Uluslararası polis örgütü İnterpol önceki gün önemli bir açıklama yaptı:
“Tarık El Haşimi en çok arananlar listesine alınmış bir teröristtir ve görüldüğü yerde yakalanması.”
Türkiye İnterpol’e üye bir ülke.
Dolayısı ile bu çağrı sonrasında yapması gereken halen ülkemizde bulunan Haşimi’yi derhal teslim etmektir.
Ama o da ne?
Başbakan Erdoğan oralı değil.
Söylediği şu:
“Tarık El Haşimi ülkemizde tedavi görüyor ve tedavisi bittiğinde ülkesine dönecek.”
Araştırdım Haşimi hastanede değil.
Peki, nerede mi?
Türk polis ordusu ile korunan Başakşehir’deki evinde.
Evde tedavi göremez mi demeyin, acil bir durumu olan hastanede olur ki, hastalık olayının kamuflaj olduğunu herkes biliyor.
Evet, uluslararası polis örgütü İnterpol terörist suçlaması ile Haşimi’ye yakalama kararı çıkarırken Türkiye ona açıktan kucak açıyor.
Peki, bunu niye yapıyor biliyor musunuz?
Sünnicilik, yani mezhepçilik adına…
Bunu neye dayanarak mı söylüyorum?
Irak’ın seçilmiş Başbakan’ı Maliki’nin beyanları ve de Haşimi’nin Suudilerle Katar gibi Sünnicilik yapan ülkelerle iç içe olmasından.
İnterpol’un kararı sonrasında Başbakan’ın takındığı son tavır aslında Türkiye’nin mezhepçilik yaptığının teyidi ve tescilidir.
Dini bütünlüğümüze kast edilmesi anlamını taşıyan bu tutum ülkemiz ve milletimiz adına hiç kuşkunuz olmasın ikinci bir Yavuz Sultan Selim hezeyanı olarak tarihe geçecektir.
İşte belge
Adı: Faik Işık.
Aziz Yıldırım’ın avukatı.
Önceki gün Habertürk TV’de soruları cevaplıyor.
Soru: Aziz Yıldırım Platini’ye niye dava açmıştı?
Faik Işık: “Fenarbahçe’yi peşinen suçlu ilan ettiği için.”
Soru: Peki, Aziz Yıldırım bu davadan niye vazgeçti?
Faik Işık: “Çok sevdiğimiz, çok değer verdiğimiz bir isimden bize “Böyle yapılsa iyi olur” diye bir mesaj geldi biz de davayı geri çektik.”
Soru: O çok değer verdiğiniz isim Tayyip Erdoğan mı?
Faik Işık, önce susuyor, sonra gülümsüyor ve bilahare cevap veriyor, “Bu konuda cevap veremiyorum.”
Görüyorsunuz, hayır o değil demiyor ki bu tavrı aslında kabullenme yani ikrardır.
Bu tabloyu gördükten sonra kim Başbakan bu işlerin dışında diyebilir?
Şike hadisesinde gelinen kaosun müsebbibinin bu somut belge ile kim olduğu ortaya çıkmış olmuyor mu?
37 mi büyük, 53 mü?
Bozuk süt olayında üstünde durulması gereken asıl konu birilerine haksız kazanç sağlanması yani trilyonların peşkeşidir.
Nasıl mı?
Malum CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi yıllardır kendi sınırları içindeki okullara bedava süt dağıtıyor.
Üstelik bunu günlük süt şeklinde yapıyor.
Belediye klimalı arabalarla sabah erkenden sütü alıp o gün okullara ulaştırıyor.
İlginçtir yıllardır devam eden bu uygulamada tek bir çocuk bile bugünkü gibi zehirlenmedi.
İzmir Belediyesi öğrenci başına dağıttığı sütü 37 kuruşa alıyor.
Peki, Milli Eğitim Bakanlığı yani AKP hükümetinin maliyeti mi?
Tamı tamına 53 kuruş…
Evet, CHP’li Belediye taze olan sütü 37 kuruşa alırken, AKP hükümeti aynı miktardaki olan bayat süte tamı tamına 53 kuruş ödüyor.
Soruyorum 37 mi fazla 53 mü?
Her gün milyonlarca litre sütün dağıtıldığını dikkate alırsanız aradaki fark kimlerin cebine giriyor acaba?
CHP ile Kılıçdaroğlu millete bu olayı bile anlatamıyorsa siyasette niye varlar?
Suriye fiyaskosu ve Başbakan’ın unutulan ses bombaları!
Suriye politikası ya da tutumu Tayyip Erdoğan için tarihsel bir fiyaskodur.
Hafızanızı tazeleyin bir yıl içinde Erdoğan ile taifesi neler söylemişti:
“Sabrımız taşıyor.”
“Daha fazla tahammül göstermeyiz.”
“Son noktaya geldik.”
“900 kilometre sınırımız var, olanlara rıza göstermeyiz.”
“Bayrağımızı yakanlara hadlerini bildireceğiz.”
“Esed bitmiştir.”
“Büyük bir harekât yaparak elçimizi kazasız belasız geri çektik.”
“Tampon bölge kurabiliriz.”
“Annan planı hayaldir, uygulanamaz.”
“Sınırımıza tecavüz var, gereken yapılacak.”
“NATO’nun 5. maddesi işletilmeli.”
“Türkiye NATO’ya müracaat edecek.”
Edilen bu iddialı sözlerden sonra sonuç mu?
Söylenenlerin tamamının kuru gürültü ya da milleti manipüle etme adına ses bombası olduğu tescillendi.
CHP ile MHP Başbakan’ın ardına takılıp ona cevap yetiştireceğine, bunları millete niye hatırlatmaz?
“Tarık El Haşimi en çok arananlar listesine alınmış bir teröristtir ve görüldüğü yerde yakalanması.”
Türkiye İnterpol’e üye bir ülke.
Dolayısı ile bu çağrı sonrasında yapması gereken halen ülkemizde bulunan Haşimi’yi derhal teslim etmektir.
Ama o da ne?
Başbakan Erdoğan oralı değil.
Söylediği şu:
“Tarık El Haşimi ülkemizde tedavi görüyor ve tedavisi bittiğinde ülkesine dönecek.”
Araştırdım Haşimi hastanede değil.
Peki, nerede mi?
Türk polis ordusu ile korunan Başakşehir’deki evinde.
Evde tedavi göremez mi demeyin, acil bir durumu olan hastanede olur ki, hastalık olayının kamuflaj olduğunu herkes biliyor.
Evet, uluslararası polis örgütü İnterpol terörist suçlaması ile Haşimi’ye yakalama kararı çıkarırken Türkiye ona açıktan kucak açıyor.
Peki, bunu niye yapıyor biliyor musunuz?
Sünnicilik, yani mezhepçilik adına…
Bunu neye dayanarak mı söylüyorum?
Irak’ın seçilmiş Başbakan’ı Maliki’nin beyanları ve de Haşimi’nin Suudilerle Katar gibi Sünnicilik yapan ülkelerle iç içe olmasından.
İnterpol’un kararı sonrasında Başbakan’ın takındığı son tavır aslında Türkiye’nin mezhepçilik yaptığının teyidi ve tescilidir.
Dini bütünlüğümüze kast edilmesi anlamını taşıyan bu tutum ülkemiz ve milletimiz adına hiç kuşkunuz olmasın ikinci bir Yavuz Sultan Selim hezeyanı olarak tarihe geçecektir.
İşte belge
Adı: Faik Işık.
Aziz Yıldırım’ın avukatı.
Önceki gün Habertürk TV’de soruları cevaplıyor.
Soru: Aziz Yıldırım Platini’ye niye dava açmıştı?
Faik Işık: “Fenarbahçe’yi peşinen suçlu ilan ettiği için.”
Soru: Peki, Aziz Yıldırım bu davadan niye vazgeçti?
Faik Işık: “Çok sevdiğimiz, çok değer verdiğimiz bir isimden bize “Böyle yapılsa iyi olur” diye bir mesaj geldi biz de davayı geri çektik.”
Soru: O çok değer verdiğiniz isim Tayyip Erdoğan mı?
Faik Işık, önce susuyor, sonra gülümsüyor ve bilahare cevap veriyor, “Bu konuda cevap veremiyorum.”
Görüyorsunuz, hayır o değil demiyor ki bu tavrı aslında kabullenme yani ikrardır.
Bu tabloyu gördükten sonra kim Başbakan bu işlerin dışında diyebilir?
Şike hadisesinde gelinen kaosun müsebbibinin bu somut belge ile kim olduğu ortaya çıkmış olmuyor mu?
37 mi büyük, 53 mü?
Bozuk süt olayında üstünde durulması gereken asıl konu birilerine haksız kazanç sağlanması yani trilyonların peşkeşidir.
Nasıl mı?
Malum CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi yıllardır kendi sınırları içindeki okullara bedava süt dağıtıyor.
Üstelik bunu günlük süt şeklinde yapıyor.
Belediye klimalı arabalarla sabah erkenden sütü alıp o gün okullara ulaştırıyor.
İlginçtir yıllardır devam eden bu uygulamada tek bir çocuk bile bugünkü gibi zehirlenmedi.
İzmir Belediyesi öğrenci başına dağıttığı sütü 37 kuruşa alıyor.
Peki, Milli Eğitim Bakanlığı yani AKP hükümetinin maliyeti mi?
Tamı tamına 53 kuruş…
Evet, CHP’li Belediye taze olan sütü 37 kuruşa alırken, AKP hükümeti aynı miktardaki olan bayat süte tamı tamına 53 kuruş ödüyor.
Soruyorum 37 mi fazla 53 mü?
Her gün milyonlarca litre sütün dağıtıldığını dikkate alırsanız aradaki fark kimlerin cebine giriyor acaba?
CHP ile Kılıçdaroğlu millete bu olayı bile anlatamıyorsa siyasette niye varlar?
Suriye fiyaskosu ve Başbakan’ın unutulan ses bombaları!
Suriye politikası ya da tutumu Tayyip Erdoğan için tarihsel bir fiyaskodur.
Hafızanızı tazeleyin bir yıl içinde Erdoğan ile taifesi neler söylemişti:
“Sabrımız taşıyor.”
“Daha fazla tahammül göstermeyiz.”
“Son noktaya geldik.”
“900 kilometre sınırımız var, olanlara rıza göstermeyiz.”
“Bayrağımızı yakanlara hadlerini bildireceğiz.”
“Esed bitmiştir.”
“Büyük bir harekât yaparak elçimizi kazasız belasız geri çektik.”
“Tampon bölge kurabiliriz.”
“Annan planı hayaldir, uygulanamaz.”
“Sınırımıza tecavüz var, gereken yapılacak.”
“NATO’nun 5. maddesi işletilmeli.”
“Türkiye NATO’ya müracaat edecek.”
Edilen bu iddialı sözlerden sonra sonuç mu?
Söylenenlerin tamamının kuru gürültü ya da milleti manipüle etme adına ses bombası olduğu tescillendi.
CHP ile MHP Başbakan’ın ardına takılıp ona cevap yetiştireceğine, bunları millete niye hatırlatmaz?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sabahattin Önkibar / diğer yazıları
- Genelkurmay'da 40 Gülen taraftarı? / 30.06.2014
- Erdoğan IŞİDden korkuyor, çünkü? / 26.06.2014
- Jandarma, Ege ordusu ve Özel Kuvvetler! / 25.06.2014
- AKP'den Kuran'a sansür! / 23.06.2014
- IŞİD Türkiye'yi vuracak! / 19.06.2014
- Üç alçaklık ve dinsel ırkçılık! / 18.06.2014
- Avrasyacılık ve Prof. Dr. Haydar Baş / 16.06.2014
- Bayrak ve ölü Kürt! / 12.06.2014
- İşte Başbakan'ın uçağındaki casus! / 11.06.2014
- Başbakan belden aşağı kaset mi bekliyor? / 09.06.2014
- Erdoğan IŞİDden korkuyor, çünkü? / 26.06.2014
- Jandarma, Ege ordusu ve Özel Kuvvetler! / 25.06.2014
- AKP'den Kuran'a sansür! / 23.06.2014
- IŞİD Türkiye'yi vuracak! / 19.06.2014
- Üç alçaklık ve dinsel ırkçılık! / 18.06.2014
- Avrasyacılık ve Prof. Dr. Haydar Baş / 16.06.2014
- Bayrak ve ölü Kürt! / 12.06.2014
- İşte Başbakan'ın uçağındaki casus! / 11.06.2014
- Başbakan belden aşağı kaset mi bekliyor? / 09.06.2014