logo
05 AĞUSTOS 2026

Ermenistan: Silah almayı sürdüreceğiz

20.10.2005 00:00:00
 
Ermenistan Savunma Bakanı Serzh Sarkisyan, ordunun yenilenmesi sürecinde modern silahlar almaya devam edeceklerini söyledi Sarkisyan, yaptığı açıklamada, "2006 bütçesinde savunma harcamaları için ayrılan bölümün en azından ordunun savaş gücünü korumaya olanak vereceğini'' belirtti.Ordunun askeri ve teknik donanımının yenilenmesi sürecinin devam ettiğini kaydeden Sarkisyan, "ordunun yenilenmesi sürecinde modern silahlar almayı sürdüreceklerini'' bildirdi.Mediamax ajansının haberine göre, Ermenistan'ın gelecek yıl savunma harcamaları için ayırmayı planladığı yaklaşık 160 milyon dolar, 2006 bütçesinin yüzde 16,4'ünü oluşturuyor.Ermenistan'ın bu yıl savunma harcamalarına ayırdığı yaklaşık 119 milyon dolar ise 2005 bütçesinin yüzde 14,3'ne karşılık geliyor.Cevat KIŞLALI

İranlı akademisyen: "Batılılar Atatürk'ü eleştirdiklerine göre Atatürk Ferasetli biridir"

Meltem TV'de yayınlanan Faruk Karatay'ın hazırlayıp sunduğu Gündem Özel Tahran programında konuşan İranlı Akademisyen Seyyid Hasan Muhammedi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün icraatlarını öve öve bitiremedi. İranlı Akademisyen "Batılılar Atatürk'ü eleştirdiklerine göre Atatürk Ferasetli biridir" diye konuştu

05.08.2026 09:35:00 / Güncelleme: 05.08.2026 09:41:16
Hasan Gündoğdu
 
İranlı akademisyen: "Batılılar Atatürk'ü eleştirdiklerine göre Atatürk Ferasetli biridir"
İranlı akademisyen: "Batılılar Atatürk'ü eleştirdiklerine göre Atatürk Ferasetli biridir"
Gazeteci Faruk Karatay'ın 1935 yılında Atatürk'ün Mason Örgütleri kapatıp tüm mal varlıklarını devletleştirme sorusuna net cevaplar verdi.
 

AMERİKA FAYDALI İŞLER YAPMIYOR

 
Faruk Karatay'ın "Atatürk de şer odağı gördüğü Mason localarını bir kararla beraber Mecliste konuşulmasına fırsat dahi bırakmadan tak tak diye kapatıyor. Sizce bir ülke için bunun etkileri olumlu mudur, olumsuz mudur?" sorusuna Akademisyen Seyyid Hasan Muhammedi "Bakın, bence baştan sona faydalıdır. Çünkü onlar bize faydaları dokunsun diye çalışmıyorlar. Bize, bizim aleyhimize plan, proje yapıyorlar gece gündüz. Gece gündüz bizim aleyhimize özellikle Müslüman olduğumuz için, özellikle Orta Doğu'da yaşadığımız için. Orta Doğu zenginlik kaynağıdır, her şey Orta Doğu'da" dedi.
 

ATATÜRK FERASET SAHİBİ OLDUĞU İÇİN BATILILAR ATATÜRK'Ü ELEŞTİRİYORLAR

 
Faruk Karatay'ın "Sizce Atatürk de bu gerçeği gördü mü?" sorusuna Akademisyen Seyyid Hasan Muhammedi "Bakın, tabii ki görmüştü! Görmeseydi bunu niye yaptı ki? Bence bakın, Atatürk meselesine gelince biliyorsunuz Türkiye'de bazı insanlar eleştiriyor, bazıları seviyor, bazıları sevmiyor ama bence, bence, bunu bu şekilde söyleyeceğim; fikir adamlarını, akıl, güzel akıllarını kullanan insanları Batı dünyasından kötülemeye başladılar. Hep onu o topluma kötü yansıtmaya başladılar. Eğer o Mason meselesinde güzel bir tavır almışsa demek ki bu, gelecekte bunların ne kadar bize darbeleri gelecek diye onun farkındaydı. Ferasetliydi. Veya İran'da da aynısı; eğer Amerika'nın büyükelçiliği bizim ülkemizin içinde olsaydı şimdiye kadar gelen darbelerin 10 katı gelirdi bize. Onu engelledik biz" diye konuşarak Atatürk'e açık açık sahip çıktı.

Küçükçekmece'de İETT otobüsüne çarpan otomobildeki 3 kişi hayatını kaybetti

Küçükçekmece'de bir otomobilin İETT otobüsüne çarpması sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi

05.08.2026 09:21:00
AA
 
Küçükçekmece'de İETT otobüsüne çarpan otomobildeki 3 kişi hayatını kaybetti
Küçükçekmece'de İETT otobüsüne çarpan otomobildeki 3 kişi hayatını kaybetti

D-100 kara yolu Edirne istikametinde sürücüsünün ismi henüz öğrenilemeyen 34 BLN 100 plakalı otomobil, İETT otobüsüne arkadan çarptı.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Kazada otomobilde sıkışan 3 kişi, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle bulundukları yerden çıkartıldı.

Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 3 kişi, müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

Kaza nedeniyle kara yolu trafiğe kapatıldı.

Otomobil ile İETT otobüsünün yoldan kaldırılması için çalışma başlatıldı. 

Yüksek Askeri Şura kararları Resmi Gazete'de

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı

05.08.2026 01:30:00
AA
 
Yüksek Askeri Şura kararları Resmi Gazete'de
Yüksek Askeri Şura kararları Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararlara göre, Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran Hava Kuvvetleri Komutanı olarak atandı.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresi 30 Ağustos'tan geçerli olmak üzere 1 yıl uzatıldı.

Öte yandan, 30 Ağustos'tan geçerli olmak üzere 19 general, 6 amiral ve 69 albay bir üst rütbeye terfi ettirildi.

Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığında tümgeneraller Burhan Aktaş, Ertan İnaltekin, Alparslan Kılınç korgeneralliğe, tuğgeneraller Şükrü Bilir, Mustafa Büyükköroğlu, İsmail Özcan, Şener Kopal, Ahmet Aşık, Bülent Tanrıverdi, Mehmet Açık, Mustafa Yeter, Coşkun Çelik, Ömer Şahin Selvi, Yüksel Kolcu, İsmail Analı, Hakan Durmazpınar tümgeneralliğe yükseltildi.

Kara Kuvvetleri Komutanlığında 40 albay ise tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Buna göre, albaylar Hasan Atasoy, Ali Karakaş, Murat Temur, Ertan Binay, Mehmet Ali Yağız, Mehmet Savcı, Mehmet Serhat Gündoğan, Halil Özçay, Hakan Kutlu, Günal Budak, Mustafa Volkan Esen, Cumhur Pıçakcı, Uğur Özyurt, Hakan Kan, Ayhan Ocak, Sedat Öztürk, Kürşad Cihan Erce, Çetin Kaya, Vedat Er, İsmail Cenkeri Ersöz, Enver Kılınç, Ahmet Aydın, Fuat Dönmez, Kenan Koç, Haşim Bildiş, Ersin Yaman, Şengezer Şimşek, Hüseyin Erhan Öztek, Orhan Demirel, Kubilay Karadeniz, Armağan Özel, Mustafa Cem Tokeşer, Sefa Koruk, Alper Önem Civelek, Metin Durmaz, Barış Karaca, Cebrail Kemal Dokumacı, Ahmet Durgut, Ferit Yüksel, Metin Çekmegül tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığında, tümamiraller Ramazan Özoğul ve Erhan Aydın koramiralliğe, tuğamiraller Erhan Akbayrak, Yücel Darcan, Eren Günay, Kenan Kaan Türkkan tümamiralliğe yükseltildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığında 11 albay da tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Buna göre albaylar Çağlar Mert Erk, Burak Köpük, Göksel Ercenik, Burak Türköz, Adil Tüfekçi, Güvenç Uysal, Volkan Kıvan, Emre Ahmet İnal, Arif Özay, Umut Turhan, İzzet Emre Afacan tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığında, korgeneral Erdoğan Gür orgeneralliğe, tümgeneral Kemal Turan korgeneralliğe, tuğgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik tümgeneralliğe yükseltildi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığında ise 18 albay tuğgeneralliğe terfi ettirildi.

Buna göre, Türker Altınışık, Şükrü Yılmaz, Metin Admaner, Baha Pakkan, Önder Can, Zeki Arslan, Akif Ersan Kıvılcım, Özlem Karapınar, Serkan Coşar, Alper Gezeravcı, Keskin Şenel, Taşkın Dakkur, Bora Çakıroğlu, Alper Gökdere, Sadık Tuncel, Fatih Pala, Ercan Bekmez ve Levent Ak tuğgeneralliğe terfi ettirildi. 

Sinem Dedetaş ve Oğuzhan Uğur’dan açıklama

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Çorlu Karatepe Cezaevi'nde tutuklu bulunan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur'u ziyaret etti. Görüşme sonrasında cezaevi önünde basın açıklaması yapan Özdağ, her iki ismin dik duruş mesajlarını kamuoyuna aktarırken, mevcut yargılamaları sert bir dille eleştirdi

04.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Sinem Dedetaş ve Oğuzhan Uğur’dan açıklama
Sinem Dedetaş ve Oğuzhan Uğur’dan açıklama
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 4 Ağustos 2026 tarihinde Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde bulunan Çorlu Karatepe Ceza İnfaz Kurumu'na kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Özdağ, Ahbap Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur ile görevden uzaklaştırılarak tutuklanan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ile cezaevinde bir araya geldi. Saat 10.30'da cezaevine giriş yapan Özdağ, yaklaşık 1,5 saat süren ikili görüşmelerin ardından saat 12.00'de çıkış yaparak cezaevi önünde bekleyen basın mensuplarına oldukça geniş ve sert açıklamalarda bulundu.

Sinem Dedetaş: "İsteseydim burada olmazdım, teklifleri kamuoyu biliyor"

Ziyaret sonrasında kameralar karşısına geçen Ümit Özdağ, ilk olarak Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Özdağ, Dedetaş'ın moralinin ve özgüveninin son derece yüksek olduğunu belirterek, tutuklu belediye başkanının doğrudan şu ifadelerini aktardı:

"Siyasi gerekçeyle burada olduğumu gayet iyi biliyorum. Buraya gelmeden önce şahsıma yapılan birtakım teklifleri artık kamuoyu da yakından biliyor. Eğer ben isteseydim, o teklifleri kabul eder ve bugün kesinlikle burada olmazdım. Ancak ben, bir siyasetçinin seçmenden aldığı demokratik yetkiyi, en azından o görev dönemi bitene kadar sonuna kadar muhafaza etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu, bizi seçen seçmene duyulması gereken saygının temel bir gereğidir. Almış olduğum bu tavırdan ve sergilediğim dik duruştan dolayı haklı ve doğru bir yerde olduğumu biliyorum; bu yüzden de içim son derece rahat ve mutluyum."

Özdağ, soruşturma kapsamında yürütülen hukuki sürece de tepki göstererek, Dedetaş'ın soruşturma öncesinde kendi rızasıyla yurt dışından döndüğünü hatırlattı ve "kaçma şüphesi" gerekçesiyle tutuklanmasının hiçbir hukuki temeli olmadığını savundu.

Oğuzhan Uğur: "Şikayet etmeye babamdan utanırım"

Ümit Özdağ, cezaevindeki ikinci görüşmesini ise sosyal medya yayıncısı ve Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur ile gerçekleştirdi. Uğur'un babası emekli albay Hasan Atilla Uğur'un geçmişte FETÖ kumpasları nedeniyle Silivri Cezaevi'nde haksız yere hapis yattığı döneme atıfta bulunduğunu söyleyen Özdağ, Oğuzhan Uğur'un cezaevindeki mesajını şu sözlerle kamuoyuna duyurdu:

"Benim babam, PKK terörüyle bütün yaşamı boyunca en ön saflarda mücadele etmiş bir askerdir. Bu mücadelesine rağmen geçmişte FETÖ terör ve casusluk örgütünün düzenlemiş olduğu hain bir komployla tam 5 yıl 8 ay boyunca cezaevinde haksız yere yattı ve nihayetinde hukuk önünde tamamen beraat ederek çıktı. Şimdi dönüp kendi durumuma baktığımda; içinde bulunduğum bu mevcut şartlardan ötürü şikayet etmeyi, sızlanmayı her şeyden önce böylesi bir süreçten geçmiş olan babamdan utandığım için asla dile getiremem. Tamamen suçsuz olduğumu çok iyi biliyorum. Sadece ben değil, tüm kamuoyunun da suçsuz olduğumu gayet iyi bildiğini düşünüyorum. İşte tam olarak bu vicdani rahatlığın verdiği güçle, içerideki günlerimi en sağlıklı şekilde geçirmeye çalışıyorum."

Özdağ, Oğuzhan Uğur'un da babasından aldığı mirasla büyük bir özgüven ve yüksek bir moralle süreci göğüslediğini ifade etti.

Ümit Özdağ: "Adalet artık sadece mahkeme duvarlarında bir yazı"

Ziyaretlerin ardından cezaevi önünde siyasi ve hukuki gündeme dair kapsamlı bir değerlendirme yapan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Türkiye'deki mevcut adalet sistemini sert ifadelerle eleştirdi. Anayasa'nın 10'uncu maddesinde yer alan "kanun önünde eşitlik" ilkesine vurgu yapan Özdağ, muhalif seslerin baskılanması amacıyla "düşman ceza hukuku" işletildiğini ifade etti. Özdağ'ın cezaevi kapısındaki açıklamaları şu şekilde son buldu:

"Bugün Çorlu Karatepe Cezaevi'nde hem Sinem Hanım'ı hem de Oğuzhan Bey'i ziyaret ederek desteklerimizi ilettik. Ne yazık ki bugün Türkiye'de bağımsız ve tarafsız bir yargının işlediğini söylemek mümkün değildir. 'Adalet mülkün temelidir' ifadesinin artık sadece mahkemelerin arkasındaki bir duvar yazısından ibaret kaldığını, bir devlet felsefesi olmaktan çıkarıldığını üzülerek görüyoruz. İktidarın çizdiği sınırların içinde kalırsanız güvendesiniz, ancak muhalefette kalıp halkın iradesini savunmaya devam ederseniz anında haksız uygulamalarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bizim siyasette verdiğimiz en büyük mücadele, adaleti yeniden bu devletin temeli haline getirmek ve hukuk devletini eksiksiz şekilde tesis etmektir. Farklı fikirlerde olsak bile adaletsizliğe uğrayan herkesin yanında durmaya devam edeceğiz."

Gündemdeki "Çerçeve Yasa" eleştirisi

Ümit Özdağ, açıklamalarının devamında Ankara'da yürütülen yeni yasal süreçlere de değindi. Terör örgütü elebaşlarının muhatap alınarak hazırlanan ve meclis gündemine taşınması beklenen "Çerçeve Yasa" teklifini sert sözlerle hedef alan Özdağ, bir yandan suçsuz insanların cezaevlerinde tutulduğunu, diğer yandan ise terör unsurlarına yönelik örtülü bir affın zeminini hazırlayacak anayasa değişikliklerinin planlandığını savundu. Zafer Partisi olarak milli ve üniter devlet yapısını tahrip edecek hiçbir tasarıya geçit vermeyeceklerini belirterek konuşmasını sonlandırdı.

2026 YAŞ kararları açıklandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı sona erdi. Erdoğan'ın imzaladığı kararlara göre Hava Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Rafet Dalkıran atanırken, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresi 1 yıl uzatıldı. Şura kararıyla 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise generalliğe yükseltildi

04.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
2026 YAŞ kararları açıklandı
2026 YAŞ kararları açıklandı
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) terfi, atama, görev süresi uzatımı ve emeklilik dosyalarını karara bağlamak üzere toplanan Yüksek Askeri Şura (YAŞ), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. Kritik zirve öncesi Anıtkabir'i ziyaret eden şura üyeleri, yaklaşık 2,5 saat süren basına kapalı görüşmenin ardından TSK'nın yeni yapılanmasını netleştirdi. Alınan kararlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayının ardından resmiyet kazandı.

Hava Kuvvetleri'nde nöbet değişimi, Deniz Kuvvetleri'nde temdit

2026 YAŞ kararlarındaki en dikkat çekici değişim hava kuvvetlerinde yaşandı. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilirken, bu göreve Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran atandı.

Görev süresi dolan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu'nun görev süresi ise şura kararıyla 1 yıl uzatıldı. Geçen yıl göreve atanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ise mevcut görevlerine devam ediyor.

Terfiler ve görev süresi uzatımları

30 Ağustos 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ilan edilen terfi ve atama listesinin genel bilançosu şu şekilde gerçekleşti:

Rütbe Alanlar: 25 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi. 69 albay ise general ve amiralliğe terfi etti.

Uzatma Alanlar: TSK bünyesindeki 24 generalin görev süresi 1 yıl, 530 albayın görev süresi ise 2 yıl süreyle uzatıldı.

Orgeneralliğe Yükselenler: Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki Korgeneral Erdoğan Gür, generallikteki en üst rütbe olan orgeneralliğe yükseltildi.

Emeklilik ve yaş haddi kararları

Şura bünyesinde kadro yetersizliği ve yaş sınırları sebebiyle emeklilik sevkleri de karara bağlandı. Bu doğrultuda; 2 general yaş haddini doldurması sebebiyle 01 Eylül 2026 itibarıyla emekli edildi.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kadıoğlu da dahil olmak üzere toplam 61 general ve amiral, kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2026 tarihinden geçerli olarak emekliye sevk edildi.

Şurada ilk kez yer alan isimler

Bu yılki Yüksek Askeri Şura toplantısı, kabine ve askeri bürokrasideki yeni isimlerin katılımı açısından da önem taşıyordu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, YAŞ üyesi sıfatıyla bu kritik toplantıda ilk kez yer aldılar.

Alınan kararların ardından Millî Savunma Bakanlığı ve İletişim Başkanlığı, bir üst rütbeye yükselen tüm personele devlet adına teşekkür ederek yeni görevlerinde başarılar diledi.

Çayönü, insanlık tarihine ışık tutacak


 
 
Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi'nde ilk kez 1965'te start alan ve daha sonra durdurulan kazı çalışmalarına 50 yıl sonra batı bölümünde yeniden başlandı.

04.08.2026 13:45:00
AA
 
Çayönü, insanlık tarihine ışık tutacak
Çayönü, insanlık tarihine ışık tutacak

Dünya uygarlık tarihine ışık tutan Çayönü Tepesi, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerler arasında bulunuyor. Ergani Ovası'nda, Dicle Nehri'nin kenarında, milattan önce 10 binden başlayan yerleşim evreleri bulunan ve 1963'te yüzey araştırmaları sırasında keşfedilen Çayönü'nde ilk kazılar, Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından 1964'te başlatılmıştı.
Sadece bölge değil dünya uygarlık tarihi için de büyük önem taşıyan, Çayönü'ndeki kazı çalışmalarıyla kesintisiz yaşamın tüm aşama ve detayları ortaya çıkarılıyor.
Dünya uygarlık tarihine ışık tutan, tarıma geçiş ile hayvanların evcilleştirilmesinin bütün aşama ve detaylarına ulaşılan Diyarbakır'ın Çayönü Tepesi'nde bu yıl 29 kişilik ekiple kazı ve araştırma çalışmaları yürütülüyor.

İlginç veriler ortaya çıkıyor

Kazı Başkanı Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, daha önce yerleşmenin doğu kesiminde kazı çalışmalarına başladıklarını, doğu kesiminde Neolitik yerleşmenin farklı evrelerini belirlediklerini, buradaki kazılara bu sene itibarıyla ara verdiklerini söyledi. Önceki yıllarda Çayönü Tepesi'nin doğu bölümünde kazı çalışması yürütüldüğünü anlatan Sarıaltun, şunları kaydetti: "Bu yıl yerleşmenin batı alanında kazıları yoğunlaştırdık. Geçen yıllarda doğu alanda kazılarımızı yapmıştık. Yaklaşık 3 bin 200 metrekarelik alanda yoğun bir şekilde çalışmıştık. O alanda bulduğumuz konutlar, işlik evleri, atölyeler, birbirinin üzerine binmiş dönemler tanımladıktan sonra yaklaşık 50 yıl sonra Çayönü Tepesi'nde batı alanında da kazılara dönmemiz gerektiğini düşündük."

Konutlar var!

Doğu bölümünde günümüzden 11 bin yıl önceki dolguları açığa çıkardıklarını anlatan Sarıaltun, dolgularda yoğun bir şekilde konut yapılarının olduğunu anlattı.
Sarıaltun, şöyle devam etti: "Normal insanların yaşam alanları var. Bu yaşam alanlarının yanında ocakları, işlikleri, atölyeleri var. Dolayısıyla biz o dönemin günlük yaşamını anlamak için önemli verilere sahip olduk. Bununla beraber, çanak çömleksiz Neolitik höyüğün üzerinde milattan önce 7 binlerde, 6 bin 800'lerde yerleşmiş bir çanak çömlekli Neolitik yerleşmeyi tespit ettik. Konut alanlarını açığa çıkarınca karşımıza şu sorular çıktı. Batı alanındaki konutlarla ne farkı var, ayrı ayrı bir mahalle mi var, ayrı bir topluluğun kültürel yapısı mı var, ayrı bir kültürel zincir mi var? Bunu anlamamızın bir tek yolu vardı. Yaklaşık 50 yıl sonra ilk defa batı alanındaki konut alanlarına geri döndük. Doğu ve batı alanındaki konutların arasındaki farkı ortaya koymak istedik."
Batı bölümündeki mimariyi de ortaya çıkarmak istediklerini belirten Sarıaltun, bu alandaki mimariyi anlayarak yerleşmenin stratejisini ve dokusunu anlamaya çalıştıklarını dile getirdi.

Turizme kazandırılacak

Eylül ayına kadar kazı planlamasının olduğunu dile getiren Sarıaltun, bölgeyi turizme kazandırmak istediklerini vurguladı. Sarıaltun, "Hedefimiz Çayönü'nü ören yeri yapmak, gezi güzergahlarını oluşturmak, ziyaretçilerin daha nitelikli ve iyi koşullarda tabelalarıyla bilgi panolarıyla interaktif gezi güzergahlarıyla alanı daha iyi tanımalarını sağlamak" dedi.

Dışişleri Bakanlığından ilk açıklama

Dışişleri Bakanlığından Karadeniz'de saldırıya uğrayan Türk gemisiyle ilgili açıklama geldi

04.08.2026 13:41:00
AA
 
Dışişleri Bakanlığından ilk açıklama
Dışişleri Bakanlığından ilk açıklama
Dışişleri Bakanlığı, dün akşam Rusya'daki Novorossisk Limanı'ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğrayan Yaşar ve Nadezhda isimli Türk sahipli sivil gemilerde bulunan Türk vatandaşlarının durumunun yakından takip edildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Yaşar ve Nadezhda isimli Türk sahipli sivil gemilerin dün akşam Novorossisk Limanı'ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığı ve aralarında vatandaşlarımızın da bulunduğu bir grup personelin yaralandığı öğrenilmiştir. Vatandaşlarımızın can güvenliği birinci önceliğimiz olup durumları yakından takip edilmektedir." ifadesine yer verildi.

"Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemileri de etkileyen şekilde Karadeniz'de giderek yayılmasından ciddi endişe duyulmaktadır." ifadesi kullanılan açıklamada, önleyici tedbirler alınmadığı takdirde Karadeniz'deki tırmanmanın gıda güvenliği dahil çok boyutlu menfi yansımaları olacağına işaret edildi.

Açıklamada, savaşan taraflar başta olmak üzere ilgili tüm aktörlere Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin sağlanması için somut tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi yönünde yeniden çağrıda bulunuldu.

Kabaiş rektörü işaret etti

Rojin Kabaiş'ın babası Nizamettin Kabaiş, kızının ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin yürütülmediğini öne sürerek, üniversitedeki güvenlik kameraları, cep telefonu incelemesi ve DNA çalışmalarına ilişkin sürecin hızlandırılmasını talep etti

03.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Kabaiş rektörü işaret etti
Kabaiş rektörü işaret etti
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'ın babası Nizamettin Kabaiş, yaptığı basın açıklamasında kızının ölümüne ilişkin soruşturmanın etkin yürütülmediğini iddia etti. ANKA'nın haberine göre olayın aydınlatılması açısından kızının cep telefonunun incelenmesinin kritik önemde olduğunu belirten Kabaiş, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, "Telefon asit kuyusunda da olsa biz o telefonu açarız" sözlerini hatırlattı.

Kabaiş, "Madem açabiliyorsunuz, neden iki yıldır bize bu acıyı yaşatıyorsunuz? Neden telefonu İspanya'ya, Çin'e gönderiyorsunuz? Bu telefonun açılması çok önemlidir. Olayın mutlaka aydınlanacağına eminim" dedi.

Kızının ölümüne ilişkin soruşturmada üniversite yönetiminin de araştırılması gerektiğini öne süren Kabaiş, "Üniversiteyle ilgili neden bir sorgulama yapmıyorsunuz?" diye sordu.

"ÜNİVERSİTENİN KAMERA KAYITLARI NEREDE?"

Kızının kaybolduğu noktada güvenlik kulübesi ve döner güvenlik kamerası bulunduğunu belirten Kabaiş, üniversite yönetiminin aileye söz konusu kameranın çalışmadığını söylediğini ancak daha sonra Adalet Bakanlığı'na gönderilen yazıda üniversitedeki kameraların arızalı olmadığının bildirildiğini ileri sürdü.

Kabaiş, "Madem hiçbir kamera bozuk değil, o görüntüler nerede? Rojin'in telefonu neden açılmıyor? İki erkek DNA'sı neden bulunmuyor? Biz acı çekiyoruz" şeklinde konuştu.

"SORUMLU ÜNİVERSİTE YÖNETİMİDİR"

Kızının ölümüne ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin sorumlu olduğunu söyleyen Kabaiş, şunları kaydetti:

"Üniversite ile ilgili şu ana kadar herhangi bir kişi gözaltına alınmadı. Sorumlu üniversitedir. Sorumlu yurttur. Rektördür ve yurdun yönetimidir. Bunların hem büyük ihmalleri vardır hem de bize 17 saat sonra haber verdiler. Ayrıca rektör, kendisi gelip otopsiye müdahale etti. Delilleri kararttı. Özel olarak savcıyla görüştü. Başka bir odaya gitti. Rojin'in otopsisine başlanmadan önce her iki salona da girdi. Rojin'in cansız bedeninin bulunduğu odaya da girdi. Delilleri kararttı. Bu nettir, kesindir. Ben bunu biliyorum. Rica ediyorum, Adalet Bakanı bu konuyu takip etsin."

"REKTÖRLE İLGİLİ İDDİALAR ARAŞTIRILMALI"

Rektör hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadığını savunan Kabaiş, otopsinin gerçekleştirildiği geceye ait görüntülerin incelenmesini talep etti. Rektörün saatlerce hastaneden ayrılmadığını öne süren Kabaiş, bu durumun soruşturulması gerektiğini söyledi.

Kızının kaybolmasının ardından öğrencilerin düzenlediği eylemlere müdahale edildiğini iddia eden Kabaiş, üniversite yönetiminin emniyet güçlerini kampüse çağırdığını ve öğrencilerin şiddete maruz kaldığını ileri sürdü.

GÜLİSTAN DOKU ÖRNEĞİNİ HATIRLATTI

Kabaiş, Tunceli'de kaybolan Gülistan Doku dosyasını örnek göstererek, "Tunceli'de de bu olay oldu. Orada da aynı şekilde devletin valisiydi. Gülistan Doku için valiye 78 tane soru soruyorlar. Neden Rojin Kabaiş için Van Üniversitesi'nin rektörüne soru sormuyorlar? Bunun sebebi nedir?" dedi.

Yaklaşık 2 bin 500 kişinin DNA örneğinin inceleneceğinin ifade edildiğini ancak şu ana kadar yalnızca 400-500 kişinin DNA'sının incelendiğini öne süren Kabaiş, "Biz aile olarak gerçekten çok büyük acılar çekiyoruz. Çocuğumuza ne olduğunu bize söyleyin" dedi.

Mollakasım bölgesindeki çok sayıdaki villa ve iş yerinin güvenlik kameralarının da soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade eden Kabaiş, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle bilgi alamadıklarını belirterek, olayın bir an önce aydınlatılmasını istedi.

Gaziler açlık grevine başladı

Ankara Güvenpark'ta rütbe farkı gözetilmeksizin eşit özlük hakları talebiyle 21 gündür oturma eylemi yapan terör malulü er gaziler ve şehit yakınları, taleplerine somut bir çözüm üretilmemesi üzerine bugün saat 10.00 itibarıyla süresiz açlık grevine başladı. Geçtiğimiz günlerde bir gazinin hayatını kaybetmesiyle yasa boğulan alanda tansiyon yükselirken, eylemciler "Haklarımızı alana kadar buradayız" mesajı verdi

03.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Gaziler açlık grevine başladı
Gaziler açlık grevine başladı
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek Ankara Kızılay'daki Güvenpark'ta 13 Temmuz'dan bu yana "Gaziliğin rütbesi olmaz" şiarıyla hak arayışını sürdüren er/erbaş statüsündeki terör gazileri ve şehit ailelerinin eylemi kritik bir evreye taşındı. Hak arama mücadelesinin 21. gününde, yetkililerden beklenen somut yasal adımların atılmaması üzerine Er Şehit ve Gaziler Platformu üyeleri açlık grevine başladıklarını ilan etti.

"Ya hakkımızı alırız ya ölürüz"

Güvenpark'taki zorlu kış ve yaz şartlarına, kavurucu Ankara sıcağına rağmen çimler üzerinde adalet nöbetini sürdüren gaziler adına açıklamayı Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu yaptı.

Çerçioğlu, "Terörle mücadele er gazileri olarak Ankara Güvenpark'ta sürdürdüğümüz adalet mücadelemizde taleplerimize çözüm üretilmemesi nedeniyle bugün saat 10.00 itibarıyla açlık grevimiz başlamıştır. Ya hakkımızı alırız ya da ölürüz" ifadelerini kullanarak kararlılıklarını vurguladı.

Platform, grevin ne kadar süreceğine dair bir bitiş tarihi paylaşmadı. Gaziler, taleplerinin karşılık bulmaması durumunda eylemi eşleriyle birlikte "ölüm orucuna" dönüştürebileceklerinin de restini çekti.

Erdal Özdemir'in vefatı alanı yasa boğdu

Eylemin seyrini değiştiren ve alandaki gazileri derinden sarsan en acı gelişme ise er gazi Erdal Özdemir'in hayatını kaybetmesi oldu. Parktaki nöbeti sırasında aniden fenalaşan Özdemir, memleketine götürüldüğü sırada yolda yaşamını yitirdi.

Güvenpark'ta bir araya gelen gazi arkadaşları ve şehit yakınları, Özdemir için Yasin-i Şerif okuyarak dualar etti. Bu vefat, alandaki duygusal yükü artırırken gazilerin taleplerindeki ısrarı daha da bileyen bir dönüm noktası oldu.

MSB heyetine tepki: "Sadece sırtımız sıvazlanıyor"

Geçtiğimiz günlerde Millî Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından görevlendirilen iki tümgeneral ve bir albaydan oluşan askeri heyet eylem alanını ziyaret etmişti. Bakanlık heyetinin "MSB yanınızdadır, sizin için ne yapsak azdır" yönündeki teselli cümleleri ise gaziler tarafından sert tepkiyle karşılandı.

Platform Başkanı Çerçioğlu, askeri heyete yıllardır orduevlerine dahi alınmadıklarını hatırlatarak, "Madem yanımızdasınız, neden orduevinde bir çay içemiyoruz? Sadece Gaziler Günü'nde sırtımız sıvazlanıyor. Biz aynı üniformanın içerisinde yaralandık. Kademede kıyma makinesine eline kaptıran adamla benim hakkım aynı olamaz" sözleriyle tepki gösterdi. Gaziler, kendilerini dinlemeye gelen heyete, hamasi sözler değil TBMM'deki komisyonlara Güvenpark'tan bir temsilcinin davet edilmesini ve somut bir yasal taslak çıkarılmasını talep ettiklerini iletti.

"Evde çocuklarımızla saklambaç oynuyoruz"

Alandaki gaziler, maruz kaldıkları ekonomik ve sosyal adaletsizliği çarpıcı örneklerle dile getiriyor. Aynı çatışmada, aynı mayın patlamasında uzuvlarını kaybeden rütbeli personel ile er statüsündeki askerler arasında uçurum olduğunu belirten Güneydoğu Gazisi Veysel Kelen, bağlanan en düşük memur statüsündeki maaşla geçinemediklerini aktardı. Kelen, yaşadıkları dramı, "Çocuklarımız bizden bir şey isterken adeta evin içinde saklanıyoruz, saklambaç oynuyoruz. Verdiğimiz uzuvların neden değeri yok? Neden aramızda ayrımcılık var?" sözleriyle özetledi.

Gaziler, protez hakkı almak için 5 yıl beklemek zorunda kaldıklarını, sosyal tesislerden faydalanamadıklarını ve mevcut koşulların kendilerini adeta bir "mülteci kampı" görüntüsüne mahkum ettiğini söyleyerek adalet sağlanana dek Güvenpark'tan ayrılmayacaklarını yineledi.

Çerçeve Yasa imzaya açıldı

Silah bırakma sürecinin hukuki ve idari altyapısını oluşturacak 15 maddelik Çerçeve Kanun Teklifi, milletvekillerinin imzasına sunuldu. Milletvekillerinin yarın saat 17.00'ye kadar imzalayabileceği teklifin, bu hafta içinde Meclis Başkanlığına sunularak hızla yasalaşması bekleniyor

03.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa imzaya açıldı
Çerçeve Yasa imzaya açıldı
Türkiye'nin iç barış ve istikrarını güçlendirmeyi hedeflediği iddiasıyla "Terörsüz Türkiye" vizyonunun en kritik hukuki ayağı olan Çerçeve Kanun Teklifi'nde resmi süreç başladı. Edinilen son bilgilere göre, sürecin yasal güvencelerini ve idari mekanizmalarını belirleyecek olan kanun teklifi bugün itibarıyla TBMM'de milletvekillerinin imzasına açıldı.

İmza için son tarih yarın saat 17.00

Meclis kulislerini hareketlendiren düzenleme için milletvekillerine tanınan imza süreci hızla ilerliyor. Vekillerin, hazırlanan kanun teklif metnini yarın saat 17.00'ye kadar imzalamaları gerekiyor. İmza trafiğinin tamamlanmasının ardından, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in diğer siyasi partilere ön bilgilendirme yapması ve teklifin vakit kaybetmeden TBMM Başkanlığına sunulması planlanıyor.

15 maddelik "geçiş dönemi" yasası

Yaklaşık 15 maddeden oluşması öngörülen ve kalıcı bir yapıdan ziyade sürece özgü bir "geçiş dönemi yasası" niteliği taşıyan çerçeve metin, silah bırakma eğiliminde olan örgüt üyelerine yönelik net hukuki sınırlar çiziyor.

Silah ve şiddet eylemlerini tamamen bıraktığını beyan ederek teslim olan örgüt üyelerine, "terör örgütü üyeliği" ve "propaganda" gibi suçlardan ötürü denetimli serbestlik hükümleri uygulanabilecek.

"Kasten öldürme", "işkence" gibi ağır suçlara doğrudan karışanlar ile örgütün üst düzey yöneticileri bu düzenlemenin ve denetimli serbestliğin tamamen dışında tutulacak.

MİT denetleyecek, meclis bilgilendirilecek

Yasa teklifinin en dikkat çeken yönlerinden biri de "güçlü denetim mekanizması" oldu. Silah bırakma, teslim olma ve toplumsal entegrasyon süreçlerinin sahadaki takibi ve denetimi doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülecek. Sürecin şeffaflığı ve güvenliği açısından, yürütülen faaliyetler hakkında TBMM'ye düzenli olarak kurumsal bilgilendirme ve raporlama yapılacak.

Siyasi partilerin göstereceği refleksler ve Meclis komisyonlarındaki görüşme takvimi yakından takip edilirken, teklifin bu hafta içinde genel kurul gündemine gelerek yasalaşması bekleniyor.

İmralı'dan "anahtar yasa" açıklaması

Öte yandan Meclis'teki hareketlilik sürerken, yasa teklifine dair en kritik gelişmelerden biri de İmralı Adası'nda yaşandı. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol'un adada gerçekleştirdiği 3 saatlik görüşmenin ardından, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın yasa teklifine dair kamuoyuna iletilmesini istediği mesaj paylaşıldı.

Teklife yeşil ışık yakan bebek katili Öcalan, metni "anahtar" olarak nitelendirdi. DEM Parti İmralı Heyeti şunları söyledi:

"Öcalan, yasa teklifini sürecin önünü açan bir "anahtar" olarak niteleyerek, atılan adımın ülke kaderini etkileyeceğini ve herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Sürecin henüz tamamlanmadığını ancak metne olumsuz yaklaşılmaması gerektiğini vurguladı."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.