HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 EYLÜL 2021, PERŞEMBE

Eğitimde sevgi ve sabrın önemi

08.02.2021 00:00:00
'Eğitimde sevgi ve sabrın önemi ' seslendirme dosyası:

İlk yazımızda, Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in; kendi yararına kazanılmış insanın; önce kendine, ailesine, çevresine ve yaşadığı topluma faydalı olacağı tezini ortaya koyduk.

İkinci yazımızda; her türlü meslek sahibini yetiştiren eğitimcilere de yol gösteren yine Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in, "öğrencilerinizi kendi çocuğu gibi görmediğiniz sürece gerçek eğitimci olamazsınız" cümlesinden yola çıkarak, bütün bu zorlu yolculukta bize en çok yardımcı olacak olan iki rehberden bahsettik. Sevgi ve sabır… 

Peki, nasıl seveceğiz, nasıl sabredeceğiz? 

Yaşadığımız dünyadaki varlıklara baktığımız zaman; denizlere, akarsulara, dağlara, taşlara, bitkilere, hayvanlara, insanlara her şey maddeden meydana gelmiştir. İster yaşadığımız gezegendeki maddeyi inceleyelim, isterse kainatta var olan her şeyi inceleyelim gideceğimiz tek bir adres var; hiç şüphesiz her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Hak'tır. 

Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli'nde geçen bir cümleden bahsedersek; Nebatat ve hayvanat kendilerine verilen görevin dışına asla çıkmazlar. Çünkü onların görevi insana hizmettir. Fakat insan iradesi gereği, yaşadığı ortamın şartlarına göreve doğru ve yanlışı ayırt ederek yolunu çizebilir. 

Bu düşünceyle hareket insan, etrafındaki her şeyin kendi için yaratıldığını bilir ve ihtiyacı olan her şeyin kaynağının yaratıcısı olduğunu kavrar. 

İşte bize lazım olan sevgi ve sabrın kaynağı da; kainatın sonsuz derinliklerinde bir zerrenin milyarlarda biri kadar küçük olan bu gezegenimizde, rızkımızı, kalbimizi, sevdiklerimizi, çoluğumuzu, çocuğumuzu kısaca her şeyimizi bilen Cenab-ı Hakk'tır. 

Gördüğümüz her güzel şeyde, kokladığımız her güzel kokuda, tattığımız her güzel tatta, duyduğumuz her güzel seste, hissettiğimiz her güzel duyguda aslında hep onu görür hep O'nu ararız. Yani beş duyu organımızla algıladığımız her güzel şeyin kaynağı O'dur. Sabrın ve sevginin kaynağı da O'dur. O zaman bunlara sahip olmanın yolu O'nunla buluşmaktır.  

İşte insanı, "kendi yararına kazanmak" deyimiyle kastedilen; insanın sahibiyle buluşturulmasıdır. Sahibiyle buluşan insan, iç dünyasında huzuru sağlayacak, iç dünyasındaki huzur ailesine, çevresine ve yaşadığı topluma fersah fersah yansıyacaktır. 

Bazen insanlar günlük yaşantılarında farklı durumlarda bir boşluk yaşarlar:

Uzun süre yalnız kalma durumunda, 

Bir aile reisinin ailesinden ayrılıp çalışmak için uzaklara gitmesi durumunda,

Uzun süre çalıştığınız iş yerinizden ayrılmanız durumunda, 

Alıştığınız arkadaş ortamınızın dağılması ve değişmesi durumunda,

40 yıllık çalışma mesaisi sonunda emeklilik durumunda,

Çok sevdiğiniz bir hayvandan ayrılmanız durumunda, 

Baharın gelmesiyle duygusallaşma durumunda… 

1,5 yıldır yaşanan pandemi sürecinde insanların evlere kapanması, iş yerlerine gidememesi, arkadaşlık ortamlarının olmaması, seyahat edememeleri insanları ister istemez bir boşluğun içine sürükledi. 

Yukarıda bahsettiğimiz durumların uzun süreli gerçekleşmesi durumunda insanlar kendilerini psikolojik yönden hasta zannederek çareyi psikologlara gitmekte, aramakta ve ilaçla bu durumlarını geçiştirmeye çalışmaktadır. 

Hâlbuki yaşanan durum hiçbir zaman boşluk değil tam da insanın her anında olması gereken bir durumdur ve insanın doğumundan ölümüne kadar bir yaşam mücadelesi şeklinde devam edecek olan Sahibiyle buluşma gayretidir. Meşguliyetlerin bitmesiyle veya azalmasıyla unutulan, görmezlikten gelinen, bilinçaltına gönderilen, kısaca arayışıyla karşı karşıya kalan insanoğlu bocalar, ne yapacağını şaşırır. Allak bullak olur. Bu duruma hiçbir hazırlık yapmayan insanoğlu, varlık mücadelesinde çareyi değişik madde kullanımında, anlam verilemeyecek davranışlarda arar.

İç huzuru bozulan insanoğlu, ailesinin, çevresinin, yaşadığı toplumun ve hatta bütün insanlığın huzurunu bozmaya başlar. Bu haldeki insan, artık bir tehdit unsuru olarak görülür ve istenmeyen varlık konumunda olur.  

İnsanın sahibiyle buluşturulması durumunda iç huzuru sağlanacak, önce kendine, ailesine, çevresine ve yaşadığı topluma faydalı birey olacaktır. Bu şekilde yetişen insan; bir tehdit unsuru olarak değil, tam tersi yaşam kaynağı olarak görülüp varlığı artırılmaya çalışılacaktır. 

Artık her yönden tam donanımlı yetişen insan, iyi bir fayda kaynağı olacaktır. Gereksiz emniyet harcamaları, olumsuzluklardan kaynaklanan meşguliyetler, zaman kayıpları bitecek; kendi kendine yetişen, etrafını da olumlu bir şekilde motive eden bireyler toplumda çoğalacak ve istenen refah seviyesi yakalanmış olacaktır. 

 
Ferhat Yanık / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

08.02.2020, 08.02.2019, 08.02.2018, 08.02.2017, 08.02.2016, 08.02.2015, 08.02.2014, 08.02.2013, 08.02.2012, 08.02.2011, 08.02.2010, 08.02.2009, 08.02.2008, 08.02.2007, 08.02.2006, 08.02.2005, 08.02.2004, 08.02.2003, 08.02.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.