatırım ilişkilerimizi çarpan etkisiyle büyüten askeri ve savunma sanayi işbirliğimizi daha ileriye taşıyacak projeleri de bugün görüştük. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum."

"Türkiye Maarif Vakfının iki okul açması için çalışmalara başlandı"
Enerjide kaynak çeşitliliği konusunda son yıllarda attıkları adımlarda Kazakistan'ın özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dünyanın önde gelen ham petrol ihracatçılarından olan Kazakistan'dan daha fazla miktarda petrolü ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı arzu ediyoruz. İpek Yolu'nun günümüzdeki karşılığı olan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti de her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Biz Kazakistan ve diğer ortaklarımızla birlikte bu koridoru sadece mal sevkiyatı için değil, enerji kaynaklarının batıya taşınması için de teşvik etmeyi sürdüreceğiz." ifadeleri kullandı.

Erdoğan, Doğu Akdeniz'den Orta Asya'nın derinliklerine uzanan coğrafyada "dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla yeni köprüler inşa etmekte kararlı olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Türk dünyasının ortak kültürel hazinelerini, büyük şahsiyetlerin fikirlerini, eserlerini ve manevi miraslarını gelecek nesillere aktarmayı müşterek sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Sayın Tokayev'in destekleriyle Türkiye Maarif Vakfının Astana ve Almatı'da birer okul açması için çalışmalara başlandı. Bu memnuniyet verici adımdan dolayı Sayın Cumhurbaşkanı'na bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ederim."

"Kazakistan'ın maddi manevi desteğini her daim yanımızda hissettik"
Kazakistan'ın Türkiye ile gönül bağına, 6 Şubat depremlerinin hemen ertesinde 86 milyon olarak şahitlik ettiklerini dile getiren Erdoğan, "O zor dönemde Kazak kardeşlerimizi ve Kazakistan Devleti'nin maddi manevi desteğini her daim yanımızda hissettik. Bugün de Kazakistan'ın Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde inşa ettiği ilkokulun açılışını aziz kardeşimle beraber gerçekleştirmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'nin ismini verdiğimiz bu okulumuzda yetişecek çocuklarımızın dostluğumuzu gelecek nesillere taşıyacağına yürekten inanıyorum" dedi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'e kendisine tevcih edilen "Hoca Ahmet Yesevi Nişanı" için de gönülden teşekkür eden Erdoğan, nişanı iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşliğin güçlü bir simgesi olarak taşımaktan bahtiyar olacağını ifade etti.

"Bölgesel ve uluslararası meseleleri de kapsamlı şekilde değerlendirdik"
Yarın Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi'ne katılacaklarını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kazakistan'ın, Türk Dünyası'nın bütünleşmesine en başından bu yana yaptığı değerli katkılar için müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim. Yarınki zirvemizde gözlemci sıfatıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin temsil edilecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile bölgesel ve uluslararası meseleleri de kapsamlı şekilde değerlendirdik. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev ve heyetine sergiledikleri müstesna misafirperverlik için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu düşüncelerle Konsey toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kazak kardeşlerimize sağlık, esenlik ve refah dileklerimi gönderiyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini "çok rahmet" anlamına gelen Kazakça "köp rahmet" sözleriyle tamamladı.

Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı

Eskişehir'in Tepebaşı ilçe Belediyesine yönelik operasyonda, haklarında gözaltı kararı verilen 33'ü belediyede görevli 60 şüpheliden 23'ü yakalandı

 

14.05.2026 14:08:00 / Güncelleme: 14.05.2026 17:48:50
Anadolu Ajansı
Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı
Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda Kaçakçılık ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yapılan ihbar ve şikayetler üzerine "zincirleme suretiyle nitelikli zimmet", "evrakta sahtecilik", "213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve görevi kötüye kullanmak" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Vergi Kaçakçılığı-Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen vergi tekniği raporları, vergi suçu raporları, Sayıştay emekli denetçileri bilirkişi raporu, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği tevdi raporu, polis kriminal inceleme raporu, HTS-baz analiz raporları, ihbar eden, müşteki ve tanık ifade tutanakları, farklı bankalara ilişkin kayıtlar, kripto varlık hesapları, belediye evrakları ve muhasebe kayıtlarının soruşturma evrakında yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda Tepebaşı Belediyesinde yapılan bir kısım ihalelerde usulsüzlük yapılarak özellikle Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünce doğrudan temin suretiyle kiralama ve organizasyon şirketlerinden mal ve hizmet alımlarında sahte teklif mektupları, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı usulsüz belge, hizmet karşılığı olmayan ve hizmet karşılığından fazla fatura veya düzenlemek suretiyle haksız kazanç elde edilerek belediye görevlileri ve üçüncü şahıslarla birlikte iştiraken zimmet suçunun işlendiği ve bu surette kamu zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği belirtildi.

MASAK raporu uyarınca şüphelilerin ve şirketlerin haksız edinilen mal varlıklarına el konulduğu belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"Haklarında atılı suçlardan soruşturma başlatılan 33 belediye görevlisi ile 27'si şirket yetkilileri ve diğer şüpheliler olmak üzere toplam 60 şüphelinin yürütülen soruşturma kapsamında 14 Mayıs tarihinde eş zamanlı olarak yakalanmaları, gözaltına alınmaları, suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla ikamet ve iş yerlerinde arama ve el koyma talimatları verilmiş, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesince arama, yakalama, gözaltına alma, el koyma çalışmaları devam etmekte olup, soruşturma titizlikle yürütülmektedir."

Bu arada, polis ekipleri Tepebaşı Belediyesi'nde arama çalışması yapıyor.

Eskişehir merkezli Ankara ve Adana'da düzenlenen operasyonda 23 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınanlar arasında belediye başkan yardımcısı S.Y. ile özel kalem müdürü Ö.E'nin de olduğu öğrenildi.

Yasa dışı gelirin kripto varlık hesaplarına aktarıldığı iddiası

Şüphelilerin kurdukları şirketler üzerinden yapmadıkları iş karşılığında belediyeden para alıp kamu zararına neden oldukları, elde edilen yasa dışı geliri de kripto varlık hesaplarına aktardıkları iddia edildi.

Ataç ile Yalaz'dan açıklama

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, sabah saatlerinde belediyeye yönelik operasyon yapıldığını anımsatarak, kendisinin görevinin başında olduğunu söyledi.

Polis ekiplerinin büyük bir nezaketle hareket ettiklerini kaydeden Ataç, polislere teşekkür etti.

Bir soruşturma süreci yaşandığını anlatan Ataç, şöyle konuştu:

"Bu süreçte arkadaşlarımızın haklarını düzgün olarak takip edeceğiz ve haklarının verilmesini talep ediyoruz. Bu kent, huzur kentidir. Bu operasyonun da huzur içinde yapılması en büyük dileğimiz. Bundan sonraki süreçte, 25 yıldır olduğu gibi belediyemin başında tarafsız, adil, eşitlikçi olarak belediyeyi yönetmeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda da kullanmaya kalkmasın. Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir."

CHP İl Başkanı Talat Yalaz ise hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olduklarını, gözaltındaki kişiler ve aileleriyle irtibat halinde olduklarını belirtti.

Avukatlarla birlikte gelişmeleri takip ettiklerini ve hukuki sürece saygılı olduklarını ifade eden Yalaz, herkesin sürece saygılı olması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada CHP Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da hazır bulundu.

Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı... 2 milyar dolarlık nitelikli dolandırıcılık

Adana merkezli "yasa dışı bahis", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "kara para aklama" soruşturmasında 21 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. 200 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, futbol yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı da sabah saatlerinde evinde gözaltına alındı

14.05.2026 12:09:00
Haber Merkezi
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı... 2 milyar dolarlık nitelikli dolandırıcılık
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı... 2 milyar dolarlık nitelikli dolandırıcılık
Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca "yasa dışı bahis", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "kara para aklama" suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada, 200 zanlı hakkında gözaltı kararı verildi

Gözaltına alınanlar arasında futbol yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı da yer aldı. Kütahyalı, bu sabah 06.30 sularında ikametgahında gözaltına alındı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca "yasa dışı bahis", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "kara para aklama" suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada, 200 zanlı hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi.

Gürlek, sosyal medya hesabındaki açıklamasında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, 21 ilde 200 şüpheliye yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, milletin huzuruna ve ekonomiye kasteden katmanlı suç organizasyonuna ağır darbe indirildiğini vurguladı.

Bahis soruşturmasında trajikomik detay: Canlı yayında destekledi şimdi aranıyor... 'Roktradumus' nasıl çuvalladıBahis soruşturmasında trajikomik detay: Canlı yayında destekledi şimdi aranıyor... 'Roktradumus' nasıl çuvalladı

"ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ"
Bakan Gürlek, şunları kaydetti:

"Mali Suçları Araştırma Kurulu raporları, teknik ve fiziki takip çalışmalarıyla elde edilen deliller neticesinde, yaklaşık 100 milyar lira ve 2 milyar dolar seviyesinde suç gelirinin finansal sistem içerisinde aklandığının tespit edilmesi, yürütülen mücadelenin boyutunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Adalet, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımızın omuz omuza, büyük bir eş güdüm içinde sergilediği kararlı duruş, finansal suç örgütlerine ve yasa dışı bahis şebekelerine karşı asla taviz vermeyeceğimizin en net göstergesidir. Bu sabırla ve büyük bir dikkatle yürütülen operasyon dolayısıyla Adana Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve Adana İl Emniyet Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın alın terini ve geleceğini hedef alan her türlü suç yapısıyla mücadelemizi, aynı sarsılmaz iradeyle sürdüreceğiz."

OPERASYONDAN DETAYLAR
Yeni Şafak muhabiri Burak Doğan'ın aktardığına göre, soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilenler arasında üç banka yöneticisi, sekiz polis memuru ve dört avukatın da bulunduğu öğrenildi. Dosyada, suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirin finansal sistem içinde aklandığı iddiası üzerinde duruluyor.

Operasyonun mali ayağında da dikkat çeken kararlar alındı. Üç elektronik para ödeme kuruluşu, Adana'da faaliyet gösteren üç kuyumcu ve bir döviz bürosuna kayyım atandı. Şüpheli kişi ve şirketlere ait olduğu değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 araç ve üç tekneye el koyma tedbiri uygulandı.

Soruşturmada ayrıca yasa dışı bahis ve kumar içerikli 8 bin 500 internet sitesi hakkında erişim engeli kararı verildiği belirtildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasında dosyada yaklaşık 100 milyar TL ve iki milyar dolar seviyesinde suç gelirinin finansal sistem içerisinde aklandığının tespit edildiği ifade edildi.

İBB davasının 38. duruşması başladı

77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 38. duruşması başladı

14.05.2026 11:20:00
AA
İBB davasının 38. duruşması başladı
İBB davasının 38. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, dün savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu'nun avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor. 

Ankara'da korsan otoparkçılık yaptığı belirlenen 32 şüpheli gözaltına alındı

Ankara'da, sürücülere araçlarını koruduklarını öne sürerek haksız kazanç sağlayan ve halk arasında 'değnekçi' olarak bilenen korsan otoparkçılara yönelik düzenlenen operasyonda 32 şüpheli gözaltına alındı

14.05.2026 11:00:00
İHA
Ankara'da korsan otoparkçılık yaptığı belirlenen 32 şüpheli gözaltına alındı
Ankara'da korsan otoparkçılık yaptığı belirlenen 32 şüpheli gözaltına alındı
Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, sokak ve caddelerdeki mekanların önünde korsan otoparkçılık yapan kişileri yakalamak için çalışma başlattı. İcra edilen operasyonlarda 'değnekçi' olarak tabir edilen 32 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Yakalanan zanlıların, sürücülerden araçlarını korumak için para istedikleri, kendilerine ait olmayan park alanlarını kullandıkları ve bu yöntemlerle haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. Şüphelilerin alınan ifadelerinde ise sadece bahşiş aldıklarını iddia ettiklerini öğrenildi.

Öte yandan, Ankara Emniyet Müdürlüğü ekipleri, vatandaşlara benzer durumlarla karşılaşmaları halinde polise ihbarda bulunması gerektiği yönünde uyarıda bulundu.


"Sokaklar temizlenmiş oldu"



Vatandaşlar, gerçekleştirilen operasyonları olumlu bulduklarını söyledi. Furkan Yıldırım isimli vatandaş, "Burada eskisi gibi öyle kişiler kalmadı. Eskiden yol kenarında para isteyenler vardı. Artık öyle bir durum kalmadı. Sokaklar öyle kişilerden temizlenmiş oldu" dedi.

Avni Aydoğdu ise, "Artık öyle kişiler yok burada, kesildi hep. Bu durumdan gayet memnunuz. Bu şekilde devam etmesini isteriz" ifadelerine yer verdi.
Gökhan Al, isimli vatandaş ise, "Polisimize teşekkür ederiz. Allah devletimize zarar vermesin. Böyle bir şey yapmaları çok iyi oldu. İnsanları rahatsız ederek zorla bir şeyler yaptırmaya çalışıyorlardı. Şu an her şey yolunda bir sıkıntı yok" dedi.

Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, "Marketler Olayı" kapsamında irtikap ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 263 yıla kadar hapsi istendi

13.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu
Tanju Özcan için istenen ceza belli oldu
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bolu Belediyesi ve Bolu Sivil Toplum Vakfı'na (BOLSEV) yönelik yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada çok çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Mart ayında tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 şüpheli hakkındaki iddianame tamamlandı.

Kamuoyunda "Marketler Olayı" olarak bilinen soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, savcılık Tanju Özcan için rekor ceza talep etti.

Rekor ceza istemi

Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan ve Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Tanju Özcan hakkında ağır suçlamalar yer alıyor. 7'si tutuklu 19 kişinin yargılandığı dosyada Özcan için "icbar suretiyle irtikap", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "Vakıflar Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplamda 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

"Marketler Olayı" iddianamesinin detayları

Soruşturmanın odağında yer alan iddialara göre, kentteki ulusal ve yerel zincir marketlerin ruhsat, imar ve çalışma izinleri süreçlerinde usulsüzlükler yapıldı. İddianamede öne çıkan başlıklar şunlar:

Zorunlu Bağış İddiası: Market zincirlerinin belediyedeki iş ve işlemlerinin onaylanması karşılığında, BOLSEV (Bolu Sivil Toplum Vakfı) üzerinden yüksek miktarlarda "bağış" adı altında para toplandığı öne sürülüyor.

İrtikap ve Organize Yapı: Savcılık, bu sürecin organize bir şekilde yürütüldüğünü ve esnaf ile iş insanlarının baskı altına alınarak (icbar suretiyle) bu ödemeleri yapmaya zorlandığını iddia ediyor.

Diğer Şüpheliler: Dosyada belediye bürokratları, vakıf yöneticileri ve aracı olduğu iddia edilen isimlerden oluşan 7 tutuklu sanık hakkında da benzer suçlardan ağır hapis cezaları talep ediliyor.

Cezaevinden ilk tepki

Tutukluluk hali devam eden Tanju Özcan, avukatları aracılığıyla ve SEGBİS üzerinden yaptığı açıklamalarda suçlamaları kesin bir dille reddetti. Operasyonun tamamen siyasi amaçlarla yapıldığını savunan Özcan, Bolu halkına hizmet etmesinin engellendiğini ve belediyeye kumpas kurulduğunu ileri sürdü.

Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak olan Tanju Özcan ve diğer sanıkların yargılanma sürecine Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak. Türkiye'nin gözü kulağı bu davanın ilk duruşma tarihinde olacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.