logo
07 MAYIS 2026

Eğitim sınıfta kaldı

02.10.2006 00:00:00
TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi Mustafa Gazalcı, "Eğitim çağ atlamamış, sınıfta kalmıştır" dedi. Gazalcı, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ulusa Sesleniş konuşmasında eğitimdeki sıkıntıları görmezden geldiğini belirtti. Başbakan Erdoğan'ın, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında verilecek gensorunun kamuoyundaki haklılığını azaltmak için eğitimde yaşanan sıkıntılardan söz etmediğini iddia eden Gazalcı, şu görüşleri dile getirdi: "Sayın Başbakan, iktidarları döneminde eğitimin çağ atladığını, öğretmeniyle, öğrencisiyle, okuluyla, dersliği ve bilgisayarıyla cumhuriyet tarihinin en iyisini yaptıklarını, yatırımları artırdıklarını, okulları internet ağıyla ördüklerini söylemiştir. Eğitim çağ atlamamış, sınıfta kalmıştır. Her şeyden önce tek başına bilgisayar, internet eğitim için yeterli değildir. Okullarda yeterli bilgisayar öğretmeni, öğrencilerin bilgisayarı, interneti kullanacağı ortam yoktur."

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 07.05.2026 18:13:48
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyesi Ali Nezir, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi

Türkiye, SAHA 2026 Fuarı’nda ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan’ı tanıttı. 6 bin km menzilli, hipersonik hızdaki yerli füze, savunma sanayisinde stratejik bir dönüm noktası olarak tarihe geçti

07.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi
Türkiye'nin savunma, havacılık ve uzay sanayiindeki iddiası bir kez daha dünya gündemine damga vurdu. İstanbul Fuar Merkezi'nde 5-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın ilk gününde Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge birimi, Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) Yıldırımhan'ı kamuoyuna tanıttı. 6 bin kilometre menzili, hipersonik hızı ve yerli teknolojisiyle dikkat çeken füze, Türkiye'yi stratejik caydırıcılıkta yeni bir lige taşıyor.






SAHA 2026

Bu yıl rekor katılımıyla dikkat çeken SAHA 2026, 1700'den fazla firma ve 120'den fazla ülkeden delegasyonları ağırlıyor. Fuar, sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatını artırma ve uluslararası iş birliklerini güçlendirme platformu olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da ziyaret ettiği fuarda, deniz, hava ve uzay platformlarından insansız sistemlere kadar pek çok yenilik sergilenirken, Yıldırımhan fuarın tartışmasız yıldızı haline geldi.

Fuarın halka açık olacağı 9 Mayıs'a kadar ziyaretçiler, Türkiye'nin yerli ve milli savunma hamlelerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Yetkililer, fuarın milyarlarca dolarlık iş hacmi yaratacağını ve Türkiye'yi küresel savunma tedarik zincirinde daha da güçlü kılacağını belirtiyor.






Yıldırımhan'ın teknik özellikleri

Yıldırımhan, Türkiye'nin bugüne kadar ürettiği en büyük ve en uzun menzilli füze olarak kayıtlara geçti. MSB Ar-Ge tarafından geliştirilen füze, 6 bin kilometre menzil kapasitesine sahip. Bu mesafe, kıtalararası bir vuruş kabiliyeti anlamına geliyor ve Türkiye'yi nükleer başlık taşıma potansiyeliyle stratejik bir aktör konumuna getiriyor.

Füzenin en dikkat çekici yanı, sıvı yakıtlı roket motoru. N2O4-UDMH (nitrojen tetroksit ve asimetrik dimetilhidrazin) bazlı yakıt sistemi, füzenin hipersonik hızlara (Mach 9 ila Mach 25 arası) ulaşmasını sağlıyor. 3 bin kilogramlık faydalı yük kapasitesiyle hem konvansiyonel hem de ileri teknolojili başlıkları taşıyabiliyor. Fuarda füzenin maketiyle birlikte roket motoru da sergilenerek, yerli mühendisliğin somut bir örneği olarak ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Uzmanlar, sıvı yakıtlı sistemin Yıldırımhan'ı daha esnek ve yeniden doldurulabilir kıldığını, bu sayede operasyonel üstünlük sağladığını vurguluyor. Füzenin test atışının ise Somali'de inşası devam eden uzay fırlatma tesisinden yapılacağı belirtiliyor.






Tamamen milli ve gizli bir proje

Yıldırımhan projesi, MSB Ar-Ge'nin öncülüğünde yıllardır süren sessiz bir çalışmanın ürünü. Daha önce Tayfun gibi orta menzilli balistik füzelerle adını duyuran Türkiye, bu proje ile "kıtalararası" ligine yükseldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, fuarda yaptığı açıklamada, "Ülkemizin ilk sıvı roket yakıtlı, hipersonik hızda seyir yapabilen, şu ana kadar yaptığımız en uzun menzilli Yıldırımhan füzemiz var" diyerek projenin önemini vurguladı.

Proje, yerli sanayinin yüzde 100'e yakın katkısıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme, Türkiye'nin dışa bağımlılığı azaltma ve savunma teknolojilerinde tam bağımsızlığa ulaşma hedefiyle örtüşüyor. Yetkililer, füzenin sadece askeri değil, uzay çalışmalarına da katkı sağlayacağını ifade ediyor.






Dünya medyasında geniş yankı buldu

Yıldırımhan'ın tanıtımı, uluslararası medyada geniş yer buldu. Batı basını, Türkiye'nin bu hamlesini "savunma sanayisinde kırılma noktası" olarak nitelendirirken, bazı çevreler bölgedeki güç dengelerini değiştirebileceğini tartışıyor. Özellikle hipersonik teknolojinin zor engellenir niteliği, füzenin caydırıcılığını artırıyor.

Komşu ülkeler ve müttefikler arasında ise temkinli bir takip söz konusu. Türkiye'nin NATO üyesi olarak bu tür bir kapasiteye sahip olması, ittifak içindeki tartışmaları da beraberinde getirebilir. Ancak Ankara, projenin savunma amaçlı ve bölgesel istikrara katkı sağlayıcı olduğunu savunuyor.






Türkiye savunma sanayiinde yeni bir çağ

Yıldırımhan'ın SAHA 2026'da tanıtılması, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişinin yeni bir halkası. İnsansız hava araçlarından denizaltılara, elektronik harp sistemlerinden balistik füzelere kadar uzanan yerli üretim yelpazesi, Türkiye'yi küresel bir oyuncu haline getiriyor. İhracat rakamlarının her geçen yıl rekor kırması ve fuar gibi etkinliklerin artan uluslararası ilgisi, bu ivmenin devam edeceğinin işareti.






Gelecekte Yıldırımhan'ın seri üretimine geçilmesi ve testlerin başarıyla tamamlanması bekleniyor. Bu gelişme, genç mühendisler ve savunma sektörü için de ilham kaynağı olacak. Türkiye, artık sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir savunma devi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve suçtan elde edilen gelirin aklanması" suçları kapsamında Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik yürütülen soruşturmada, hastanedeki tedavisinin ardından adliyeye sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla dosya kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi

06.05.2026 18:12:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:17:32
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tuncer tutuklandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET'e yönelik çalışma başlatılmıştı.

Mülkiye başmüfettişi tarafından hazırlanan tevdi raporu ve emniyet birimlerince yapılan araştırmalar doğrultusunda ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük yapıldığı tespit edilmişti. Soruşturma kapsamında ihalelerde yetkili olan kişiler ile aralarında suçtan elde edilen geliri aklama amacıyla para geçişleri tespit edilen şüpheliler hakkında işlem başlatılmıştı. Dosyada 113 milyon 426 bin TL kamu zararı tespit edilmişti.

Şüphelilerin yakalanması ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 30 Nisan tarihinde Antalya merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Soruşturma kapsamında ilk etapta 34 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, süreç içinde 1 kişinin daha gözaltına alınmasıyla dosya kapsamındaki kişi sayısı 35'e yükselmişti.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 27'si, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Savcılık sorgusunun ardından 11 kişi serbest bırakılırken, sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 14'ü tutuklanmış, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.


Cansel Tuncer de tutuklandı



Operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, bugün hastanedeki tedavisinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Tuncer, savcılık işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "kamu kurum ve kuruluşları ihalesine fesat karıştırmak, edimin ifasına fesat karıştırmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçlarından tutuklandı. Tuncer'in tutuklanmasıyla soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 15'e yükseldi. Dosya kapsamında 3 firari şüpheliyi yakalamak için çalışmaların devam ettiği, 2 kişinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.İHA

YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi

YSK, yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi

06.05.2026 17:08:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:05:40
Haber Merkezi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi.

YSK üyeleri, bugün gerçekleştirdiği olağan toplantıda gizli oylama ile başkan ve başkanvekili seçimini tamamladı. Yapılan seçim sonucunda Dr. Serdar Mutta, YSK'nın yeni başkanı olarak belirlendi. Seçimde Mutta'nın oy çokluğuyla kazandığı öğrenildi.

Serdar Mutta, 26 Ocak 2023 tarihinde Yargıtay kontenjanından YSK üyeliğine seçilmişti. Hatay'ın Kırıkhan ilçesi doğumlu olan Mutta, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yargıtay 12. Hukuk Dairesi üyeliği görevini de yürütüyordu. Daha önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreter Yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulunan Mutta, seçim hukuku ve yargı süreçlerindeki tecrübesiyle tanınıyor.

YSK kaynakları, başkanlık seçiminin sorunsuz tamamlandığını ve yeni yönetimin çalışmalarına kısa süre içinde başlayacağını belirtti. Ahmet Yener'in görev süresi dolan başkanlığının ardından gelen bu değişim, yaklaşan seçim süreçleri öncesi yakından takip ediliyor.

Dr. Serdar Mutta'dan ilk açıklama 

Mutta yaptığı ilk açıklamada, "Ülkemizin demokrasisine ve adil seçim süreçlerine katkı sunmak için büyük bir sorumluluk üstlendim. Bağımsızlık, tarafsızlık ve hukuka bağlılık ilkeleri doğrultusunda görevimi en iyi şekilde yerine getireceğim" ifadelerini kullandı.

KIZILELMA Endonezya yolcusu

Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara (Republikorp) arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı

06.05.2026 16:56:00
AA
KIZILELMA Endonezya yolcusu
KIZILELMA Endonezya yolcusu
Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu fuarda Savunma Sanayii Başkanlığı ile firmalar arasında imza törenleri gerçekleştiriliyor.

Program kapsamında Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı.

Fuarda konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Baykar adına çok önemli bir tarihi anlaşmaya imza attıklarını belirtti.

Bayraktar TB2'nin kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi olduğuna işaret eden Bayraktar, "Dünyanın ilklerinden olan insansız savaş uçağı teknolojisi Bayraktar KIZILELMA, 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. O zamandan bu yana çok yoğun bir şekilde uçuş faaliyetleri devam ediyordu. Geçtiğimiz sene seri imalat faaliyetleri tamamlandı ve bu sene içerisinde hedefimiz Bayraktar KIZILELMA'yı ülkemizin hizmetine sunmak." diye konuştu.

Anlaşmanın tarihi bir öneme sahip olduğuna değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bayraktar KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Dolayısıyla bundan dolayı ülkemiz adına ve kardeş ülke Endonezya adına gururluyuz. Bu anlaşmayla birlikte hedefimiz 12 adetten oluşan bir Bayraktar KIZILELMA filosunu 2028 yılında başlamak üzere teslim etmek. Ama bu anlaşmada aynı zamanda ilave 4 filo yani 48 uçak da ileriye dönük opsiyonel olarak yer almaktadır.

Burada sadece sistemlerin tedariki değil aynı zamanda lokal bir şekilde Endonezya'da bakım idamesine yönelik lokal üretim lokal bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Endonezya ile malumunuz geçtiğimiz yıl Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2 kontratlarını imzalamıştık. Bu da aslında 3. tip ürün oluyor."

Republikorp Grup Başkanı Norman Joesoef ise anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki kurum arasındaki işbirliğinin devam etmesi konusunda çok istekli olduklarının altını çizdi.

Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu

Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana geldi. Trafik kazaları sonucu 6 bin 35 kişi öldü

06.05.2026 14:46:00
AA
Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu
Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı kara yolu trafik kazası istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, geçen yıl meydana gelen trafik kazası sayısı bir önceki yıla göre yüzde 7,3 artarak 1 milyon 549 bin 574 oldu. Bu sayının 1 milyon 261 bin 253'ünü maddi hasarlı, 288 bin 321'i ölümlü yaralanmalı kazalar oluşturdu.

Yıl içerisinde meydana gelen ölümlü yaralanmalı trafik kazalarının yüzde 86,5'i yerleşim yeri içinde, yüzde 13,5'i ise yerleşim yeri dışında meydana geldi.

Türkiye'deki toplam motorlu kara taşıtı sayısı 2024'te 31,3 milyon iken 2025'te 33,6 milyona yükseldi. Kara yolu trafik kazalarında ölen kişi sayısı ise 2024 yılında 6 bin 351 iken 2025 yılında 6 bin 35 oldu. Böylece 100 bin taşıt başına trafik kazası ölü sayısı 2024 yılında 20,3 iken 2025 yılında 18'e geriledi. Trafik kazalarında 403 bin 937 kişi yaralandı.

Türkiye'de geçen yıl meydana gelen 288 bin 321 ölümlü, yaralanmalı trafik kazasında 2 bin 541 kişi kaza yerinde, 3 bin 494 kişi ise sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra 30 gün içinde hayatını kaybetti.

Söz konusu dönemde kara yolu trafik kazalarında günde ortalama 789,9 ölümlü yaralanmalı kaza, 16,5 ölüm ve 1106,7 yaralanma meydana geldi.

Türkiye'de 2025'te bir önceki yıla göre trafikteki motorlu kara taşıtı sayısı yüzde 7,4, toplam kaza sayısı yüzde 7,3, ölümlü, yaralanmalı kaza sayısı yüzde 8, hasarlı kaza sayısı yüzde 7,1 ve yaralı sayısı yüzde 4,9 artarken ölü sayısı toplamda yüzde 5 azaldı.

İllere göre ölümlü, yaralanmalı kaza sayıları incelendiğinde, en fazla ölü sayısı 290 ile Ankara'da, en fazla yaralı sayısı 47 bin 717 ile İstanbul'da görüldü. En az ölü sayısı 5 ve en az yaralı sayısı ise 294 ile Ardahan'da gerçekleşti.

Ölenlerin yüzde 50,7'si sürücüler
Kara yolu ağında geçen yıl gerçekleşen trafik kazalarında ölen kişilerin yüzde 50,7'sini sürücü, yüzde 29,3'ünü yolcu, yüzde 20'sini ise yayalar oluşturdu. Trafik kazalarında ölenler ve yaralananlar cinsiyetlerine göre incelendiğinde ise ölenlerin yüzde 77,8'inin erkek, yüzde 22,2'sinin kadın, yaralananların ise yüzde 70'inin erkek, yüzde 30'unu kadın olduğu görüldü.

Türkiye'de ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 345 bin 489 kusura bakıldığında, kusurların yüzde 90,6'sının sürücü, yüzde 7,7'sinin yaya, yüzde 0,8'inin taşıt, yüzde 0,6'sının yolcu ve yüzde 0,3'ünün yol kaynaklı olduğu belirlendi.

Kusurlar alt başlıklara göre incelendiğinde "araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak", toplam 345 bin 489 kusurun 114 bin 636'sını oluşturdu ve en sık görülen kusur oldu. "Kavşak, geçit ve kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymamak" kusuru 52 bin 974 ile en sık görülen ikinci kusur olurken "arkadan çarpmak" 29 bin 735 kusur ile en sık görülen üçüncü kusur olarak kayıtlara geçti.

Ölümler kazanın oluş şekline göre incelendiğinde, ilk üç sırada 1190 ölüm ile yayaya çarpma, 1171 ölümle yoldan çıkma ve 1124 ölümle yandan çarpma yer aldı.

Kara yolu ağında meydana gelen 288 bin 321 ölümlü, yaralanmalı kazanın yüzde 65'i gündüz, yüzde 33,1'i gece ve yüzde 1,9'u alaca karanlıkta gerçekleşti.

Kaza ve sonuçları değerlendirildiğinde, ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 50,1'i tek araçlı, yüzde 43'ü iki araçlı ve yüzde 6,9'u çok araçlı kazalardan oluştu.

Yaralanmaların ise yüzde 55'i iki araçlı, yüzde 37,4'ü tek araçlı ve yüzde 7,6'sı çok araçlı kazalarda meydana geldi. Ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 54,3'ü iki araçlı, yüzde 39,6'sı tek araçlı ve yüzde 6,1'i ise çok araçlı kazalarda yaşandı.

Ölümlü, yaralanmalı trafik kazasına karışan toplam 484 bin 683 taşıtın yüzde 45,2'si otomobil, yüzde 31,3'ü motosiklet, yüzde 12,5'i kamyonet, yüzde 1,9'u minibüs, yüzde 1,9'u bisiklet, yüzde 8'i çekici, yüzde 1,5'i otobüs, yüzde 1,5'i kamyon, yüzde 0,9'u bilinmeyen, yüzde 0,6'sı elektrikli skuter, yüzde 0,6'sı traktör ve yüzde 0,4'ü ise özel amaçlı, iş makinesi, ambulans, tren, tramvay, at arabası taşıtlarından oluştu.

En çok kaza ağustosta, en az kaza şubatta
Türkiye'de geçen yıl en fazla ölümlü, yaralanmalı kazanın meydana geldiği ay yüzde 10,4 ile ağustos oldu. En az kaza ise yüzde 5,7 ile şubatta gerçekleşti.

Haftanın günlerine göre bakıldığında ise ölümlü, yaralanmalı kazaların yüzde 15,1 ile en fazla cuma günü ve yüzde 13,6 ile en az pazar günü meydana geldiği görüldü.

TOKİ kurasında kazanamayanlar için iadeler başladı

İstanbul'daki 100 bin sosyal konut projesinde hak sahibi olamayanlar için başvuru bedelleri iade edilmeye başlandı

06.05.2026 14:11:00
Haber Merkezi
TOKİ kurasında kazanamayanlar için iadeler başladı
TOKİ kurasında kazanamayanlar için iadeler başladı
İstanbul'daki 100 bin sosyal konut projesinde hak sahibi olamayanlar için başvuru bedelleri iade edilmeye başlandı.
TOKİ, "500 Bin Sosyal Konut Projesi" kapsamında kurada İstanbul'da hak sahibi olamayan vatandaşların başvuru bedellerinin iade edilmeye başlandığını duyurdu. TOKİ iadeleri nasıl alınacak? Para iadesi işlemleri nasıl yapılacak?

TOKİ iadeleri hangi bankadan alınabilecek?
TOKİ'nin sosyal medya hesabından yapılan duyuruya göre, 500 Bin Sosyal Konut kampanyası kapsamında İstanbul'da hayata geçirilecek 100 bin konutluk proje için hak sahipliği belirleme kurası, 25, 26 ve 27 Nisan'da tamamlandı.
Bu kapsamda hak sahibi olamayan vatandaşların başvuru bedelleri, başvuru sırasında Ziraat Bankası tarafından başvuru sahibi adına açılan hesaba iade edilmeye başlandı.

TOKİ iadeleri nasıl alınacak?
Başvuru bedeli iadeleri, Ziraat Bankası ATM'lerinden "kartsız işlemler > diğer işlemler > diğer para çekme > TOKİ başvuru iadesi" menüsü üzerinden alınabilecek.
Şubeler üzerinden yapılacak iade işlemleri ise vatandaşların Ziraat Bankası şubelerine başvurarak sıra çağrı sistemi numarası almasının ardından gerçekleştirilecek.
Hesabını kapatan vatandaşların iade işlemleri de ilgili şubeler aracılığıyla yapılacak.

İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Politico’ya yazdığı yazıda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin ifadelerini eleştirerek, "Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak, AB'nin kendi jeopolitik gerçeklerine ve stratejik çıkarlarına aykırıdır" dedi

06.05.2026 13:59:00
Haber Merkezi
İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"
İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"
19 Mart 2025'den bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Politico'da yazdı.

"Türkiye AB kapısında bekletilecek bir ülke değildir" başlığıyla yayımlanan yazıda İmamoğlu; AB'nin genişleme politikalarına değinirken, Türkiye'nin Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendirilmesine karşı çıktı.

"Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak jeopolitik gerçeklere aykırı"
İmamoğlu, "Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak, AB'nin kendi jeopolitik gerçeklerine ve stratejik çıkarlarına aykırıdır. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak, Avrupa'nın kurumsal yapılarıyla uzun yıllara yayılan bir entegrasyon ilişkisine ve doğrudan bir ortaklığa sahiptir. Türkiye'yi dışlayan bir AB, uzun vadeli güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da eksik kurgulamış olur" ifadelerini kullandı.

"AB ile ortak geleceği savunmak AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir"
Türkiye'nin ihtiyacının net bir yön olduğunu vurgulayan İmamoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'nin bugün ihtiyacı olanın hamaset değil, net bir istikamet olduğudur. AB ile ortak geleceği savunmak, AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir. Aynı şekilde, AB'deki çifte standardı görmek de Avrupa fikri ve projesinden vazgeçmek anlamına gelmez. Asıl ihtiyaç, hukuku, özgürlüğü ve çoğulculuğu dışsal bir beklenti olarak değil, Türk toplumunun öz hakkı olarak savunan bir siyasi aklın güçlenmesidir."

"Türkiye demokratik güven üretemiyor"
İmamoğlu, ayrıca Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu'nun son taslağı ile von der Leyen'in açıklamalarını birlikte değerlendirerek, AB ile Türkiye arasında ortak bir gelecek iradesinin zayıfladığına dikkat çekti. "İlk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de ikisi de benzer bir sıkıntıya işaret ediyor: AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe ilişkin inandırıcı ve ortak bir iradenin zayıflığı. AB Türkiye'ye bakarken ilkeler ile çıkarlar arasında gidip geliyor ve vizyoner bir perspektif ortaya koyamıyor. Türkiye ise AB ile ortak bir yön ve gelecek iddiasını diri ve sürdürülebilir tutacak demokratik güveni üretemiyor" dedi.

Öte yandan Ursula von der Leyen, geçen ay Almanya'nın Hamburg kentinde Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde yaptığı konuşmada, AB'nin genişlemesini desteklediğini belirterek, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz" ifadelerini kullanmıştı.

"Bugün Silivri'de olmam kişisel bir hukuk meselesi değildir"
Ekrem İmamoğlu'nun Politico'daki "Türkiye AB kapısında bekletilecek bir ülke değildir" başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

"Bu satırları Silivri Cezaevi'nden yazıyorum. Bugün burada olmam, yalnızca kişisel bir hukuk meselesi değildir. Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti ve Avrupa Birliği ile ortak gelecek iddiasının da içinden geçtiği kırılmayı gösteriyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki uzun zamandır dürüstlükten de dengeden de yoksundur. 1999'dan bu yana resmen devam eden adaylık süreci zamanla içi boşalmış bir çerçeveye dönüşmüştür. Türk Hükümeti, AB tam üyeliğini stratejik hedef olarak tanımladığını söylüyor. Ancak içeride demokratik siyaseti ve kurumlarını, hukuk devleti ve insan hak ve özgürlüklerini zayıflatarak bu ilişkinin zeminini kendi eliyle aşındırıyor.

"Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koyarak..."
Son günlerde iki güncel gelişme bu çelişkiyi yeniden görünür hale getirdi. İlki, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu'nun Dış İlişkiler Komitesi'nden geçen son taslağı. İkincisi, Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin'le aynı kefeye koyarak bir ortak olarak değil, karşıt bir aktör olarak değerlendirmesi.

İlk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de ikisi de benzer bir sıkıntıya işaret ediyor: AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe ilişkin inandırıcı ve ortak bir iradenin zayıflığı. AB Türkiye'ye bakarken ilkeler ile çıkarlar arasında gidip geliyor ve vizyoner bir perspektif ortaya koyamıyor. Türkiye ise AB ile ortak bir yön ve gelecek iddiasını diri ve sürdürülebilir tutacak demokratik güveni üretemiyor.

"AB parlamentosunun son raporu muhalefet üzerinde baskıyı kayda geçiriyor"
Avrupa Parlamentosu'nun yakında Genel Kurul'da kabul edilmesi beklenen son raporu, Türkiye'deki demokratik gerilemeye dair genel tespitleri tekrarlamanın ötesine geçiyor. Bu yılki metin, gözaltına alındığım 19 Mart sonrasında yaşanan süreci, muhalefet üzerindeki artan baskıyı ve demokratik kurumlarda derinleşen aşınmayı daha somut ve doğrudan kayda geçiriyor.

Aynı zamanda Avrupa Birliği genişleme siyasetinde yeniden bir hareket alanı oluşurken, Türkiye'nin gerekli demokratik reformları hayata geçirmemesi nedeniyle bu fırsat penceresinin dışında kaldığını açıkça söylüyor. Bu vurgu çok önemli. Çünkü mesele artık yalnızca donmuş bir üyelik dosyası değil; Türkiye ile AB'nin ortak geleceğine dair stratejik bir yön meselesidir.

Türkiye'nin AB ile ilişkisinde yaşanan tıkanma da tam bu noktada belirginleşiyor. Zira mevcut siyasi çerçevede muhalefet üzerinde uygulanan baskı giderek kalıcı bir yönetim pratiğine dönüştükçe, mesele dış politikanın dar sınırlarını aşarak daha yapısal bir nitelik kazanıyor. Bir rejim meselesine dönüşüyor. Bu nedenle, AB ile yaşanan gerilimlerin önemli bir kısmı demokratik standartlardaki bu iç bozulmanın dış politikaya yansımasından besleniyor.

"Türkiye Avrupa güvenlik mimarisinin önemli bir bileşenidir"
Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olarak Avrupa'nın demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti temelinde inşa ettiği kurumsal yapının en başından beri parçasıdır. NATO'nun içindeki konumuyla da Avrupa güvenlik mimarisinin ve kolektif savunma sisteminin önemli bir bileşenidir. Bugün ise Karadeniz'den yaşamsal enerji hatlarına, göçten sanayi üretimine kadar AB'nin uzun vadeli güvenliği ile ekonomik dayanıklılığı Türkiye'yi dışlayarak kurulamaz. Bu gerçek, ilişkilerin siyasi olduğu kadar aynı zamanda stratejik karşılıklı bağımlılık temelinde yeniden düşünülmesini gerekli kılıyor.

Bu yüzden Türkiye'yi Rusya ve Çin'le aynı düzlemde değerlendirmek, AB'nin kendi jeopolitik gerçekliği ve stratejik vizyonuyla çelişmektedir. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak, Avrupa'nın kurumsal yapılarıyla uzun yıllara yayılan bir entegrasyon ilişkisine ve doğrudan bir ortaklığa sahiptir. Türkiye'yi dışlayan bir AB, uzun vadeli güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da eksik kurgulamış olur.

AB bugün Türkiye'ye baktığında çoğunlukla şu tabloyu görüyor: Yıpranmış kurumlar. Siyasallaşmış bir yargı. Baskı altındaki muhalefet. Zayıflayan yerel demokrasi. Biz bunları en ağır biçimde bizzat yaşıyoruz. Türkiye'yi AB'den uzaklaştıran şey coğrafyası değil, otoriterleşme eğilimin bir süredir yarattığı birikmiş tahribattır.

Yıllardır Türkiye'yi Avrupa Konseyi standartlarından uzaklaştıran, hukuk devletini zedeleyen, AİHM kararlarına uymamakta ısrar eden, yerel demokrasiyi baskı altına alan iktidar, dönüp Avrupa değerlerinin savunucusu gibi konuşamaz. Bu söylem AB nezdinde de inandırıcılıktan uzaktır.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey hamaset değil, net bir istikamettir. AB ile ortak geleceği savunmak, AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir. Aynı şekilde, AB'deki çifte standardı görmek de Avrupa fikri ve projesinden vazgeçmek anlamına gelmez. Asıl ihtiyaç, hukuku, özgürlüğü ve çoğulculuğu dışsal bir beklenti olarak değil, Türk toplumunun öz hakkı olarak savunan bir siyasi aklın güçlenmesidir.

"Hedefimiz hukuku toplumsal hayatın temeli sayan bir Türkiye"
Bizim tahayyülümüzde, yöneteceğimiz Türkiye işte bu yüzden farklı olacaktır. Hedefimiz, AB ile ilişkisini edilgen bir bekleyiş üzerinden değil; eşitlik, değerler ve ortak çıkarlar temelinde kuran; hak ve özgürlüklerden korkmayan, bilakis toplumsal düzenin temeli ve güvencesi olarak gören; hukuku pazarlık konusu değil, toplumsal hayatın temeli olarak sayan bir Türkiye'dir.

Bu noktada AB tarafından beklentimiz, Türkiye'ye korkuların, klişelerin ve kısa vadeli siyasi hesapların merceğinden bakmasını geride bırakması; Türkiye'nin tarihini, toplumsal dinamiklerini ve AB ile kurduğu kurumsal bağları daha ciddiyetle ele almasıdır.

Bugün bu satırları hapishanedeki hücremden yazıyor olabilirim. Ancak bu zorlu koşullarda dahi, Türkiye'nin yönünün demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve Avrupa ile ortak bir gelecek olduğuna dair inancım sarsılmış değildir.
Türkiye, AB kapısında bekletilebilecek bir ülke değildir."

Leyen ne demişti?
Hamburg'da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB'nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki; Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz" açıklamasında bulunmuştu.

Leyen'in, Avrupa'nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine ilişkin ifadelerinin ardından AB Komisyonu Sözcülüğü açıklama yapmıştı. Yapılan açıklamada Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olduğuna dikkat çekilerek "Türkiye, bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız önemli bir ortaktır" izahatında bulunmuştu.

Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi

Edirne'de her yıl binlerce kişiyi buluşturan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Türkiye'nin dört bir yanından kente gelen ziyaretçiler, otellerde yer bulamayınca çadır, karavan ve araçlarında konaklamayı tercih etti

06.05.2026 13:33:00
İhlas Haber Ajansı
Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi
Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi
Edirne'de her yıl binlerce kişiyi buluşturan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Türkiye'nin dört bir yanından kente gelen ziyaretçiler, otellerde yer bulamayınca çadır, karavan ve araçlarında konaklamayı tercih etti






Şenlikler için Edirne'ye gelen çok sayıda vatandaş, kent genelindeki otellerde doluluk yaşanması ve bazı konaklama fiyatlarının yükselmesi nedeniyle alternatif çözümlere yöneldi. Özellikle Sarayiçi ve Tunca Nehri çevresinde kurulan çadırlar ile park halindeki karavanlar yoğunluk oluşturdu.






Bazı ziyaretçiler hazırlıksız geldiklerini ve gece hava sıcaklığının düşmesiyle zorlandıklarını belirtirken, bazı vatandaşlar ise otel yerine daha ekonomik olduğu için araçlarında, kamp çadırlarında ya da karavanlarda kaldıklarını ifade etti.






Tunca Nehri kıyısında onlarca karavanın oluşturduğu yoğunluk dikkat çekerken, renkli görüntülere sahne olan şenliklerde yaşanan konaklama sorunu da öne çıktı.






Kakava ve Hıdırellez coşkusu kent genelinde sürerken, Edirne bir yandan bahar şenliğine ev sahipliği yaparken diğer yandan artan ziyaretçi sayısıyla konaklama kapasitesinde yoğunluk yaşadı.






Vatandaşlar, şenlikler için mutlu fakat konaklama konusunda üzgün olduklarını belirttiler.






Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu

06.05.2026 11:07:00
İhlas Haber Ajansı
Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu
Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Muhittin Böcek ile oğlu ve gelinin mal varlıklarına el konuldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek'in de bulunduğu 3 kişi, 30 Nisan'da gözaltına alınmıştı. Emniyette işlemleri biten 3 kişi adliyeye sevk edilmiş, savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden Zuhal Böcek, "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklanmıştı.

Mal varlıklarına el konuldu
Konuyla ilgili soruşturma sürerken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheliler Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ile Zuhal Böcek'in 'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap' ile 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlarından mal varlıklarına el konuldu.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.