HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 MAYIS 2021, ÇARŞAMBA

Bulanık su

25.07.2001 00:00:00
Attilâ İlhan ve Erol Manisalı'nın bu aralar dikkatle okunması gerektiği düşüncesindeyim.

AB'nin ve ABD'nin Türkiye'yi nasıl bir küreselleşme kıskacına aldıklarını anlatıp tam bağımsızlık mücadelesi yapıyorlar.

Yalnız ikisinin de her şeye rağmen bazı saplantılarından bir türlü kurtulamadıkları görülüyor.

Fazla düşünmeden "Mustafa Kemal solcu ve milliyetçidir" hükmüne varmaları bu saplantıya örnektir.

Mustafa Kemal milliyetçiden öte Türkçüdür de, solcu olduğu hayli şüphelidir.

Mustafa Kemal'i solun tekeline almak milleti bölmektir, sağı yok saymaktır.

Bu ülkede sol dediğiniz kesimin kapasitesi herhangi bir seçimde % 30'u aşabilmiş midir? Yâni Atatürk sadece bu % 30'a hitabediyor ve fakat geri kalan % 70'in hislerine tercüman olmuyor, öyle mi?

Atatürk'e bu kadar büyük bir kötülük yapılamazdı.

Peki Atatürk hangi davranışında sadece % 30'un çıkarlarını gözetip, kalan % 70'i yok saymıştır?

Milletin büyük çoğunluğunu bir kenara bırakarak Kurtuluş Savaşı'nı başarmak mümkün müydü? Yoksa Kurtuluş Savaşını sadece solcular mı yapmıştı? Kuvayı Milliye solculardan mı müteşekkil idi? "Millici"ler solcu mu idi?

Hiç zannetmiyorum.

Milleti sol ve sağ olarak yapay bir şekilde bölmemenin faziletlerini keşfetmek için muhteremlerin bir bin saat daha oturup konuşmaları gerekecek galiba...

"Atatürk solcudur" demenin; Erbakan'ın geçmişte "Atatürk yaşasaydı Refahlı olurdu" demesinden bir farkı yoktur.

Veya Faziletli Belediyelerin son üç senedir 29 Ekim'lerde sokakları "Cumhuriyet Fazilet'tir" poster-afişleriyle donatmasından...

Şimdi merak ediyorum; bu 29 Ekim'de direklere "Cumhuriyet Saadet'tir" mi asacaklar?

Aynı yanlışı teorisyen Profesör Mümtaz Soysal da yapmıştı.

"Ülke mütareke şartlarındadır. İşbirliği gerekir. Yalnız Derviş'i solcu zannedenler yanılıyor, Derviş'e giden sağa gider" demişti.

Yâni mütareke şartlarında bile "sağcılarla" işbirliği yapılamazdı, yapılmamalıydı.

Komünizmin çocukluk hastalığı denilen şey bu mudur acaba?

Aynı yanlışa bir başka kulvarda Tayyip Erdoğan da düşüyor. Hem tavır ve davranışlarıyla toplumun büyük kesimine sırtını dönüyor, hem "iktidara talip" olduğunu ileri sürüyor.

Yurt dışı ilişkileri de tamam. ABD gezisinden yeni döndü, AB'nin desteğini de Karen Fogg aracılığı ile aldığını dün söylemiştik. Yân, dış destekle içeride politika yapmaya çalışıyor.

Şimdi arkasından gidenler, şimdi söyledikleri ile değil, geçmişte sergilediği tavır ve söylemleri için peşindeler.

Tayyip'in referansı geçmişidir. Hâli ise halisünasyondur.

Peki dış desteği tamam olan Erdoğan'ın içeride desteği var mıdır? Bir yerlerden işaret-icazet alıp da mı yola çıkmıştır?

Başka bir şekilde söyleyelim, "yola çıkarılmış mıdır"?

Dün de söyledik, bu gün de ifade edelim, devletin dinamik güçlerinin Tayyip Erdoğan ile ilgili bir mukavelesi olamaz.

Yapılan iş olsa olsa şimdilerde beşinci partisini kurma aşamasında olan Millî Görüş fikriyatının bölünmesi için Tayyibe örtülü destek verilmesidir.

Sağdaki bu bölünme ve perişanlık; boşluktan bir türlü faydalanamayan MHP'nin çaresiz hareketsizliği de göz önüne alınırsa, kime yarayacak dersiniz?

Manisalı, Attila İlhan, Mümtaz Soysal ve "Cumhuriyet Fazilettir" afişçileri ile Tayyip Erdoğan nerede ayrıldıklarını değil, önce nerede buluştuklarını düşünmelidirler.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.