Çok ciddi bir yanlışlık ve haksızlık karşısında sözün bittiği yerde muhatabımıza “elini vicdanına koy öyle konuş” deriz.
Yani sen kendinle baş başasın, Allah ile senin randa, mizanı-teraziyi, hesabı-kitabı ve o büyük mahkemeyi, hesap gününü hesaba katarak konuş.
Elini vicdanına koy diyoruz da vicdanı yoksa nereye koyacak?
Adam elini kaldırıyor boşta kalıyor, elini koyacak vicdanı kalmamış, çok yazık.
Para-pul, mal-mülk kaybolsa da bir gün yerine gelir de bilmiyorum bir vicdan tamircisine rastlamadım.
Son haftalarda oğlumuz Ali Haydar’ın hastalığı sebebi ile bir çok hastaneyi bir baştan bir başa defalarca dolaştım “vicdan ana bilim dalı” ya da “vicdanları bakım ve tedavi servisi” ifadelerine rastlamadım.
Bugün neden sözü vicdandan açtık?
AKP iktidarı ile palazlanan, büyüyen, bir çok köşeleri dönen üç gazete ismi söyleyin deseniz ilk iki isim Yeni Şafak ve Zaman olur.
Onlar iktidarın sadık bültenliğini yaptılar iktidar da onlara “yürü ya bültenlerim” dedi ve büyüyüp geliştiler.
El ele, kol kola vererek koca ülkeyi getirip bıraktıkları uçurumun korkunçluğu gözler önünde.
Hangi konuyu tutsanız elinizde kalıyor, koca ülkenin terör önünde diz çökmüş halini dün Diyarbakır’da gördük.
Ekonomiyi, akşam karanlığında Pazar yerlerinde çöpleri ayıklayan vatandaşlardan sorun, eğitimi öğretmenlere sorun, sormaya gerek yok hepimiz yaşıyoruz.
Diyorum ki insan hiç mi vicdan muhasebesi yapmaz, hiç mi geriye dönüp bir bakmaz, hiç mi “biz ne yaptık, ülkeyi nereye getirdik, nelere ne için destek verdik” demez de kendilerini kardeşçe, bir baba şefkati ile işin başından beri uyaran sayın Haydar Baş’a çamur atma yarışına girer?
Ellerini koyacak bir vicdan bulabilirlerse eğer, koysun ellerini vicdanlarına ve desinler ki:
“Sayın hocam, muhterem efendim! Özür diliyoruz, senin kıymetini bilemedik, ilmini irfanını takdir edemedik, dünyanın öte ucundan ilim adamları geldi elini öptü, biz iki satır haber bile yapmadık ama geldiğimiz nokta sizin yerden göğe kadar haklı olduğunuz haykırıyor, acı tecrübelerden sonra ve tam on yıl sonra senin dediklerine geldik, bizi affet”.
Eğer el koyacak bir vicdan bulabilirseniz lütfen elinizi vicdanınıza koyun öyle konuşun, ondan sonra yazın, ondan sonra Haydar Baş ile ilgili haber yapın olur mu?
Yani sen kendinle baş başasın, Allah ile senin randa, mizanı-teraziyi, hesabı-kitabı ve o büyük mahkemeyi, hesap gününü hesaba katarak konuş.
Elini vicdanına koy diyoruz da vicdanı yoksa nereye koyacak?
Adam elini kaldırıyor boşta kalıyor, elini koyacak vicdanı kalmamış, çok yazık.
Para-pul, mal-mülk kaybolsa da bir gün yerine gelir de bilmiyorum bir vicdan tamircisine rastlamadım.
Son haftalarda oğlumuz Ali Haydar’ın hastalığı sebebi ile bir çok hastaneyi bir baştan bir başa defalarca dolaştım “vicdan ana bilim dalı” ya da “vicdanları bakım ve tedavi servisi” ifadelerine rastlamadım.
Bugün neden sözü vicdandan açtık?
AKP iktidarı ile palazlanan, büyüyen, bir çok köşeleri dönen üç gazete ismi söyleyin deseniz ilk iki isim Yeni Şafak ve Zaman olur.
Onlar iktidarın sadık bültenliğini yaptılar iktidar da onlara “yürü ya bültenlerim” dedi ve büyüyüp geliştiler.
El ele, kol kola vererek koca ülkeyi getirip bıraktıkları uçurumun korkunçluğu gözler önünde.
Hangi konuyu tutsanız elinizde kalıyor, koca ülkenin terör önünde diz çökmüş halini dün Diyarbakır’da gördük.
Ekonomiyi, akşam karanlığında Pazar yerlerinde çöpleri ayıklayan vatandaşlardan sorun, eğitimi öğretmenlere sorun, sormaya gerek yok hepimiz yaşıyoruz.
Diyorum ki insan hiç mi vicdan muhasebesi yapmaz, hiç mi geriye dönüp bir bakmaz, hiç mi “biz ne yaptık, ülkeyi nereye getirdik, nelere ne için destek verdik” demez de kendilerini kardeşçe, bir baba şefkati ile işin başından beri uyaran sayın Haydar Baş’a çamur atma yarışına girer?
Ellerini koyacak bir vicdan bulabilirlerse eğer, koysun ellerini vicdanlarına ve desinler ki:
“Sayın hocam, muhterem efendim! Özür diliyoruz, senin kıymetini bilemedik, ilmini irfanını takdir edemedik, dünyanın öte ucundan ilim adamları geldi elini öptü, biz iki satır haber bile yapmadık ama geldiğimiz nokta sizin yerden göğe kadar haklı olduğunuz haykırıyor, acı tecrübelerden sonra ve tam on yıl sonra senin dediklerine geldik, bizi affet”.
Eğer el koyacak bir vicdan bulabilirseniz lütfen elinizi vicdanınıza koyun öyle konuşun, ondan sonra yazın, ondan sonra Haydar Baş ile ilgili haber yapın olur mu?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Utanmaz yüz tükenmez söz zenginiyiz erenler / 24.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































