'Durdurun onları, onlar sorgulanacaklardır'
'İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır. Onlar, hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler'
Haber Merkezi





Esbat'ın anlattığına göre, "Bir gün İmam Câfer'in huzurunda bulunuyordum. Bir adam bu ayetin anlamını sordu. İmam buyurdu ki: İbret alanlar bizleriz ve bizim yolumuz gözler önündeki dosdoğru yoldur."
Yâkub b. Şuayb şöyle rivayet etmiştir: "Câfer Sâdık'a, "yapacağınızı yapın! Amelinizi Allah da, Resulü de, mü'minler de görecektir" ayetinden sordum.
Buyurdu ki: "Ayette geçen mü'minlerden maksat imamlardır."
Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmiştir: "İmam Câfer'e, "Şüphesiz Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin..." ayetinin anlamını sordum.
Buyurdu ki: "Birbirinin ardı sıra gelen imamlara bağlılık yolunda yü-rüyenlerin üzerine melekler iner, onlara, "Korkmayın, üzülmeyin size vaad olunan cennetle sevinin derler."
Muhammed b. Fudayl şöyle rivayet emiştir: "İmam Ali b. Musa'dan, "Verdikleri sözü yerine getirirler" ayetinin anlamını sordum. Buyurdu ki: "Bizim velayetimizle ilgili olarak kendilerinden alınan sözü yerine getirirler."
Hüseyin b. Naym es-Sahhaf diyor ki: İmam Câfer-i Sâdık'tan, "Kiminiz kâfir, kiminiz mü'mindir" ayetinin anlamını sordum.
Buyurdu ki: "Allah Adem'in sulbündeki zürriyetinden misak aldığı gün bizim velayetimize iman edenlerle inkar edenleri belirledi."
"Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara indirileni doğru dürüst uygulasalardı..." ayetinin tefsirinde İmam Muhammed Bâkır şöyle buyuruyor: "Burada bizim velayetimiz kastedilmiştir."
"Allah ve melekleri Peygambere salat etmektedir. Ey inananlar! Siz de O'na salat edin, içtenlikle selam edin."
Resulullah'a bu ayetle ilgili olarak, "Sana nasıl salat edelim?" diye sorulduğunda şöyle buyurdu: "Şöyle deyin; Allah'ım, İbrahim'e ve âl-i İbrahim'e bereket verdiğin gibi Muhammed ve âl-i Muhammed'e bereket ver. Doğrusu Sen övülen ve ulusun."
"Ey inananlar! Allah'a ve Resulü'ne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin."
İsa b. Serri şöyle rivayet etmiştir: "İmam Câfer Sâdık'a dedim ki: "Bana İslam'ın dayandığı temelleri anlat ki, ben bu temellere göre hareket ettiğim zaman amelim en temiz şekilde gerçekleşmiş olsun ve bunları bilip uyguladıktan sonra bunların dışında bilmediğim şeyleri bilmeyişimin bana bir zararı olmasın."
Buyurdu ki: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun resulü olduğuna şahitlik etmek, Muhammed'in Allah katından getirdiği mesajı, malın zekatını vermenin gerekliliğini ve Allah'ın emrettiği velayeti yani âl-i Muhammedin velayetini ikrar etmek...
Şüphesiz Resulüllah şöyle buyurmuştur: "Bir kimse imamını tanımadan ölürse cahiliye ölümüyle ölmüş olur."
Allah şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Allah'a, Resulü'ne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin."
Ali imamdı. Ondan sonra Hasan imam oldu. Onun ardından Hüseyin imam oldu. Ondan sonra Ali b. Hüseyin, ondan sonra Muhammed b. Ali imam oldu. Ondan sonra bu şekilde devam edip geldi.
Çünkü yeryüzü ancak imamla ıslah olur. İmamını tanımadan ölen kimse bir tür cahiliye ölümüyle ölmüş olur. Sizden birinin imamı tanımaya en çok ihtiyaç duyduğu zaman canının şuraya (eliyle göğsünü işaret ederek) gelip dayandığı zamandır. O zaman şöyle der: Demek ki güzel bir akide üzereymişim..."
"Budur benim doğru yolum, onu takip edin."
"Huda yolu göründükten sonra, her kim Resulüllah'a muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan saparsa onu cehennem ateşi ile yakarız."
"Bizi nimetini kendilerinden esirgemediğin kişilerin doğru yoluna irşad et."
İmam Câfer-i Sâdık'tan: "Bizi sırat-ı müstakime hidayet et" ayetindeki sırat-ı müstakimden maksat Ali b. Ebi Tâlib'dir."
"Allah'ın kendilerine nimetini lütfettiği peygamberlerle, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber olan kimselerdir."
"O gün kıyamet günü Allah'ın size ihsan ettiği nimetten sorulacaksınız."
"İşte bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve size din olarak İslam'ı kabul ettim."
Ömer b. Uzeyne der ki: "Muhammed Bâkır şöyle dedi: "Farzlar birbirinin ardınca nâzil oluyorlardı, velayet farzların en sonuncusudur.
Allah şu ayeti indirdi: "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım." Allah bu ayette bize şunları söylüyor; bundan sonra üzerinize herhangi bir farz inmeyecektir. Artık sizin için farzları kemale erdirdim."
"Durdurun onları, onlar sorgulanacaklardır."
"Allah onlara azap verecek değil ya."
"Yoksa Allah'ın fazlına şayan olmuş insanları mı kıskanıyorlar?"
"Sabıklar (ileri geçenler, önde bulunanlar) dereceleri en yüksek olanlar."
"Araf (cennetle cehennem arasındaki engel) üzerinde bir kısım kimseler var ki bunlar, cennetlik cehennemliklerden her birini simasından tanırlar."
"Allah yüceltilmesine ve kendi isminin, içinde anılmasına izin verdiği evler vardır. Bu evlerde kendisini sabah akşam tesbih edip, namaz kılan kimseler vardır. Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten, ne ticaret ne de bir alışveriş onları alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin hâlden hâle dönüp kıvrandığı günden (kıyamet günüden) korkarlar."
"Bizim yarattığımız insanlardan bir ümmet vardır ki, rehberlik ederler ve hak ile hüküm verirler."
"Cehennemlik olanlarla cennetlik olanlar bir olamaz. Kurtulacak olanlar cennet ehlidir."
"Yoksa o günah kazananlar, kendilerine iman edip sâlih ameller işleyenler gibi sayacağımızı, hayat ve ölümlerini bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne de fena hüküm veriyorlar."
"İman edip sâlih amel işleyenler, işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar."
"Doğru ile gelen Peygamber ve O'nu tasdik edenler, işte onlar takva sahibi kimselerdir."
"Bir kısım insanlar da vardır ki Allah'ın rızası uğruna, canını satar (feda eder). Allah ise kullarına çok merhamet edicidir."
"Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar hayra harcayanlar vardır ki onların Rableri katında ecirleri mahfuzdur. Onlar için hiçbir korku yoktur. Ve onlar hiçbir zaman mahzun olmayacaklardır."
"Tuba (ne mutlu) onlara! Ahirette en güzel barınak da onlarındır."
"Sonra biz Kitab'ı (Kur'an) seçtiğimiz kimselere miras olarak bıraktık. Bunların kimi nefislerine zulüm edicidir. Kimi muktasid, kimileri de Allah'ın izniyle hayır yapmakta ileri geçendir. İşte bu çok büyük bir ihsandır."
"Sizin Allah'ın Resulü'nü üzmeniz asla caiz değildir!"
Muhammed b. Mervan imamlardan birinin bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Ali'nin ve imamların velayeti hususunda O'nu üzmeniz asla caiz değildir."
Ali b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Bir adam ona, "Kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz" ayetinin anlamını sordu.
Dedi ki: "İmamların velayetini kabul eden, onların emirlerine uyan ve onlara itaat etmenin dışına çıkmayan kimseler sapmaz ve bedbaht olmazlar."
"Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulü'ne ve O'nun yakınlarına aittir."
İmam Câfer-i Sâdık bu ayetin açıklamasını şu şekilde yapmaktadır: "Burada kastedilen Emirü'l-Mü'minin ve imamlardır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hasan eserinden)














































































