Uluslararası siyasette bazı ülkeler vardır; yüksek sesle konuşmaz, tehdit savurmaz ama attıkları her adım, dünya dengelerinde derin izler bırakır. Çin, bu ülkelerin başında gelir. Uzun süredir "müdahalesizlik" ilkesiyle hareket eden Pekin yönetimi, başka ülkelerin iç işlerine doğrudan müdahale etmediğini sık sık vurgular. Bu yaklaşım, Batı merkezli askeri müdahalelerin yol açtığı yıkımları gözlemleyen toplumlar için daha makul görünür.
Ancak İran dosyası, bu söylemi sınayan bir test alanıdır. Enerji kaynakları, stratejik konumu ve Kuşak-Yol Projesi içindeki rolü ile İran, Çin için basit bir partner değil, dikkatle takip edilmesi gereken bir aktördür. Aynı zamanda Türkiye gibi ülkeler açısından bölgesel dengelerle ulusal çıkarların kesiştiği bir alan yaratmaktadır. Bugün sıkça sorulan soru şudur: Çin, İran söz konusu olduğunda gerçekten kenarda durabilir mi?
İran: Stratejik konum ve zorunlu denge
İran'ı sadece Orta Doğu'da sorunlu bir ülke olarak görmek, meseleye eksik bakmak olur. İran; Asya ile Orta Doğu arasında yer alan, tarih boyunca ticaret yollarının geçtiği ve enerji kaynaklarıyla stratejik önem kazanan bir ülkedir. Çin açısından İran:
Enerji tedarikinde önemli bir kaynak,
Kara ve demiryolu hatlarında kritik bir geçiş noktası,
Batı yaptırımları nedeniyle Çin'le daha fazla temas kurmaya mecbur kalan bir aktör,
Kuşak ve Yol Projesi'nin Orta Asya–Orta Doğu hattında önemli bir durağıdır.
Bu tablo, İran'da yaşanacak uzun süreli bir istikrarsızlığın yalnızca bölgeyi değil, Çin'in küresel planlarını da etkileyeceğini gösterir. Ancak İran, Çin'in projelerine bütünüyle teslim olmuş bir ülke değildir; kendi iç dengeleri ve bölgesel hedefleri vardır. Bu, Çin–İran ilişkilerini zaman zaman karmaşık hale getirir.
Kuşak ve yol projesi: Zayıflık ve alternatifler
Kuşak ve Yol Projesi bazen "her şeyi belirleyen küresel hamle" olarak anlatılır. Oysa Çin bu projeyi; üretim kapasitesini dış pazarlara taşımak, ticaret yollarını çeşitlendirmek, deniz yollarına bağımlılığı azaltmak ve uzun vadeli ekonomik güvenlik sağlamak amacıyla kurgulamıştır.
İran bu proje açısından önemli bir halkadır, ancak tek belirleyici unsur değildir. Çin, Orta Asya, Pakistan, Rusya ve deniz yolları üzerinden alternatif güzergahlar da geliştirmektedir. Dolayısıyla İran'daki kriz projeyi tamamen ortadan kaldırmaz; fakat geciktirir, maliyetleri artırır ve belirsizlik yaratır. Bu da halk arasında dile getirilen "İran düşerse yol düşer" yaklaşımının eksik olduğunu gösterir.
Müdahalesizlik ve gerçek politika
Çin'in müdahalesizlik söylemi genellikle yanlış anlaşılır. Bu ilke, hiçbir şekilde etkide bulunmadığı anlamına gelmez; daha çok askeri müdahalelerden ve doğrudan iç siyasete yön vermekten kaçınmayı ifade eder. Çin genellikle:
Diplomatik temaslarla,
Ekonomik ilişkileri sürdürerek,
Uluslararası platformlarda denge arayarak,
Ticaret ve yatırımlarla ülkeleri sistem içinde tutarak hareket eder.
Bu, Çin'in ideolojiden ziyade çıkar temelli bir politika izlediğini gösterir. İran konusunda da tercih, sessiz denge politikalarını sürdürmektir.
Çin İran'ı korur mu?
Bu soruya net ama temkinli bir yanıt gerekir: Çin'in İran'ı askeri olarak koruması olası değildir. Çin, askeri müdahalelerin uzun vadede ağır maliyetler doğurduğunu iyi bilir. Ancak bu, Çin'in İran'ın tamamen savrulmasına kayıtsız kalacağı anlamına gelmez. Pekin, ekonomik ve diplomatik araçlarla İran'ın sistem dışına itilmemesine katkı sunmaya çalışır. Bu, bir "kurtarma" değil, kontrollü dengeleme çabasıdır.
Çin bir çıkmazda mı?
"Çıkmaz sokak" ifadesi cazip olsa da gerçeği tam yansıtmaz. Çin, İran konusunda daralan ama tamamen kapanmayan bir manevra alanında hareket etmektedir. Ne tamamen geri çekilmek ister ne de taraf olur. Bu ikilem, Çin'i sessiz ama hesaplı bir denge politikasına yöneltmektedir.
Türkiye açısından tablo: Ulusal çıkar ve ekonomi
Türkiye için bu denklem, yalnızca dış politika sorunu değildir; milli güvenlik ve ekonomik istikrarla doğrudan bağlantılıdır. İran'da yaşanabilecek uzun süreli bir istikrarsızlık, sınır güvenliği, düzensiz göç, kaçakçılık ve bölgesel silahlı hareketler açısından somut riskler yaratır. Aynı zamanda enerji arzı ve kara ticaretindeki aksaklıklar, Türkiye ekonomisini de etkileyebilir.
Öte yandan Kuşak ve Yol Projesi'nin İran ayağındaki aksaklık, Türkiye'yi alternatif ve güvenli bir transit ülke haline getirebilir. Bu fırsat, doğru planlandığında ekonomik avantaj sağlar; ancak büyük güç rekabetinin Türkiye coğrafyasında daha görünür hale gelmesi riskini de taşır. Ankara için doğru yaklaşım, taraf olmaktan kaçınarak, ulusal çıkar ve güvenliği önceliklendiren dengeli bir dış politikadır.
Son olarak Çin için İran ne vazgeçilmez bir müttefik ne de tamamen gözden çıkarılabilecek bir ülkedir. Çin, İran'ın ani ve kontrolsüz biçimde istikrarsızlaşmasını istemez; ancak bunu önlemek için açık müdahaleye yönelmez. Tercih, sessiz ve kontrollü denge politikasıdır.
Türkiye açısından ise önemli olan, bu süreçte ulusal çıkarları, güvenliği ve ekonomik istikrarı koruyacak akılcı bir politika yürütmektir. Enerji, ticaret ve sınır güvenliği alanlarında dikkatli adımlar atmak, demokratik ve ulusal çizgiyi güçlendirecektir.
Büyük güçlerin hesapları değişebilir, söylemleri esneyebilir. Önemli olan, Türkiye'nin bu değişken denklemde dengeyi kendi lehine çevirecek bir aktör olarak hareket etmesidir.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Yuan dünya parası olabilir mi? Parayla kurulan güç düzenine Çin'in itirazı / 03.02.2026
- Çin, İran ve sessiz diplomasi: Türkiye açısından çıkış yolu / 31.01.2026
- Ortadoğu'da yeni saflaşma: Siyasi ve ekonomik denge arayışı / 30.01.2026
- İngiltere, Çin ve değişmeyen denge arayışı / 29.01.2026
- Ukrayna'da barış arayışı tıkandı mı? Gözler Balkan deneyimine çevriliyor / 28.01.2026
- Dağlara yönelen penguen, Davos ve gökyüzüne dokunma iddiası / 27.01.2026
- Altın yer değiştirirse sadece kasalar değil, dengeler de değişir / 26.01.2026
- Putin'in gözünden dünya: Kuzey neden ısınıyor? / 24.01.2026
- Grönland dosyası: Buzların altındaki pazarlık, ABD üsleri ve Türkiye'nin sessiz takibi / 23.01.2026
- Büyük güçlerin gölgesinde Suriye: Çıkar, güç ve insan / 22.01.2026
- Çin, İran ve sessiz diplomasi: Türkiye açısından çıkış yolu / 31.01.2026
- Ortadoğu'da yeni saflaşma: Siyasi ve ekonomik denge arayışı / 30.01.2026
- İngiltere, Çin ve değişmeyen denge arayışı / 29.01.2026
- Ukrayna'da barış arayışı tıkandı mı? Gözler Balkan deneyimine çevriliyor / 28.01.2026
- Dağlara yönelen penguen, Davos ve gökyüzüne dokunma iddiası / 27.01.2026
- Altın yer değiştirirse sadece kasalar değil, dengeler de değişir / 26.01.2026
- Putin'in gözünden dünya: Kuzey neden ısınıyor? / 24.01.2026
- Grönland dosyası: Buzların altındaki pazarlık, ABD üsleri ve Türkiye'nin sessiz takibi / 23.01.2026
- Büyük güçlerin gölgesinde Suriye: Çıkar, güç ve insan / 22.01.2026























































