Şimdiye kadar emekliler, bazen düşe-kalka, bazen kör-topal ve bazen de yeni yeni yürümeye çalışan bebekler gibi emekleyerek hayatlarının son dönemlerini sürdürmeye çalışıyorlardı.
En son düzenleme ile ilan edilen açlık sınırının bile çok çok altında bir rakama mahkûm edilmeleri ile artık emekliler, o eski günlerdeki emekleme kabiliyetlerini dahi kaybettiler.
Mevcut siyasi iktidarın, koltuğa oturduğu günden beri, oluşturduğu imtiyazlı bir kesimi yamacına aldıktan sonra, dört bir yana rastgele salladığı ekonomi tırpanının en çok isabet ettiği, en çok yaralanan ve tepeden tırnağa yara bere içinde kalan toplum kesimi hiç abartısız emekliler kesimi olmuştur.
Ülkenin toplam gelirinin yüzde onu ile yaşam mücadelesi veren nüfusun yüzde doksanlık kesimin tamamı elbette ki, uygulanmakta olan bu talan ve yalan ekonomisinin mağdurlarıdırlar ama her dönemde bu mağdurların başını nedense emekliler çekmiştir.
Mevcut iktidar, yandaş müteahhitlere daima altın yumurtlayan tavuklar oluşturmak için, mesela bir milyar dolara yaptırdığı köprüye yirmi milyar dolar ödemeyi taahhüt etmiş, hem de döviz üzerinden ödemeler tıkır tıkır devam ediyor ve bu kocaman yük emeklilerin zayıf, yıpranmış sırtlarına vuruluyor.
Yine aynı mantıkla yaptırılan kuş uçmaz kervan geçmez ve sadece ineklerin otladığı havaalanları için, ödenmeye devam edilen devasa bütçeler gelip emeklileri buluyor, gelip emeklileri vuruyor.
Döviz üzerinden taahhüt ettiğiniz ve uzun yıllara yaydığınız bu para ile aynı köprüden yirmi tane daha yaptırılabilir diyorsunuz, bu apaçık bir soygun değil mi diye soruyorsunuz, hemen yıkama-yağlama ekibi devreye giriyor, siz köprüler yapılmasına karşı mısınız şeklinde anlamsız bir soru ile talanın üstünü örtüyor.
Memleket için, millet için ve gelecek kuşaklar için taş üstüne taş koyana canı gönülden duacıyız ama bir taş koyup yüz taş parası alınmasına, bir taş koydurup yüz taş parası ödenmesine karşıyız, yani nitelikli soyguna karşıyız.
Milletin cebinden beş kuruş çıkmayacak denilerek yaptırılan ve bırak milleti, gelecek yedi sülalesini, yedi kuşak torunlarını borçlandıran bu taahhütler yüzünden hayatın çekilmez, yaşanmaz duruma gelmiş olması bir yana, ancak bir fitre miktarı zam yaptığınız emeklilerden bile yardım istemeye başladınız.
Devlet katındaki akıl almaz, akla mantığa sığmaz savurganlıkları, bol keseden harcamaları gizlemek için, gelinen bu ekonomik uçurumu hâlâ dış güçlere ve bilmem nerede sürmekte olan savaşlara bağlayan yıkama-yağlama uzmanları, yandaş kalemler ve yorumcular, baltayı taşa vurmaktan ve çoğu zaman gülünç durumlara düşmekten kurtulamıyorlar.
Yanlışları savunmak ve gerçekleri gizlemek, dünyanın en zor işi olsa gerek.
- Bayramın altını yaman oymuşlar / 27.05.2026
- Âşık Ruhani ‘BAŞIM’ demiş yıllar evvel / 25.05.2026
- Bir eli yağda bir eli balda gözü de gelecek malda / 24.05.2026
- “Bayram olmuş seyran olmuş bana ne” / 22.05.2026
- Sen yorulma diye… / 21.05.2026
- “Dur bakalım ne olacak” devri bitti / 20.05.2026
- Sen göremedin / 19.05.2026
- Ekmek kalmadı dedikodu verelim! / 18.05.2026
- Unutturamadıklarımızdan mısınız? / 15.05.2026

























































