logo
18 EYLÜL 2026

Bir öğrenci için 5,5 asgari ücret!

Bir çocuğun devlet okulunda yıllık eğitim faturası 155 bin lirayı aşarken, 2026 net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruşta kaldı

18.09.2026 10:28:00
Haber Merkezi
 
Bir öğrenci için 5,5 asgari ücret!
Bir öğrenci için 5,5 asgari ücret!
Bir çocuğun devlet okulunda yıllık eğitim faturası 155 bin lirayı aşarken, 2026 net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruşta kaldı.

Rakamlar, asgari ücretlinin yalnızca bir çocuğunun eğitim masrafını karşılamak için yıl boyunca aldığı ücretin önemli bölümünü ayırmak zorunda kaldığını gösteriyor.

2026-2027 eğitim öğretim yılı aile bütçelerine ağır bir fatura çıkardı. Devlet okulunda eğitim ücretsiz olsa da kırtasiye, kıyafet, beslenme, kantin, ulaşım ve diğer zorunlu giderler eklendiğinde bir öğrencinin yıllık maliyeti 155 bin lirayı aşabiliyor.

Buna karşılık 2026 yılında net asgari ücret 28.075,50 TL olarak uygulanıyor.

Bir öğrenci için 5,5 asgari ücret!

155 bin liralık yıllık eğitim gideri, yaklaşık 5,5 aylık net asgari ücrete denk geliyor.

Üstelik bu hesap, özel okul ücretlerini kapsamıyor. Yani asgari ücretle geçinen bir aile açısından mesele yalnızca "okul açıldı" meselesi değil; çanta, kırtasiye, kıyafet, beslenme ve ulaşım giderlerinin her ay yeniden karşılanması anlamına geliyor.

Okula başlangıç maliyetinin dahi 80 bin lirayı aştığı hesaplamalar bulunuyor.

Eğitim enflasyonu genel enflasyonu ezdi

TÜİK'in Ağustos 2026 verilerine göre genel tüketici enflasyonu yıllık %31,51 olurken eğitim hizmetlerindeki yıllık artış %53,44 seviyesine çıktı.

Aradaki fark, aile bütçesindeki baskının neden giderek büyüdüğünü ortaya koyuyor.

Asgari ücretin alım gücü tartışması

Hükümetin asgari ücret politikası, ücret artışlarının enflasyon karşısında çalışanların temel ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiği tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.

Çünkü kâğıt üzerinde "ücretsiz" olan devlet eğitiminin gerçek hayattaki faturası; kırtasiye, kıyafet, yemek ve ulaşım masraflarıyla ailelerin önüne geliyor.

Bir tarafta 28 bin liralık asgari ücret, diğer tarafta 155 bin lirayı aşabilen yıllık öğrenci masrafı…

Soru artık yalnızca "Çocuğu nasıl okutacağız?" değil: Asgari ücretle çalışan bir aile, çocuklarının eğitiminden arta kalan parayla nasıl geçinecek?

Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar.. Borsada dev operasyon

Borsa İstanbul'da milyarlarca liralık fon çıkışı ve temerrüt iddialarıyla başlayan krizin ardından devlet mekanizması tam kadro harekete geçti. Finansal İstikrar Komitesi olağanüstü toplanırken, sosyal medyadaki spekülatif hesaplara erişim engeli getirildi, dev holding yöneticileri gözaltına alındı. İşte borsa depreminin tüm perde arkası...

17.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar..  Borsada dev operasyon
Acil zirve, 130 fonda tasfiye ve gözaltılar..  Borsada dev operasyon
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı sermaye piyasası soruşturmaları, ekonomi yönetiminin acil durum önlemleriyle birleşti.

Pusula Portföy ve Tera Portföy ekseninde büyüyen likidite krizi, sermaye piyasalarında adeta deprem etkisi yaratırken devlet spekülatörlere ve manipülatörlere karşı en sert tedbirleri devreye soktu.

Mehmet Şimşek sabahın ilk saatlerinde ekibini topladı

BIST 100 endeksinin sert satış dalgasıyla gerilemesi ve fon piyasalarındaki sıkışmanın ardından, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi (FİK) sabah saat 08:00'de acil olarak toplandı.

Toplantının ardından yapılan resmi açıklamada piyasalara net bir mesaj verildi:

"Piyasalardaki hareketlilik, sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin uhdesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklanmaktadır. Borsa İstanbul'un ve sermaye piyasalarımızın işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmamaktadır."

SPK'dan radikal karar: 130 yatırım fonu tasfiye ediliyor

Toplantının hemen ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), krizin odağındaki portföy yönetim şirketlerine yönelik tarihi bir karara imza attı. Aralarında Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy'ün bulunduğu 7 şirkete ait TEFAS'ta işlem gören toplam 130 yatırım fonunun işlemleri durduruldu ve tasfiyesine karar verildi.

Tera Holding'e polis baskını ve gözaltılar

Yargı kanadında ise operasyonlar fiziki boyuta taşındı. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Bekçi'yi gözaltına aldı. Aynı zamanda SPK, Bekçi'nin lisansını iptal ederek 2 yıl işlem yasağı getirdi.

Operasyon sadece Tera Grubu ile sınırlı kalmadı. Destek Holding, Destek Finans, Destek Kripto Varlık ve Destek Yatırım binalarında aramalar gerçekleştirilirken, Destek Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Altunç Kumova da gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.

Krizin merkezindeki Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ise daha önce tutuklanmıştı. Ayrıca Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen de dahil olmak üzere çok sayıda piyasa aktörüne yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Sosyal medya manipülatörlerine ağır darbe: 246 hesap kapatıldı

Borsadaki düşüşü körüklemek amacıyla sosyal medya üzerinden "korku ve panik" yayarak dezenformasyon yapan hesaplara karşı da adli süreç en üst perdeden işletildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu, küçük yatırımcıyı paniğe sevk edecek spekülatif paylaşımlar yapan tam 246 sosyal medya hesabı ve linke erişim engeli getirilmesini sağladı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ayrı bir dosyada ise borsayı yanıltan paylaşımlar yaptığı tespit edilen şüpheliler hakkında adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasakları uygulandı.

Kriz nasıl başladı?

Piyasa uzmanlarından edinilen bilgilere göre süreç, SPK'nın Ağustos ayı sonunda fonların fiili dolaşım oranlarına yönelik getirdiği yeni düzenlemeyle tetiklendi.

Geniş işlem hacmine sahip belirli fonların yoğun yatırımcı çıkış taleplerini nakit likiditesiyle karşılayamaması, zincirleme bir temerrüt riskini beraberinde getirdi.

Sadece Pusula Portföy'ün fonlarından kısa sürede 107 milyar TL'lik olağanüstü bir nakit çıkışı yaşandığı öğrenildi. Sosyal medyadaki manipülatörlerin bu durumu yapısal bir çöküş gibi yansıtarak panik havası yaratması üzerine devlet hem regülasyon hem de yargı gücüyle duruma müdahale etti.

Ekonomi yönetimi, atılan bu kararlı adımlarla piyasadaki güvensizlik ortamının tamamen ortadan kaldırılmasını ve küçük yatırımcının korunmasını hedefliyor. Gelişmeler anlık olarak takip ediliyor.

Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi

Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında 7 gün önce kaybolduğu iddia edilen 11 aylık Büşra bebekle ilgili soruşturmada baba Y.B'nin ifadesi ortaya çıktı. Anne E.B'nin ikinci ifadesinde bebeğini öldürmekte suçladığı baba, savcılık ifadesinde kızına ne olduğunu bilmediğini belirtti

17.09.2026 16:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi
Anne ifadesinde babayı suçlamıştı, baba iddiaları kabul etmedi
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 8 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırmış olabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etti. Ardından ifadesini değiştiren anne, babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulundu. Geçtiğimiz gece 5 kişiyle birlikte tutuklanarak cezaevine gönderilen anne, bu kez bebeği borca karşılık canlı olarak birine verdiğini iddia etti. İddia üzerine bebeğin verildiği ileri sürülen M.K. Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde gözaltına alınarak, sorgulanmak üzere Divriği'de hakim karşısına çıkartıldı.

Öte yandan, annenin ikinci ifadesinde cinayetle suçladığı baba Y.B'nin savcılıktaki ifadesi de ortaya çıktı. Baba Y.B. ifadesinde, kızının başına ne geldiğini bilmediğini belirterek, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Baba ifadesinde Büşra'yı uyutup hayvanlarını otlatmaya götürdüğünü belirterek, "Saat 23.00 civarıydı. Çay yapamadan K.D. beni aradı. K. bana 'Senin ufak kız yoktur, jandarmaya haber mi verelim yoksa sen geliyor musun' dedi. Ben de geliyorum dedim. Ben çadıra doğru koşarak geldim. Gelirken yolda K.D'yi aradım, kızım Büşra'yı bulup bulamadıklarını sordum. K. da bana bulamadıklarını söyledi. V. ve Ö.'nün yanından benim yaşadığım çadıra yaklaşık yarım saatte gelmişimdir. Benimle birlikte Ö. da geldi. Ö. ile birlikte koşarak geldik. V. de koşarak gittiğimizi görmüştür. Ben çadırın yanına geldiğimde R., K. ve N. oradaydı. Onlar el feneriyle zaten arıyorlardı. Ben de elimde el feneriyle geldim. Eşim E. de oradaydı. Benim koşarak geldiğimi bunlar görmüş olabilirler. Çadıra geldim. İlk çadıra koştum. Kızım Büşra belki çadırdadır, görememişlerdir diye çadıra girip Büşra'yı aradım. Battaniyeyi filan kaldırıp baktım. Ben gittiğimde de çadır dağınıktı. K.'gil dağıtmıştı çadırı. Büşra'yı bulamayınca K.'ya "K. dayı koş jandarmaya haber ver' dedim. K. arabaya binip telefon çeken yere gitti. K. beni aradığında bana kızım Büşra'nın yanımda olup olmadığını sormadı" dedi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı

17.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan'a Terörsüz Türkiye sürecinde kurulan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyon'unda görev verileceğini açıkladı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili önemli mesajlar verdi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'la kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun çalışmalarından bahseden Uçum, dört alt komisyon kurulduğunu bildirdi. Uçum, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu'nda terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a görev verileceğini duyurdu.

Öcalan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan süreçte PKK'ya doğrudan kendini feshetme çağrısı yapmıştı. Süreç siyasetçilerin görüşmesiyle ilerlemiş, son aşamada çerçeve yasa teklifi Meclis'te rekor çoğunlukla kabul edilerek kanunlaşmıştı.

Kanunda 1 Haziran 2005 tarihinden önce ağırlaştırılmış müebbet cezası alanlar veya ağırlaştırılmış müebbet gerektirecek suçlar işleyenler, yasa kapsamı dışında tutuluyor.

Bu da Öcalan ve yönetim kadrosunun yasadan yararlanamayacağı anlamına geliyor.

Uçum, Öcalan'a verilecek görevin farklı şekilde değerlendirilmemesine işaret etti; İmralı'daki konutun cezaevine bağlı ek ünite olarak inşa edildiğini söyledi.

Bunun Öcalan'ın süreçteki rolünü daha iyi icra edebilmesi için oluşturulmuş bir imkan olduğunu dile getiren Uçum, "Serbest bırakıldı." gibi bir sonucun çıkarılamayacağını sözlerine ekledi: "Öcalan ile yürütülen diyalog sürecidir. Hedef bedellidir. Terör örgütünün tasfiyesinin sağlanmasıdır."

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum, terör meselesinde muhatabın Öcalan olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Örgütü kim kuruyorsa silahı kim kullandırdıysa fesh edecek de odur. Öbür türlü devlet güvenlik politikasıyla yapar diyalogda muhatap aldığı kişi bu görevini iyi yapması için bir komisyonda görevlendirilmesi daha rahat ortamda çalışması gerekliliktir sağlanan imtiyaz değildir. Görevin gerektirdiği ortam sağlamaktan ibarettir bunun dışındakiler doğru değildir."

Uçum, "Hükümlü üzerinden diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasviyesine iliştin, bunun hukuka aykırı bir durumu yok. Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle çözülür…Rutin yöntemlerle yönetemezsiniz." diye de ekledi.

Uçum, PKK üyeleri için altı aylık başvuru süresinin başlaması anlamına gelen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararının ekim ya da kasım ayında çıkabileceğini söyledi: "Sürecin yürüdüğü, ilerlemenin olduğu tespit edilebilir. Irak Başbakanı açıklama yaptı, buradan sonuç çıkabilir. Dışişleri Bakanı Suriye'ye gitti. Pratik süreçlerin yürüdüğü, ilerlediği noktasında izlenimimiz var. Kasım ayına MGK kararının yetiştirilmesi, teyit ilanı saha süreçlerine göre olacağına göre ilerleme var ki bu işin olabileceği yönünde değerlendirme var."

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

17.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
Ergenekon soruşturması nedeniyle tutukluyken Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitiren eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu ile ilgili soruşturma sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde dosyada feth-i kabir kararı alınmış, kabirden alınan örneklerle Kozinoğlu'na cezaevinde farklı bir ilaç verilip verilmediği araştırılmaya başlanmıştı.

Son olarak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni gözaltı kararları verildiğini duyurdu.

Bu kişiler şöyle sıralandı:

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman ve eski Jandarma mensubu Emekli Albay Hasan Atilla Uğur,
O dönem dosyayla ilgili takipsizlik kararı veren, sonraki yıllarda FETÖ'den ihraç edilen savcı Ali İşgören
O dönem cezaevi savcısı olarak görev yapan, yine darbe girişiminden sonra FETÖ'den ihraç edilen Necip Doğan

Ataman, İşgören ve Doğan, bugün saat 07.00'de İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alındı.

Uğur hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi

FETÖ'ye finansman sağladığı iddiasıyla kayyum atanan Maydonoz Döner zincirine ilişkin 9 sanığın yargılandığı dava, 5 Ocak 2027 tarihine ertelendi

17.09.2026 12:56:00
İHA
 
Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi
Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Tahsin Özbay ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, bu celsede dinlenmesi gereken tanığın hazır bulunmadığını bildirdi.

Söz alan sanık Tahsin Özbay, tanıkla yalnızca ticari ilişkisinin bulunduğunu belirterek, "Tanıkla sadece ticari ilişkim var. Başka herhangi bir irtibatım yoktur" ifadelerini kullandı.

Sanık avukatları ise, müvekkilleri hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, dinlenmesi gereken tanığın bir sonraki celsede hazır edilmesine karar vererek, duruşmayı 5 Ocak 2027 tarihine erteledi.

Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Geleneksel suç örgütlerinin katı hiyerarşisi, ailevi bağları ve mekâna bağlı gücü yerini; esnek, merkezsiz, dijitalleşmiş ve ağ tabanlı yeni nesil suç yapılanmalarına bırakıyor. Bu hibrit yapılar, lider odaklı piramit modeli yerine projelere göre bir araya gelen hücrelerden ve anonim aktörlerden oluşuyor. Eylemlerini taşeronlaştırarak riski dağıtıp, sokak şiddetini siber imkânlarla birleştiyorlar

17.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 17.09.2026 12:54:29
Hasan Gündoğdu
 
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Oluşum mekanizmaları ve finansal kaynaklar



Yeni nesil suç yapıları, geleneksel mahalle mahremiyetinden ziyade dijital mecralarda kök salar ve küresel ölçekte iş birliği yaparlar.

Dijital Devşirme ve Taşeronlaşma: Suç örgütleri; oyun platformları, kapalı mesajlaşma uygulamaları (Telegram, Discord vb.) ve sosyal medya üzerinden gençleri "kolay para", "lüks yaşam" ve "statü" vaatleriyle manipüle eder. Eylemler parça başı ihale edilerek tetikçilik ve kuryelik gibi riskli işler suça sürüklenen çocuklara yaptırılır.

Finansal Gelir Kalemleri: Yasa dışı bahis ve kumar, siber dolandırıcılık, veri hırsızlığı, şantaj ve uyuşturucu ticareti ana gelir kaynaklarıdır.

Kripto Varlık ve Aklama: Elde edilen gelirler, finansal denetimlerin dışına çıkabilmek amacıyla kripto varlıklar, dijital cüzdanlar ve katmanlı katıksız para transferi (hesap kiralama/IBAN kuryeliği) yöntemleriyle saniyeler içinde taranıp aklanır.

Korunma yolları ve alınması gereken önlemler



Tehdit hem fiziksel hem sanal alana yayıldığı için mücadele de çok katmanlı olmak zorundadır.

Bireysel ve Ailevi Farkındalık: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik bilinci artırılmalıdır. Gençlerin sosyal medyadaki şüpheli ilişki ağları ve ani harcama değişiklikleri takip edilmeli; "IBAN kiralama" veya "hesap kullandırma" gibi tekliflerin doğrudan suça ortaklık olduğu topluma anlatılmalıdır.

Teknolojik ve Mali Denetim: Mülkiyet ve finansal takip mekanizmaları güncellenmelidir. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) benzeri kurumların kripto varlık akışlarını ve blokzincir işlemlerini anlık izleme kapasitesi artırılmalıdır.

Siber Kolluk ve Uluslararası İş Birliği: Kolluk kuvvetlerinin siber operasyon kabiliyetleri güçlendirilmeli, sınır ötesi dijital suç ağlarına karşı uluslararası adli ve istihbarı iş birliği kanalları hızlandırılmalıdır.

Türkiye'deki tehlikenin boyutu



Türkiye, yüksek genç nüfusu, dijitalleşme hızı ve stratejik coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümün doğrudan hedefinde yer almaktadır.

Son yıllarda sokaklarda sıkça görülen motosikletli infaz çeteleri, dijital platformlar üzerinden radikalleşen ve suça sürüklenen çocukların araçsallaştırılması, tehlikenin boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bunun yanı sıra, uluslararası suç gruplarının Türkiye'yi finansal aklama sahası veya hesaplaşma alanı olarak kullanma arayışları güvenlik riskini artırmaktadır.

Suçun dijital mecralarda cazip hale getirilerek gençlere bir yaşam tarzı gibi sunulması, durumun sadece adli bir kolluk sorunu değil, acil müdahale gerektiren sosyolojik bir tehdit olduğunu göstermektedir.

Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı

Sivas'ın Divriği ilçesinde 5 gündür aranan Büşra bebek soruşturmasında cinayetle suçlanan baba ve anne çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi

17.09.2026 05:00:00
İHA
 
Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı
Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 5 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etmiş, ardından ifade değiştirerek babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulunmuştu.

Annenin iddiası üzerinde konumda yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen bebeğin cesedine ulaşılamadı.

Soruşturma kapsamında 3 gündür gözaltında tutulan anne E.B., baba Y.B. ile olayla ilişkisi olduğu düşünülen K.D., M.D., M.R.B., R.B., Ö.B., İ.B., A.Ç. ve M.B. tamamlanan emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Savcılıkta ifade işlemleri devam ederken mahkemeye sevk edilen anne E.B. ve baba Y.B. cinayet suçlaması ile tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ayrıca bir kişi adli kontrol şartı ile serbest kalırken, 6 kişinin savcılık ta ki işlemleri sürüyor.

KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!

1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor

16.09.2026 20:46:00
Haber Merkezi
 
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor.

Şanlıurfa'daki bir sınav merkezinde sınavın yaklaşık 30 dakika geç başlatıldığı, kitapçıklar dağıtıldıktan sonra erteleme duyurusu yapıldığı, bazı adayların salondan çıktığı ve cevapların adaylar arasında paylaşıldığı ileri sürüldü. İddiaların araştırılması ve sınavın Türkiye genelinde iptal edilmesi için başvuru yapıldı.

Sınav 10.15'te başlayacaktı, iddiaya göre 10.45'te başladı

KPSS kılavuzunda sınavın 10.15'te başlamasının öngörüldüğü, adayların ise 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki sınava ilişkin başvuruda, sınavın yaklaşık 30 dakika gecikmeyle 10.45 civarında başlatıldığı iddia edildi.

Daha da önemlisi, iddiaya göre soru kitapçıkları dağıtılıp açıldıktan sonra sınavın erteleneceği duyuruldu. Bu iddia doğruysa ortaya doğrudan sınav güvenliği ve fırsat eşitliği tartışması çıkıyor.

Sorular açıldıktan sonra erteleme duyuruldu

Başvuruda, bazı salonlarda kitapçıkların dağıtılmasının ardından adaylara sınavın 30 dakika ertelendiğinin sözlü olarak bildirildiği ileri sürülüyor.

Aynı süreçte bazı adayların tuvalete götürüldüğü, başka salonlarda ise adayların soru kitapçıklarıyla karşılaşmasının ardından erteleme bilgisinin verildiği iddia ediliyor.

Bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkaracak şey ise belli: Salon tutanakları, görevli raporları ve kamera kayıtları.

Zaten ÖSYM'ye yapılan başvuruda da bu kayıtların incelenmesi talep edildi.

En ağır iddia: Cevaplar paylaşıldı


Bazı salonlarda adayların soruların cevaplarını birbirleriyle paylaştığı, bazı adayların görevli kontrolü olmadan salondan çıktığı ve sınav başladıktan sonra bir adayın yeniden salona alındığı ileri sürülüyor. Bunlar kanıtlanmış vakalar değil.

Fakat iddiaların ağırlığı nedeniyle tartışmanın sosyal medya paylaşımlarından çıkarılıp resmi kayıtlarla aydınlatılması gerekiyor. Çünkü KPSS'de birkaç kişinin dahi kurallara aykırı avantaj elde etmesi, aynı sorular için ter döken yüz binlerce aday açısından ciddi bir adalet tartışması yaratabilir.

Milyonların emeği bir sınav salonuna mı emanet?

KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu. Bu insanların önemli bölümü aylarca, hatta yıllarca sınava hazırlanıyor. Kitap alıyor, kursa gidiyor, işinden veya sosyal hayatından fedakârlık ediyor. Sonra bütün bu emek birkaç saatlik sınavda ölçülüyor.

İşte tam da bu nedenle sınav güvenliği konusunda ortaya çıkan en küçük şüphe bile görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Çünkü mesele yalnızca bir sınav değil. Mesele insanların geleceği.

Neden her seferinde aynı tartışma?

Bugünkü tartışmanın bir başka boyutu da ÖSYM'nin geçmişte yaşadığı sınav ve değerlendirme sorunlarının hafızalardaki yerini koruması.

ÖSYM'nin geçmiş yıllarda soru sızıntıları, soru iptalleri, puanlama ve yeniden değerlendirme süreçleriyle gündeme geldiği biliniyor. 2010 KPSS'de soru sızdırılması nedeniyle sınavın bir bölümünün iptal edilmesi de kurumun tarihindeki en önemli sınav güvenliği krizlerinden biri olmuştu.

2026'da ise MEB-AGS sonuçlarında katsayı hesaplamasına ilişkin hatanın yeniden hesaplama gerektirmesi, sınav sistemine duyulan güven tartışmasını tekrar gündeme getirdi.

Dolayısıyla bugün sorulması gereken yalnızca "Şanlıurfa'da ne oldu?" sorusu değil.

Asıl soru şu: Milyonlarca insanın kaderini belirleyen sınavlarda aynı güvenlik ve denetim tartışmaları neden tekrar tekrar yaşanıyor?

İptal talebi yargıya taşındı

İddiaların ardından ÖSYM'ye başvuru yapılarak 6 Eylül'deki KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Türkiye genelinde iptal edilmesi talep edildi.

Başvuruyu yapan avukat Mustafa Tuncel, konuyu yargıya da taşıdığını ve davanın Ankara 24. İdare Mahkemesi'nde görüleceğini açıkladı.

Ancak şu anda ÖSYM'nin sınavı Türkiye genelinde iptal ettiğine ilişkin resmi bir karar bulunmuyor. Dolayısıyla "KPSS iptal edildi" şeklindeki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor.

Şimdi gözler ÖSYM'de!

2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (2026-YKS) ek yerleştirme tercihlerinin yarın başlayacağını bildirdi

16.09.2026 17:11:00
Anadolu Ajansı
 
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor
2026-YKS ek yerleştirme tercihleri başlıyor

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-YKS sonuçlarına göre 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yükseköğretim programlarına ek yerleştirme işlemleri, ÖSYM tarafından yapılacak.

Yarın saat 16.00'da başlayacak 2026-YKS ek yerleştirme tercih işlemleri, 21 Eylül saat 23.59'da sona erecek.

Adaylar, tercihlerini, T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması'ndan bireysel olarak yapacak.

Ek yerleştirmeye başvuracak adayların, ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2026-YKS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'nu dikkatle incelemeleri, tercihlerini kılavuz bilgileri doğrultusunda yapmaları gerekiyor.

Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında

Türk televizyon tarihinin en çok izlenen yapımlarından biri olan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisi hakkında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lehine algı, örtülü mesaj ve örgütsel propaganda yapıldığı iddiaları üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmi inceleme başlatıldı. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölüm dosyası kapsamında derinleştirilen soruşturmada, dizinin ünlü senaristleri adliyeye çağrılarak ifade verdi

16.09.2026 16:20:00
Haber Merkezi
 
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm dosyasını yeniden açtı. Faili meçhul suçları araştıran özel birimin tespitleri ve savcılığa ulaşan çok sayıda ihbar üzerine, dönemin popüler dizisi "Kurtlar Vadisi Pusu" hakkında şok bir inceleme kararı verildi.

Uzman bilirkişi heyeti kuruluyor

Başsavcılıktan yapılan resmi açıklamaya göre, dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunup bulunmadığı mercek altına alınacak. Sahnelerin detaylıca incelenmesi amacıyla alanında uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti görevlendirildi.

Soruşturma dosyasında öne çıkan ve bilirkişinin inceleyeceği temel unsurlar ise şunlar oldu:

"Kazım Kaşifoğlu" Karakteri: Gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu'nu simgelediği değerlendirilen dizideki "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin sistematik olarak vatan haini gibi gösterilmesi ve ardından gelen ölüm sahneleri.

"FG" Plakalı Araçlar: Dizinin bazı kilit sahnelerinde örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in baş harflerini taşıyan "34 FG 7061" gibi plakaların kasti olarak kullanıldığı iddiaları.

Sosyal Medya Paylaşımları: Dizinin resmi mecralarında geçmişte paylaşılan "Kaşifoğlu'nun Kara Tarafından Tarihi İnfazı" gibi video başlıklarının, Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüyle kronolojik bağı.

Senaristler ifade verdi: "Hatırlamam mümkün değil"

Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte dizinin ünlü senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, Silivri Adliyesi'ne çağrılarak "tanık/bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan senaristlerin savcılık sorgularındaki ayrıntılar ise basına sızdı.

Dizinin baş senaristi ve yapımcısı Raci Şaşmaz'ın ifadesinde suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Şaşmaz'ın, "Yıllar önce çekilen bu sahnelerdeki mezar taşları, figüranlar veya araç plakaları gibi detayların yapımcı ya da senarist tarafından tek tek kontrol edilmesi mümkün değildir. Bu durumların kasıtlı yapıldığını hatırlamam ya da bilmem imkansız" diyerek iddiaları reddettiği, sahnelerdeki detayları kurgusal veya tesadüfi olarak nitelendirdiği belirtildi.

Osman Sınav detayı da dosyada

Haber merkezlerine ulaşan bilgilere göre savcılık, dizinin ilk dönemlerinde yönetmenliğini üstlenen ancak daha sonra şüphe uyandıran bir şekilde ekipten ayrılan ünlü yönetmen Osman Sınav'ın ayrılık sürecini de araştırıyor. Sınav'ın geçmişte ayrılık kararı için "Benimle mezara gidecek" demesi nedeniyle, "Örgütün senaryoya müdahale girişimlerini kabul etmediği için mi projeyi bıraktığı" sorusu da soruşturma dosyasındaki yerini aldı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyaller ve uzman bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından soruşturmanın seyrine göre iddianame hazırlığına veya takipsizlik kararına yönlenecek. Gelişmeler yakından takip ediliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.