logo
11 MAYIS 2026

Dronlar hayatımızın her alanına girdi

Dronlar, son yıllarda hızla gelişen teknoloji sayesinde hayatımızın her alanına girmiş, çeşitli sektörlerde kullanılmaya başlanmıştır. Bu uçan robotlar, uzaktan kumanda edilebilme özelliği sayesinde, erişilmesi zor alanlara ulaşabilme, hava fotoğrafçılığı ve videografi yapabilme, teslimat ve gözetim gibi birçok görevi yerine getirebilmektedir

05.12.2024 14:08:00 / Güncelleme: 05.12.2024 14:10:45
Ahmet Haydar Tarhanlı
Dronlar hayatımızın her alanına girdi
Dronlar hayatımızın her alanına girdi
Dronlar, insan gücüne ihtiyaç duyulan riskli ve zorlu görevleri üstlenebilme özelliği sayesinde, iş güvenliği ve verimlilik açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Örneğin, inşaat sektöründe yapıların inşası ve bakımı sırasında, tarım sektöründe ekinlerin taranması ve ilaçlanması, enerji sektöründe enerji hatlarının kontrolü ve bakımı, güvenlik sektöründe sınır güvenliği ve gözetim gibi alanlarda kullanılmaktadır.

Dronlar, fotoğrafçılık ve videografi alanında da büyük bir etki yaratmıştır. Yüksek çözünürlüklü kameralarla donatılmış dronlar, havadan çekim yaparak, çarpıcı görüntüler ve panoramik manzaralar yakalayabilmektedir. Bu sayede, film yapımcıları, fotoğrafçılar ve haber ajansları tarafından sıkça kullanılmaktadır.

Dronların kullanım alanları, teslimat ve kargo taşımacılığı gibi alanlarda da giderek genişlemektedir. Özellikle kırsal alanlarda ve ulaşımın zor olduğu bölgelerde kullanılmak üzere, tıbbi malzeme, gıda ve diğer temel ihtiyaçların taşınması için dronlar kullanılmaya başlanmıştır.

Dron teknolojisinin gelişimi, yeni iş fırsatları yaratırken, aynı zamanda yeni düzenlemeler ve etik tartışmalar da beraberinde getirmiştir. Dronların gizlilik hakları ve güvenlik açısından potansiyel riskleri, yasal düzenlemeler ve etik kurallar geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.

Dron teknolojisi, gelecekte daha da gelişerek, hayatımızın her alanında daha fazla yer alacaktır. Verimlilik, güvenlik ve inovasyon gibi alanlarda büyük potansiyele sahip olan dronlar, yeni çözümler ve fırsatlar sunmaya devam edecektir.

İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk ve dolandırıcılık soruşturması kapsamında, aralarında İzmir Büyükşehir Belediyesi eski üst düzey bürokratlarının da bulunduğu 5 şüpheli, jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

11.05.2026 14:09:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "Nitelikli Dolandırıcılık" (TCK Md.158) ve "Güveni Kötüye Kullanma" (TCK Md.155) suçları çerçevesinde yürüttüğü soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekipleri; Güzelbahçe, Seferihisar, Karşıyaka ve Menemen ilçelerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirdi.

Eski bürokratlar gözaltında

Operasyon kapsamında, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZBETON'un eski genel müdür yardımcısı, İZDOĞA A.Ş.'nin eski yönetim kurulu başkanı ve eski genel müdürü ile Kırveli Makine Mühendislik A.Ş. yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi yakalanarak gözaltına alındı. Dosya kapsamında halihazırda tutuklu bulunan İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında da gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi.

Soruşturmanın odağı: Teftiş Kurulu raporları

Soruşturmanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi iç denetim birimi tarafından hazırlanan teftiş kurulu raporları ve Sayıştay raporlarına yansıyan usulsüz işlemler üzerine derinleştirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan isimler arasında eski Belediye Başkanı Tunç Soyer'in danışmanlarından Güven Eken ve eski genel müdür Özkan Baturu'nun da bulunduğu belirtildi.

Suçlamaları kabul etmemişlerdi

Daha önce savcılık tarafından ifadeleri alınmak üzere çağrılan şüphelilerin, yöneltilen suçlamaları reddettikleri bilgisine ulaşıldı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı

Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi

11.05.2026 13:41:00
AA
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi.

Sancak, AA muhabirine dijital ortamlarda güvenlik ve öz denetimin bilinçlenmeyle başladığını söyledi.

Suçun önlenmesi kapsamında en çok önem verdikleri alanların bilinçlendirme ve farkındalık faaliyetleri olduğunu ifade eden Sancak, 2025'te 1 milyon 142 bin 274 vatandaşa ve 19 bin 360 personele yüz yüze ulaştıklarını dile getirdi.

Sancak, yüz yüze etkileşimlerin yanı sıra resmi sosyal medya hesabından da kamu spotları ve farkındalık materyallerini yayımladıklarını belirterek, "Vatandaşlarımız, sosyal medyada rastladıkları, yüksek kazanç vaadiyle hazırlanmış sponsorlu yatırım reklamlarına itibar etmemeli, bu tür reklamlara yönelik anket ve formları doldurmamalıdır" diye konuştu.

Vatandaşların, tanımadıkları kişiler tarafından gönderilen bağlantıları telefonlarına yüklememeleri gerektiğine dikkati çeken Sancak, bu tür durumlarda "ihbarweb.org.tr" ve "usom.gov.tr/ihbar" adreslerine ihbarda bulunmaları halinde gerekli önlemlerin alınarak mağduriyetlerin önüne geçilebildiğini anlattı.

Sancak, telefonlara yüklenen uygulamaların erişim izni istedikleri ayarlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Fener uygulaması yüklüyoruz ama sizden mikrofona erişim izni istiyor, buna gerçekten erişmesi gerekiyor mu? Bu şekilde karar vermemiz gerekiyor." dedi.

"Çocukları dijital dünyada yalnız bırakmamalıyız"
Üsteğmen Ceren Sancak, çocukların dijital dünyanın içinde doğduklarını, onları korumanın yolunun bilinçlendirmekten geçtiğini vurguladı.

Ailelerin çocuklarına internet ortamında tanımadıkları kişilerle konuşmamaları, her bağlantıya tıklamamaları gerektiğini öğretmeleri tavsiyesinde bulunan Sancak, "Ayrıca ebeveyn denetimi araçları ve güvenli internet ayarlarını kullanmak ve ekran sürelerini kısıtlamak da önemli adımlardan. Çocuğumuzun dijitalde yaşadıklarını konuşabileceği güvenli bir aile ortamı oluşturmalıyız. Bizler, ebeveyn olarak çocuklarımızı nasıl ki belli bir yaşa gelene kadar dışarıya yalnız göndermiyorsak dijital dünyada da yalnız bırakmamalıyız." ifadelerini kullandı.

Sancak, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olayların ilk bakışta münferit güvenlik sorunları şeklinde değerlendirilebilecek nitelikte olsalar da arka planlarında dijital platformlarda maruz kalınan içeriklerin bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu platformlarda şiddetin normalleştirilmesi, akran zorbalığının çevrim içi platformlara taşınması ve bu içeriklere maruz kalan çocukların psikolojilerinin olumsuz şekilde etkilenmesi gibi daha derin ve yapısal sorun alanlarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sosyal medya, video paylaşım platformları ve çevrim içi oyunlar aracılığıyla yayılan şiddet içerikleri, çocukların algı dünyasını doğrudan etkiliyor. Dijital mecralarda karşılaşılan siber zorbalık, dışlanma ve manipülasyon gibi unsurlar, çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor ve bazı durumlarda saldırgan davranışlara zemin hazırlanmasına neden oluyor. Bu yönüyle dijital riskler çevrim içi alanla sınırlı kalmamakta, fiziksel dünyada da somut ve ciddi sonuçlar doğurabilmektedir."

"Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür"
Ebeveyn ve eğitimcilerin dijital dünyaya ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerinin sınırlı olduğu değerlendirmesinde bulunan Sancak, "Bu durum, çocukların maruz kaldığı risklerin zamanında tespit edilmesini ve gerekli önleyici mekanizmaların devreye alınmasını zorlaştırmaktadır. Aile tarafından çocukların dijital platformlarda karşılaştığı içeriklerin denetlenmemesi ve algoritmaların kullanıcıyı benzer içeriklere yönlendirme eğilimi, çocukların zararlı içerik döngüsüne daha kolay sürüklenmesine neden oluyor." diye konuştu.

Sancak, çocuklarda şiddet eğiliminin bir anda ortaya çıkmadığını, öncesinde çeşitli sinyaller verdiğini, ailelerin bunları "ergenlik dönemi", "geçici öfke" ya da "Çocuk işte" diyerek göz ardı ettiklerini söyledi.

Ceren Sancak, çocuktaki empati kaybının şiddet eğilimi için önemli bir işaret olduğunu belirterek, şu uyarılarda bulundu:

"Başkasının acısına gülmek, zarar vermeyi normal görmek ya da sürekli aşağılayıcı bir dil kullanmak, dikkat edilmesi gereken davranış çeşidi. Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür. İçine kapanma, yoğun yalnızlık hissi, herkesi kendine karşı görme, sürekli intikam söylemleri kullanma da dikkatle takip edilmelidir. Burada önemli olan tek bir davranış değil bu davranışların süreklilik göstermesi ve çocuğun duygu dünyasını değiştirmeye başlamasıdır. Birçok çocuk aslında önce yardım çağrısı verir, biz yetişkinlerin görevi de o çağrıyı olayı büyümeden fark edebilmek."

Siber zorbalık, çevrim içi istismar ve yasa dışı içeriklere erişim gibi risklerde kolluk kuvvetlerinin rolünün kritik hale geldiğini vurgulayan Sancak, tehditlerin artık sokakta değil çocukların odasında ve telefonlarda olduğu uyarısında bulundu.

Ceren Sancak, bu kapsamda siber zorbalık ve dijital mahremiyet tehditleriyle karşılaştıklarını ifade ederek, "Dijital dünya bize büyük fırsatlar sunuyor ama aynı zamanda görünmeyen riskleri de beraberinde getiriyor. Bugün birçok kişi, farkında olmadan kişisel verilerini dijital ortamlarda paylaşıyor. Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz. Bu durum sadece anlık bir risk değil geleceği etkileyebilecek ciddi bir güvenlik zafiyetidir. Çocuk fotoğrafları karanlık ağlarda en değerli içerikler arasında yer alıyor." dedi.

Kolluk kuvvetleri olarak bu konudaki mücadelelerinin kararlılıkla sürdürüldüğünün altını çizen Sancak, vatandaşlara Jandarma Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının, "Oyuna gelmeyelim, tuzağa düşmeyelim, hedef ve dijital dünyanın esiri olmayalım." kamu spotu mesajını iletti.

Ağaç ve Peyzaj A.Ş. soruşturmasında 23 şüpheli adliyeye sevk edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.'ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

11.05.2026 09:11:00
İHA
Ağaç ve Peyzaj A.Ş. soruşturmasında 23 şüpheli adliyeye sevk edildi
Ağaç ve Peyzaj A.Ş. soruşturmasında 23 şüpheli adliyeye sevk edildi
İBB'ye yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Yapılan araştırmalarda, İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırıldığı tespit edilmişti.

Başsavcılık koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce şüphelilerin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonda, 29 şahıs gözaltına alınmış, yurt dışında olduğu tespit edilen 1 şüpheli için ise yakalama kararı çıkarılmıştı.

Şüphelilerden 7'si serbest bırakılmıştı. Diğer 23 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde götürüldü.

Sağlık kontrolünün geçirilen şüpheliler Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi.

THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

Türk Hava Yollarının (THY) İstanbul-Katmandu seferini yapan tarifeli uçağındaki yolcular, uçağın Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'na normal inişinin ardından iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

11.05.2026 09:06:00
AA
THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi
THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

THY İletişim Başkanı Yahya Üstün, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan konuya ilişkin açıklama yaptı.

Üstün, "TK 726 sefer sayılı İstanbul-Katmandu uçuşunu gerçekleştiren TC-JNP tescilli Airbus A330 tipi uçağımızın piste normal iniş yapmasının ardından, taksi yolunda iniş takımlarında duman görülmesi üzerine kule ekiplerinin talimatı doğrultusunda tedbiren slide açılarak yolcu tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Tahliye süreci başarıyla tamamlanmış olup herhangi bir yaralanma yaşanmamıştır." ifadelerini kullandı.

Dönüş uçuşu için ilave sefer planlandığını belirten Üstün, şunları kaydetti:

"Uçağımızın teknik incelemeleri yetkili ekiplerimizce başlatılmıştır. İlk incelemelerde dumanın hidrolik borusunda meydana gelen teknik bir arızadan kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." 

İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Adayı olmasına sıcak olduğunu belirterek, "Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" dedi

10.05.2026 19:52:00
Haber Merkezi
İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık
İYİ Partili Uğur Poyraz'dan Mansur Yavaş'a yeşil ışık
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Adayı olmasına sıcak olduğunu belirterek, "Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, katıldığı bir programda sorularını yanıtladı. "Mansur Yavaş sizin cumhurbaşkanı adayınız olabilir mi" sorusuna, "Sayın Mansur Yavaş'a abi derim. Mansur Beyle bireysel ve hukuksal hukukumuz paralellik arz eder. Partim Mansur beyin Cumhurbaşkanı adaylığını destekleme yönünde bir karar alırsa bu Türkiye'nin lehine olur" diye yanıt verdi.

Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

10.05.2026 15:43:00
AA
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Bu yılın ilk üç ayında, 3 bin 277 genel kargo ile 1833 dökme yük gemisi Boğaz'ı kullandı.

Ocak-mart döneminde geçen 9 bin 195 geminin 5 bin 792'sinin kılavuz kaptan hizmeti aldığı hesaplandı.

Boğaz'da, geçen yılın aksine 300 metreden büyük gemiler bu yılın ilk üç ayında geçiş yapmadı.

Geçen gemilerin 370'i 250-300 metre, 593'ü 200-250 metre, 2 bin 416'sı 150-200 metre, 3 bin 306'sı 100-150 metre, 2 bin 510'unun ise 100 metreden küçük olduğu belirlendi.

İstanbul Boğazı'ndan ocak-mart döneminde kimyasal yük taşıyan 451 tanker de geçti.

Yılın ilk çeyreğinde, 288 barç, 1833 dökme yük gemisi, 11 çimento gemisi, 984 konteyner gemisi, 3 bin 277 genel kargo gemisi, 125 canlı hayvan taşıyan gemi, 9, savaş gemisi, 77 yolcu gemisi, 53 Ro-Ro, 1511 türü belirtilmemiş tanker, 207 sıvılaştırılmış petrol gazı taşıyan tanker, 57 römorkör, 30 araç taşıyan gemi ve 282 diğer türlerdeki gemi Boğaz'ı kullandı.

En çok gemi yükü ocakta taşındı
Bu dönemde, İstanbul Boğazı'nı kullanan gemilerin, taşıdığı yüklerle birlikte toplam ağırlığı 135 milyon 182 bin 851 groston olarak hesaplandı.

Boğaz'da en az yük şubat ayında taşınırken toplam 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında gemi bu dönemde seyretti.

AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının verilerinden derlediği bilgilere göre, Boğaz'ı kullanan gemiler, bu dönemde en çok yükü toplam 51 milyon 711 bin 485 grostonla ocakta taşıdı.

İstanbul Boğazı'nı ocakta 42 milyon 127 bin 586 groston ağırlığında 3 bin 25, şubatta 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında 2 bin 687, martta 51 milyon 711 bin 485 groston ağırlığında 3 bin 483 gemi kullandı.

"Kıtaları birleştiren" Boğaz'dan bir günde ortalama 102 geminin geçtiği hesaplandı.

Gemi sayısı geçen yıla göre azaldı
İstanbul Boğazı'nı kullanan gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığı tespit edildi.

Geçen yılın ocak-mart döneminde 9 bin 351 geminin kullandığı Boğaz'dan bu sene 9 bin 195 gemi geçiş yaptı.

Boğaz'da, geçen yıl bu dönemde 141 milyon 160 bin 81 groston ağırlığın gemilerle taşındığı belirlenmişti.

Asya ve Avrupa'yı birleştiren İstanbul Boğazı, 2024 yılının ilk 3 ayında 10 bin 106 gemi ile 157 milyon 101 bin 576 groston yük taşımış, bu gemilerin 6 bin 275'i kılavuz kaptan hizmeti almıştı.

İstanbul Boğazı, 2023 yılının ilk çeyreğinde 9 bin 250 gemi ile 149 milyon 543 bin 961 groston yük taşırken bunlardan 6 bin 217'sine kılavuz kaptan hizmeti verilmişti.

İstanbul'da güneşi gören sahile koştu

İstanbul'da etkili olan güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar, kentin gözde sahil noktalarından biri olan Emirgan'da yoğunluk oluşturdu. Hava sıcaklığının 20 dereceyi aşmasıyla birlikte hafta sonunu dışarıda değerlendirmek isteyen İstanbullular, Boğaz manzarası eşliğinde sahile adeta akın etti

10.05.2026 15:40:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da güneşi gören sahile koştu
İstanbul'da güneşi gören sahile koştu
İstanbul'da etkili olan güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar, kentin gözde sahil noktalarından biri olan Emirgan'da yoğunluk oluşturdu. Hava sıcaklığının 20 dereceyi aşmasıyla birlikte hafta sonunu dışarıda değerlendirmek isteyen İstanbullular, Boğaz manzarası eşliğinde sahile adeta akın etti.
Sabahın erken saatlerinden itibaren Emirgan sahiline gelen vatandaşlardan kimileri balık tutarken, kimileri yürüyüş yapmayı tercih etti. Sahil hattında yoğunluk yaşanırken, aileler ise ağaç gölgelerinde piknik yaptı. Öte yandan sıcak havanın tadını çıkarmak isteyen çok sayıda vatandaş, Boğaz manzarasına karşı vakit geçirip bol bol fotoğraf çektirdi. Sahilde oluşan yoğunluk havadan da görüntülendi.
Ailesi ile birlikte sahile yürüyüşe gelen Taşın Özdemir, "Havalar güzel, biz de değerlendirmek için ailecek Emirgan sahile geldik. Geziyoruz, dolaşıyoruz. Havaların daha da ısınmasını bekliyoruz" dedi.
"Havayı güzel bulduk, kendimizi sahile attık"
Güzel hava nedeniyle sahile balık tutmaya geldiğini belirten Sinan Kaya, "Havayı güzel bulduk, kendimizi sahile attık. Uzun zamandır boğazda balık yoktu. Balık tutmaya geldik. Havaların güzelleşmesiyle birlikte balık bollaşmaya başladı. Balık tutuyoruz, piknik yapıyoruz. Havayı güzel bulan insanlar kendilerini sahile atmışlar" diye konuştu.İHA

Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor


 
 
Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. “Sessiz kalp krizi” olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. 

09.05.2026 14:30:00
MURAT ÇORBACI
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor

Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. "Sessiz kalp krizi" olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.


Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, sessiz kalp krizinin sinsi bir şekilde ilerlediğini belirterek, "Hastalar çoğu zaman ciddi bir sorun yaşadıklarının farkına varmıyor. Hafif yorgunluk, mide rahatsızlığı ya da kısa süreli nefes darlığı gibi belirtiler göz ardı edilebiliyor" dedi.

Sessiz kalp krizinin en tehlikeli yönü, kalp kasında hasar oluşturmasına rağmen kişinin bunu fark etmemesi oluyor. Bu durum ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi ciddi tablolara zemin hazırlayabiliyor. Sessiz kalp krizi bazı gruplarda daha sık görülüyor. Uzm. Dr. Solakoğlu'na göre risk grubunda yer alan kişiler şöyle sıralanıyor: Diyabet hastaları, kadınlar, ileri yaş bireyler, yüksek tansiyon hastaları, kolesterol düzeyi yüksek olan kişiler... Sessiz kalp krizinde görülen belirtiler çoğu zaman günlük yorgunlukla karıştırılabiliyor. Bu durum erken müdahale şansını azaltıyor.

Uzm. Dr. Solakoğlu, dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle sıraladı: Nedensiz yorgunluk, hafif göğüs sıkışması, nefes darlığı, mide bulantısı veya hazımsızlık hissi, soğuk terleme... Sessiz kalp krizlerinin tanısında bazı testler kritik rol oynuyor. Bu testler şunlar: EKG (Elektrokardiyografi), kan testleri (troponin düzeyi), efor testi, BT, kalp, kalsiyum kkorlama, BT anjiyografi, koroner arter, 3 boyutlu görüntüleme, koroner anjiyografi...
"Daha önce fark edilmemiş bir kalp krizi, rutin kontroller sırasında ortaya çıkabiliyor" diyen Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti.

Sessiz kalp krizi riskini azaltmak ve erken fark etmek için şu adımlar öne çıkıyor:
1. Düzenli kalp kontrollerini ihmal etmemek
2. Tansiyon ve kolesterol seviyelerini takip etmek
3. Diyabet kontrolünü sağlamak
4. Ani ve açıklanamayan şikayetlerde doktora başvurmak
5. Sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzını benimsemek.

Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?


 
Yaşla ilgili yorgunluk, tıptaki en az tartışılan durumlardan biri olabilir. Evde buna kötü tavır denir. Doktorlar için ise sadece yaşlılık! Ve bunu yaşayan insanlar için ise tam bir yenilgi. Ama kimse bunun vücudun içinde nasıl gerçekleştiğini sormayı aklından bile geçirmez.

09.05.2026 11:48:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?

Mitokondri meselesi

Hücrelerin içinde enerji üretmekten sorumlu küçük organlar olan mitokondrilerin 60 yaşından sonra sayıları azalır ve verimlilikleri düşer. Gençliğinizde üstesinden rahat egldiğiniz yürüyüş, aniden çok daha küçük bir kaynaktan çok daha fazla enerji çekmeye başlar. Bu yorgunluk hissi, hayal gücünün değil, fizyolojinin doğrudan bir fonksiyonudur. Vücudunuzda işleyen temel hücresel aritmetiktir yani!







Kas atrofisi durumu daha da kötüleştirir

30 yaşından sonra, düzenli kuvvet antrenmanı yapılmadığı takdirde, vücudumuz her on yılda bir yüzde 3 ila yüzde 5 arasında kas kütlesi kaybeder. Kas dokusu yüksek metabolik potansiyele sahiptir, yani enerjiyi verimli bir şekilde yakar ve hareketi etkili bir şekilde üretir. Kas dokusu azaldıkça, normal aktiviteler genel enerji kapasitenizin daha büyük bir bölümünü gerektirmeye başlar. 75 yaşında, 35 yaşına kıyasla yüzde 40 daha az kas kütlesiyle merdiven çıkmak, biyomekanik olarak 35 yaşında sırt çantasıyla merdiven çıkmaya eşdeğerdir. Ve evet, yorgunluk hissi gerçekten daha güçlüdür. Hayal ürünü değil. Ve bir zayıflık belirtisi de değil.







Uyku kalitesi 60 yaşından sonra önemli ölçüde değişir.

Hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin, dinlendirici uyku 60 yaşından sonra çok daha nadir hale gelir. Yatakta sekiz saat geçirmek ama sadece altı saat etkili uyku almak, kaç saat uyuduğunuzdan bağımsız olarak vücudunuzun yetersiz bir iyileşme ile çalıştığı anlamına gelir. Sekiz saatlik uykudan sonra yorgunluk bir gizem değil. Sadece yanlış ölçüm. Saatler harcandı. İyileşme olmadı.







Hipotiroidizm, yaşlı yetişkinler arasında en sık gözden kaçan tanıdır

Metabolik hormonların yetersiz üretimi sonucu ortaya çıkan ve genellikle normal yaşlılık belirtileriyle karıştırılan, önemli yorgunluk, ısı intoleransı ve bilişsel bozukluklar, aslında basit kan testleri kullanılarak tiroid hormonu replasman tedavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Bununla birlikte, dünya genelinde yaşlı nüfusta en sık yanlış teşhis edilen durumdur.
Düşük seviyeli kronik enflamasyon (günümüzde enflamasyonla yaşlanma olarak adlandırılan durum) sürekli arka plan seviyesinde enflamasyon cevabını sürdürmek için büyük enerji harcamasına neden olur, yorgunluk ve genel olarak bitkinlik hissi dışında hiçbir belirti göstermez. Hemen hemen her dejeneratif yaşa bağlı duruma katkıda bulunur ve beslenmeden büyük ölçüde etkilenir.







Peki yorgunluğu azaltmak için ne yapılabilir?

1. Akdeniz tipi beslenme
2. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettirmek
3. Elbette egzersiz... Kuvvet antrenmanı, mobilite, tempolu yürüyüş ve koşu gibi aerobik egzersizler elzem...

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.