Döviz açığı anlamına gelen cari işlemler açığındaki tehlikeli artış hızla devam ediyor. Hükümet yetkilileri ise "finanse edilebiliyor", "cari açığa alışın, bundan sonra onunla yaşayacağız" gibi söylemlerle, tehlikenin boyutlarını gizlemeye çalışıyorlar.Önce rakamlardaki boyutu ortaya koyalım, sonra da cari açık nasıl finanse edilebiliyor ve bu açığın artarak devam etmesi ne anlama geliyor izah etmeye çalışalım. Cari işlemler açığımız şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 53.9 artarak 3 milyar 478 milyon dolar olmuş. Yılın ilk iki aylık dönemindeki toplam açık ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58.6 artarak 5 milyar 918 milyon dolara yükselmiş.Ekonominin iyiye gittiği söylenen AKP iktidarı döneminde cari açığın durumu nasıl? Önemle vurgulayalım ki, cari açık bir ülkenin döviz karnesidir. Bu açıktaki artış karnedeki kötülüğün artışının en bariz göstergesidir.AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında cari açık 1.5 milyar dolardı. 2003 yılında 8 milyar dolara fırladı, 2004 yılında 15.6 milyar dolar, 2005 yılında da 23 milyar dolar oldu. Yani AKP döneminde cari açık yüzde 1500 oranında arttı.Cari açığın oluşmasındaki en büyük etken dış ticarette yaşanan açıktır. Yani ithalatın ihracata nispetle daha fazla artmasıdır.Ekonomi yönetimi göz boyamak için dış ticaret ile ilgili rakamları açıklarken dış ticaret hacmini vurgulayarak hava atıyorlar. Halbuki önemli olan hacmin artması değil, nasıl arttığıdır.Dokuzuncu Kalkınma Planı Dış Ticaret Özel İhtisas Komisyonu raporunda, 1980'de 10.8 milyar dolar olan dış ticaret hacmi 1990'da 35.3 milyar dolara, 2000'de 82 milyar dolara, 2004'te 161 milyar dolara ve 2005'te 189.9 milyar dolara ulaştığına dikkat çekildi. Hükümetimiz bu rakamları alarak, işte biz ülkemizi dünyaya açtık, güçlendik gibi yorumlar yapıyorlar.Aynı raporda ise dış ticaret açığındaki artış şöyle ifade ediliyor:1980 yılında 5 milyar dolar olan dış ticaret açığı 1990'da 7.5 milyar dolar, 2000'de 26.7 milyar dolar, 2004'te 35 milyar dolar ve 2005 yılında ise 43.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.Ve aynı raporda bu açığın 2020 yılında 100 milyar dolara ulaşacağından bahsediliyor. Dış ticaret açığı bu kadar artarsa cari açık da 50 milyar doları aşar. Tabii, böyle bir açıkla, buna bağılı sürekli artan borçla oluşan dengesiz bir ekonomi ne kadar ayakta kalabilir, düşünülmesi gereken bir konu.Ocak-Şubat döneminde oluşan 5 milyar 918 milyon dolar nasıl finanse edilmiş? Tam 12 milyar 249 milyon dolar net dış finansman elde edilmiş. Şimdi sıkı durun, bunun 11 milyar 294 milyon doları kredi ile yani tekrar borçlanmayla. Cari açığın yaklaşık 2 katı kadar faizli kredi alınmış ve bunun bir kısmıyla açık kapatılmış, diğer kısmı ise çoğunluğu Merkez Bankası'na atılmış.Açıklarımızı da faizle borçlanarak kapatıyoruz, sırf IMF istiyor diye yaptığımız para koleksiyonu rezervini arttırmayı da.Cari açığın böyle artarak devam etmesi ve de faizle borç alınarak kapatılmaya çalışılması, esasen ekonominin iflasının göstergesidir. Borç alınıp, yatırım yapılıp, aldığımız borçtan daha fazla para kazanıp borcumuzu ödeyebiliyorsak, böyle bir borçlanma adeta yiğidin kamçısı gibidir. Ama aldığımız borçlar, yatırım amaçlı değil, açık kapatmak içinse, faizliyse ve durmadan bizi eksiye götürüyorsa, kimse kusura bakmasın bu tam bir enayiliktir.Bu borçları bize verenler, kaşımıza, gözümüze hayran olduklarından değil, altımızdaki topraklarda gözü olduklarındandır. Yani olayın perde arkasında siyasi çıkarları vardır. Durumu sadece ekonomik olarak değerlendirmek siyasi bir basiretsizlik olacaktır.Cari açık, dış ticaret açığı, borcu borçla kapatma kabullenilmesi gereken gerçekler değil, acilen çözümlenmesi gereken hastalıklardır.Çözüm olarak da Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli tek projedir. Modelde, paraya getirilen yeni fonksiyonlar, üretim-tüketim dengesi, ihracata ve ithalata getirilen yeni bakış açısı bahsettiğimiz hastalıkların tedavisinin kolaylıkla yapılabileceğini göstermektedir.Hastalık belli, doktor var ve tedavisi de mevcut. Buna rağmen "ben hasta olarak kalmak istiyorum" deniyorsa, "lütfen kendi adınıza konuşun, milleti bu uçuruma yuvarlamayın" deriz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025


























































































