logo
19 NİSAN 2026

Ey vekiller! Karar vermeden mutlaka okuyun

03.09.2006 00:00:00
Lübnan'a asker gönderilecek mi, gönderilmeyecek mi Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yapacağı oylamayla belli olacak.Bakanlar Kurulu'na "prensip olarak gönderme kararı" aldıran AKP yönetimi, yarın da AKP grubunu toplayarak milletvekillerini ikna etme konusunda son rötuşları yapacak.  Sonuç ne olur bilmem, ama yaşadığımız bu olayda ne hikmetse aklıma Birinci Dünya Savaşına körü körüne girişimiz geliyor.Mutlaka biliyorsunuzdur ama yine de önemine binaen tekrar edelim.Birinci Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı Devleti ise bu savaşa müdahil olmamıştı. Kaçan iki Alman gemisi Osmanlı'ya sığınmış, Enver Paşa ve arkadaşları -bilinçli ya da bilinçsiz- bu gemileri koruma altına almış ve gemilere Osmanlı Bayrağı asılmıştır.Direklerinde Osmanlı Bayrağı dalgalanan ve isimleri "Yavuz" ve "Midilli" olarak değişen gemiler Karadeniz'e açılmış ve Rus limanlarını bombalamıştır.Böylece otomatikman savaşa girmiş olduk. (Biz asla çatışmaya girmeyeceğiz diyenlere duyurulur)Almanların bu tavrı esasen Birinci Dünya Savaşına girişimizin tam bir senaryo olduğunu ispatlamaktadır.Netice, koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nun tamamen dağılması, 1 milyonun üzerinde şehit.Birçok tarihçi Birinci Dünya Savaşı'nın asıl amacının Osmanlıyı bölmek olduğunu vurguluyor. Savaşın genel fotoğrafına bu amacı yerleştirerek tekrar bakarsanız bunun doğru olduğunu göreceksiniz.Birinci Dünya Savaşı hem içeridekilerin ihanetini, hem müttefiklerimizin sırtımızdan hançerlemesini, hem de dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin fırsat bu fırsat diyerek üzerimize çullanmasını göstermesi açısından oldukça önemlidir.Dost düşman ortaya çıkmıştır. Esasen bizim bizden başka dostumuzun olmadığı da ispatlanmıştır.Şimdi gelelim şu bizim Lübnan meselesine.Yine benzer senaryolarla Türkiye sıcak çatışmaların olduğu bir bölgeye dahil edilmek isteniyor.Bir tarafta yaptığı katliamlar ortada olan İsrail, diğer tarafta ise Lübnan halkının da desteğini alan ve Lübnan'ın tek silahlı direnişini ortaya koyan Hizbullah.İsrail, 2 askeri kaçırıldı bahanesiyle fırsat bu fırsat diyerek katliama başlıyor ve üçte biri çocuk olan binlerce masumu katlediyor, yakıyor, yıkıyor.Lübnan halkı ise eli armut toplamıyor, Hizbullah ile İsrail'i vuruyor ve ağır kayıplar verdiriyor. İsrail böyle bir direniş beklemiyor, geri adım atıyor ve uluslararası gücü Güney Lübnan'a davet ediyor.Hedefi BM gücünü kullanarak Lübnan direnişinin elini kolunu bağlamak ve katliamlarına daha rahat devam edebilmek, arzı mevut projesini hayata geçirebilmek.Bütün bunların ötesinde ısrarla Türkiye'nin bu BM gücüne dahil edilmek istenmesinin ise ayrıca bir önemi var.İsrail, bir taraftan Hizbullah ve Lübnan halkı silahı bırakmadığı müddetçe kesinlikle ateşkes yapmayacağını açıklarken, bir taraftan da Türkiye'ye övgüler dizmektedir.İsrail Başbakanı Ehud Olmert, bayram değil, seyran değil, Türkiye'nin İsrail'in güvendiği bir ülke olduğunu ifade etmesi sizce de garip değil mi?Lübnan meselesinde de, tabiri caizse Alman gemileri gelmiş ve bizden sığınma talep etmektedirler. Ya askerimizi göndererek, bu gemilere Türk bayrağını asmış olacağız, ya da oynanan senaryoyu fark edip, olayın sonrasını görüp, bize ait olmayan ve hayrımıza olmayan bu senaryoda figüran rolü almayacağız.Lübnan vesilesiyle nasıl bir cehennemin içine çekildiğimizi tahmin edebiliyoruz. Biz bunu tahmin edebiliyorsak, siyasilerimizin, vekillerimizin tahmin etmemesi mümkün değil.Lübnan'a asker gönderme, Bosna'ya, Afganistan'a, Kore'ye asker göndermeye asla benzemeyecektir.Bir tarafta bağımsızlığı için silahı bırakması mümkün olmayan bir Lübnan halkı, diğer tarafta da Lübnan halkı silah bırakmadığı takdirde ateşkes yapmayacak bir İsrail.Üstelik bizi bu bölgeye davet eden İsrail ve "gel şu Hizbullah'ın elinden silahı benim için al" diyor.Burada savaş asla durmayacak ve Büyük Ortadoğu Projesi adı altında İslam ülkelerinin işgal edilmesinde, yakılıp yıkılmasında, masumların katliamında ilk defa Türk askeri Haçlılarla bir ve beraber olacak.Ayrıca Lübnan'da Hizbullah ile karşı karşıya gelmek demek, İran'la da doğal olarak kapışmak demek.Belki de ABD ve İsrail'in ısrarla Türkiye'yi bu coğrafyaya istemesinin sebebi de bu olabilir.Direkt olarak İran'la Türkiye'yi kapıştıramayanlar, dolaylı olarak kapıştırmanın yollarını araştırıyorlar. Çünkü şunu çok iyi biliyorlar ki, BOP'un ve arzı mevut projesinin gerçekleşebilmesi için bu coğrafyanın en büyük iki gücünün mutlaka karşı karşıya gelmesi lazım.Çünkü ABD ve İsrail'in nezdinde, ordusuyla, milletiyle belirli bir duruşu ortaya koyan Türkiye'nin Irak gibi olabilmesi bu senaryoya bağlı.Ey vekiller! Olay sadece bir yere asker gönderme meselesi değil. Savaş tam tamları duyuluyor. Lübnan'a asker gönderme, tribünlerde Haçlı Batı'nın ve İsrail'in şakşak yaptığı bir Türkiye-İran çatışmasının kapılarını aralıyor.Şimdilik sizin çocuklarınız Lübnan'a gitmesi muhtemel ekibin içinde belki olmayabilir, ama böyle bir çatışmada mutlaka sizin çocuklarınız da hedef tahtasında olacaktır. Lütfen Birinci Dünya Savaşında ve son olarak da Irak'ta yaşananlardan ders alalım.Ey vekiller! Türkiye'nin geleceği sizin ellerinizde. Birilerinin etkisinde kalarak değil, milleti temsilen karar verin.Damat Ferit, Enver Paşa gibi olmak da var, Atatürk gibi olmak da.Karar sizin.
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.