logo
08 AĞUSTOS 2026

Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür

Türkler, kabul etsek de etmesek de cengaver bir millettir. Bir başka ifadeyle "delikanlı" da diyebilirsiniz. Atının sırtında sağa, sola koşan cesur bir millettir Türkler

06.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür
Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür
Türkler, kabul etsek de etmesek de cengaver bir millettir. Bir başka ifadeyle "delikanlı" da diyebilirsiniz. Atının sırtında sağa, sola koşan cesur bir millettir Türkler.

Allah'ın takdiri, Maveraünnehir bölgesine geliyorlar, Müslüman oluyorlar, bu cengaverlik, Allah yoluna hizmete tebdil olunuyor. Ondan evvel Türkler, bil­ hassa Oğuz boyları, bugünkü Avrupa'ya akınlar düzenliyorlar.

Bugünkü Macaristan'ın, Bulgaristan'ın olduğu bölgeye geldikleri zaman Frenk İmparatorluğunun riyasetinde Haçlı ittifakı oluşuyor ve Türkleri mağlup ediyorlar. Haçlılar, " Burada kalmanız için dininizi terk etmeniz lazım" diye şart koşuyorlar.







O zaman Şamanist olmaları münasebetiyle köklü bir dini yaşayışları olmadığı için bu dinlerinden vazgeçiyorlar. Bu vazgeçiş neticesinde Avrupa'da kalıyorlar.

Bugünkü Macar asıllı insanların dedeleri Türklerdir. Hıristiyanlığa girmiş olan bu insanlar Türklüklerini de kaybediyorlar. Bugün Hungaria'da yaşayanlar meşhur Hunlar'dır. Ama bu insanlara gidip "Siz Türk'sünüz" deyin, kabul ettirmeniz mümkün değildir. Ama realitede bunlar Türk'türler. Dolayısıyla bizim Türklüğümüzü koruyabilmemiz için de, mutlaka dinimizi yaşamamız lazımdır.

Biz, bu manada bunu söylüyoruz. Bu manada Batı dünyası bizim karşımıza hep ittifaklarla beraber çıkmıştır. Baktılar ki, İslam alemi genişliyor. Türkler de onun temsilciliğini yapıyor. 1095 yılından 1300'lü yıllara kadar Haçlı ittifakı oluşuyor.







Papa'nın riyasetinde oluşan bu Haçlı ittifakında Avrupa devletlerinin askerleri yerini alıyor ve İslam dünyasına hücumlar oluyor. 200 sene bu Haçlı seferleri devam ediyor. Cenab-ı Hakk'ın takdirine bakın ki bu seferlere karşı duran, İslam'ı müdafaa eden millet de Türk milleti oluyor.

Mesela Endülüs'e bakıyorsunuz, Endülüs'ün yıkılışı, herhangi bir devletle bir mücadele neticesinde olmamıştır. Sergilere gidin, panolara, resimlere bakın, orada bunu açıkça görürsünüz.

Haçın etrafında bütün insanlar toplanmış, Endülüs'e yürünmüş, oradaki Müslümanları mağlup etmiş tabloları seyredersiniz. Orada da Haçlı ittifakını oluşturarak Müslümanları aradan çıkarıyorlar, taş taş üstünde bırakmıyorlar. Orada siz bugün bir tane Müslüman bulamazsınız.







Biz, Türkler olarak çok merhametli, şefkatli, adaletli bir milletiz. Günümüze kadar hiç bir milletin can, mal, namus, din emniyetine müdahale etmemişizdir.

Türk milleti öyle kabadayı bir millettir ama hiç kimsenin de huyuna, suyuna karışmaz. Dikkat ederseniz, fetih yaptığımız yerlerin hangisine giderseniz gidin ne bir kilise kapanmıştır, ne şu, ne bu olmuştur.

Ama "filan yerde kilise camiye döndü" denilebilir. Doğrudur. Oradaki Hıristiyan, Müslüman olunca ibadet yapacak kimse kalmamıştır, teklif ederek, kiliseyi camiye kendisi çevirmiştir. "Sen Müslüm an olacaksın" şartını da hiç kimse onlara getirmemiştir.







Bu konuda bir başka misal da Almanya'dır. Ben şahsen orada 7-8 caminin açılış merasiminde bulundum. Hepsi de kilise idi. Arkadaşlar satın alarak camiye çevirdiler. Bugün Almanya'da, Fransa'da, Hollanda 'da bu olay ne ise dün de Türkiye'de öyle idi.

Yani hiç bir zaman gidip de, "Sen burada ibadet yapamazsın. Onun için ben bunu camiye çeviriyorum" şeklinde bir şey yoktur…







Günümüze kadar da hiç kimse "Niçin siz bunu cami yaptınız?" itirazında bulunamıyor. Çünkü böyle bir talep bizden değil, onlardan geldi. Türk milleti tarihin hiçbir döneminde zulüm yapmış bir millet olarak takdim edilemez, gösterilemez.

Adil, kararlı, merhametli, iffet-haya sahibi, insanlara yardım eden bir millettir. Ama hilebaz, fitne, fesat olanı da affetmeyen bir karakteri vardır. Böyle bir milletin maalesef tarih sahnesinden silinmek istendiği projelerle biz günümüzde karşı karşıyayız.

Üzerimize de misyonerlik yoluyla geliyorlar. "Senin deden buydu. Sen de Hristiyan'sın" demek suretiyle üzerimize geliyorlar…







'Batıda hürriyet var' iddiası tamamen bir aldatmacadır


Buraya gelmişken çok daha önemli bir nokta hatırıma geldi. "Avrupa'da hürriyet var. Din hürriyet var" deniliyor.

Sen orada İslam'ı anlatarak mı, "hürriyetim var" diyorsun. Şuna, buna küfretmenin adına hürriyet diyorsun. Erkeksen bir de Alınan devletine küfret, Alman 'a küfret bakalım. Adamın gözünü oyarlar.

Bir cami açılışı münasebetiyle bir yerdeyiz. Niye burada Türk bayrağı yok, dedim. "Hocam, burada milli duygulara karşı çok ciddi bir hassasiyet vardır, dediler. Hani burada din hürriyeti vardı. Hukuki bir yasak da yok. Ama öyle bir baskı var ki suç işleyerek ceza alsan daha iyi. Onun için biz de çekiniyoruz" dediler.







Ben bizzat Hollanda'da bir olay yaşadım. Hollanda Lahey Adalet Divanı'nın bulunduğu memlekettir. Camide yanlışlıkla bir ezan okudum. Caminin yanında meğer kilise varmış. Ezanı bitirir bitirmez bir polis ekibi geldi. Niye ezan sesini pencereden dışarıya verdiğimizi sorguladı. Baktım iş ciddi, arkadaşlara. "Türkiye'den yeni geldiği için bu işleri pek bilmiyor da ondan oldu' deyin, dedim.

Ancak bu sayede olayı atlattık. İki kat yerin altına giriyorsun da orada ibadetini yapıyorsun. Müsaade et de o kadar da olsun. Evin içinde ezan okuyorsun. Ona da mı karışacak?
Bir güç bizi birbirimize düşürmek istiyor. Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, milletimiz Müslümandır. Hangi kurumda, hangi kuruluşta olursa olsun Müslümandır. Bunu böyle bilelim." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eserinden)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.