Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) buyurdu ki; "Ahir zamanda her gelen gün bir öncekinden daha çetin olacaktır".
Kendinize, etrafınıza, ülkemize, İslam coğrafyasına, dünyaya bir bakın. Şimdi geri gelelim. Kendimize, etrafımıza, siyasetimize ve ülkemize bir bakalım.
Anadolu tabiriyle bela yağıyor bela. Hem madde babında hem de mana babında bela yağıyor.
Toplumun haline bakın. Toplumun önüne geçenlerin haline, söylemlerine bakın. Hani kardeştik. Hani kendimiz için istediğimizi kardeşimiz içinde isteyecektik!
Hani her şeyin sahibi Allah'tır (c.c) inancımız? Kader planına ne oldu?
Bu gibi nice soruların cevaplarında yanlış şıkları işaretlediğimiz için her gelen gün bir öncekinden daha kötü oldu ve olacaktır da!
Peygamber Efendimizin (s.a.a.v) haber verdiği, 'Kişi evinden mümin olarak çıkacak, kafir olarak dönecek. Kafir olarak eve girecek, mümin olarak evden çıkacak' günlerinden geçiyoruz.
Nasıl? İmam Ali'nin (a.s) tabiriyle, 'dinsiz dindarlar' ve müsteşriklerin içimize soktuğu misyonerler, 'İslam-Müslüman' kimlikleriyle insanların kalbine hükmediyor. İşte o kalpler zulmü alkışlıyor, yalanı, talanı, yolsuzluğu, arsızlığı alkışlıyor.
İnsanları tekfir ediyorlar, ayrıştırıyorlar. Müslümanları değil kafirleri dost ediniyorlar, kurtuluş kapısı olarak görüyorlar.
Sokaklara bir bakın! Karşılıklı rıza varsa zina sıradanlaştı. Artık taciz, tecavüz, vahşet konuşuluyor.
Evlatlar babalarını, babalar evlatlarını katlediyorlar. Niye yan baktın, diyerek insanlar öldürülüyor.
Faiz her kapıyı çalmış ve maalesef çaldığı her kapıda güle, oynaya açılıp, karşılanmış vaziyette.
Haramlara helal, helallere haram deniliyor. Vahim olan ise Müslümanlar buna ya destek veriyor ya da sessiz kalıyor.
Asıl afet, asıl felaket budur. Emin olun! Bu afetler Müslüman'ın hem dünyasını, hem de ahretini mahveder.
Bu afetlerden korunmamız lazım. Kendimizi, ailemizi, birbirimizi ve de milletimizi korumamız lazım.
Müslüman'ın bana ne, ben karışmam, beni ilgilendirmez, deme hakkı yoktur.
Mehmet Akif Ersoy'un şiirini hatırlar mısınız?
"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! Boğamazsam hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim; Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu..." (Allah rahmet eylesin)
Koyunlar, kendi bacaklarından asılır. Ama insanlar hem nefislerinden, hem birbirlerinden, hem nebatattan, hem hayvanattan kısaca bütün mahlukattan sorumludur, sorulacaktır da!
Tarafsızlık, diye bir kavram yoktur. Herkes taraftır, taraftardır. Hele hele Müslüman'ım diyenler taraf olmak zorundadır. Taraftar olmak zorundadır.
Kimin tarafı olacağını da, kimin taraftarı olacağını da Yüce Allah (c.c) ve Habibi (s.a.a.v) net olarak açıklamıştır.
"Sizin dostunuz yalnız ve yalnız Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namaz kılan, rüku etmiş haldeyken zekat veren müminlerdir." (Maide Suresi 55)
Rükuda zekat veren kimdi? İmam Ali (a.s).
Maddi-manevi bela yağıyor dedik. Efendimiz, bize iki kalkan, savunma sistemi, siper verdi.
Sakaleyn hadisini hatırlıyorsunuz! Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) ne buyurmuştu?
"Ben sizin aranızda iki şey bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz. Biri Allah'ın kitabı Kuran, biri de Ehlibeyt'im-itretimdir.
Ey İnsanlar! Dinleyin! Hiç kuşkusuz, Allah'ın mesajını tebliğ ettim. Sizler (Kevser) havuzun başında yanıma geleceksiniz. Ben, iki emanet hakkında nasıl bir tavır takındığınızı soracağım."
Bu iki emanete sahip çıkmazsak ne olur?
Allah Resulü (s.a.a); "Emanet zayi edildiği vakit Kıyameti bekleyin!" buyurdular?
'Emanet nasıl zayi edilir' diye soruldu.
Efendimiz; "İş, ehil olmayana tevdi edildi mi (verildi mi) Kıyamet'i bekleyin!" buyurdular." (Buhari, İlim 2, Rikâk 35.)
"Ümmetimi öldürecek kavgalardan, helak edecek düşmandan korkmuyorum. Fakat sapık devlet başkanlarının getirecekleri felaketlerden korkuyorum. Zira ona, itaat etmiş olsalar fitneye maruz kalırlar. Karşı gelirlerse onlar, ümmetimi katlederler." (Camiu's-Sağir C.1,hds:467)
"Benden sonra öyle devlet adamları gelecek ki, dininizin ve sizin güzel gördüğünüz şeyleri çirkin, çirkin gördüğünüz şeyleri güzel göreceklerdir.
Yani onlar, kendilerine göre iyilikleri ve kötülükleri tayin edeceklerdir. Kim, bunların isteklerine karşı gelerek onlara uymazsa iki cihanda kurtulmuş olur.
Bunları terk eden selamete ermiş olur. Kim de bunlara (destek verirse, yanında olursa) karışırsa felakete sürüklenir." (Camiu's-Sağir C.1 hds:469)
"Ahir zamanda devlet başkanlarının yanlarında, devletin disiplin işlerini yürütmekle görevli öyle memurlar geleceklerdir ki, Allah'ın gazabı ile kalkar, yine gazabı ile yatarlar. Böyle kimselerle dost olmaktan kaçınınız." (Camiu's-Sağir C.1 hds:463)
"Benim ümmetimi zalimden korkar gördüğü zaman ona, "sen de zalimsin" demelisin. Onlar artık dirileri yanından ayrılmış, çöllerin ortasında kalmış manevi olan bir ölü gibidirler." (Camiu's-Sağir C.1hds:429)
(Zalim devlet adamlarını) "Onları inkâr edip, onlarla mücadele eden kurtulur. Onlardan uzaklaşan selâmet bulur veya selâmete yaklaşır. Dünyalıklarında onların arasına katılıp, onlarla düşüp kalkanlar da onlardandır." (Camiu's-Sağir C.1 hds:452).
Rabbim, bizleri maddi-manevi muhafaza eylesin.
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026

























































