HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Devlet patlıcan kuyruğu üretmez

14.02.2019 00:00:00
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin, nerelere kuyruk yapıldığını görmek için iki kilo kotalı domates, patlıcan, biber, salatalık kuyruklarını görmek yeterlidir.
Devlet-millet borca batmış. Döviz almış başını gitmiş. Her şey ateş pahası olmuş.
Tarım ürünleri, her türlü sebze-meyve, her çeşit sanayi mamulleri, ara mamuller, tekstil, inşaat, ulaşım, tüm hizmetler onar-yirmişer kat artmış.
Cumhurbaşkanı, IMF'ye olan 27 milyar borcumuzu kapattık diye öykünüyor.
Doğru; IMF'ye olan 27 milyar dolar borcu kapattık… 
Ama bu süreçte IMF ve DB'nın sahipleri olan, İsrail, İngiliz ve Amerika devletlerini kurucu derin gücü olan küresel sömürgeci yirmi-yirmi beş barondan 1 trilyon dolar borçlandık… 
Bu borca 156 milyar dolar faiz ödeyeceğiz. 
Borçlanma, sürdürülebilir olmaktan çıktı.
IMF, verdiği borca mukabil, hem borç-faiz, hem ekonomik taviz tablosunu rapor olarak açıklıyordu. Türk milleti kulaktan dolma da olsa duyuyordu. 
AKP'nin koltuk değneği MHP'nin ve D. Bahçeli'nin altında imzasının bulunduğu 15 günde 15 yasa nam saldı. Şeker ve tütün başta olmak üzere Türk tarımı o imzadan itibaren bitti. Maden ve enerji kaynaklarımız, Cumhuriyet mirası işletmelerimiz o günden beri özelleştirme furyasıyla elimizden çıkmaya başladı. Bu peşkeşler kayıtlı-raporlu...MHP aynada kendini görüyor.
IMF dışından 1 trilyon dolar borçlandığımız küresel baronlar ise kayıt dışı çalışıyor. 
İstedikleri tavizleri "off the record" söylüyorlar; biz de sürdürülebilir borca karşılık onların istediklerini kamçısız tıpış-tıpış yapıyoruz. AKP bunları yaptı.
Bir de ne görelim… Türkiye, kayıtdışı/off the record elden gitti. 
Vatan topraklarımız, ormanlarımız, madenlerimiz, enerji kaynaklarımız, Tank Palet fabrikamız, havalimanı-köprü yatırımlarımız, tarımımız; buğdayımız, patlıcanımız, domatesimiz, soğanımız, pancarımız, hatta kuru otumuza varıncaya kadar her şeyimiz "küresel baronlardan sürdürülebilir borçlanma" mukabili elimizden çıktı. 
Adeta bir anda konkordatoluk olduk; ortada ise kayıt-kuyut yok! 
Devlet 1 trilyon dolar borçlandı, vatandaş 600 milyar TL borca-faize battı… Ortada ise dikili bir ağacımız, yiyecek etimiz, buğdayımız, sebzemiz yok, domates, soğan, biber ve patlıcanımız bile yok!
Köprüler, Marmaray, havalimanı, otobanların sahibi ise yapanlar; biz değil, devlet değil… 20-25 yıl, gelenden-geçenden hatta geçmeyenden bile dolara endeksli haraç alıyorlar.
Koca devlet de manavlık yapıyor, patlıcan kuyruğu üretiyor.
Daha düne kadar, "artık devlet, ekmek kapısı değil" deyip, vatandaşın devletine olan güvenini ve bağlarını kopartanlar; şimdi, seçim gelip çatınca, devleti patlıcan kapısına, salatalık kapısına çevirdiler.
Neymiş? Patlıcan lobisi, biber lobisi, salatalık lobisi, soğan lobisi, kabzımal lobisi, hal lobisi, pazarcı lobisi varmış… 
Domates, biber, patlıcanı onlar stokluyorlarmış. Bu yüzden sebze-meyve pahalıymış.
Bu akıldışı yaklaşım, yıllardan beri bu hizmetleri veren vatandaşları aşağılamak değil sadece; topyekun Türk milleti ve devletinin aklıyla alay etmektir.
Her tarafta sebze-meyve var. Arzda tıkanma yok, stok diye bir şey yok… 
Arzdan kaynaklı bir fiyat artışı yok; bilakis maliyetten kaynaklı pahalılık var.
Problem maliyette… Üretim maliyeti pahalı.
Vatandaş mahsulünü mal ettiği fiyata dahi satamıyor. 
Tohum, gübre, mazot, ilaç, elektrik, sulama, işçilik, taşıma maliyeti yüzde 120 ila yüzde 180 oranında 2018'de artmış. Önceki yıllarda bir o kadar daha girdi maliyetleri pahalanmış... Vatandaş bu maliyet farkını cebinden nasıl karşılasın?
Devlet, Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesine göre, GSMH'nin yüzde 1'ini çiftçiye ve tarım kesimine destek ödemesi olarak vermeyi görev kabul etmiş… 
Ama bu yasal görevini dahi yerine getirmiyor. Çiftçinin, 156 milyar TL devletten yasal alacağı var.
Bu desteği bile alamayan çiftçi, düşmüş bankanın kapısına, kooperatif kredisine; borçlanmış… Borca batmış, faize batmış. Ürün para yapmamış. Neticede toprağını kaybetmiş, traktörünü kaybetmiş, evini-ailesini kaybetmiş.
Devlet, çiftçisinin ürettiği tarım ürününün, köylünün mahsulün karşılığında, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nde anlattığı ve Milli Para sistemiyle ortaya koyduğu üzere Milli Parasını basıp üreticinin hakkını vermiyor… Ürünün sahibi çiftçi; ama çiftçinin sahibi devlet ortada yok.
Devlet, üretim, emek, hizmet, kaynak ve GSMH karşılığında para basma görevini yapmıyor. 
Darda kalmış çiftçinin elinden borç parayla domates ve patlıcan alıp caddeye-sokağa döküyor, zararına satış yaparak fiyatları aşağı çekme numarası çekiyor. 
Seçim öncesi oy avlamak için pazarcılık yapıyor; üretim maliyetinin altında zararına patlıcan satıyor, domates satıyor. Bunun faturasını ise zam, vergi ve harç olarak yine milletin sırtına yıkacak.
Bu böyle gitmez… Türkiye'ye Prof. Dr. Baş'ın Milli Devleti, baba devleti lazım.
Enerji giderlerinden gübreye tüm üretim maliyetlerini aşağı çekecek somut, bilimsel, alternatif ve maliyetsiz projeler, sadece Prof. Dr. Baş'ın modelinde var. Kamunun ve halkın para ihtiyacını karşılayacak Milli Para sistemi sadece Prof. Dr. Baş'ta var. Devletin de, çiftçinin de tek sahibi var; BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu… Bu yüzden BTP'den başkası bir şey yapamaz. 
BTP'den gayrısı para baronlarının marabası… BTP'yi seçin; gerisini boş geçin!
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.