logo
09 NİSAN 2026

'Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tekrar aday olmasını tartışmaya açacak mısınız'" sorusuna "Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız. Onu hukukçular açacak. Biz tartışmaya açsak ne olacak' YSK Erdoğan'ın emrinde, ne dersek diyelim Erdoğan'ın ettiği telefona göre onlar karar verecek. Yargının iradesinin sarayın ipoteği altında olduğunu biliyoruz. Orada görev yapan, saraydan talimat alıp karar veren hakimlere hakim demiyoruz. Onlara seçilmiş hakimler, seyyar hakimler ve seyyar mahkemeler." yanıtını verdi

 

29.12.2022 17:54:00
'Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız'
'Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayının altılı masada belirleneceğini belirterek, "Altı liderden biri aday olursa, karar verilirse o olur. Altı liderden birisi olursa ne olur, zaten masadaki görüşleri, tartışmaları bilen birisi olur. Belki artısı da olabilir o çerçeveden baktığınızda." dedi.

''Kılıçdaroğlu, CHP muhabirleriyle parti genel merkezindeki yıl sonu değerlendirme toplantısında bir araya geldi.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığına yönelik üç dönem tartışması var. Altılı masanın sizi aday göstermesi durumunda Erdoğan'ı mı yoksa başka birini mi karşınızda görmek istersiniz'" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Altılı masada bu konu hiç görüşülmedi. Görüşülmeyen bir konu hakkında benim görüş bildirmem doğru değil. Onların iradelerine saygı duymamış olurum." yanıtını verdi.

"Başörtüsüyle ilgili teklife ilişkin partinin tutumu netleşti mi' Altılı masanın gündemi olacak mı'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, bunu aralarında konuşarak ona göre yol haritası belirleyeceklerini bildirdi.

"Rusya'nın Suriye Devlet Başkanı Esad'a Türkiye'deki seçimler öncesinde Erdoğan ile görüşme baskısı yaptığı yorumları var. Siz seçim sürecine müdahale boyutunu ve Rusya'nın tutumunu nasıl yorumlarsınız'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Başka bir ülkenin Erdoğan lehine veya bir başkası lehine iç işlerimize müdahale etmesini asla doğru bulmayız. Türkiye kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır. Böyle bir beklenti içinde saray olabilir ama biz asla bunu kabul etmeyiz ve doğru bulmayız. Bir ülkenin kendi saygınlığını korumasının temel yollarından birisi de komşusu olduğu veya olmadığı diğer ülkenin iç işlerine karışmamasıdır, kendisine yandaş yaratmamasıdır. Türkiye bütün ülkelerle dostluk içinde ilişkilerini sürdürebilir. Biz her türlü olasılığa karşılık önlemimizi alıyoruz."

Bir soru üzerine Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) güvenmediklerini, YSK Başkanının yaptığı açıklamanın da sıradan bir açıklama olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bunlar ne yapıyorlardı' Aynı zarfın içine konulan dört pusuladan birisini geçersiz sayıyor. Mucizeye bakın, iradeye bakın, üçü geçerli biri geçersiz olacak. Kargaların güldüğü bir karar verdiler. Bunlar da koca koca hakimler. Bunların hiçbirine hakim denmez, bir kişi hariç, bir namuslu kişi vardı ve o muhalefet şerhini yazdı. Ona saygı duyuyoruz. Onun dışında iradelerini pazarlamış durumdalar. Yükselmek için de iradelerini saraya pazarlayanlar var. Biz onun farkındayız." şeklinde konuştu.

Seçim güvenliği konusunda her sandık için önlem aldıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, bütün il ve ilçe başkanlarından seçim sandıklarında görevlendirilen kişilerin adını, soyadını ve telefonunu istediklerini söyledi. Gönüllü bir grubun her seçim sandığında görevli olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, seçim sandığında görevli kişinin arandığını ve hangi sandıkta görevli olduğunun sorularak teyit edildiğini kaydetti. Sandık görevlilerine hangi konularda dikkatli olmaları gerektiğini söylediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Var olan süreçte devleti yönetenlere güvenmediğimiz için kendi güvenliğimizi kendimiz sağlıyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, sürece büyük kentlerde barolar ve gönüllü avukatların katılacağını, bir sorun çıktığında avukatların aranarak soruna müdahil olacağını kaydetti.

Başörtüsü teklifine ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Her partinin kendi görüşü vardır, saygı duyarız. Biz bu konuda güzel bir çalışma yapıyoruz. Önümüzdeki süreçte net olarak kamuoyuna yansıyacak." diye konuştu.

- "Tarihin bize yüklediği sorumluluk var"

"Seçim sürecinin sert geçeceği uyarılarında bulundunuz. İBB'ye yapılan suçlamaları ilk adım olarak görebiliriz, iktidarın gücünü kullanarak bu tip hamlelerini artırmasını bekliyor musunuz'" sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, "Erdoğan germeye çalışacak süreci, biz bunun farkındayız. Her türlü hukuksuzluğu yapacak. Bunun da farkındayız. Ama biz asla ve asla demokratik kuralların dışına çıkmayacağız. Tarihin bize yüklediği sorumluluk var. Sükunetle, kararlılıkla, azimle, hukuk içinde her türlü mücadeleyi yapacağız." dedi.

"HDP'nin kapatılması davası bekliyor. Seçim takvimi kesinleştikten sonra kapatma ihtimalinden söz ediliyor. Buna yönelik bir çalışmanız var mı'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin kapatılmasını doğru bulmadığını belirtti.

Siyasi partilerin kapatılmasının ülkeye hiçbir yarar getirmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"HDP'yi kendilerine destek olması için ikna etmeye çalışıyorlar, 'Cumhur İttifakı'nın içinde yer alın' diye. HDP buna yanaşmadığı için acaba bir formül bulup kapatabilir miyiz, diyorlar. Kapatılması bir demokrasi ayıbıdır, insan hakları, siyaset ayıbıdır. 6 milyon insanın oy verdiği bir siyasi parti, dolayısıyla herkesin saygı duyması lazım. Görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız o ayrı bir şey. Görüşlerini beğenmeyebilirsiniz, özgürce eleştirebilirsiniz ama beğenmediğim parti bana oy vermediği için ben bunu kapatacağım dediğiniz andan itibaren Türkiye, zaten olmayan demokrasi kırıntılarını da tamamen yok etmiş olacak. Kimin aracılığıyla yapıyor bunu' Siyasallaşmış yargı aracılığıyla bunlar yapılıyor maalesef."

"İktidara gelmeniz durumunda dış politika alanında atacağınız somut adımlar neler olacak'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, dış politikada neler yapılacağını hükümet programında açıklayacaklarını bildirdi.

- "Cumhurbaşkanı adayını var olan hukuk sistemi içerisinde belirlemek zorundayız"

Cumhurbaşkanı adayının açıklanmaması nedeniyle altılı masa hakkında toplumda negatif bir algı oluştuğu değerlendirmelerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Gelen tepkilerin tümünü saygıyla karşılamak zorundayız. Siyasetçi olarak görevimiz saygı duymaktır. Niçin böyle bir tepki verdin diye özel bir eleştiri getirme hakkımız yok. Cumhurbaşkanı adaylığı üzerine odaklanmak son derece yanlış, asıl odaklanmamız gereken sistemdir. Bu sistemin değişmesi lazım. Sistemi değiştirecek irade altılı masa. Cumhurbaşkanı adayını da doğal olarak var olan hukuk sistemi içerisinde belirlemek zorundayız. Onun da nasıl biri olması gerektiğini de kamuoyuyla paylaştık.

Altı liderden biri aday olursa, karar verilirse o olur. Tamamen altı liderin ortak kararına bağlı. Bu konu masada da hiç görüşülmedi. Dolayısıyla görüşülmeyen bir konu hakkında düşüncemi ifade etmem doğru değil. Altı liderden birisi olursa ne olur' Zaten masadaki görüşleri, tartışmaları bilen birisi olur. Belki artısı da olabilir o çerçeveden baktığınızda."

"Altılı masadaki liderlerden biri cumhurbaşkanı adayı olursa partisinin genel başkanlığından istifa edecek mi'" sorusuna Kılıçdaroğlu, "O konu da hiç görüşülmedi. Görüşüldüğü zaman parlamenter sisteme geçişin yol haritasında belirleyeceğiz nasıl olmalıdır diye. O çerçevede o da aydınlığa kavuşmuş olacak." dedi.

"Kamuoyunda oluşan 'İmamoğlu hem iktidarın hem muhalefetin rakibidir' görüşüyle ilgili değerlendirmeniz nedir'" sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Sayın İmamoğlu görevinin başında. İktidarın İmamoğlu'na karşı hıncı var İstanbul'u kaybettiği için. Normal hukukun çalışmadığı bir ortamdayız, her türlü iftiranın atıldığı bir ortamdayız. Hukuk sisteminin ayaklar altına alındığı, bir kişiyi nasıl başarısız kılabiliriz arayışına girildiği... Bir iktidar, bir ittifak tümüyle odaklanmış, İstanbul'u nasıl ele geçirebiliriz arayışı içindeler. Tam yüz karası bir olay. O kadar yalanlar iftiralar var ki."

- "Devlette liyakat sistemi uygulayacağımıza söz verdik"

"Altılı masadan bir aday çıktığında 'devletin kritik noktalarındaki bürokraside bulunacak kişiler şu olacak' diye mi çıkacaksınız' Bunun takvimi ne zaman belli olacak'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, nereye gitseler altılı masa adayının kendilerine de sorulduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, kendi düşüncesinin ise sistemi tartışmak olduğunu dile getirdi.

Son üç yıldır daha iddialı konuştuğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Evet doğru. Çünkü iyi bir altyapı çalışması oluşturduk, hem siyaset dünyasında hem akademik dünyada neyi nasıl çözeceğimiz konusunda. Sadece eleştiri kültürü üzerinden değil sorunların nasıl çözüleceği konusunda da elimizden gelen her türlü çabayı dillendirmeye çalıştık." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bürokraside atamalara ilişkin soru üzerine de Kılıçdaroğlu, parlamenter sisteme geçişin yol haritasında bunların konuşulacağını söyledi. Bu konuyla ilgili çalışma yapıldığını, biraz daha olgunlaşmasını beklediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Ben istediğim kişiyi istediğim yere tayin ederim anlayışından tamamen uzak, devlette liyakat sistemi uygulayacağımıza söz verdik. Bütün liderler söz verdiler." ifadesini kullandı.

- "Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız"

Seçimin erkene çekilmesi konusundaki soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Seçimin erkene çekilmesine dedik ki, 6 Nisan'a kadar yapıyorsanız adı erken seçim olur. 6 Nisan'dan sonra yapıyorsanız artık zaten hazirana ne kaldı' Erken seçim olmaz. O zaman sizin elinizde, istiyorsanız Meclisi feshedersiniz seçimi yaparsınız." dedi.

"Saraçhane sürecinden sonra İYİ Parti ile CHP arasında karşılıklı söz düelloları yaşandı. Meral Hanım ile aynı masadayken biraz suratlar asıktı. Kırgınlık var mı'" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Saraçhane sürecinde yurt dışındaydım, sosyal medyada eleştirenler oldu. Olur tabii, Türkiye'de herkes bağımsız düşüncesini ifade eder. Buna saygı göstermek lazım. Suratlarımız asık değil aslında. Biraz ciddi durmuşuz. Son derece güzel, keyifli sohbetimiz oldu. Sohbet sadece Türkiye bağlamında değil pek çok alanda görüş alışverişinde bulunduk." diye konuştu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tekrar aday olmasını tartışmaya açacak mısınız'" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın adaylığını tartışmaya açmayacağız. Onu hukukçular açacak. Biz tartışmaya açsak ne olacak' YSK Erdoğan'ın emrinde, ne dersek diyelim Erdoğan'ın ettiği telefona göre onlar karar verecek. Yargının iradesinin sarayın ipoteği altında olduğunu biliyoruz. Orada görev yapan, saraydan talimat alıp karar veren hakimlere hakim demiyoruz. Onlara seçilmiş hakimler, seyyar hakimler ve seyyar mahkemeler." yanıtını verdi.

"Bir önceki Cumhurbaşkanı adayınız Muharrem İnce'nin 'Ben 50 gün kala açıklandım. Seçimi kaybetmemin en büyük sebebi bu olabilir.' eleştirisi vardı. Altılı masada aday açıklamada geç kalıyoruz diye bir endişe var mı'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "O dönemle bu dönemi karşılaştırmak doğru değil. O dönem çok farklı bir dönem, bu dönem çok farklı bir dönem. Burada altı lider bir aradayız. Altı lider Türkiye'nin geleceği konusunda endişeleri gidermek, topluma umut vermek için çalışıyoruz." diye konuştu.

- "İki belediye başkanımız görevlerinin başında"

CHP'de 40 il başkanının milletvekili aday adaylığı için istifasını sunduğunun hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Merkez Yönetim Kurulu'nun buralara süratle atamaları yapacağını söyledi.

Adaylık tartışmasında sizinle birlikte ismi en çok geçen iki belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş. Cumhurbaşkanı adaylığı formülünde Ekrem ve Mansur Bey var mı yok mu'" sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, "İki belediye başkanımız görevlerinin başında ve çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı adayını belirleyecek olan da altılı masa. Dilimizde tüy bitti. Altı lider bir arada cumhurbaşkanı adayını belirleyeceğiz. Kim olacak, oturacağız, konuşacağız, tartışacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Erdoğan'ı Nobel barış ödülüne aday göstereceğini açıkladı, destekler misiniz'" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Bence çok iyi olur. Meclis Başkanı'nın bağımsız iradesi var mı' Yok. Erdoğan demiştir. 'Ya sen şöyle bir konuşma yap da, belki birileri duyar' diye. Parlamentoda görev yapan Meclis Başkanı iradesini saraya ipotek etmiştir. Meclisin itibarı yerlerde sürünüyorsa bunun sorumlularından birisi de Meclis Başkanı'dır." dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Yeni yılı nasıl karşılayacaksınız'" sorusu üzerine, yılbaşını büyük olasılıkla evde geçireceğini söyledi.

 

İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor

92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 18'inci duruşmasında sanıkların savunmaları alınıyor

08.04.2026 13:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:24:54
AA
İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor
İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, CHP'nin bilgi işlem sorumlusu tutuklu sanık Orhan Gazi Erdoğan savunma yaptı.

Sanık Erdoğan, görevinin partinin dijital altyapısını geliştirmek ve kullanıcıların hizmetine sunmak olduğunu belirterek, "YSK'nin siyasi portalına ulaşma yetkim vardır. Görevlerimden biri partinin talep ettiği listeleri indirip partinin sistemine aktarmak ve kullanımına açmaktır. Her partide vardır bu sistem ve hepsi kullanır." dedi.

Hangi okulda hangi sandığın kurulacağı, kesinleşmiş seçim sonuçları ve karşılaştırmalara ilişkin değerlendirmeleri il ve ilçe başkanlıklarına ilettiklerini aktaran Erdoğan, savcılık sorgusunda da kimsenin kişisel verisini ve sandık verilerini göndermediğini söylediğini anlattı.

Olmayan bir veriyi gönderdiği iddiasıyla 6 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Erdoğan, "İBB Hanem" ile herhangi bir belgede ya da birinin ifadesinde adının geçmediğini, hiç var olmamış bir uygulamada, hiç var olmamış bir listeyi gönderdiği iddiasıyla yargılandığını savundu.

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olan sanık Naim Erol Özgüner'in ifadesi var. Özgüner ifadesinde, '2013 yılında CHP Genel Merkezinde çalışan Orhan Gazi Erdoğan'dan son seçim verisini talep ettim. Bana verdi, verileri.' ifadesinde ne demek istiyor'" sorusu üzerine Erdoğan, "Neden böyle dediğine dair bir bilgim yok. Bizde sandık bilgisi yok. Seçmenin adı soyadı ve adresi vardı." ifadelerini kullandı.

Başkan Aylan, "Bu verileri diğer belediyelerle de paylaşır mısınız'" sorusuna sanık Erdoğan, "Örneğin, aday adayı mahallede çalışma yapacak. Seçim sonuçlarını görmek istiyor. Kaynak olarak paylaşıyoruz. Siyasi partiyiz. Dosya kapsamında verilen bir veri değil." dedi.

Sanık Ulaş Yılmaz'ın savunması

İBB Sosyal Medya Danışmanı tutuklu sanık Ulaş Yılmaz da hakkındaki suçlamaları reddederek, "Ben burada olmayı hak etmiyorum. 6 aydır ailemden, işimden uzak kalmam haksızlıktır. Suçlu olduğumu gösterecek tek bir delil yoktur. Ciddi bir hatanın veya kastın mağduruyum. Ben herhangi bir veriyi hukuksuz şekilde elde etmedim, yaymadım. Hiçbir örgüte üye değilim. Çıkar amaçlı hiçbir faaliyette bulunmadım. Çalıştığım kurumun legal işleri dışında kimseden emir almadım." beyanında bulundu.

Kendisiyle ilgili hiçbir delilin iddianamede yer almadığını belirten sanık Yılmaz, Kadıköy Belediyesinde işe başladığını, iletişimci olduğunu ve yazılımcı olmadığını söyledi.

"İstanbul Senin" uygulamasında çalışmadığını dile getiren Yılmaz, "İstanbul Hanem'i burada öğrendim. İddianamede, 'İstanbul Senin' uygulamasıyla elde ettiğim verileri, örgüt yöneticilerine gönderdiğim yazıyor. Hiçbir yere erişimim yok. En yetkili kişiye nasıl veri gönderebilirim. Dosyada benim uygulamaya erişimim olduğunun delili yok." şeklinde savunma yaptı.

Duruşmaya ara verildi. 

Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı

Samsun'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda Irak ve Suriye uyruklu 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

08.04.2026 11:07:00
İhlas Haber Ajansı
Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı
Samsun'da yabancı uyruklu 2 DEAŞ şüphelisi gözaltına alındı
Samsun'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda Irak ve Suriye uyruklu 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekiplerince, terör örgütlerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve yapılanmalarının engellenmesine yönelik çalışma yapıldı. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucunda harekete geçen ekipler, belirlenen adreslere eş zamanlı baskın yaptı.



Operasyonda, Irak uyruklu S.M.S.E.H. (39) İlkadım ilçesi Kadıköy Mahallesi'nde, Suriye uyruklu M.M.Z. (25) ise Kazımkarabekir Mahallesi'nde yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin, geçmiş dönemde Irak ve Suriye'de örgütle bağlantılı faaliyetlerde bulundukları ve Türkiye'de de bu faaliyetleri sürdürdükleri ileri sürüldü. Jandarmadaki sorgulamaları tamamlanan 2 şüpheli, işlemlerinin ardından Samsun Adliyesine sevk edildi.

Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Osmaniye'de etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu selde sürüklenen araçta hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

08.04.2026 01:32:00 / Güncelleme: 08.04.2026 06:36:16
AA
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta ilçe merkezinden geçen Bülbül Deresi'nin taşması sonucu sel sularına kapılan otomobilde hayatını kaybeden 2 kişinin cenazeleri, bulundukları yerden ekiplerin çalışmasıyla çıkarıldı.

Sudan çıkartılan araçta hayatını kaybedenlerin Hüseyin Kul ile Fatih Anbarcıoğlu (69) olduğu tespit edildi.

Cenazeler, yapılan incelemenin ardından Kadirli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.



Öte yandan, ekiplerin taşkından etkilenen alanlarda su tahliye işlemleri ve temizlik çalışmaları devam ediyor.

Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu bazı araçlar akıntıya kapılmış, bazıları da sular altında kalmıştı. Selde sürüklenen bir araçtaki 2 kişi hayatını kaybetmişti. 

Temelde çarpışan inançlardır

Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

08.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Temelde çarpışan inançlardır
Temelde çarpışan inançlardır
Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

"Kabul etsek de etmesek de kavgaların temelinde yatan asıl ölçü inançtır, dindir. Bunu siz yok edemezsiniz. Sen yok edersen silinen sen olursun.

Şu anda dikkat ederseniz ille de Avrupa Birliği'nde olmak isteyen bizlerden bir takım tavizler istiyorlar.



Ama kendilerinden hiçbir şey vermiyorlar. "Benim gibi olursan, benimle beraber varsın" diyor. "Seni, olduğun gibi kabul ediyorum" demiyor. O halde, açık ve net konuşuyorum, böyle bir birliktelik bize lazım değildir.

Saraybosna



Hatırlarsanız son Bosna savaşında NATO gücü geldi, bu bölgeye asker koydu. Srebrenica'ya asker koydu. Srebrenica'daki askerler Hollandalıydı. Sırplar geldiler ve dediler ki; "Biz burada birtakım icraatlar da bulunacağız. Siz de ses çıkartmayacaksınız."

Bunu NATO'ya söyledi. 8 bin insanı diri diri toprağa gömdüler. Adamların sesi çıkmadı. Bunlar müseccel olaylar. Parçası, bu kadar büyük bir zulmü bu derece himaye eden, koruyan topluluğun acaba bütünü ondan farklı mıdır? Değildir. O halde burada mücadele eden akaitlerdir, inançlardır.

Kıbrıs

Her zaman ifade etmeye çalışıyorum. l974'te Kıbrıs çıkarmamızda, orada Türklerin zulme uğradığını bilmeyen Batılı hiçbir devlet yoktu. Hepsi, "zulmediliyor, yanlış işler yapılıyor, Rumların yaptıkları insanlığa sığmaz" diyordu.

Bunu diyenlerin başında Amerikalılar da, Batının tamamı da vardı. Bu nereye kadar devam etti. Türk askeri, Kıbrıs'a çıkana kadar. Bu çıkarma olduktan sonra neticesi o kadar enteresan oldu ki hepsi birden bize sırtını çevirdi. Niye? Kıbrıs'a asker çıkardığımız için. Peki, sen, "Rumlar yanlış yapıyor" demiyor muydun? Diyordun.

Şimdi şu çelişkiye bakın. Bir yandan; Rum yanlış yapıyor, masum, savunmasız kadınları, çocukları katlediyor diyorsun ve bütün bunlara mani olmuyorsun, bir yandan da benim yaptığım insani hareketin yanında bulunmuyorsun.

Neden?



Çünkü Yunan, Rumlar, Batının şımarık çocuğu olduğundan, mutlaka onun yanında olacaktır. Sen, yüzde bin değil, yüzde elli bin de haklı olsan senin yanında olmayacaktır.

Şimdi sanki o insanlar gitmiş, yerine çok farklı insanlar gelmiş havası estiriliyor. Nasıl bizim aydınımız, bizim siyasimiz bunu düşünebilir, böyle bir gafletin içinde nasıl bulunabilir?

Şunu asla unutmayalım

Şunu asla unutmayalım. Eğer bir milletin idarecileri, bürokratları, aydınları, yaptıkları hareketlerin mahiyetini bilmezse, o millet yok olmaya mahkumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyenler, bir yandan da yaptıklarının hak dava olduğunu dünyaya ilan ediyorlar. Şimdi sen gel de; "Toplumlardaki hakim güç akaitler, itikatlar değildir" de.

Bu, kendi nefsini kandırmaktan başka bir şey olmaz. Toplumlar, kendi akaitlerini, inançlarını devam ettirebilmek için, siyasi, iktisadi, hukuki ve de fiili savaşlarda o inançların etrafında olurlar. Hiç kimse bunun aksini savunmaya kalkışmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı

İstanbul'da Kuzey Marmara Otoyolu'ndaki kazada şehit olan polis memuru Seçkin Yalçın, memleketi Elazığ'da düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı

07.04.2026 14:06:00
İhlas Haber Ajansı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Elazığ şehidini son yolculuğuna uğurladı
Şehit polis memuru Seçkin Yalçın'ın naaşı İstanbul'da düzenlenen törenin ardından dün memleketi Elazığ'a getirildi. Elazığ Havalimanı'nda düzenlenen karşılamanın ardından şehidin naaşı İmam-Azam Camisi'ne götürüldü. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından meslektaşları tarafından omuzlara alınan şehidin naaşı, cenaze aracına konuldu. Geçidin ardından Keban ilçesine bağlı Akçatepe köyüne götürülen Yalçın, göz yaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.

Törene, Vali Numan Hatipoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Cumhuriyet Başsavcısı Aşkın Yeğin, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alpaslan Doğan, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, şehidin yakınları, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

Üsküdar Belediyesi'ne operasyon

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı

07.04.2026 10:47:00
AA
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediye binası içerisinde, belediye iştiraki olan Kent AŞ Genel Müdürü N.A'ya, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatının verildiği birimler olan İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsisinin yapıldığı ve N.A'nın oda isimliğinde de "başkan yardımcısı" ünvanını kullandığı belirlendi.

Şüpheli N.A'nın çok sayıda resmi organizasyonda ve programda "belediye başkan yardımcısı" olarak sunulduğu, gerçekte sunulmayan bir hizmetin karşılığında görev ve yetkisi bulunmayan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent AŞ'nin paravan olarak kullanılmak suretiyle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden yasa dışı gelir elde edildiği ve yapı ruhsatı için sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu, buna rağmen müteahhitler ile Kent AŞ arasında yapı ruhsatı verilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiği tespit edildi.

Yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkileri olmamasına karşın Kent AŞ görevlilerinin, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlilerini denetlediği, Müdürlüğün yapı ruhsatı başvurularında hangi başvuruların ilerletileceği, hangi başvuruların askıya alınacağı yönündeki talimatlarını öğrenebilmeleri için kriptolu-kapalı devre iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yapılarak excel tablosu oluşturulduğu ve renklendirme metoduna göre de yapı ruhsatını verecek yetkili birim olan Müdürlükçe kendilerine başvuru yapan müteahhitin ilgili ada parseli karşısında mail içeriğindeki ilgili satırın renklendirilmesine göre işlemlerin ilerletildiği ya da işlem tesis edilmediği öğrenildi.

Kent AŞ ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu, her satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı ve renklendirme metoduna göre kodlanan iletişim ağı doğrultusunda ada parsellerin bulunduğu tespit edilen dosyalarda, "mavi" renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği, "kırmızı" renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "yeşil" renkte henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "turuncu" renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında, mimari projeye göre değil, talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiği, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına karşın iskan ruhsatı için müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildiği, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de katıldığı tespit edildi.

Belediyede görevli mühendislerin iskan ruhsatı süreci işletilen inşaatların denetimlerini yaptıkları, bu denetimler sonucunda mevzuata aykırılıkları tespit ettikleri, bu tespitlere dair dijital verilerin yapı kontrol müdürlüğündeki görevli müdür ve teknik ekibi tarafından N.A'ya değerlendirme yapması noktasında toplantılarda sunulduğu, bu değerlendirmenin belediye binası içerisindeki N.A'ya tahsis edilen odada toplantı yapılması suretiyle gerçekleştirildiği ve bu toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı Deveci'nin de katıldığı bilgisine ulaşıldı.

Yapı Kontrol Müdürlüğündeki görevliler tarafından, toplantılarda her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre ve yine inşaatın yapıldığı yerin metrekare cinsinden değeri nazara alınarak iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği, yine bu toplantıda müteahhitin menfaati nasıl sağlayacağının kararlaştırıldığı, şüpheliler N.A. ve Deveci'nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit yapı kontrol müdürlüğüne davet edilerek iskan ruhsatı karşılığında toplantıda alınan karar uyarınca kendisinden veya iş takipçisinden menfaat talebinde bulunulduğu saptandı.

Söz konusu iddialara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul ve Yalova'da 30 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyonda çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti

Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı

07.04.2026 10:29:00
İhlas Haber Ajansı
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı. Şüphelilerin, sevkiyatta yakalanmamak için "Afiyet olsun" yazılı ambalajlarla kamuflaj yaptığı ortaya çıkarken, "Islak mendil işi diye girdik, sonradan uyuşturucu olduğunu anladık ama çıkamadık" ifadeleri dikkat çekti. Operasyonda yakalanan 9 kişiden 7'si tutuklanırken 2'si adli kontrol şartıyla serbest kaldı.



Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Seyhan ilçesine bağlı Ova Mahallesi'nde ıslak mendil üretim tesisi görüntüsü altında faaliyet gösteren kaçak sentetik ecza imalathanesini tespit etti. 5 Nisan günü özel harekat polisinin de desteğiyle adrese operasyon düzenlendi.



Yapılan baskında 703 bin 43 adet uyuşturucu hap, 2 ton 259 kilogram hap üretiminde kullanılan etken madde, 3 milyon 999 bin boş kapsül, 40 rulo şeffaf plastik ve folyo ile çok sayıda üretim makinesi bulundu. Ele geçirilen etken maddeden yaklaşık 5 milyon 793 bin 846 uyuşturucu hap üretilebileceği değerlendirildi.

Islak mendil üretimi kılıfıyla kurulan tesiste bulunan A.B. (42), İ.S. (45), S.K. (52), S.S. (30), M.A. (36), R.C. (51), O.K. (31), A.K. (29) ve M.S. (33) gözaltına alındı. Şüphelilerden A.B. ve İ.S.'nin, "Islak mendil işi yapmak için başladık. Sonradan uyuşturucu işi olduğunu anladık ama işin içinden çıkamadık" şeklindeki ifadeleri dosyaya yansıdı.

"Afiyet olsun kamuflajı"



Şebekenin, ürettikleri kaçak sentetik eczaları sevkiyat sırasında polise yakalanmamak için dikkat çeken bir kamuflaj yöntemi kullandığı belirlendi. Hapların bulunduğu ambalajların üzerinde "Afiyet olsun" yazısı ile yiyecek-içecek görsellerine yer verildiği ortaya çıktı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si tutuklanırken M.S. ve A.K. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur

Kocaeli'de vadeli araç alım-satım işiyle faaliyet gösteren işletmenin, vadeli olarak verdiği senetleri ödememesi ve ortadan kaybolması nedeniyle yaklaşık 160 kişi mağdur oldu. Dolandırıldıklarını öne süren mağdurların şikayeti üzerine yapılan operasyonda yakalanan 4 şüpheliden 1'i tutuklandı

07.04.2026 06:50:00 / Güncelleme: 07.04.2026 06:55:06
İHA
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Kocaeli'de araç alım-satım krizi: 160 kişi mağdur
Darıca ilçesinde faaliyet gösteren ETA Oto Grup adlı firma, vadeli araç alım-satımı üzerinden onlarca kişiyi mağdur etti. İddiaya göre, firma yetkilileri peşinat ve ileri tarihli senet karşılığında araçları satın aldıktan kısa süre sonra dükkanı boşaltarak ortadan kayboldu.

Araç sahipleri, dolandırıldıklarını öne sürerek Gebze Adliyesi'ne gidip yetkililer hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla şikayetçi oldu. Mağdurlar, firmanın uzun süre güven verip al-sat işlemleri yaparak müşterileri kendilerine çektiğini, ardından bir gecede büyük bir vurgun yapmak için paraları topladığını iddia etti.



4 şüpheliden 1'i tutuklandı



160 kişinin mağdur olduğu olayla ilgili Asayiş Şube Dolandırıcılık Büro olarak Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde başlatılan soruşturma kapsamında Kocaeli ve Balıkesir'de operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında bahse konu şirket ile bağlantısı bulunan 3 şüpheli Kocaeli'de, 1 şüpheli ise Balıkesir yakalanarak gözaltına alındı.



Şüphelilerin yapılan ev aramalarında ruhsatsız tabanca ve 30 fişek ele geçirildi. Gebze Adliyesine sevk edilen 4 şüpheliden 1'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.