Dün 'terörle müzakere olmaz, mücadele olur, terör örgütleriyle masaya oturanlar şöyledir, böyledir' diyenler bir komisyon kurdular. Terörü bitireceklermiş! Teröre harcanan parayı millete harcayacaklarmış!
1 yıldır kurulamayacak cümleleri kurdular, atılamayacak adımları attılar. Ya! Milletin vekillerini, bebek katilinin ayağına bile gönderdiler.
Kandil'den, İmralı'dan, DEM'den devletimize, milletimize ve ordumuza yapılan onlarca hakareti sinelerine çektiler, tehditlerini yuttular.
Sonra bir çerçeve yaptırmış olacaklar ki, içine kanunları koyup TBMM'ye gönderdiler. Bu çerçeveli yasaya ilk imzayı Devlet Bahçeli kameralar önünde attı.
İkinci imza ise 'Murat Karayılan'ı bin parçaya bölmezsem yüzüme tükürün' diyen Süleyman Soylu'dan geldi.
Bu yasa çok önceden hazırlanmıştı
ABD'li siyasetçi ve akademisyen Henry J. Barkey ile eski CIA yetkilisi ve Ortadoğu uzmanı Graham E. Fuller birlikte 'Türkiye'nin Kürt Meselesi' adlı kitabı yazıp 1998 yılında yayımladılar.
Bu kitaptan öncede kitaptan sonrada Bebek Katilinin, Kandil'in, örgütün siyasi uzantılarının, PKK'nın Avrupa ve ABD'deki lobilerinin hedefleri, istekleri bu kitapta tek tek yazılmıştı.
Bu kitaba en büyük tepkiyi bilin bakalım kim vermişti?
Evet, evet Devlet Bahçeli. Devlet Bahçeli bu kitabı sıradan bir akademik çalışma olarak değil, 'CIA'nın Türkiye'yi bölme planı-Amerikan mutfağında hazırlanan bir operasyon' olarak adlandırıyordu.
Kitapta yer alan 'adem-i merkeziyetçilik', Kürt kimliğinin anayasal tanınması, anadilde eğitim' gibi öneriler, Bahçeli tarafından Türkiye'nin üniter yapısına ve milli devlet kimliğine saldırı ve bu tür önerilerin hayata geçirilmesinin Türkiye'nin bölünmesine giden yolu açacağını hararetle savunuyordu.
Oslo'da kim, görüştü? Görüşen şudur, budur' cümlelerinin kurulduğu 2009 yılında Bahçeli ve MHP kurmayları sık sık bu kitaba atıfta bulunarak: 'AK Parti'nin izlediği politikanın Barkey-Fuller raporundaki maddelerin kopyası, ABD'nin dayatması' olarak eleştiriyorlardı.
Kitapta öne çıkan temel öneriler
1- Kürt kimliğinin anayasal ve yasal çerçevede kabul edilmesi, Kürtlerin, kendilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşları olarak hissetmelerinin sağlanması.
2- Kürtçe dilinin üzerindeki engellerin kaldırılması, Kürtçe eğitimine imkan tanınması ve Kürt kültürünün özgürce ifade edilebilmesi.
3- Kürt siyasi partilerinin kapatılması veya baskı altına alınması yerine, bu yapıların meşru siyasetin içinde tutulması ve korunması.
4- Yetkilerin merkezi yönetimden yerel yönetimlere devredilmesi. (Adem-i Merkeziyetçilik)
5- Güneydoğu'daki askeri varlığın azaltılması ve soruna askeri bir mesele değil, siyasi bir mesele olarak yaklaşılması.
6- Farklı kesimlerden ve siyasi görüşlerden gelen Kürt temsilcilerle doğrudan ve esaslı bir diyalog sürecinin başlatılması.
7- Türkiye genelinde ifade özgürlüğü, hoşgörü ve demokrasi ortamının genişletilmesinin, çözümün vazgeçilmez bir önkoşulu olduğu belirtilir.
8- Diyalog sürecinde devletin Kürt milletvekillerine diledikleri kişilerle diledikleri yerlerde görüşmelerine izin vermesi.
9- Şiddet içermeyen siyasi "suçlar" yüzünden cezaevinde veya yurtdışında sürgünde bulunan Kürtlerin topluma yeniden dönmelerine ve seçimlere katılmalarına izin verilmelidir.
Yol haritasını da çizmişler
1- Türkiye'deki tüm yurttaşların demokratik biçimde temsil edilmesinin sağlanması adına meclis, tüm partileri temsil eden vekillerden oluşan bir komisyon kurabilir.
2- Komisyona girecek kişilerin, Kürtlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek reformlar ve değişimler üzerine tavsiyeler sunabilecekte nitelikte olmaları gerekecektir.
3- Müzakerelerin yasal statüsü de ışık tutulmaya muhtaç ayrı bir meseledir. Demokratik yollarla seçilmiş Kürt aracılar devletle hangi yasal temel üzerinde müzakere edeceklerdir?
4- Dahası, çok sayıda reform yalnızca yürütmenin yetki alanında değildir: Bunlar Türkiye'nin güvenlik yasasında, seçim yasasında, anayasasında ve ulusal idaresinin merkezi yapısını daha fazla ölçüde ademi merkeziyete götürecek değişiklikler gerektirmektedir.
5- Devlet, meclisin onayını gerektiren bu değişiklikleri nasıl gerçekleştirebilir? Yoksa Kürt sorunu gibi son derece ihtilaflı bir meselenin ele alınması için en uygun mecra meclis midir?
6- Kürtlerin statüsünde yaşanacak tüm bu değişimler tüm siyasi sistemin onayına mı muhtaç olacaktır?
7- Böyle bir durumda, Kürt meselesiyle ilgili neredeyse hiç konuşmayan veya konuşmaktan korkan meclisin yaklaşık üçte birini teşkil eden Kürt milletvekilleri, çoğunluğu oluşturan Türk milletvekilleriyle zedeleyici bir siyasi çatışmaya gireceklerdir.
8- Çözülmesi gereken usule ilişkin birtakım karmaşık mesele vardır, ama irade olduktan sonra yaratıcı devlet adamlarının yapamayacakları hiçbir şey yoktur.
Bebek katili noktayı koydu
Bu 1 yıllık süreçte İmralı, Kandil ve DEM bu mantığın dışında tek bir cümle kurdular mı? Kurmadılar.
Noktayı ise 'En az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.
Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik Cumhuriyet'e sonuna kadar kapı aralanmaktadır' cümleleriyle Bebek Katili koydu.
Sonuç bellidir ve biz en başından beri bu sonuca karşıyız. Rabbim, bizi sorumlu tutmayacaktır.
1 yıldır kurulamayacak cümleleri kurdular, atılamayacak adımları attılar. Ya! Milletin vekillerini, bebek katilinin ayağına bile gönderdiler.
Kandil'den, İmralı'dan, DEM'den devletimize, milletimize ve ordumuza yapılan onlarca hakareti sinelerine çektiler, tehditlerini yuttular.
Sonra bir çerçeve yaptırmış olacaklar ki, içine kanunları koyup TBMM'ye gönderdiler. Bu çerçeveli yasaya ilk imzayı Devlet Bahçeli kameralar önünde attı.
İkinci imza ise 'Murat Karayılan'ı bin parçaya bölmezsem yüzüme tükürün' diyen Süleyman Soylu'dan geldi.
Bu yasa çok önceden hazırlanmıştı
ABD'li siyasetçi ve akademisyen Henry J. Barkey ile eski CIA yetkilisi ve Ortadoğu uzmanı Graham E. Fuller birlikte 'Türkiye'nin Kürt Meselesi' adlı kitabı yazıp 1998 yılında yayımladılar.
Bu kitaptan öncede kitaptan sonrada Bebek Katilinin, Kandil'in, örgütün siyasi uzantılarının, PKK'nın Avrupa ve ABD'deki lobilerinin hedefleri, istekleri bu kitapta tek tek yazılmıştı.
Bu kitaba en büyük tepkiyi bilin bakalım kim vermişti?
Evet, evet Devlet Bahçeli. Devlet Bahçeli bu kitabı sıradan bir akademik çalışma olarak değil, 'CIA'nın Türkiye'yi bölme planı-Amerikan mutfağında hazırlanan bir operasyon' olarak adlandırıyordu.
Kitapta yer alan 'adem-i merkeziyetçilik', Kürt kimliğinin anayasal tanınması, anadilde eğitim' gibi öneriler, Bahçeli tarafından Türkiye'nin üniter yapısına ve milli devlet kimliğine saldırı ve bu tür önerilerin hayata geçirilmesinin Türkiye'nin bölünmesine giden yolu açacağını hararetle savunuyordu.
Oslo'da kim, görüştü? Görüşen şudur, budur' cümlelerinin kurulduğu 2009 yılında Bahçeli ve MHP kurmayları sık sık bu kitaba atıfta bulunarak: 'AK Parti'nin izlediği politikanın Barkey-Fuller raporundaki maddelerin kopyası, ABD'nin dayatması' olarak eleştiriyorlardı.
Kitapta öne çıkan temel öneriler
1- Kürt kimliğinin anayasal ve yasal çerçevede kabul edilmesi, Kürtlerin, kendilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit vatandaşları olarak hissetmelerinin sağlanması.
2- Kürtçe dilinin üzerindeki engellerin kaldırılması, Kürtçe eğitimine imkan tanınması ve Kürt kültürünün özgürce ifade edilebilmesi.
3- Kürt siyasi partilerinin kapatılması veya baskı altına alınması yerine, bu yapıların meşru siyasetin içinde tutulması ve korunması.
4- Yetkilerin merkezi yönetimden yerel yönetimlere devredilmesi. (Adem-i Merkeziyetçilik)
5- Güneydoğu'daki askeri varlığın azaltılması ve soruna askeri bir mesele değil, siyasi bir mesele olarak yaklaşılması.
6- Farklı kesimlerden ve siyasi görüşlerden gelen Kürt temsilcilerle doğrudan ve esaslı bir diyalog sürecinin başlatılması.
7- Türkiye genelinde ifade özgürlüğü, hoşgörü ve demokrasi ortamının genişletilmesinin, çözümün vazgeçilmez bir önkoşulu olduğu belirtilir.
8- Diyalog sürecinde devletin Kürt milletvekillerine diledikleri kişilerle diledikleri yerlerde görüşmelerine izin vermesi.
9- Şiddet içermeyen siyasi "suçlar" yüzünden cezaevinde veya yurtdışında sürgünde bulunan Kürtlerin topluma yeniden dönmelerine ve seçimlere katılmalarına izin verilmelidir.
Yol haritasını da çizmişler
1- Türkiye'deki tüm yurttaşların demokratik biçimde temsil edilmesinin sağlanması adına meclis, tüm partileri temsil eden vekillerden oluşan bir komisyon kurabilir.
2- Komisyona girecek kişilerin, Kürtlerin talep ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek reformlar ve değişimler üzerine tavsiyeler sunabilecekte nitelikte olmaları gerekecektir.
3- Müzakerelerin yasal statüsü de ışık tutulmaya muhtaç ayrı bir meseledir. Demokratik yollarla seçilmiş Kürt aracılar devletle hangi yasal temel üzerinde müzakere edeceklerdir?
4- Dahası, çok sayıda reform yalnızca yürütmenin yetki alanında değildir: Bunlar Türkiye'nin güvenlik yasasında, seçim yasasında, anayasasında ve ulusal idaresinin merkezi yapısını daha fazla ölçüde ademi merkeziyete götürecek değişiklikler gerektirmektedir.
5- Devlet, meclisin onayını gerektiren bu değişiklikleri nasıl gerçekleştirebilir? Yoksa Kürt sorunu gibi son derece ihtilaflı bir meselenin ele alınması için en uygun mecra meclis midir?
6- Kürtlerin statüsünde yaşanacak tüm bu değişimler tüm siyasi sistemin onayına mı muhtaç olacaktır?
7- Böyle bir durumda, Kürt meselesiyle ilgili neredeyse hiç konuşmayan veya konuşmaktan korkan meclisin yaklaşık üçte birini teşkil eden Kürt milletvekilleri, çoğunluğu oluşturan Türk milletvekilleriyle zedeleyici bir siyasi çatışmaya gireceklerdir.
8- Çözülmesi gereken usule ilişkin birtakım karmaşık mesele vardır, ama irade olduktan sonra yaratıcı devlet adamlarının yapamayacakları hiçbir şey yoktur.
Bebek katili noktayı koydu
Bu 1 yıllık süreçte İmralı, Kandil ve DEM bu mantığın dışında tek bir cümle kurdular mı? Kurmadılar.
Noktayı ise 'En az Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.
Siyasetin çıkaracağı yasa, bu sürecin önünü açacak anahtar niteliğindedir. Demokratik Cumhuriyet'e sonuna kadar kapı aralanmaktadır' cümleleriyle Bebek Katili koydu.
Sonuç bellidir ve biz en başından beri bu sonuca karşıyız. Rabbim, bizi sorumlu tutmayacaktır.
Akın Aydın / diğer yazıları
- CIA Planına ilk imzayı atan kişi Devlet Bahçeli / 05.08.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
























































