Bundan 26 sene evvel, 1988 yılında İstanbul'da Birinci Basın Kurultayı'nda "Birlik ve Beraberliğin Zarureti ve Temel Unsurları" konulu konferansı veren kimdir dersiniz? Elbette ki Prof. Dr. Haydar Baş. Aslında bu konferans, damarlarına "bölünme ve parçalanma" virüsünün enjekte edilmeye çalışıldığı Yüce Türk milleti için yıllar öncesinden yazılmış bir reçeteden farksızdır! Nitekim bugün yayınlanan bazı haritalarda ülkemizin doğu ve güneydoğusu "Kürdistan" olarak gösteriliyor. Bu dehşet verici tablo karşısında bir taraftan "böl-parçala-yut" mantığıyla milletimiz anestezi altına alınırken, diğer taraftan birlik ve beraberliğin elden gitmemesi için, milletimizi ayıktırmaya çalışan bir insan var. Bölünmenin hesabını yapanlar; bizi ayakta tutan inanç birliğimizi, kültür birliğimizi ve iktisadi birliğimizi tehdit ediyor.Bir insanın huyu, ahlakı yani özü; giydiği elbisenin siyah ya da beyaz oluşuyla değişmeyeceği gibi dinler arası diyalog elbisesini çıkarıp medeniyetler arası ittifak elbisesine bürünenlerin de özlerinin değişmediği bir hakikattir. Dolayısıyla insanımızı bu fitne elbiseleriyle aldatmaya çalışanlar inanç birliğimizin içini boşaltıyor, iman esaslarımızla oynayıp "görünüşte" Müslüman nesiller oluşmasına sebep oluyor. İtikadi noktada bozulma yaşayan milletimizin kültür birliğini koruması da zorlaşıyor. Çünkü bizim kültür birliğimiz iman esaslarımızın çevresinde oluşmuş koruyucu birer kalkan gibidir. İman esasları yerle bir olan, kültürü batı ekseninde değişime uğrayan bu millet bir de ekonomi alanında dışa bağımlı olarak ilerlemeye çabalıyor. Kendi parasını basmayan, otu dahi ithal eden, üreticiye emeğinin karşılığını vermeyen, tüketicinin cebine para koymayan, sürekli özelleştirmeye giden, zam üzerine zam yapan bir sistemde ekonomimizin de ayakta durması mümkün değil.Hâlbuki Sayın Baş'ın, başta Rusya olmak üzere birçok ülkede uygulanan Milli Ekonomi Modeli, aradığımız güç birliğinin ve iktisadi birliğin formülüdür. Bu model "ihtiyaçlar sınırlı kaynaklar sınırsızdır" tezini savunan, Sosyal Devlet/Milli Devlet kavramlarının içini dolduran, "baba devlet" anlayışıyla kaynaklarımızı devlet-millet iş birliği ile işletmeyi ön gören, tüketim eksenli bir ekonomik modeldir. Yani iktisadi birliğimiz için Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçirmemiz şarttır. Üstadımız, bahsettiğimiz tüm bu birliklerin sonucunda akıllıca ve ferasetle bir değerlendirmeye gidilerek siyasi bir birliğe de vurgu yapmıştır. İmam Hasan (a.s.) siyaseti şöyle tanımlamıştır: "Siyaset, Allah'ın haklarını, yaşayanların haklarını ve ölülerin haklarını gözetmendir."Siyasetle ilgili günümüzde hiçbir siyasi liderde göremediğimiz bakış açısını bir de Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in cümlelerinden aktaralım: "Siyaset, insan idaresi demektir. Allah'ını tanıyan mü'min insan, insanı en iyi, en güzel idare eden varlıktır. O halde siyaset denildiği zaman evvela inananlar hatıra getirilmelidir. Hâlbuki bizde, partilerin birbirlerinin hatalarını teşhir eden bir organizasyon içinde oldukları bir siyaset mevcuttur. Evet siyasette hatalar görülmeli ama düzeltmek, tashih etmek için? Hata görülen konuda tezler, çıkış yolları önererek ve bunları millete takdim ederek yapılan siyaset yararlı olabilir. Bu, milletin birliği ve hayra yönelmesine de vesile olur."Sayın Baş'ın yazımızın başında bahsettiğimiz konferansının ve "Birliğe Doğru" kitabının ışığında siyasetin birliğimiz için yapılması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Eğer bizler de bizi ayakta tutan bu birliklerin diri kalmasını istiyorsak şunu görmeliyiz, çözüm sahibi ve feraset ehli olan, yıllar önce de bugün de bölünme tehdidine karşı ayık olup birliğimizi muhafaza etme mesajları veren Prof. Dr. Haydar Baş Bey'den başkası değildir.İmam Gazali şöyle diyor: "Siyaset, mü'minin en ferasetli halidir." O halde şunu da unutmayalım ki: Feraset ehli bir siyasiyi başa getirmek de bir basiret gerektirir! Her ne kadar boyalı basın yer vermese de; basiret sahiplerinden olup, birlik için siyaset yapanları fark edebilmek dileğiyle?
Merve Aydın / diğer yazıları
- Ağlanacak olana ağlayalım / 25.10.2015
- Bir kutlu doğum günü / 08.07.2015
- Tek mutlu son / 02.07.2015
- Tek mutlu son / 01.07.2015
- Ramazan ayında kulun Hakka yönelişi / 20.06.2015
- Beşinci mevsim: Haydar Baş / 14.06.2015
- Kurtuluşun yolu belli / 06.06.2015
- Tüm engellemelere rağmen kazanılan gönüller / 31.05.2015
- Bütün ümidim gençliktedir / 21.05.2015
- Duma Duma dum! / 18.05.2015
- Bir kutlu doğum günü / 08.07.2015
- Tek mutlu son / 02.07.2015
- Tek mutlu son / 01.07.2015
- Ramazan ayında kulun Hakka yönelişi / 20.06.2015
- Beşinci mevsim: Haydar Baş / 14.06.2015
- Kurtuluşun yolu belli / 06.06.2015
- Tüm engellemelere rağmen kazanılan gönüller / 31.05.2015
- Bütün ümidim gençliktedir / 21.05.2015
- Duma Duma dum! / 18.05.2015

























































