logo
14 EYLÜL 2026

Fenerbahçe kazanamazsa kıyamet kopar

İsmail Kartal'ın istifası ile yaşanan gitgelli süreç sonunda bugün oynanacak Gaziantep maçında Fenerbahçe için tek seçenek 3 puan. Zaten pamuk ipliğine bağlı olan puslu havanın dağılması galibiyet dışında alınacak her türlü skor kaos demek. 3 puan dışında Kadıköy hattında deprem etkisi yaratacak kararlar kaçınılmaz hale gelecek. O yüzden Fenerbahçe belki de sezonun en kritik maçına çıkacak

14.09.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe kazanamazsa kıyamet kopar
Fenerbahçe kazanamazsa kıyamet kopar
Fenerbahçe'de fırtına gibi bir hafta tamamlandı… Hafta Kadıköy'de alınan Beşiktaş derbisi yenilgisinin stresi ile başladı. O stresle Roma maçına çıkıldı. Hiç de kötü bir oyun yoktu. Ancak 1-1'lik beraberlik ve tribünden gelen su şişesi İsmail Kartal'ın istifasına neden oldu. Yıldırım kabul etmedi. İsmail Kartal inat etti. Çözümü Oğuz Çetin ve Cihan Kamer sundu. İsmail Kartal 1 gün aranın ardından takımın başına döndü.






Bugün Gaziantep deplasmanında belki de Fenerbahçe için sezonun en kritik maçı oynanacak. Galibiyet gelirse her şey güllük gülistanlık olur. Ancak aksi bir durumda Fenerbahçe'de bambaşka şeyler konuşulmaya başlar:






Roma maçı sonrası yaşanan istifa sürecinin aslında "çözülmediği", sadece pansuman yapıldığı savunulanların sesi yükselir. "İstifası engellenen hocayla yola devam edilmez" görüşü hakim olur. İstifa talebi bu kez camiada gelişir; İsmail Kartal'ın devam etmesi zorlaşır.






Oğuz Çetin ve Cihan Kamer'in müdahalesiyle sağlanan ateşkesin işe yaramadığı iddiaları artar. Yönetim kurulunun kriz yönetimi performansı ve kararlılığı sert şekilde sorgulanır.






Beşiktaş derbisi yenilgisi ve Roma maçındaki gerginliğin üzerine gelecek bir kayıp, takımdaki özgüveni tamamen bitirir. "Takım kırılgan, baskıyı kaldıramıyor" eleştirileri tavan yapar.






Roma maçında su şişesi atılmasıyla beliren taraftar tepkisi, yönetimi ve teknik ekibi doğrudan hedef alan kitlesel bir protestoya dönüşür.






Zirve yarışında puan farkının açılması ihtimaliyle birlikte şampiyonluk inancı ciddi şekilde zedelenir. Medyada ve camiada radikal değişim, kongre veya teknik direktör değişikliği senaryoları yüksek sesle dillendirilmeye başlar.

Bu kadro Sergen Yalçın'da olsaydı

Italiano mevkiler arası mesafeyi daraltan "makine" gibi çalışan bir yapı kurdu... Sergen Yalçın kalsaydı bu kadronun koşu mesafeleri düşerdi; ancak Vlahović ve Trossard'ın bireysel şovlarıyla maç kazanan, daha yetenek odaklı bir Beşiktaş izlerdik.
 

14.09.2026 12:47:00
Haber Merkezi
 
Bu kadro Sergen Yalçın'da olsaydı
Bu kadro Sergen Yalçın'da olsaydı
Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano da Sergen Yalçın gibi tempolu ve hücuma dönük futbolu benimsiyor... Ancak mantalite ve saha içi organizasyonu açısından ikili arasında dağlar kadar fark var.

İtalyan teknik adam 4-2-3-1 veya 4-3-3 dizilişini tercih eder. Takım savunmasını en önde başlatır ve top rakipteyken alanı daraltarak boğucu bir pres uygulatır.






Katı şablonlar yerine yetenekli oyunculara saha içinde özgürlük tanımayı seven Sergen Yalçın'ın ise oyuncunun bireysel kalitesini ve yaratıcılığını öne çıkaran bir anlayışı vardır.

Sergen Yalçın, orta sahada Josef örneğinde olduğu gibi alanı tek başına kapatabilen, fiziksel olarak ezici veya Atiba gibi oyunu aklıyla yönlendiren isimleri sever. Salih gibi daha düz, pres odaklı ama yaratıcılığı sınırlı pasör profil yerine topu öne taşıyabilen "8/10 numara kırılımlı" oyuncuları tercih ederdi.






Sergen Yalçın bek ve stoperlerinde macera aramaz; pozisyon bilgisi yüksek, tecrübeli ve hamleli oyuncuları ister (Rosier veya Welinton tipi). Kassoum, Yalçın'ın savunma disiplini anlayışında çabuk kulübeye çekilirdi.






Yalçın kalsaydı Ernest Poku ve İlhan Fakılı'yı geçiş hamlesi olarak görürdü. Genç ve ham oyuncular yerine bitiriciliği ve skorerliği kanıtlanmış (Ghezzal, Larin tarzı) isimleri tercih ederdi.

Oulai'nin yerine Fabinho'yu alan akıl

Oulai'nin 25 maçlık oturmuş sezon performansı ile Fabinho'nun Trabzonspor'daki 238 dakikalık adaptasyon sürecini kıyaslamak istatistiki olarak tam bir eşdeğerlik sunmasa da ilk 3 maçlık tablo, Trabzonspor'un dinamik bir "Box-to-Box" oyuncudan statik ve temposuz bir pasöre geçiş yaptığını kanıtlar nitelikte.
 

14.09.2026 12:41:00
Haber Merkezi
 
Oulai'nin yerine Fabinho'yu alan akıl
Oulai'nin yerine Fabinho'yu alan akıl
Trabzonspor kuruluş felsefesine ihanet etti... Önce menajerlerin önerdiği Mohamed Salah'ı veto etti, sonra da Salah'ın Liverpool'dan eski takım arkadaşı Fabinho'yu aldı.

Fabinho'nun unutturması gereken isim sadece Oulai'ydi. Geçen sezon Trabzonspor'a gelen, devre arasında Galatasaray'ın almak için Ertuğrul Doğan'ın telefonlarını kilitlediği Fildişili orta saha oyuncusu.






Trabzonspor daha değerini bulmadan 26 milyon Euro gibi bir rakama gönderdi Oulai'yi. Belki 5 kat kâr etti ama limitinin çok daha yüksek olduğunu herkes biliyordu.

Yerine gelen Fabinho ise Suudi Arabistan'da bile istenmeyen, bu yüzden sözleşmesi feshedilip serbest kalan, "önce para" diyen bir Brezilyalıydı.

Zaten bu durum daha ilk 3 maçtan rakamlara yansıdı bile.






Yaşının da getirdiğiyle Fabinho, Oulai'den 3.6 km/h daha yavaş kaldı. Maç başına top taşıma ve çalım atma becerisi sergileyemedi, hava topu mücadelesi kazanamadı.

Oulai orta sahada dikine oynayan, ceza sahasına yaklaşan ve yaratıcı (1.6 kilit pas, 2.38 xA) bir profildeyken; Fabinho 3 maçlık periyotta 0.3 kilit pas ve 0.10 xA'da kalarak hücuma neredeyse hiç katkı veremedi.






Yalnızca top çalma (3.0) ve pas isabetinde (%91) Oulai seviyesini korudu; ancak sahipsiz top kazanma (5.0'a karşı 2.7) ve genel ikili mücadele sayısında Oulai'nin enerjisini tutturamadı.

Trabzonspor bundan sonra ne yapacak?

Trabzonspor'da geçen sezon beklentilerin üzerine çıkan Felipe Augusto; düşük topla buluşma sayısına rağmen ceza sahasında yüksek verimlilik sağlayarak sistemin işlemesini sağlayan bir yetenekti. Mohamed Salah ise sisteme uymaktan ziyade, sistemin tamamen onun etrafında kurulmasını talep eden yüksek maliyetli bir süperstar profili. Trabzonspor'a hangisinin daha fazla fayda sağladığı ise soru işareti

14.09.2026 12:24:00
Haber Merkezi
 
Trabzonspor bundan sonra ne yapacak?
Trabzonspor bundan sonra ne yapacak?
Trabzonspor'a Hüseyin Cimşir de çare olamadı. Fatih Tekke'nin istifasından sonra teknik direktör arayışlarına yeniden gaz verildi. Ancak yeni transferlerin takıma faydası da mercek altına alındı. Bir yanda Felipe Augusto, diğer yanda Mohamed Salah... Kefeye koyduğunuzda ikisi arasında kıyas bile kabul edilmez; direkt Mısırlı oyuncu tercih edilir. Ancak bu tercih; Inter, Liverpool, Real Madrid, Fenerbahçe ya da Galatasaray gibi parayla kadro kuran takımlar için geçerli olabilir.






Trabzonspor gibi altyapıdan yetiştirdiği oyuncularla ve geçen sezondan itibaren 5 yıllık bir program çerçevesinde planlama yapan bir kulüpte Salah ve Augusto'yu karşılaştırırsanız, ortaya Trabzonspor'un yaşadığı gibi bir çöküş çıkar.






Augusto geçen sezon 13 golünün tamamını ceza sahası içinden buldu. 5 kafa ve 8 sol ayak golüyle ceza sahasında gerçek bir bitirici performansı sergiledi. xG beklentisi 8.50 iken 13 gol atarak beklentinin belirgin şekilde üzerinde bir bitiricilik yakaladı. Ayrıca az pas alarak (maç başı 22.3 topla buluşma) bu skor üretkenliğine ulaştı.






Salah ise 4 golle maç başına 0.8 gol istatistiği yakalamış olsa da maç başına 55.6 kez topla buluşuyor. Yani takım hücumunun merkezine oturuyor ve oyunu domine etmesi bekleniyor. Salah maç başına 3.8 kilit pas ve 28.4 isabetli pas atıyor; ancak bunun bedeli 17.4 top kaybı yapmak oluyor. Augusto ise maç başına sadece 7.6 isabetli pas atıp 6.2 top kaybı yapıyor. Böylece takımın oyununu bozmadan, az kaynak tüketerek maksimum skoru alıyordu.

Italiano itiraf ettirdi

Beşiktaş'ın ilk 5 haftada sahaya koyduğu futbol ve istatistikler şampiyonluk garantisi vermese de takımın bu sezon daha az üreten ve daha çok bireysel hataya açık yapısını geride bırakıp çok daha olgun, ceza sahası çevresinde bitirici bir takıma dönüştüğünü itiraf ediyor

14.09.2026 12:20:00
Haber Merkezi
 
Italiano itiraf ettirdi
Italiano itiraf ettirdi
Tabii ki daha çok erken... Tabii ki henüz ligin ilk 5 haftalık süreci tamamlandı. Konuşmak için her ne kadar çok erken olsa da siyah-beyazlıların aldığı galibiyetler, camia içindeki birleşme ve yayılan enerji Beşiktaş camiasının umutlarını artırıyor. Şampiyonluk konuşmak ya da büyük laflar söylemek için çok erken olsa da istatistikler siyah-beyazlıların bu sezon çok can yakacağını açık açık itiraf ediyor.






Bu sezon Beşiktaş İtalyanı ile topu değil, oyunu koşturan bir takım haline geldi. Takım maç başına 3.9 km daha fazla kat etmesine rağmen depar sayısı 155.5'ten 110.4'e düştü. Bu tezat, Beşiktaş'ın sahada kontrolsüzce koşturmak yerine pozisyon sadakatini artırdığını, topa sahip olarak rakibi yorduğunu net biçimde ortaya koyuyor.






Uzun top isabet oranının yüzde 48'den yüzde 64.6'ya yükselmesi ve isabetli uzun top sayısının 24.8'e çıkması, savunmadan çıkışların rastgele şişirme değil, bilinçli ve adrese teslim uzun paslarla yapıldığının en net göstergesi.






Topla oynamanın yüzde 61.2'ye çıkması ve rakip yarı sahada maç başına 238 isabetli pas yapılması (geçen sezona göre +48 pas), takımın artık ceza sahası çevresinde daha uzun süre baskı kurduğunu kanıtlıyor.






Geçen sezon 34 maçta gole neden olan 9 hata yapan takım, bu sezon ilk 5 haftada gole neden olan hata yapmadı. Maç başına yenilen golün 0.8'e gerilemesi savunma disiplininin arttığına da işaret ediyor.

Salah alınsa Vlahovıc gelmeyecekti

Beşiktaş bu sezon Vincenzo Italiano sayesinde rüzgarı aldı

14.09.2026 11:06:00
Haber Merkezi
 
Salah alınsa Vlahovıc gelmeyecekti
Salah alınsa Vlahovıc gelmeyecekti
Vincenzo Italiano'nun Mohamed Salah için yapılan toplantıda Başkan Serdal Adalı'ya, "Hayır diyemem ama Dusan Vlahovic'i tercih ederim" sözleri Beşiktaş'ın bu sezonunun yol haritası oldu.






Beşiktaş bu sezon Vincenzo Italiano sayesinde rüzgarı aldı... Yelkenler fora gidiyor. Rakiplerini sadece yenmiyor; gidiyor Kadıköy'de bile Fenerbahçe'ye futbol olarak üstünlük kuruyor.






Siyah-beyazlıların çıkışının arkasındaki isimlerden birisi de Dusan Vlahovic. İşin ilginci ise bugün Trabzonspor'da çok tartışılan Mohamed Salah alınsaydı, siyah-beyazlıların Sırp golcüye verecek parası kalmayacaktı.






İddia o ki Salah için görüşmeler devam ederken bile Graf, Vlahovic ile hiç teması kesmedi. Hatta aynı dönemde Başkan Serdal Adalı ve Graf'la yaptığı toplantıda Italiano'nun, "Salah çok büyük oyuncu. Almayın diyemem ama eğer tek atışlık barutumuz varsa Vlahovic'i tercih ederim" anlamına gelen bir ifade kullandığı ortaya çıktı.






Zaten ligin ilk 5 haftası ve Avrupa kupaları performansına bakınca Italiano'nun haklılığı netleşti.






Salah istatistiki olarak oyuna daha çok dâhil olan, şans yaratan (16 kilit pas, 2 asist) ve topla daha çok buluşan (230 temas) bir profilde. Ancak Beşiktaş'ın Kadıköy deplasmanı dâhil yakaladığı ivmede aradığı şey, oyunu kurmaktan ziyade bitirecek saf bir 9 numaraydı. Vlahovic, 90 dakika başına ceza sahasında topla buluşma sayısında (8,10) Salah'ı (6,10) geride bırakarak ceza sahasını tamamen domine etti.

Fenerbahçe'de güvensizlik duygusu tavan yaptı

Fenerbahçeli futbolcular Gaziantep maçı öncesinde büyük bir belirsizlik, otorite boşluğunun getirdiği rahatsızlık ve kariyerlerini koruma içgüdüsüyle gelişen profesyonel bir bıkkınlık içinde

14.09.2026 11:01:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe'de güvensizlik duygusu tavan yaptı
Fenerbahçe'de güvensizlik duygusu tavan yaptı
Fenerbahçeli futbolcular Gaziantep maçı öncesinde büyük bir belirsizlik, otorite boşluğunun getirdiği rahatsızlık ve kariyerlerini koruma içgüdüsüyle gelişen profesyonel bir bıkkınlık içinde. Adeta bir cenderenin içine sürüklendiler. İsmail Kartal'a destek açıklaması yapmamaları da hocaya tepkiden çok, kulüp içindeki yangına benzin dökmeme ve kendilerini güvenli alanda tutma çabası olarak öne çıktı.






Hep camia, taraftar ya da kamuoyu tarafından bakıyoruz... Bir de bu işin asıl aktörleri var. Beşiktaş yenilgisi ile başlayan, Roma beraberliği ile yükselen ve İsmail Kartal'ın istifa edip döndüğü süreci birebir yaşayan Fenerbahçeli futbolcuların durumları neredeyse tamamen unutulmuş durumda.






Aslında Fenerbahçe'de yaşanan, Fatih Tekke'nin Ferencváros maçından sonra istifa edip döndürülüp Amed maçından sonra görevi bıraktığı sürece çok benzeyen bir süreç yaşanıyor.






İşin ilginci ise bu süreçte hiçbir Fenerbahçeli futbolcunun "Hocamıza inanıyoruz, onu geri istiyoruz" açıklaması yapmaması. Bu durum bile soru işareti yaratırken, sarı-lacivertli futbolcuların nasıl bir psikolojik durum içinde olduğu herkesin merak konusu.






İsmail Kartal'ın yaşadığı süreci yönetim ile hoca arasındaki bağın koptuğu şeklinde değerlendiren oyuncular var. Futbolcu grubu bu güvensizliği hisseder. "Yarın kimin kalacağı, hangi sistemle oynanacağı belirsiz" duygusu hâkim olmuş durumda. Futbolcuların saha içi motivasyonu ve hocaya olan bağlılık duygusu zedelendi.






Saha sonuçları ne olursa olsun, bir teknik adamın istifa noktasına gelmesi soyunma odasında suçluluk ve huzursuzluk yaratır. Üst üste gelen çalkantılı süreçler futbolcularda mental tükenmişlik oluşturdu. Hangi taktiğe, hangi disipline odaklanacaklarını şaşırmış durumdalar.






Takımdaki belirsizlik anlarında futbolcu, kolektif başarıdan ziyade kendi durumunu düşünmeye erken başladı.

Italiano Beşiktaş'taki en büyük eksikliği gördü

Beşiktaş'ın teknik direktörü Italiano; seleflerinin eksik bıraktığı duygusal bağı kurmayı başardığı, Akdenizli mizaç ile taktiksel ciddiyeti harmanladığı için camia tarafından daha çok benimsenmiş durumda

13.09.2026 17:46:00
Haber Merkezi
 
Italiano Beşiktaş'taki en büyük eksikliği gördü
Italiano Beşiktaş'taki en büyük eksikliği gördü
Vincenzo Italiano, 2022'den bu yana Beşiktaş'ın başına geçen 5. yabancı teknik direktör oldu. Siyah-beyazlı yönetimler aynı dönem içinde sırasıyla Valérien Ismaël, Fernando Santos, Giovanni van Bronckhorst ve Ole Gunnar Solskjaer ile çalıştı... Ancak işin aslına bakınca, her ne kadar yeni gelmiş olsa da İtalyan teknik adam Italiano, seleflerine göre çok daha sevilmiş, kabul görmüş ve daha dik duran bir hava vermiştir.






Beşiktaş taraftarı; Ismaël'in taktiksel inadından, Santos'un sıkıcı futbolundan, van Bronckhorst'un kırılganlığından ve Solskjær'in yarım kalmış hissettiren sürecinden yorulmuştu. Zihinsel olarak tükenmiş olan camia; tam aksine enerjik ve özgüvenli bir figür olan Italiano'yu hızlıca içselleştirdi.






Italiano'nun kenardaki hırslı tavrı, beden dili ve tavizsiz duruşu, taraftardaki "bizi sahada savunan biri var" algısını pekiştirdi. Siyah-beyazlı tribünler, taktikten önce aidiyet ve adanmışlık görmek istiyordu; İtalyan teknik adam onlara bunu verdi.






Solskjaer veya Santos gibi profiller daha "kurumsal" veya "sakin" figürlerdi; oysa Türk futbolu kaosla beslenir. Italiano'nun kriz anlarında sığınacak bir bahane aramak yerine "dik duran" bir profille medyaya ve camiaya seslenmesi, Beşiktaş'ın geleneksel "Halk Takımı" ve "Haksızlığa Karşı Duruş" felsefesiyle de tam bir uyum sağladı.

Fenerbahçe'de "Galatasaray'ın durumuna düşersek" korkusu

Camia böyle devam ederse Galatasaray'ın 'korkunç' şampiyonsuz 14 sezonluk rekorunun kırılmasından korkuyor… Ancak Fenerbahçe camiası da ezeli rakiplerinin 1968-69'dan 1986-87'ye geçen dönemde yaptığı hataları birebir tekrarlıyor.
 

13.09.2026 16:53:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe'de "Galatasaray'ın durumuna düşersek" korkusu
Fenerbahçe'de "Galatasaray'ın durumuna düşersek" korkusu
Galatasaray 14 sezon üst üste şampiyon olamadı... Fenerbahçe için de bu süre hızla aktı. En son şampiyon olunan 2013-14 sezonundan bu yana 12 sezon geçti. Ezeli rakibin korkunç rekorunu kırmak artık işten bile değil.






İsmail Kartal'ın gidip gelmesi, Aziz Yıldırım'ın "beceremiyor" dendikten sonra "kurtarıcı" gibi dönmesi Fenerbahçe'nin içinde olduğu kaosun belki de en net anlatımı oldu.

Peki geçmiş yıllara bakarsak Galatasaray o korkunç sarmalda Fenerbahçe'nin bugününe benzer şeyler yaşadı mı?






Galatasaray, 1968-1969 sezonundaki şampiyonluğunun ardından 1986-1987 sezonuna kadar süren ve tam 14 sezonluk o meşhur şampiyonluk hasreti sırasında, İsmail Kartal'ın dönüp dolaşıp göreve gelmesi gibi, Coşkun Özarı, Turgay Şeren ve Fethi Demircan gibi isimleri defalarca göreve getirdi.






Galatasaray o yıllarda kadroda sık sık revizyon yaptı. Büyük umutlarla transfer edilen yıldız isimler kısa sürede gözden düşüp takımdan ayrıldı. Takım olgusu yaratmak yerine sürekli yenilenen kadrolarla sezona başlandı.






Şampiyonlukların kıl payı kaçtığı veya puan kayıplarının yaşandığı dönemlerde camia, başarısızlığın merkezine hakem kararlarını ve federasyon yönetimlerini koyan yoğun bir algı üretti.

10. yıldan sonra taraftar arasında "Ne yapsak olmuyor" düşüncesi hâkim oldu. Son haftalara yarışta girilse bile tribünlerde şampiyonluğun yine kaçacağına dair karamsar bir atmosfer oluştu.

Uğurcan Çakır korkutuyor!

Uğurcan şu ana kadar Galatasaray'a doğrudan maç kaybettirmedi; doğrudan gole sebebiyet veren büyük bir hatası da yok. Ancak 7.16'lık ortalama reytingi ve özellikle Sporting ile Çorum FK maçlarındaki düşük performansı, ritim kaybının Dünya Kupası'ndan beri sürdüğünü gösteriyor.
 

13.09.2026 16:50:00
Haber Merkezi
 
Uğurcan Çakır korkutuyor!
Uğurcan Çakır korkutuyor!
Uğurcan Çakır, geçen sezon transfer olduğu Galatasaray'da beklentilerin de üzerine çıkarak şampiyonlukta pay sahibi olmuştu. Ancak özellikle Dünya Kupası'nda kötü oynaması ve o dönemde başlayan performans düşüklüğü bu sezona da sirayet etti.






Uğurcan Çakır belki de şu ana kadar bariz hatalar yapmadı, Galatasaray'a maç kaybettirmedi; ancak bu sezon hiçbir maçta öne çıkıp maç kazandıran isim de olmadı.

Çıktığı maçlarda 11 şutun 4'ünü gol olarak kalesinde gördü. Kurtarış yüzdesinin %63.6 seviyesinde kalması, kalesine gelen neredeyse her üç şuttan birinin golle sonuçlandığını gösteriyor.






Engellenen gol beklentisi verisi -0.24 (diğer veride -1.23) olarak ölçülmüş. Bu tablo, Uğurcan'ın yememesi gereken veya çıkarabileceği pozisyonlarda ekstra bir hamle yapıp "maç kazandıran" kurtarış üretemediğini doğruluyor.

Kalesinde gördüğü 4 golün 2'si ceza sahası dışından. Üst düzey bir kalecinin ceza sahası dışı şutlarda bu oranda gol yemesi, konsantrasyon ve reaksiyon süresindeki düşüşe işaret ediyor.






Vlahovic Beşiktaş'a neden gitti?

İtalyan ekibiyle sözleşme yenilemeyerek Beşiktaş'a transfer olan Dusan Vlahovic'in kararını eski takım arkadaşı eleştirdi

13.09.2026 07:14:00
Haber Merkezi
 
Vlahovic Beşiktaş'a neden gitti?
Vlahovic Beşiktaş'a neden gitti?
Juventus'un eski oyuncularından Claudio Marchisio, İtalyan ekibiyle sözleşme yenilemeyerek serbest statüde Beşiktaş'a transfer olan Dusan Vlahovic'in kararını eleştirdi.






Marchisio, Corriere dello Sportun YouTube kanalında yayımlanan "Se Fossi Tu" (Senin Yerinde Olsaydım) programında Vlahovic'in ayrılık sürecini değerlendirdi. Eski İtalyan millî takım oyuncusu, Sırp santrforun yerinde olması hâlinde Juventus'un sunduğu fırsatları ve 9 numaralı formayı paradan üstün tutacağını savundu. Juventus'ta kalmak adına daha yüksek bir maaş teklifini reddedeceğini ifade eden Marchisio, Vlahovic'in Şampiyonlar Ligi'nde yer almayan bir takıma gidişini sorguladı.






"Onun yerinde olsaydım tamamen farklı davranırdım. Juventus'un ona sunduğu fırsatı —sadece maddi yönden değil— 9 numaralı formayı giyme, ilk 11'de yer alma ve kulübün birincil forveti olma ayrıcalığını her şekilde değerlendirirdim."






"Sonuçta kendimi Şampiyonlar Ligi'nde oynamayan ama yine de önemli bir kulüp olan Beşiktaş'ta bulmuş bir Vlahovic var. Ben bu süreci kesinlikle farklı yönetirdim. Juventus'ta kalabilmek adına daha yüksek bir maaş teklifinden vazgeçer miydim? Kesinlikle evet."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.