Ey evlat! Dünyada her şey lazım
Ey evlat! Dünyada her şey lâzım. Tatlının yeri var. Acı da gerek. İyiliğin ve fesadın da bir gereği bulunur





Ümitsizliğe kapılma. Yapan Allah'tır. Bir darlık gelir az sonra geçip gider. Sen sabırlı olmaya bak. Belâdan kaçma. Sabırlı ol; ufak tefek sıkıntılar temel kaideler arasındadır. Her şeyin kökünde bunlar çıkar.
Peygamberlik hâlini ele al: içinde belâ ve sabır vardır. Velayet hâlini al, içinde darlık, yanında da sabır mevcuttur. Belâlar da onunla def olur. Belânın olmadığı yerde sabır da bulunmaz. Belâdan kaçan sabrı bir yana atar. Sabrı bırakan, cümle manevî hâllerden mahrum yaşar. Sabrı bırakıp kaçman, velayet, marifet, Hakk'a yakınlık hâllerinden uzak olmayı arzu etmen demek olur.
Sabra yapış ve çalış. Sırrın ve kalbinle Rabbine yönelmek istiyorsan böyle yap. Bilgi sahipleri, veliler ve ebdal (velilerden bir kısım), peygamberlerin vârisleridir.
Peygamberler her varlığın üstündedirler; vârisleri ise daima Önlerinde el pençe divan durmaktadırlar. Daima Hak ve hakikata halkı davet ederler. Bunlar, peygamberlerden aldıklarını satarlar.
İman sahibi, yalnız Allah'tan korkar. Başkasından ne korkar ne de bir şeyler bekler. Onun kalbine, Hak tarafından kuvvet ve kudret konmuştur. O kuvvet sayesinde Hakk'a yaklaşır. Kalbi Hakk'ta, kalıbı ise yerdedir. Allahü Teâlâ onları haber verirken şöyle buyurdu: "Onlar, katımızda sevilmiş ve seçilmişlerdir." (Sad/47)
Onlar zaman ve mekâna göre seçme insanlardır. İç âlemleri temizdir. Vücutları sağlam ve nur gibidir.
Bu sebepten halka minnet etmezler. Bütün alışılmış şeyleri bir yana atarlar. Onlar, öncü olarak yürümektedirler. Her şeyi ve işe yaramaz ne varsa hepsini öteye bırakırlar. Onlar, insanların kötülüklerinden daima kaçar, giderler. Yalnızlıktan hoşlanırlar…
İç âlemleri Hak'la doludur. O'na hizmet ve ibâdet etmekten geri durmazlar. Geceleri ve gündüzleri O'nun uğruna geçer. Âşıkların rahatı, ülfeti sevenlerin huzuru Hakk'la olur.
Ey evlat! Dünyada her şey lâzım. Tatlının yeri var. Acı da gerek. İyiliğin ve fesadın da bir gereği bulunur. Dert olur, safa vardır. Tam safa hâlini istiyorsan kalbinden halkı çıkar. Her varlığını Hakk'a bağla. Dünyadan kalbini çek. Çocuklarını, Rabbine emanet et; ona teslim et. Kalbini her şeyden temiz olarak çıkar. Âhiret kapısına yönel; yönel ve içeri girmeye gayret et.
Her şey bir gayeye matuftur; onun için yapılır. Bu dünyayı bırakıp öbür âleme yönelmek, Hak Teâlâ'yı bulmak içindir.
Âhiret âlemine geçtiğinde aradığını bulamazsan hemen kaç; O'na yakınlığı ara. O'nu bulduğun takdirde her şeyi bulmuş sayılırsın.
Allah-ü Teâlâ'yı seven, gayrini neyler? Cennet, derece ve makam arayanlar içindir. Manevî tüccarlar onu ararlar. İşte bunun için dünyayı bir yana atan öbür âlemde arzusunu bulur.
İşte, bu mânaları dile getiren bir Âyet-i Kerime: "Orada nefislerin hoşlandığı, gözlerin bakmakla zevk alacağı şeyler vardır." (Zuhruf/71)
Her şeyin derununda gizli mânalar vardır. Onları anlamak icab eder. Her şeyin keza kendine göre bir şeyi, bir anısı vardır. Kalbin anısı nasıldır? Sırrın anısı nasıldır? Mâna âlemi ne gibi anılar taşır? Bunları anlamaya gayret et.
Cennet, oruç tutanlar, namaz kılanlar, kötülükleri bir yana atarak şahsî kötü duyguları bırakanlar içindir. Oruç içinde oruç vardır… Bahçe içinde bahçe vardır. Ev içinde ev vardır. Birine varmak için öbürünü terk etmek lâzım gelir.
Sizden iş istiyorum, söz değil. Söz etmeden iş tutunuz.
Allah'a arif olanlar, her işlerini Hak için yaparlar. Başlarında demir dövülse, ses etmeden vazifelerine devam ederler. Yerde gezerler... Yeryüzü her an değişir, başka şekle bürünür, ama onlar buna aldırış etmezler...
Hak ehli, yalnız Allah'ı bilir, başkasını görmez. Başkasının sözünü işitmez…" (Abdülkadir Geylani Hazretleri, Fethur'r Rabbani eserinden) H: Akın Aydın
















































































