ABD Başkanı Trump, "İran'da rejimi değiştireceğiz, İran halkını özgürleştireceğiz" söylemleriyle başlattığı savaşta, ağzındaki baklayı çıkartarak "İran medeniyeti bu akşam yok olacak" noktasına geldi.
Zaten savaşta Ali Hamaney ve lider kadrosunu hukuksuzca öldürdükten hemen sonra, bir okulu vurmuşlardı ve 12 yaşını doldurmamış 168 çocuğu katletmişlerdi.
Yani ABD-İsrail ikilisinin, diğer ifadeyle Haçlı-Siyonist ittifakının İran'da ya da diğer Ortadoğu ülkelerinde asıl yapmak istedikleri şey sadece rejimleri değiştirmek değil, medeniyetleri yok etmek. Kendi "tek dişi canavar" mesabesinde olan kokuşmuş medeniyetlerini(!) Ortadoğu ülkelerine zorla empoze etmek.
Bunu 1915 Çanakkale Savaşlarında, 1919 Kurtuluş Savaşı döneminde Türk milletine yapmak istediler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk milleti, bu emperyalist zihniyete ve bu zihniyetin ordularına "Geriye dön marş marş" dedi.
Atatürk İstanbul Boğazı'nda işgalci İngiliz savaş gemilerine dönerek, "Geldikleri gibi giderler" dedi ve gerçekten de Atatürk'ün liderliğinde Türk milletinin milli mücadelesiyle geldiklerinden daha kötü bir şekilde gittiler, denize döküldüler!
Dünyada hükümranlık iddiasında bulunan ülkeler için "imaj" çok önemlidir.
Güneş batmayan imparatorluk olarak bilinen İngiltere'nin yıldızı, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrası sönmüştür. Çünkü "yenilmezlik" algısı bu savaşlarla son bulmuştur. Her iki zaferin de mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.
Bugün de, İran Savaşı'yla, ABD'nin dokunulmazlığı, İsrail'in ise Demir Kubbe'si yerle bir olmuştur. Bundan sonraki süreç her iki işgalci ülke için olumsuz seyredecektir. Çünkü onları güçlü gösteren imajları da yerle bir olmuştur.
ABD ve İsrail'in yaşadıkları bu şok gelişmelerde, elbette ki İran'ın savunma gücü, gönderdiği füzeler ve İHA'lar, savaş stratejileri, Hürmüz Boğazı kozunu yerinde ve doğru kullanması, İran halkının kenetlenmesi gibi hususlar vardır. Ama aslında İran'ın ABD'ye gönderdiği en etkili füze, petrolünü milli parasıyla satma girişimidir.
ABD'yi ve başkanı Trump'ı asıl kudurtan husus budur.
Bu proje de malum, Baş Hoca Prof. Dr. Haydar Baş'a aittir. Baş Hoca'nın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'nin en önemli projelerinden birisi Milli Para ve Milli Paralarla Ticaret formülüdür. İran'ın petrollerini İran Riyali üzerinden satma girişimi, ABD'nin petro-dolar üzerine kurulu kağıttan imparatorluğunu tehdit etmektedir.
ABD, yaşanan bu süreçte gerçekten çok zor durumdadır. Bu gerçeği olduğu gibi ifade etse, yumuşak karnını ilan etmiş olacak, ifade etmese diğer saydığı bütün gerekçeler anlamsızlaşıyor.
Trump'ın açıklamalarındaki çelişkilerin sebebi de işte bundandır.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 24 Mart 2026'da yaptığı şu sosyal medya paylaşımı bu durumu özetlemektedir:
"Bu haydut ikiliye (ABD-İsrail) atılan füzelerden daha ağırı, petrol ticaretinin dolar yerine milli paralarla yapılması oldu. Zaten bu savaşın başlıca başlatılma nedeni buydu. Tıpkı Venezuela gibi İran da petrol ticaretini ABD doları yerine milli paralarla yapma kararı alınca sömürgeci zihniyetin tahtı sallandı. Çünkü İran bunu yaparak ABD'yi can damarından yakalamış oldu. Çünkü dolar yoksa ABD de yok!
Bu, ABD'nin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana sürdürdüğü, kağıdı boyayıp dolar adıyla dünyayı sömürme sisteminin de sonu demek; tarihi kırılma demek. Bu tarihi kırılmanın mimarı, fikir babası ise ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş…"
ABD, işte bu petro-dolar sistemini yeniden oluşturmak ve bu sistemin dışına çıkmak isteyenlere göz dağı vermek niyetiyle İran Savaşı'nı başlattı ama bu ters tepti.
İran'ın direnişi, kozlarını iyi kullanması, ABD-İsrail ikilisinin anladığı dilden cevap vermesi, sahadaki üstünlüğü İran'a döndürdü.
Şimdi Trump, kaybolan imajı toparlamak için işi çirkefliğe vuruyor, tehditler savuruyor. Şunu ifade edelim ki; bundan sonra Trump hangi kararı alırsa alsın, bu nükleer bomba seçeneği de olabilir –ama pek ihtimal vermiyorum, dünya konjonktürü bugün buna müsait değil- başka bir adım olabilir, hangi adımı atarsa atsın, artık koltuğunu koruması mümkün olmayacaktır. Bu aynen Netanyahu için de geçerlidir.
Ne Trump ABD halkını önemsiyor, ne de Netanyahu İsrail halkını. Emin olun ki hiç umurlarında bile değil. Varsa yoksa kendi imajları, kendi koltukları. Ve her şeyden önemlisi ABD halkı ve İsrail halkı bunu çok iyi biliyor.
Trump ve Netanyahu kendi gerçek insan kayıplarını gizleyerek haksız bir savaşı sürdürüyorlar. Kendi insanlarının ölümleri, kaç kişi öldüğü hiç umurlarında değil.
İran'da ise halk, bugün bir ve beraber olmuş durumda. Yöneticilerinin bir bir şehit olduğunu görüyor, ABD-İsrail ikilisinin bu savaşı kazanmasının vatanlarını ve özgürlüklerini tamamen kaybetmek anlamına geldiğini çok iyi biliyorlar. Bu sebeple İran halkı, savaş uçaklarının saldırılarına rağmen, ABD ve İsrail'in her türlü füze ve İHA saldırılarına rağmen sokaklarda meydanlarda, adeta ölüme meydan okuyor.
İran, savaşa katılmak isteyen gönüllüleri toplamayı amaçlayan "Canfeda" adında bir kampanya başlattı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sosyal medya paylaşımında şu ana kadar 14 milyondan fazla kişinin bu kampanyaya başvurduğunu belirtti. Pezeşkiyan mesajında, "Bugüne kadar 14 milyondan fazla cesur İranlı, İran'ı savunmak için canlarını feda etmeye hazır olduklarını açıkladı. Ben de İran için canımı feda ettim, ediyorum ve etmeye devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
Trump, verdiği sürede bir anlaşma sağlanmaması halinde İran'ın elektrik santrallerini ve köprülerini hedef alarak ülkenin sivil altyapısını çökerteceğini belirtti.
İsrail ordusu bir uyarı yayınlayarak İran'daki tren kullanacak yolcuları uyardı. İsrail İranlılara "Trenlere ve demiryolu hatlarına yakınlığınız sizin hayatınızı tehlikeye atıyor" uyarısı yaptı.
Peki, bu tehditlere karşı İran ne yaptı? İran Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Alireza Rahimi, ülkesindeki elektrik santralleri çevresinde insan zinciri oluşturulması çağrısında bulundu. İran halkı, tehdit edilen tren yollarını, elektrik santrallerini korumak için etten duvar ördü.
İşte sırf bu yüzden bu savaşın kazananı İran ve halkıdır; kaybedeni ise Trump'lı ABD ve Netanyahu'lu İsrail olacaktır.
- ABD kazansaydı, komutanları el çektirilmezdi! / 07.04.2026
- ABD basını da Trump’ı yalanlıyor! / 04.04.2026
- Trump, mağlubiyeti zafer olarak mı ilan edecek? / 02.04.2026
- ABD savaştan çekilmenin yollarını arıyor / 01.04.2026
- ‘Bu gidişle rejim değişikliği ABD'de yaşanacak’ / 31.03.2026
- ‘Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz’ / 28.03.2026
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026

























































