logo
07 AĞUSTOS 2026

Irak: Devlet mi, yeni vesayet mi?

07.08.2026 00:00:00
 
Irak bir kez daha dünyanın gündeminde. Bu defa tartışılan konu yeni başbakan, birkaç silahlı grup ya da Washington-Bağdat ilişkileri değil. Asıl mesele, Irak'ın yeniden devlet olup olamayacağıdır. Fakat bana göre daha kritik bir soru var: Gerçekten devlet mi güçleniyor, yoksa sadece devlet üzerinde söz sahibi olan güçler mi değişiyor? Türkiye'nin dikkatle takip etmesi gereken nokta tam da burası.
 
Yeni Başbakan Ali el-Zaidi'nin önüne konulan en önemli hedef, silahlı grupların etkisini azaltmak ve devlet otoritesini güçlendirmek olarak sunuluyor. Kulağa oldukça makul geliyor. Ancak Orta Doğu'da hedeflerle sonuçların her zaman aynı olmadığını defalarca gördük. Bu yüzden sadece açıklamalara değil, zamanlamaya da bakmak gerekiyor.
 
Washington bugün güçlü bir Irak devletinden söz ediyor. Doğal olarak şu soru akla geliyor: Irak'ta mezhep temelli siyasi yapı yeni kurulmadı. Eğer güçlü devlet gerçekten öncelik olsaydı, neden bu irade yirmi yıl önce aynı kararlılıkla ortaya konulmadı?
 
Bu sorunun cevabı Bağdat'tan çok Tahran'da aranmalı.
 
İran'ın son dönemde yaşadığı gelişmeler, yalnızca kendi iç siyasetini değil, yıllardır kurduğu bölgesel etki ağını da yeniden şekillendiriyor. Irak ise bu ağın en önemli halkalarından biri. Dolayısıyla bugün Bağdat'ta yaşananları sadece bir iç reform süreci olarak okumak eksik kalır. Aynı zamanda İran'ın nüfuz alanı ile buna karşı kurulan yeni bölgesel denge arayışının kesişme noktasına bakıyoruz.
 
Fakat burada başka bir yanılgıya da düşmemek gerekir. İran'ın etkisinin tamamen ortadan kalkacağını düşünmek gerçekçi değildir. Bölgede nüfuz çoğu zaman kaybolmaz; yöntem değiştirir. Dün dinî otoriteyle kurulan bağlar, bugün güvenlik ve jeopolitik kaygılar üzerinden yeniden üretilebilir. Bu nedenle Irak'taki bazı silahlı yapıların geleceğini yalnızca Bağdat belirleyemez.
 
Asıl soru şu: ABD gerçekten mezhep siyasetini tasfiye etmek mi istiyor, yoksa İran'ın belirleyici olduğu mevcut dengeyi kendi çıkarlarına daha uygun yeni bir dengeyle değiştirmeye mi çalışıyor?
 
Bence bu iki ihtimal arasındaki fark, önümüzdeki yıllarda Irak'ın kaderini belirleyecek.
 
Çünkü büyük güçler çoğu zaman ideal düzenler kurmaz; kendi çıkarlarına hizmet eden dengeler kurarlar. Irak'ın güçlü bir devlet haline gelmesi elbette bölgenin yararınadır. Ancak dış aktörlerin önceliği her zaman Irak'ın kurumsal kapasitesini artırmak olmayabilir. Bazen amaç, yalnızca rakibin hareket alanını daraltmaktır.
 
Körfez ülkelerinin son dönemde Bağdat'a verdiği desteği de bu çerçevede okumak gerekiyor. Ekonomik iş birliği kadar İran'ın etkisinin sınırlandırılması da hesapların bir parçası. İsrail açısından öncelik, İran bağlantılı silahlı yapıların hareket alanının daraltılması. Çin için enerji akışının kesintisiz devam etmesi önemli. Rusya ise farklı cephelerde yoğunlaşan gündemi nedeniyle Irak'ta geçmişteki ağırlığını korumakta zorlanıyor. Her aktör aynı sahaya bakıyor, fakat hiçbiri aynı hedefe yürümüyor.
 
Türkiye açısından mesele ise daha nettir.
 
Ankara'nın çıkarı, Irak'ta herhangi bir dış aktörün etkisinin artması değil; devlet kapasitesinin güçlenmesidir. Çünkü zayıf devletlerin oluşturduğu boşluğu çoğu zaman devlet dışı yapılar doldurur. Bunun sonuçlarını Türkiye yıllardır sınır güvenliğinde, terörle mücadelede ve düzensiz göçte yaşayarak gördü.
 
Bu nedenle Kalkınma Yolu Projesi yalnızca ekonomik bir yatırım değildir. Projenin başarısı, Bağdat'ın ülkenin tamamında hukuk ve güvenliği tesis edebilmesine bağlıdır. Aynı durum Kerkük ve Türkmenlerin geleceği için de geçerlidir. Güçlü kurumlar oluşursa farklı toplulukların haklarını korumak kolaylaşır. Güç boşluğu devam ederse yerel rekabetlerin yeniden sertleşmesi ihtimali artar.
 
Bana göre Irak'ta bugün yaşanan mücadele mezhep düzeninin tamamen sona ermesiyle ilgili değildir. Daha çok, bu düzen üzerinde kimin belirleyici olacağının yeniden şekillenmesiyle ilgilidir. Eğer sadece aktörler değişir, yöntem değişmezse Irak yine aynı kısır döngünün içinde kalacaktır.
 
Türkiye bu süreci sadece günlük siyasi gelişmeler üzerinden okumamalıdır. Çünkü Irak'ın istikrarı; güvenlikten enerjiye, ticaretten ulaştırmaya kadar birçok başlığı doğrudan etkileyecek stratejik bir meseledir. Güçlü bir Irak, Türkiye için bir tercih değil, bölgesel istikrarın temel şartlarından biridir.
 
Belki de bugün Irak'ta değişen şey mezhep düzeni değildir. Değişen, o düzen üzerinde kimin söz sahibi olacağıdır. Türkiye'nin dikkatle izlemesi gereken de tam olarak budur.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.