ABD-İsrail ikilisinin İran'a yönelik hukuksuzca başlattığı ve 40'ıncı günde ateşkes kararıyla şimdilik son bulan İran Savaşı ABD Başkanı Trump'ın başını yakacak. Savaş öncesi de uyguladığı politikalar sebebiyle Trump'a halk desteği sürekli düşerken, savaşın neticesinde iyice dip seviyelere geriledi.
Amerikan halkı sokaklara çıkarak Trump'ın İsrail'e verdiği sınırsız desteği en üst seviyede eleştirirken, İsrail'in yaptığı zulümlere karşı da seslerini yükseltiyorlar.
"Önce Amerika" sloganıyla yola çıkan Trump'ın, uygulamada "Önce İsrail" politikaları uygulaması ABD halkının ciddi manada tepkisini çekiyor.
Bu manada bir tepki de Eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'den geldi.
Kerry, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun İran'a saldırı planlarını, Trump dışında hiçbir ABD başkanının kabul etmediğini belirtti. Boston Public Radio'da konuşan Kerry, Trump'ın İran yönelik savaş kararını ve çatışmayı çözme yöntemini eleştirdi.
ABD ile İran arasında 2015 yılında imzalanan Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşmasının baş müzakereciliğini de yapan Kerry, iki ülke arasında varılan 2 haftalık ateşkesi "oldukça kırılgan" olarak nitelendirdi.
Kerry, "Bu gerçekten şok edici. Bence durum ilerledikçe daha da ciddi ve tehlikeli hale geliyor. Çünkü Hürmüz Boğazı şu anda İran'ın kontrolü altında, savaş başlamadan önce böyle değildi. Bu savaşı uzatacak sonraki adımların küresel ekonomiler için oluşturduğu tehdit, düşünmesi bile tüyler ürpertici, bu, şimdiye kadar karşılaştığımızdan çok daha büyük ve karmaşık bir ekonomik etkiye yol açabilir" ifadelerini kullandı.
Kerry şunları söyledi: "Netanyahu, Obama'nın başkanlığı döneminde de İran'a saldırı planları sunmuştu. Obama bu planı reddetmişti. Joe Biden ve George Bush da dahil olmak üzere diğer ABD başkanları da bu planlara karşı çıktı. Trump, İran'a saldırı planını kabul eden tek ABD başkanıdır. Trump, İran savaşını başlatarak Netanyahu'nun İran'a mümkün olduğunca çok zarar verme yönündeki uzun zamandır devam eden hayalini gerçekleştirdi."
Kerry ayrıca, savaşı sona erdirmek için müzakerelerin şart olduğunu söylerken, Trump yönetiminin müzakereleri yürütebilecek kapasitede olup olmadığı konusunda da soru işaretleri olduğunu dile getirdi.
Kerry'nin bu açıklamalarının bir benzerini eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de söylemişti ve Blinken, buna ilaveten Trump'ın önüne Epstein dosyalarının konulduğunu ve bu şekilde İran Savaşı'na ikna edildiğini belirtmişti.
Epstein dosyaları derken, Trump'ın eşi Melania Trump'ın bu konudaki açıklamaları bir anda gündeme oturdu. Melania Trump, Epstein ile ilgili iddialara verdiği yanıtta, "Beni utanç verici Jeffrey Epstein ile ilişkilendiren yalanlar bugün sona ermeli" ifadelerini kullandı ve bu iddiaların itibarını zedelediğini söyledi.
Trump, Epstein ya da onun ortağı Ghislaine Maxwell ile hiçbir zaman ilişkisi olmadığını, Maxwell ile yalnızca yüzeysel bir yazışma gerçekleştirdiğini belirtti.
"Epstein ile hiçbir zaman arkadaş olmadım. Donald ve ben zaman zaman Epstein'ın da davetli olduğu aynı partilere çağrıldık" diyen Melania Trump, "Beni Donald'la tanıştıran Epstein değil. Epstein'le ilk kez 2000'de Donald'la bir etkinlikte tanıştım" ifadelerini kullandı.
Bahsedilen davetlerde Donald ve Melania Trump'ın Epstein ile fotomontaj olmayan "samimi" fotoğrafları gayet iyi biliniyor.
Melania Trump'ın buradaki en dikkat çekici ifadesi, "Beni Donald'la tanıştıran Epstein değil. Epstein'le ilk kez 2000'de Donald'la bir etkinlikte tanıştım" bölümü.
Yani, Melania Trump kendini temize çıkarmak için yaptığı konuşmada, eşi Donald Trump'ı topun ucun koyuyor.
Dikkat ederseniz bu açıklama savaşın 40'ıncı gününde ABD Başkanı Trump'ın İran'la, İran'ın sunduğu 10 maddelik teklif baz alınarak başlattığı ateşkes ilanından sonra yapılıyor. "Neden 10 gün önce ya da 20 gün önce değil?" sorusu akla geliyor. Öyle ya, Melania Trump ile Epstein hakkındaki iddialar bugüne ait değil.
Blinken'in ve Kerry'nin iddia ettiği gibi Epstein dosyalarının baskılarıyla başlatılan bir İran Savaşı ve sonrasındaki ateşkes ve de müzakere sürecinin, Melania Trump üzerinden İsrail'in talepleriyle şekillenmesi mi amaçlanıyor? Bunu zamanla daha net göreceğiz.
Ateşkesin ilan edilmesinden birkaç sonra İsrail'in Lübnan'a en büyük saldırıyı yapması ve 250'den fazla Lübnanlıyı öldürmesi bu iddiaları güçlendiriyor ve İsrail'in hazımsızlığını ortaya koyuyor.
Sonuç ne olursa olsun, yaşanan bütün bu gelişmeler Trump'ın gidişinin hızlandığını gösteriyor.
Trump'ın başını Epstein dosyalarının balyozu altında "Önce İsrail" politikaları yaktı diyebiliriz.
- İran kazandı: Müzakerelerde İran’ın teklifi baz alınacak / 09.04.2026
- “Rejim değişikliği” hedefinden, “medeniyeti yok etme” tehdidine / 08.04.2026
- ABD kazansaydı, komutanları el çektirilmezdi! / 07.04.2026
- ABD basını da Trump’ı yalanlıyor! / 04.04.2026
- Trump, mağlubiyeti zafer olarak mı ilan edecek? / 02.04.2026
- ABD savaştan çekilmenin yollarını arıyor / 01.04.2026
- ‘Bu gidişle rejim değişikliği ABD'de yaşanacak’ / 31.03.2026
- ‘Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz’ / 28.03.2026
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026


























































