logo
14 EYLÜL 2026

11 Eylül, bir güvenlik zafiyeti mi, yoksa üretilmiş bir işgal gerekçesi mi?

14.09.2026 00:00:00
 

11 Eylül 2001 sabahı New York'taki Dünya Ticaret Merkezi ile Washington'daki Pentagon'u hedef alan terör saldırıları, sadece ABD tarihinin değil, tüm dünyanın gündemine oturan en kritik kırılma noktalarından biri oldu. 

Kaçırılan yolcu uçaklarıyla gerçekleştirilen ve 2 bin 977 masum insanın hayatını kaybetmesine yol açan bu eylemler, ilk andan itibaren büyük bir şok dalgası yarattı. 

Ancak zaman geçtikçe ve gizliliği kaldırılan resmi belgeler gün yüzüne çıktıkça, saldırının arka planına dair tartışmalar farklı bir boyuta taşındı. 

Bugünlerde ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA) kamuoyuyla paylaştığı 100 sayfadan fazla günlük brifing belgesi, dönemin ABD yönetimlerinin saldırılara dair defalarca uyarıldığını açıkça ortaya koydu. 

Bu durum, "Saldırılar engellenemedi mi, yoksa küresel hedefler doğrultusunda önü mü açıldı?" sorusunu ve saldırıların arkasındaki jeopolitik kurguları yeniden gündeme getirdi.

İstihbarat raporlarındaki uyarılar ve yönetimin sorumluluğu

CIA tarafından gizliliği kaldırılan belgeler, dönemin ABD Başkanları Bill Clinton ve George W. Bush'a sunulan raporlarda El Kaide tehdidinin yıllar öncesinden ayrıntılarıyla yer aldığını gösteriyor. 

10 Eylül 1998 tarihli brifing notunda, Usame bin Ladin'in ABD'yi kendi topraklarında vurmayı hedeflediği ve patlayıcı yüklü bir uçağı Amerikan kentlerine uçurabileceği açıkça ifade ediliyor. 

Benzer bir diğer uyarı ise 6 Ağustos 2001 tarihli "Bin Ladin ABD'de Saldırı Yapmaya Kararlı" başlıklı rapordu. 

Bu raporda, hücre üyelerinin ABD içinde yaşadığı ve geniş bir destek yapısına sahip olduğu bilgisi paylaşılmıştı. 

Yıllar süren bu somut istihbarat akışına ve açık uyarılara rağmen önleyici adımların atılmaması, devlet mekanizmasındaki devasa bir ihmali ya da "stratejik bir kurguyu" işaret etmektedir. 

Bu tablo, saldırıların ardından izlenen agresif dış politikanın önceden hazırlanan zeminine dair şüpheleri güçlendiren en temel unsurdur.

Büyük Ortadoğu Projesi ve işgallerin meşrulaştırılması

11 Eylül sonrası süreç, ABD'nin "Terörle Mücadele" doktrini altında küresel ölçekte yeni bir askeri ve siyasi hamle başlattığı dönem oldu.

Saldırılar, Afganistan ve Irak işgalleri için doğrudan bir gerekçe olarak sunuldu. 

2001'de El Kaide ve Taliban gerekçesiyle başlayan Afganistan işgali 20 yıl sürdü ve nihayetinde kontrol yeniden Taliban'a devredildi. 

2003'te ise asılsız kitle imha silahı iddialarıyla Irak işgal edildi. 

Bu müdahaleler, "Büyük Ortadoğu Projesi" (BOP) kapsamında bölgedeki sınırların ve rejimlerin yeniden şekillendirilmesi hedefine hizmet etti.

Baş Hoca Prof. Dr. Haydar Baş'ın da vurguladığı üzere BOP; İslam coğrafyasındaki 22 ülkenin rejim ve sınır değişikliklerini hedefleyen, temel amacı ise bölgenin zengin enerji kaynaklarını ve petrollerini kontrol altına almak olan bir emperyalizm projesidir. 

Saldırılardan sonra bölgede yaratılan otorite boşluğu DEAŞ gibi radikal yapıların doğmasına, Libya ve Suriye gibi ülkelerin istikrarsızlaşmasına ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. 

Dolayısıyla 11 Eylül, küresel aktörlerin Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme planlarının bir dinamosu haline getirilmiştir.

Güvenlik bahanesiyle hak ihlalleri ve toplumsal kutuplaşma

Saldırıların iç politika ve uluslararası ilişkiler boyutu ise bireysel özgürlüklerin kısıtlanması ve toplumsal fay hatlarının derinleşmesiyle sonuçlandı. 

ABD'de kabul edilen "Patriot Act" (Yurtsever Yasası) gibi düzenlemelerle devletin vatandaşlarını dinleme, izleme ve yargısız gözaltına alma yetkileri olağanüstü düzeyde artırıldı; özgürlük-güvenlik dengesi güvenlik lehine esnetildi. 

Guantanamo Kampı gibi hukuk dışı gözaltı merkezleri kurulurken, "olağanüstü nakil" yöntemleriyle insan hakları ihlalleri meşrulaştırıldı. 

Küresel düzeyde ise "Bizden olanlar ve teröristlerden yana olanlar" söylemiyle İslamofobi ve Müslümanlara yönelik ayrımcılık tırmandırıldı.

Günümüzde de devam eden bu süreç hakkında Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın ifade ettiği gibi, BOP denilen vahşi plan bombaların yanı sıra fitne, fesat ve kışkırtmalarla sürdürülmekte; ABD-İsrail ekseni İslam dünyasında yeni mezhep çatışmaları çıkarmayı hedeflemektedir. 

Tüm bu tablo birlikte değerlendirildiğinde; 11 Eylül saldırıları, uyarıların göz ardı edilmesiyle başlayan, aslında perde arkasında bizzat kurgulanan ve sonrasında tüm dünyaya ağır bedeller ödeten küresel bir işgal, katliam ve soykırım stratejisinin başlangıç noktası olmuştur.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.