logo
24 HAZİRAN 2026

Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür

Türkler, kabul etsek de etmesek de cengaver bir millettir. Bir başka ifadeyle "delikanlı" da diyebilirsiniz. Atının sırtında sağa, sola koşan cesur bir millettir Türkler

06.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür
Dini bütünlüğümüz, milli bütünlüğümüzdür
Türkler, kabul etsek de etmesek de cengaver bir millettir. Bir başka ifadeyle "delikanlı" da diyebilirsiniz. Atının sırtında sağa, sola koşan cesur bir millettir Türkler.

Allah'ın takdiri, Maveraünnehir bölgesine geliyorlar, Müslüman oluyorlar, bu cengaverlik, Allah yoluna hizmete tebdil olunuyor. Ondan evvel Türkler, bil­ hassa Oğuz boyları, bugünkü Avrupa'ya akınlar düzenliyorlar.

Bugünkü Macaristan'ın, Bulgaristan'ın olduğu bölgeye geldikleri zaman Frenk İmparatorluğunun riyasetinde Haçlı ittifakı oluşuyor ve Türkleri mağlup ediyorlar. Haçlılar, " Burada kalmanız için dininizi terk etmeniz lazım" diye şart koşuyorlar.







O zaman Şamanist olmaları münasebetiyle köklü bir dini yaşayışları olmadığı için bu dinlerinden vazgeçiyorlar. Bu vazgeçiş neticesinde Avrupa'da kalıyorlar.

Bugünkü Macar asıllı insanların dedeleri Türklerdir. Hıristiyanlığa girmiş olan bu insanlar Türklüklerini de kaybediyorlar. Bugün Hungaria'da yaşayanlar meşhur Hunlar'dır. Ama bu insanlara gidip "Siz Türk'sünüz" deyin, kabul ettirmeniz mümkün değildir. Ama realitede bunlar Türk'türler. Dolayısıyla bizim Türklüğümüzü koruyabilmemiz için de, mutlaka dinimizi yaşamamız lazımdır.

Biz, bu manada bunu söylüyoruz. Bu manada Batı dünyası bizim karşımıza hep ittifaklarla beraber çıkmıştır. Baktılar ki, İslam alemi genişliyor. Türkler de onun temsilciliğini yapıyor. 1095 yılından 1300'lü yıllara kadar Haçlı ittifakı oluşuyor.







Papa'nın riyasetinde oluşan bu Haçlı ittifakında Avrupa devletlerinin askerleri yerini alıyor ve İslam dünyasına hücumlar oluyor. 200 sene bu Haçlı seferleri devam ediyor. Cenab-ı Hakk'ın takdirine bakın ki bu seferlere karşı duran, İslam'ı müdafaa eden millet de Türk milleti oluyor.

Mesela Endülüs'e bakıyorsunuz, Endülüs'ün yıkılışı, herhangi bir devletle bir mücadele neticesinde olmamıştır. Sergilere gidin, panolara, resimlere bakın, orada bunu açıkça görürsünüz.

Haçın etrafında bütün insanlar toplanmış, Endülüs'e yürünmüş, oradaki Müslümanları mağlup etmiş tabloları seyredersiniz. Orada da Haçlı ittifakını oluşturarak Müslümanları aradan çıkarıyorlar, taş taş üstünde bırakmıyorlar. Orada siz bugün bir tane Müslüman bulamazsınız.







Biz, Türkler olarak çok merhametli, şefkatli, adaletli bir milletiz. Günümüze kadar hiç bir milletin can, mal, namus, din emniyetine müdahale etmemişizdir.

Türk milleti öyle kabadayı bir millettir ama hiç kimsenin de huyuna, suyuna karışmaz. Dikkat ederseniz, fetih yaptığımız yerlerin hangisine giderseniz gidin ne bir kilise kapanmıştır, ne şu, ne bu olmuştur.

Ama "filan yerde kilise camiye döndü" denilebilir. Doğrudur. Oradaki Hıristiyan, Müslüman olunca ibadet yapacak kimse kalmamıştır, teklif ederek, kiliseyi camiye kendisi çevirmiştir. "Sen Müslüm an olacaksın" şartını da hiç kimse onlara getirmemiştir.







Bu konuda bir başka misal da Almanya'dır. Ben şahsen orada 7-8 caminin açılış merasiminde bulundum. Hepsi de kilise idi. Arkadaşlar satın alarak camiye çevirdiler. Bugün Almanya'da, Fransa'da, Hollanda 'da bu olay ne ise dün de Türkiye'de öyle idi.

Yani hiç bir zaman gidip de, "Sen burada ibadet yapamazsın. Onun için ben bunu camiye çeviriyorum" şeklinde bir şey yoktur…







Günümüze kadar da hiç kimse "Niçin siz bunu cami yaptınız?" itirazında bulunamıyor. Çünkü böyle bir talep bizden değil, onlardan geldi. Türk milleti tarihin hiçbir döneminde zulüm yapmış bir millet olarak takdim edilemez, gösterilemez.

Adil, kararlı, merhametli, iffet-haya sahibi, insanlara yardım eden bir millettir. Ama hilebaz, fitne, fesat olanı da affetmeyen bir karakteri vardır. Böyle bir milletin maalesef tarih sahnesinden silinmek istendiği projelerle biz günümüzde karşı karşıyayız.

Üzerimize de misyonerlik yoluyla geliyorlar. "Senin deden buydu. Sen de Hristiyan'sın" demek suretiyle üzerimize geliyorlar…







'Batıda hürriyet var' iddiası tamamen bir aldatmacadır


Buraya gelmişken çok daha önemli bir nokta hatırıma geldi. "Avrupa'da hürriyet var. Din hürriyet var" deniliyor.

Sen orada İslam'ı anlatarak mı, "hürriyetim var" diyorsun. Şuna, buna küfretmenin adına hürriyet diyorsun. Erkeksen bir de Alınan devletine küfret, Alman 'a küfret bakalım. Adamın gözünü oyarlar.

Bir cami açılışı münasebetiyle bir yerdeyiz. Niye burada Türk bayrağı yok, dedim. "Hocam, burada milli duygulara karşı çok ciddi bir hassasiyet vardır, dediler. Hani burada din hürriyeti vardı. Hukuki bir yasak da yok. Ama öyle bir baskı var ki suç işleyerek ceza alsan daha iyi. Onun için biz de çekiniyoruz" dediler.







Ben bizzat Hollanda'da bir olay yaşadım. Hollanda Lahey Adalet Divanı'nın bulunduğu memlekettir. Camide yanlışlıkla bir ezan okudum. Caminin yanında meğer kilise varmış. Ezanı bitirir bitirmez bir polis ekibi geldi. Niye ezan sesini pencereden dışarıya verdiğimizi sorguladı. Baktım iş ciddi, arkadaşlara. "Türkiye'den yeni geldiği için bu işleri pek bilmiyor da ondan oldu' deyin, dedim.

Ancak bu sayede olayı atlattık. İki kat yerin altına giriyorsun da orada ibadetini yapıyorsun. Müsaade et de o kadar da olsun. Evin içinde ezan okuyorsun. Ona da mı karışacak?
Bir güç bizi birbirimize düşürmek istiyor. Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, milletimiz Müslümandır. Hangi kurumda, hangi kuruluşta olursa olsun Müslümandır. Bunu böyle bilelim." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eserinden)

Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.

Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 9 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin davanın 12'nci duruşmasında savcı, tutuksuz yargılanan sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı savunma yapan sanık, "Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" dedi

17.06.2026 12:01:00
İHA
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Kaza, 16 Haziran 2023 tarihinde Korkuteli-Elmalı yolu Beğiş Yaylası Öküzgözü mevkiinde meydana geldi. Erhan Deniz yönetimindeki 07 YBN 01 plakalı otomobil, emniyet şeridinde bulunan Muharrem Ertör yönetimindeki 07 L 9456 plakalı araca arkadan çarptı. Kazada Muharrem Ertör olay yerinde hayatını kaybetti.






Aynı araçta bulunan Gülten Ertör (59), Berra Türkmen (8), Kübra Türkmen (34), Beyza Türkmen (4), Abdullah Türkmen (34) ile 07 YBN 01 plakalı otomobilin sürücüsü Erhan Deniz ve araçta yolcu olarak bulunan Sudenaz Deniz (13), Dürdane Deniz (8), Veli Deniz (10), Emine Deniz (35) ve Hatice Nur Deniz yaralandı. Durumu ağır olan Gülten Ertör ile torunu Berra Türkmen, sevk edildikleri hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yaralılar Elmalı Devlet Hastanesi ve Korkuteli Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, yaşamını yitiren Muharrem Ertör'ün cenazesi otopsi işlemleri için Korkuteli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Tedavisinin ardından otomobil sürücüsü Erhan Deniz, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.








Taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması talep edildi

Olayın ardından hakkında "taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma" suçundan iddianame hazırlanan Erhan Deniz'in yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 12'nci duruşmaya tutuksuz sanık Erhan Deniz, mağdurlar Abdullah Türkmen, Kübra Türkmen, Rasim Ertör ve taraf avukatları katıldı.








Müştekiler sanığın cezalandırılmasını talep ederken, Cumhuriyet savcısı ise sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılması yönünde mütalaa verdi.

Sanık Erhan Deniz, mütalaaya karşı yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Atılı suçları kabul etmiyorum. Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" ifadelerini kullandı.








Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.