logo
01 ŞUBAT 2026

Bir davul vurur, bir top sesi duyulurdu

04.04.2023 00:00:00

"Sonunda mahyalarda ışıklar yandı. Koca top gürledi. Çocukluğumuzun en güzel anıları geri geldi… Mangalda ısıtılmış pide ve kızarmış peynirin kokusu ortalığı sardı. Ezan sesi ile yer sofrasının etrafında buluşulacak, bir zeytin tanesi, bir bardak su ile oruçlar açılacak, çorbalar kaşıklanacak, büyükler namaza duracak…

Bütün gün tutulan oruç tutanlar, ilk yazın serinliğinde çayla buluşurken, çiftte çubukta olanlar yaz günleri testide beklemiş, -belki de mayalanmış ayranın- tadını özlemle yudumlayacaklar… Herkes karınca kararınca donattığı iftar sofrasında beraber olmanın, etli pilava kaşık sallamanın tadına varacaklar. 

Sonra gelsin ince belli bardaklar, gitsin kahve fincanları… Bizim için sütlaç ve Bağdat'tan geldiği söylenen iri çekirdekli hurmanın ikramından duyacağımız sevince -eğer o gün babaannem sürpriz yapmışsa- güllaç tepsisine eklenmesini hayal ederek…

Teravih sonrası eve dönen erkeklerin avluda yankılanan seslerini anımsayacağız. Biz çocukluğumuza dönüp, arkadaşlarımızın evlerine doğru seğirtip; çikolata veya şekerlemenin peşine düştüğümüzü, damağımızda belirten farklı bir tadı kovalayacağız.

Yaz gecesinin o serin ve asude sessizliğinde asmanın altında, tulumbanın sesini dinleyerek oturanlara ve gecenin karanlığına inat saklambaç veya çanak çömlek patladı oynayacağız. 

Ta ki, bir gün annem; giysilerimizi ve ayakkabılarımızı hazırlayıp, "Yarın bayram, erken yatın, sabah namazı için erken kalkacaksınız…" diyene kadar… 

Bayram sabahının o engin coşkusu, bayramlık kıyafetler, yeni iskarpinin kokusu,  cami avlusunda kılınan namaz, gün boyu süren akraba ziyaretleri, yorgunluktan uyuya kaldığımız, cebimiz bozuk para ve şeker dolu günlerimiz… Aklıma gelen, şimdi hem bizim için hem de büyükler için kaybolan anılarımız…

***

Ah o günler ah… Kıymetini bilememişiz. Kimse bana yaşamakta olduğumuz günlerin güzel olduğundan söz etmesin. Depremde ölenlerin acısı yüreğimizi kor gibi yakarken… Belki de biz son Ramazanımızı yaşıyoruz. 

Yollar arabalardan geçilmiyor, Arnavut kaldırımlı taş sokaklarda yok artık… Evlerine testiyle iyi su taşıyan insanlarla dolu köşe başındaki pirinç çeşmeler müzelik oldu… Hele hele yumurtalı pide kuyruğunda bekleyen, fırından güveçlerini alırken şakalaşan, güler yüzlü sevecen insanlardan da eser yok…

Zaten büyükleri ervaha göndereli çok oldu. Şimdi onlar ervah-ı ezelde, levh-ü kalemdeler… Bize yadigâr kalan; ucu yere değdikçe aşınıp kısalmış, birkaç tahta baston, dağıtmaya kıyamadığımız birkaç tülbent örtü, baktıkça içimizi ezen soluk fotoğraflar şimdi… 

Arife günleri gittiğimiz mezarlıktaki kuru tümseklere bakınca gözyaşlarımıza mani olamadığımız özlem dolu günler.

O tümseğe niçin su döküldüğünü ve bir demet çiçek bırakıldığını anlayamaz sorardım hep. "Yeter mi bir güğüm su aylarca bir demet çiçeğe?" diye… Yıllar sonra anladım ki, biz çiçeği değil, kendi ruhlarımızı suluyormuşuz meğerse o mezarların başlarında…

Şimdi anlıyorum ki, ardadan geçen yıllar bize evleri arabaları, arsaları, fabrikaları, iş yerlerini, lüks giysileri kazandırdı ama bir yanda insanlığımızı, öte yanda anılarımızı ve yakınlarımızı kaybettirdi

***

Ramazan nedir bilir misiniz? Sabah ezanında kalkıp kendinle hesaplaşmaktır bir nebze…

Dostları, bize iyilik yapanları, son kez koşup sarılamadıklarımıza hayalen sarılmak,  hatırlamaktır Ramazan…

Bütün gün aç kalmak değildir. Orucu uykuya tutturmak ta değildir… Misafir gelecek diye sofraları bir milyon yiyecekle doldurmak da değildir.

Bir tas çorba ve kuru pide parçası ile sahura kalkmaktır, iki-üç zeytin ile doymak, bir fakirin sofrasını iftarda şenlendirip zenginleştirmektir. 

Midemizi değil, aklımızı doyurmaktır. Düşünmektir. İbret almaktır. İbretlik olmamaktır. Kendinle hesaplaşmaktır. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırmaktır.  Önünde duran bir tas üzüm hoşafını ikram edebilmektir. Kardeşin bir bardak buzda soğutulmuş şerbeti içerken onun görüntüsünden içinin serinlediğini hissedebilmektir. Elinden almak değildir olanı…

Anıları kaybetmemektir, göçüp gidenleri, sende iz bırakanları… Sevgilileri, yarenleri, arkadaşları, dostları, iyilik ehlini, gönül ehlini, sana el uzatanı anmaktır. Unutmamaktır. Karanlığın içinden güneşin doğuşunu, buz tutmuş dorukları aydınlatışını, dalların arasında saklanmış kuşların ısınmak için onu nasıl beklediğini,  yaratıcıya şükranlarını sunan şakıyışlarını duyabilmektir… Saksıda açan çiçeği, taşların arasında boy veren gelinciği, karanfili görebilmektir.

Ve insanoğluna, ölmeden ölmenin ne olduğunu hatırlatmaktır… Bu Dünya'da tek gerçeğin sevgi olduğunu, ne olursa olsun sevgiden ödün vermemeyi, insan olmak için anıları kaybetmemeyi öğütlemektir. 

***

Gelecekte acısız, kazasız, nice Ramazanlara, hep birlikte mutlulukla, gülümseyerek ulaşmanız dileği ile…

Sevgi ile kalın…

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
Boğaz ağrısına iyi gelen şifalı besinler
Üstelik hiçbir yan etkisi de yok
Epstein ile yazışmalar istifa ettirdi
Ulusal Güvenlik Danışmanı istifa etti
Bulgar levası ile alışveriş sona erdi
Sınır ticaretinde euro dönemi
İranlı yetkiliden sert çıkış
Avrupa orduları da terör örgütü...
Sel felaketi zararı korkunç boyuta
Mersin felaketi yaşadı
Kayıp kadın 11 gündür bulunamadı
Arama çalışmaları sürüyor
Affın ve Arınmanın Gecesi
Yarın Berat Kandili
Yolcu otobüsü şarampole yuvarlandı
8 ölü, 26 yaralı
Antalya-Isparta yolunda feci kaza
6 ölü, 6 yaralı
Bu besinler akciğerleri temizliyor
Sigara kullananlar mutlaka bilmeli
Yurt dışına seyahat mi planlıyorsunuz?
Şu hususlara dikkat ediniz...
Gençler duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor
Hedefte eğitim sistemi var
Sergen Yalçın: 'Kendi geleceğimi değil, kulübün geleceğini düşünüyorum'
Altında küresel piyasalarda sert dalgalanma
'Altının hikayesi bitmedi, kısa vadeli oyuncular masadan kalktı'
Iğdır mutfağı göz kamaştırıyor
Anadolu kültürünün unutulmayan lezzetleri
Boğaz ağrısına iyi gelen şifalı besinler
Üstelik hiçbir yan etkisi de yok
Epstein ile yazışmalar istifa ettirdi
Ulusal Güvenlik Danışmanı istifa etti
Bulgar levası ile alışveriş sona erdi
Sınır ticaretinde euro dönemi
İranlı yetkiliden sert çıkış
Avrupa orduları da terör örgütü...
Sel felaketi zararı korkunç boyuta
Mersin felaketi yaşadı
Kayıp kadın 11 gündür bulunamadı
Arama çalışmaları sürüyor
Affın ve Arınmanın Gecesi
Yarın Berat Kandili
Yolcu otobüsü şarampole yuvarlandı
8 ölü, 26 yaralı
Antalya-Isparta yolunda feci kaza
6 ölü, 6 yaralı
Bu besinler akciğerleri temizliyor
Sigara kullananlar mutlaka bilmeli
Yurt dışına seyahat mi planlıyorsunuz?
Şu hususlara dikkat ediniz...
Gençler duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor
Hedefte eğitim sistemi var
Sergen Yalçın: 'Kendi geleceğimi değil, kulübün geleceğini düşünüyorum'
Altında küresel piyasalarda sert dalgalanma
'Altının hikayesi bitmedi, kısa vadeli oyuncular masadan kalktı'
Iğdır mutfağı göz kamaştırıyor
Anadolu kültürünün unutulmayan lezzetleri
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.