logo
18 AĞUSTOS 2026

Erdoğan sonrasını şimdiden düşünmek

18.08.2026 00:00:00
 
AKP, kurulmasının ardından 25 yaşını doldurdu ve girdiği ilk seçimden itibaren tek başına iktidar olarak Recep Tayyip Erdoğan, son çeyrek asırda bizlerin hayatları hakkında en çok söz sahibi olan figür olarak karşımızda duruyor. Erdoğan'a Atatürk'ten sonra Cumhuriyet tarihinin en etkili figürü demek yanlış olmayacaktır, hatta şu an yaşadığımız Cumhuriyetin "Atatürk Cumhuriyeti" yerine "Erdoğan Cumhuriyeti" olarak tanımlanması bile yanlış olmaz.
 
Türkiye'de ve dünyada mesleğe başlamanın üniversite mezuniyeti sonrasına denk gelmesi ve mezuniyetten sonra da ilk birkaç senenin iş dünyasına, sosyal yaşama ve topluma adaptasyonla geçtiğini düşündüğümüzde bir gencin, yetişkinliğe erişim yaşı ortalama 25'tir. Bu da aslında kabaca, bir ülkede bir neslin değişiminin ortalama 25 yıla tekabül ettiği sonucunu ortaya çıkarıyor ki Türkiye olarak geçtiğimiz 25 yıl, AKP iktidarı altında geçtiği için Erdoğan elinde değişen bir nesilden söz etmek mümkün.
 
Durum bununla da kalacağa benzemiyor. Tahminen 2027 yılında gerçekleşecek bir erken seçim ihtimali çok daha yüksek sesle ifade ediliyor ve seçimin erken olmasının bir manası da Anayasa gereği Erdoğan'ın tekrar ve son kez aday olabilmesinin yolunun Meclis'in erken seçim kararıyla açılacak olması. Böylelikle en kötü ihtimalle 2032'ye kadar daha Erdoğan yıllarını yaşamaya devam edeceğiz. Peki bundan sonra ne olacak?
 
Tarihte örnekleri sayısızdır, bir adam etrafında yoğunlaşan iktidarlar ya yerine bir veliaht üretirler ve onun etrafında aynı güç yoğunluğunda yaşamlarını devam ettirirler ya da güç, doğası gereği yerinde sabit kalmayacağından başkaca bir yönde akmaya devam edip geçmişin mirasını tek kalemde tarihe karıştırır. Bu çıkmazın bilinen bir çözümü henüz icat edilmedi, ama maalesef ki değil de belki neyse ki. En güçlü liderler altında kurulan iktidarlar ve devletler bile tarihe karışıp kaybolup gittiler. Ancak bekleyecek 600 yılımız yok, aynı şekilde Erdoğan'ın da kendi arkasına iktidarını devam ettirecek bir veliahtı ve bir nesli olmadığı gibi.
 
Erdoğan iktidarı altında değişen bir nesil söz konusu, ancak bu neslin "Erdoğan nesli" olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nesil her ne kadar Erdoğan iktidarının gölgesinde yetişse bile Erdoğan'ın değerlerini benimseyen bir nesil değildir. Bunun sebebini kötü yönetime bağlamak ise kolaya kaçmak olur. Aslında kendi neslini yetiştirebilmek için her türlü imkana sahip olan bir insanın, böyle bir işi başarmanın gerekliliğine de vakıf olmasına ve gerekli süreye de fazlasıyla sahip olmasına rağmen bunu başaramamasının sebebi, bir anlamda kendi inşa ettiği güç aritmetiğinin buna müsaade etmemesidir. 
 
Zira, Erdoğan çevresinde oluşan oligarkvari oluşumlar, bütün gücü, serveti, makamları ve imkanları kendi etrafında topladıkça gerçekle bağlantılarını tamamen kaybettiler. Özellikle 15 Temmuz sonrası oluşan güç boşluğunu doldurmak için duyulan kadro ihtiyacı o kadar arttı ki liyakat yerini sadakate bıraktı ve liyakatsizlik bu kadroların ve bu süreçteki kadrolaşmanın parolasına dönüştü. 
 
Ganimetin paylaşılmasında kendini kontrol edemeyen bir çevre, gücün nasıl elde edileceğini ve nasıl tutulacağını bilen bir nesil yerine, mevcut gücün sağladığı imkanların içerisinde şımarık bir nesil var etti. İktidarı kendi tırnaklarıyla kazıyanların çocukları, başka türlüsünü görmedikleri için babalarından gördüklerini taklit etmenin ötesine geçemez oldular.
 
Bunun en net yansımalarını ise yeni bir siyasi dil inşa etmekten aciz olup da sürekli başörtüsüne ve bunun doğurduğu mağduriyetlere dönen, bir üniversite mezuniyetinde birileri laf edene kadar sahnede dakikalarca ayet elinde kamera açıkken poz veren, düşmansız kalmanın getirdiği bir yoklukla takılı bir plak gibi aynı hikayeleri anlatmaya devam eden yeni bir neslin fertlerinde seyretme şansını elde ediyoruz. Bu sebeple Erdoğan sonrası siyaseti düşünürken, bir anlamda oluşacak yeni dili de düşünmek gerekiyor.
 
Erdoğan'ın iktidara yürüyüşü, kendisinden önceki rejimin doğurduğu mağduriyetleri ustaca bir siyaset anlatısına çevirmesiyle gerçekleşmişti. Süreç içerisinde ise geçmişe takılı kalmadan, başkalarının kurallarına göre değil de kendi koyduğu kurallarla oyunu oynamanın pragmatik başarısıyla çeyrek asrı deviren mutlak bir siyasi hakimiyet kurdu. Ancak kendi başarısının kurbanı olmak çelişkisi de bir anlamda kapısına dayanmış gözüküyor. Çünkü kendi karizması etrafında toplanan iktidar, kendisinden sonrası için yeni bir dil, yeni bir siyaset ve yeni bir nesil üretmeyi başaramamışa benziyor. 
 
Geleceğin güç aritmetiği ve sonucunda kimin iktidar olacağı sorunu, Erdoğan iktidarının oluşturduğu problemlerin doğurduğu mağduriyetler, yapılan hataların doğurduğu krizler ve bu krizlerin bıraktığı hasarlar üzerinden yeni bir dili kimlerin inşa edebileceğine göre şekillenecektir. 
 
O yüzden günümüz siyasetçileri için Erdoğan'ı nasıl yeneriz sorusu, belki de yanlış sorudur. Doğru soru ise, Erdoğan'dan sonra ne yapmalıyız sorusudur ve bu sorunun cevabını şimdiden aramaya başlamak gerekir.
 
Mehmet Emin Özdemir / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.