Baş Hoca Prof. Dr. Haydar Baş hocamızı vuslatının 6. yıl dönümünde rahmetle, minnetle, hasretle anıyoruz.
O öyle bir kişilik ki, onu tanıyanlar yıllar geçtikçe ona olan özlemleri, sevgileri ve hasretleri artıyor. O öyle bir insan ki, onu tanımayan milyonlarca insan, onu tanımadığı halde bugün ona hayran oluyor.
Aslında ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün de vefatının üzerinden neredeyse 100 yıl geçtiği halde, 1938'den bu güne kabrine gidenler gözyaşı döküyor. Ziyarete gidenler, bir yandan hüzün bir yandan da ona kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Hatta görmediği, bizzat tanışmadığı halde…
Biz Atatürk'ü tanımadık, bize Atatürk'ü Prof. Dr. Haydar Baş hocamız anlattı. Öyle bir anlattı ki tanımadığımız o insana âşık olduk. Atatürk'ü gerçekten gönülden sevdik, sevmeye de devam ediyoruz. Ona olan sevgimiz büyümeye devam ediyor ve onu gelecek nesillere de aktarıyoruz.
Çünkü o öyle bir eser ortaya koydu ki Türkiye Cumhuriyeti devleti. O, "Türkiye Cumhuriyeti benim en büyük eserimdir" derdi. Bizim şu anda nefes alıp vermemiz, bizim bu vatanda bağımsız bir şekilde yaşayabilmemiz, burada ibadetlerimizi yapabilmemiz, geçimimizi sağlayabilmemiz hep o cumhuriyetin kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde.
Dolayısıyla biz ona hayran olmayalım, onu sevmeyelim de kimi sevelim?
Şimdi aynı duyguyu Prof. Dr. Haydar Baş hocamız için de yaşıyoruz.
Bakıyorsunuz gün geçtikçe hasret büyüyor. Onu tanımayan milyonlar ona hayran oluyor. Zaten Haydar Baş Bey ne diyordu: "O asker Atatürk, ben hoca Atatürk."
Biz Haydar Baş beyi yıllar önce tanıma fırsatı bulduk. Ama bugün onu tanımadığı halde ona hayran olan insanlar artıyor. Bundan 2 ay önce Viyana'da bir kongreye katıldık, 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi. Oradaki bilim insanlarının hemen hemen yarısı Haydar Baş beyi hiç görmemişti ve o görmedikleri bilim insanını öyle bir hayranlıkla, öyle bir sevgiyle anlattılar ki.
Baş Hoca Haydar Baş bey orada olmadığı için onun oğlu olan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş beyefendi ile fotoğraf çektirmek için sıraya girdiler, yarıştılar. Ona hürmet gösterdiler.
Hatta Malezyalı akademisyen Dr. Muhammed Hafız Ali konuşmasında, "Ben inanıyorum ki Haydar Baş şu anda bu salonda bizimle beraber" ifadelerini kullandı.
Yani Baş Hoca böyle bir sevgi, böyle bir muhabbet bırakmış.
Malezyalı akademisyen de onu görmeden hayran olanlardan birisi.
Baş Hoca Prof. Dr. Haydar Baş beyi iki kelimeyle anlatın derseniz, o "Birlik İnsanı"ydı deriz.
Kendisinin her zaman ifade ettiği bir gerçek vardır, "Kendi içindeki savaşı kazanamayanlar, kendi iç aleminde birliği başaramayanlar topluma barışı getiremezler, dünyaya barışı getiremezler."
Bugün liderler hep savaşları körüklüyor, neden? Çünkü kendi iç alemlerinde bir kavga var. Çünkü savaşmayı, yok etmeyi, öldürmeyi biliyorlar, barışı değil.
Onlar güç ellerine geldiği zaman hemen kan ve gözyaşını getiriyorlar.
Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın hayatın tamamına bakın. Mesela, 1980'li yıllarda Türkiye genelinde birlik konferansları gerçekleştirdi.
Daha önceki siyasi faaliyetlerinde de yine hep birliği, beraberliği ortaya koyuyordu. Hatta kendi anlatımıyla, sağ-sol çatışması olduğu zamanlarda, sağcı ya da solcu taraflar duvarlara yazılar yazdıklarında sırf kavgaları önlemek için o duvarları beyaz boya ile boyuyordu. "Kavga olmasın diye, kardeş olsunlar, beraber olsunlar diye bir mücadele verdim" diyordu.
Baş Hoca'nın gençliğinden itibaren başlayan vuslatına kadar devam eden böyle bir duruşu vardı. Görüldüğü gibi, kendi iç aleminde barışı yakalamış olan bir insan topluma da barışı, kardeşliği getirmenin mücadelesini veriyor.
Bu sebeple Baş Hoca, iki kelime ile birlik insanıydı.
Prof. Dr. Baş, ekonomide birlik modeli olan dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'ni ortaya koydu. Milli Ekonomi Modeli aslında, Atatürk'ün, "Yurtta barış, cihanda barış" sözünün ekonomik modelidir. Dünyada kavgaları bitirecek olan, kaynak savaşlarını, ekonomik savaşları, ekonomiden kaynaklanan diğer bütün savaşları bitirecek olan bir model, bir çözüm.
Rahmetli Prof. Dr. Dünyamali Veliyev, katıldığı bir MEM Kongresi'nde şunu ifade etmişti: "Haydar Baş Bey'in modeli dünyada barışı getirecek tek modeldir."
"Önce insan" diyerek başladı Baş Hoca ve yazdığı model de "insan merkezli" bir model. Bakın, komünist sistem, kapitalist sistem ve feodal sistem hepsi önce bir model ortaya koydu, sonra insanların kafasını kolunu kırarak o modelin içine hapsetmeye çalıştılar.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey ise insanı merkeze aldı ve o insanın duygusuna, kültürüne, medeniyetine, yaşam tarzına uygun, insanın fıtratıyla uyumlu bir model ortaya koydu. Aslında Oğuz Kağan'dan Hacı Bektaş-ı Veli'ye, Şeyh Edebali'ye, onlardan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e, Atatürk'ten Baş Hoca'ya geçen bir devlet anlayışı, Türk'ün devlet anlayışı, Türk'ün medeniyet anlayışı…
Birlik insanı olan Baş Hoca'nın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet Milli Devlet tezi, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışının tezahürüdür.
Rahmetle ve özlemle…
- BOP kıskacında Türkiye ve bölgesel direnç hattı / 16.04.2026
- Fikirden aksiyona bir deha portresi: Prof. Dr. Haydar Baş / 15.04.2026
- Birlik insanı Baş Hoca / 14.04.2026
- Trump’ın gidişi hızlandı / 11.04.2026
- İran kazandı: Müzakerelerde İran’ın teklifi baz alınacak / 09.04.2026
- “Rejim değişikliği” hedefinden, “medeniyeti yok etme” tehdidine / 08.04.2026
- ABD kazansaydı, komutanları el çektirilmezdi! / 07.04.2026
- ABD basını da Trump’ı yalanlıyor! / 04.04.2026
- Trump, mağlubiyeti zafer olarak mı ilan edecek? / 02.04.2026



























































