Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Emekliye Avrupa ülkelerinden bile daha fazla maaş veriyoruz” çıkışı yapıyor. Emekli, dul ve yetimler tepki veriyor. Protestolar sürüyor.
Fakat iş orada kalmasın… Bugüne kadar maalesef böyle oldu.
Bağırıp-çağırıp oy verme devri kapandı
İşçi, memur, emekli, köylü geçmişte ağladı, bağırdı çağırdı, yürüdü, kışın ortasında donmuş havuzlara daldı. Fakat oy vermeye sıra gelince, yine yüzde şu kadar AKP’ye oy verdi, tek başına iktidar yaptı.
Hükümet, Ali kıran baş kesen oldu.
Türk milleti, bu kadar ağır ve acı tecrübeden sonra artık şu hesabı ıskalayamaz:
AKP hükümeti işçiye, memura, emekliye, köylüye, çiftçiye para veremedi, veremiyor. Verdiği üç kuruşu bile çok görüyor. Bugüne kadar veremeyen AKP, bundan sonra verebilir mi?
Veremez.
AKP hükümeti veremez de, CHP veya MHP hükümet olsa, verebilirler mi?!
Onlar da veremezler.
Bunlar neden bir şey veremezler!?
Hepsi aynı liberal-kapitalizmin çocukları, hepsi aynı müflis anlayışın ma’lulleri!
Bunların üç tane gelir kalemi var:
1- Dolaylı-dolaysız vergiler,
2- Faiz yüklü borçlanmalar-krediler,
3- Özelleştirme peşkeşi.
Başka bir gelir kalemleri yok ki…
Vergiler ve borçlanmalar, er veya geç yine vatandaşın başına zam olarak yağıyor. Böylece hükümet, şayet çay kaşığıyla veriyorsa, kepçeyle geri alıyor.
Özelleştirmeye gelince… Devlet ve millete ait ne var-ne yok satarak “pastırma yazı” halinde de olsa halkın yüzünü güldürecek bir para verilebilir mi?
Verilemez… Verilseydi; AKP verirdi.
Son on yılda vatan toprakları, madenler, işletmeler, PETKİM, TÜPRAŞ, TELEKOM, SEKA, ERDEMİR, Tütün ve Şeker fabrikaları, limanlar ve en son köprüler olmak üzere satılmadık bir şey bırakmadı. Her şeyimiz elden çıktı, satılacak bir şey kalmadı artık.
Ortada para-mara da yok… Özelleştirme geliri, AKP hükümetinin bir avuç yandaşlarına bile yetmedi!
Bu satışlardan vatandaş ne gördü?! Siz ne gördünüz?
Hiçbir şey…
Satılmadan önce, bu işletmelerden, en azından devletin kasasına 70-80 milyar TL gelir sağlanıyordu; onlar da kesildi!
AKP, CHP veya MHP, hepsi bu papaz Malthus ekonomisinin ma’lulleri…
İktidar ve muhalefetin tek mahareti var
Bunların tek maharetleri var: Geçmiş seçimlerde görüldüğü üzere, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli ve sosyal devlet projelerinden bazılarını aşırarak milletin gözünü boyamak, BTP’den çalma seçim beyannameleriyle oy avcılığı yapmaktır.
Ama artık foyaları ortaya çıktı, takke düştü kel göründü.
O halde Türk milleti için tek çözüm kaldı: BTP ve Prof. Dr. Baş… Parola ise belli: “İş-aş Haydar Baş”
Prof. Dr. Baş’ın Milli Ekonomi Modeli (MEM), liberal-kapitalizmin tüm sihirlerini ve ezberleri bozan tüketim eksenli bir analizdir.
Para basamayan devlet hadım edilmiş demektir
MEM’de devlet, bağımsız karakterlidir, hadım edilmiş erkek gibi değildir. Emisyonunu genişletir. Emeklisine de ekonomiyi şahlandıracak maaş verir. Mesela maaş olarak verilecek 3 000 TL para, emeklinin tüketim kabiliyetini güçlendirir. Böylece üretici kesime pazar ve müşteri oluşturur.
Emeklisine 3 000 TL veren devlet, paranın 16 kezlik dolanımıyla sağlanan üretimden yüzde 20 vergisini alsa; kasasına 9 600 TL giriyor. Böylece tüketicinin cebi para görüyor, üretici para görüyor, aynı anda devlet de kâr ediyor, güçleniyor.
Köylü ve çiftçinin ürününe mukabil devletin atması gereken adım, ecnebiden faizli banknot veya Dünya Bankası’ndan kredi dilenerek, milletin emek ve üretimini yabancıya transfer etmek değildir. Bilakis bu ürün karşılığında kendi paramızı basarak, köylüye-çiftçiye 6 ay öncesinden avans vermek, ürününü teslim ettiğinde de bedelini peşin ödemektir. Prof. Dr. Baş’ın yapacağı budur.
Türkiye’nin vaziyeti batan AB’den fena
Bağımsız devlet parasını basar, gerekli nispette emisyonunu genişletir. Amerika, Çin, Rusya, Japonya, İngiltere vs. bunu fazlasıyla yapıyor.
Türkiye’nin başına IMF belası, Avrupa’nın başına AB Merkez Bankası belası sarılmış!
AB ülkeleri, emisyon bağlamında Türkiye’den bir gömlek daha iyi… Hiç olmazsa AB Merkez Bankası’nın takdir ettiği nispette para basabiliyorlar, fakat yetmiyor. Takdir edilen emisyon hacmi yetmediği için borçlanıyorlar, iflas bayrakları çekiyorlar.
Türk devletinin vaziyeti vahim: 20-25 yıldan beri hadım edilmiş vaziyette, kendi parasını hiç basmıyor, faizli borç dileniyor.
Aklın yolu bir; çare ve çözüm belli…
Prof. Dr. Baş’ın bağımsız devlet ve para politikalarında ne para darlığı, ne faiz belası var, ne borç dilenmek, ne de kamuya ve vatandaşa kaynak oluşturmak için işletme ve kaynaklarımızı peşkeş çekmek var… Hesap-kitap bu kadar açık ve nettir.
Aklın yolu birdir: Böylesine apaçık gerçeği görüp BTP’yi iktidara taşımak…
Bunu yapmaz da; BTP’den aşırma projelerle oy avcılığı yapan partileri Meclis’e göndermeye devam edersek, iş sadece bir lokma ekmeğe muhtaç hale gelmekle kalmaz, ne vatan kalır, ne devlet, ne millet!
Fakat iş orada kalmasın… Bugüne kadar maalesef böyle oldu.
Bağırıp-çağırıp oy verme devri kapandı
İşçi, memur, emekli, köylü geçmişte ağladı, bağırdı çağırdı, yürüdü, kışın ortasında donmuş havuzlara daldı. Fakat oy vermeye sıra gelince, yine yüzde şu kadar AKP’ye oy verdi, tek başına iktidar yaptı.
Hükümet, Ali kıran baş kesen oldu.
Türk milleti, bu kadar ağır ve acı tecrübeden sonra artık şu hesabı ıskalayamaz:
AKP hükümeti işçiye, memura, emekliye, köylüye, çiftçiye para veremedi, veremiyor. Verdiği üç kuruşu bile çok görüyor. Bugüne kadar veremeyen AKP, bundan sonra verebilir mi?
Veremez.
AKP hükümeti veremez de, CHP veya MHP hükümet olsa, verebilirler mi?!
Onlar da veremezler.
Bunlar neden bir şey veremezler!?
Hepsi aynı liberal-kapitalizmin çocukları, hepsi aynı müflis anlayışın ma’lulleri!
Bunların üç tane gelir kalemi var:
1- Dolaylı-dolaysız vergiler,
2- Faiz yüklü borçlanmalar-krediler,
3- Özelleştirme peşkeşi.
Başka bir gelir kalemleri yok ki…
Vergiler ve borçlanmalar, er veya geç yine vatandaşın başına zam olarak yağıyor. Böylece hükümet, şayet çay kaşığıyla veriyorsa, kepçeyle geri alıyor.
Özelleştirmeye gelince… Devlet ve millete ait ne var-ne yok satarak “pastırma yazı” halinde de olsa halkın yüzünü güldürecek bir para verilebilir mi?
Verilemez… Verilseydi; AKP verirdi.
Son on yılda vatan toprakları, madenler, işletmeler, PETKİM, TÜPRAŞ, TELEKOM, SEKA, ERDEMİR, Tütün ve Şeker fabrikaları, limanlar ve en son köprüler olmak üzere satılmadık bir şey bırakmadı. Her şeyimiz elden çıktı, satılacak bir şey kalmadı artık.
Ortada para-mara da yok… Özelleştirme geliri, AKP hükümetinin bir avuç yandaşlarına bile yetmedi!
Bu satışlardan vatandaş ne gördü?! Siz ne gördünüz?
Hiçbir şey…
Satılmadan önce, bu işletmelerden, en azından devletin kasasına 70-80 milyar TL gelir sağlanıyordu; onlar da kesildi!
AKP, CHP veya MHP, hepsi bu papaz Malthus ekonomisinin ma’lulleri…
İktidar ve muhalefetin tek mahareti var
Bunların tek maharetleri var: Geçmiş seçimlerde görüldüğü üzere, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli ve sosyal devlet projelerinden bazılarını aşırarak milletin gözünü boyamak, BTP’den çalma seçim beyannameleriyle oy avcılığı yapmaktır.
Ama artık foyaları ortaya çıktı, takke düştü kel göründü.
O halde Türk milleti için tek çözüm kaldı: BTP ve Prof. Dr. Baş… Parola ise belli: “İş-aş Haydar Baş”
Prof. Dr. Baş’ın Milli Ekonomi Modeli (MEM), liberal-kapitalizmin tüm sihirlerini ve ezberleri bozan tüketim eksenli bir analizdir.
Para basamayan devlet hadım edilmiş demektir
MEM’de devlet, bağımsız karakterlidir, hadım edilmiş erkek gibi değildir. Emisyonunu genişletir. Emeklisine de ekonomiyi şahlandıracak maaş verir. Mesela maaş olarak verilecek 3 000 TL para, emeklinin tüketim kabiliyetini güçlendirir. Böylece üretici kesime pazar ve müşteri oluşturur.
Emeklisine 3 000 TL veren devlet, paranın 16 kezlik dolanımıyla sağlanan üretimden yüzde 20 vergisini alsa; kasasına 9 600 TL giriyor. Böylece tüketicinin cebi para görüyor, üretici para görüyor, aynı anda devlet de kâr ediyor, güçleniyor.
Köylü ve çiftçinin ürününe mukabil devletin atması gereken adım, ecnebiden faizli banknot veya Dünya Bankası’ndan kredi dilenerek, milletin emek ve üretimini yabancıya transfer etmek değildir. Bilakis bu ürün karşılığında kendi paramızı basarak, köylüye-çiftçiye 6 ay öncesinden avans vermek, ürününü teslim ettiğinde de bedelini peşin ödemektir. Prof. Dr. Baş’ın yapacağı budur.
Türkiye’nin vaziyeti batan AB’den fena
Bağımsız devlet parasını basar, gerekli nispette emisyonunu genişletir. Amerika, Çin, Rusya, Japonya, İngiltere vs. bunu fazlasıyla yapıyor.
Türkiye’nin başına IMF belası, Avrupa’nın başına AB Merkez Bankası belası sarılmış!
AB ülkeleri, emisyon bağlamında Türkiye’den bir gömlek daha iyi… Hiç olmazsa AB Merkez Bankası’nın takdir ettiği nispette para basabiliyorlar, fakat yetmiyor. Takdir edilen emisyon hacmi yetmediği için borçlanıyorlar, iflas bayrakları çekiyorlar.
Türk devletinin vaziyeti vahim: 20-25 yıldan beri hadım edilmiş vaziyette, kendi parasını hiç basmıyor, faizli borç dileniyor.
Aklın yolu bir; çare ve çözüm belli…
Prof. Dr. Baş’ın bağımsız devlet ve para politikalarında ne para darlığı, ne faiz belası var, ne borç dilenmek, ne de kamuya ve vatandaşa kaynak oluşturmak için işletme ve kaynaklarımızı peşkeş çekmek var… Hesap-kitap bu kadar açık ve nettir.
Aklın yolu birdir: Böylesine apaçık gerçeği görüp BTP’yi iktidara taşımak…
Bunu yapmaz da; BTP’den aşırma projelerle oy avcılığı yapan partileri Meclis’e göndermeye devam edersek, iş sadece bir lokma ekmeğe muhtaç hale gelmekle kalmaz, ne vatan kalır, ne devlet, ne millet!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019





























































































