Ekranlarda, meydanlar 'dünyaya ayar veriyoruz, küresel ve bölgesel oyun kurucuyuz' sözlerini ezberledik. Ama sahada bir tane bile örnek görmek istiyoruz. İşte Avrupa Parlamentosuna yapılan son teklif ve AP'nin kararı!
AKP iktidarı neleri yaptı ve de neleri yapmadı da devletimiz bu noktaya geldi? Bu alçak iftiraların muhatabı oldu.
1994 yılında Kıbrıs Rum yönetimi, 'Türk Ordusu Kıbrıs'ta soykırım yaptı' diyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne müracaat etti.
Mahkeme tam 30 yıl sonra Erdoğan iktidarında iddiayı haklı bularak Türkiye'yi 90 milyon avro manevi tazminata mahkum etti.
Avrupa Parlamentosu, mahkeme kararını masaya koyarak Türkiye'yi uluslararası hukuk önünde sorumluluk kabul etmeye ve Rum yönetimine tazminat ödemeye çağırdı.
AKP iktidarı her zaman ki gibi kararı sert bir dil ile kınadı, bağlayıcı olmadığını ve hiçbir değer taşımadığını açıkladı.
Daha geçtiğimiz Temmuz ayında bir Yunan milletvekilinin başında olduğu komisyon 'Türk askerini sapık, vahşi, katil' olarak tanımlayan bir rapor hazırladı. AP Genel Kurulu'nda rapor aynen kabul edildi.
AKP iktidarı yine kınadı, hiçbir hukuki veya tarihi temeli olmayan ağır suçlamalar, dedi.
Şimdi Rum Milletvekili Loukas Fourlas, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında cinsel şiddete maruz kaldığı iddia edilen Rum kadınlar için Lefkoşa'da bir anıt dikilmesi ve bunun AB bütçesinden finanse edilmesi için teklif yaptı. AP yine hemen kabul etti.
Avrupa Parlamentosu (AP) komisyonunun Rum anıt projesine AB bütçesinden kaynak ayırma tavsiyesine sayın iktidarımız bütün makamlarca çok büyük tepki gösterdi. Bu kadar! Başka bir şey yok!
1965'te bu yapıya dahil olmuşuz. AP tam 61 yıldır ekonomiden, atdaletten, seçimlerden, medyadan, dış politikadan kısaca aklınıza gelen bütün başlıklarda Türkiye Cumhuriyetini hedef aldı, küçümseyici açıklamalar yaptı, ayar veren, tehdit eden raporlar yayınladı, cümleler kurdu.
Bakın! Trump bile belgeli olduğu halde sapıklığını kabul etmiyor!
Rum ve Yunan alçakları, 'benim orduma, benim milletime sapık, katil, tecavüzcü' diyor. Avrupa'da kabul ediyor.
Çek, AB imzasını. Çık, AP'den, çık, AİHM'den. Millet arkadan dursun, görsün AB, Türk'ün gücünü.
Güç gösterilmediği için
Rum ve Yunan papazlar, halklarına Türk ve Türkiye düşmanlığı pompalıyor.
Rum ve Yunan siyasetçiler, Türk katliamlarını 'başarı hikayesi' olarak ders kitaplarına koyuyor. İşgal ettikleri adalarımızda gövde gösterisi yapıyorlar.
ABD'de bir papaz, Trump'a haç verip, 'git, İstanbul'u al' diyor. Rum Patriği derin hayaller kuruyor. Barzaniler, DEM'liler aynı hayalleri kuruyor.
İşe bak! Ahmet El Şara, Erdoğan'ın desteği ile Suriye'nin başına getirildi. Türkmenleri hep yok saydı. Şimdi Türkçeyi seçmeli ders olmaktan bile çıkardı.
Şu İsrail'e şu Netenyahu'ya bak! Bizim resmi işsiz sayımızdan daha az nüfusları var ama demediklerini bırakmıyorlar.
Neden?
Söz konusu Yahudiler olunca, Hristiyanlar olunca bu pasiflik neden?
Söz konusu batı olunca, ABD olunca bu sessizlik bu teslimiyet neden?
Neden mi?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız yıllarca siyaset sahnesinde: 'Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle dış politikayı devam ettiremeyiz…' dedi.
AKP iktidarı ve diğer siyasi partiler bu devlet bu millet üzerinde hesabı olanlarla yürümeye devam ettiler, ediyorlar. İşte kanıtı:
Sayın Erdoğan, 28 Şubat 2011'de AP'de yaptığı konuşma
"1- Bütün imar planlarında eskiden cami yazardı, camiyi imar planından çıkardık, mabet yazdık, çünkü olur ya Hıristiyanların, Musevilerin böyle bir talebi olur.
2- Trabzon Sümela Manastırı'nda on yıllardır ayin yapılmazdı. Patrikhane bizden orada ayin yapma talebinde bulundu. 'Yapılacak' dedim ve kendilerine müsaade ettim.
3-Van Gölü'nde Akdamar Ermeni kilisesi var, devletin kendi kasasından bunun restorasyonunu yaptırdık.
4- Almanlar bana, 'Tarsus'ta bizim bir kilisemiz var, burada yılda bir kez gelip ayin yapmak istiyoruz' dediler, 'niye olmasın' dedim.
5- Yetimhane sorunuyla ilgili, Bartholomeos'la beraber yetimhaneye gittim, gezdim ve 'yasal süreci bitirdiğimiz anda burayı size teslim edeceğiz' dedim.
6-Rum Patriği Sen Sinod Meclisi üyeleri tarafından seçilirdi. Üyelerin Türk vatandaşı olması zorunluluğu vardı. Son seçimde Sen Sinod Meclisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşmuyordu? Bartholomeos'a 'müracaat etsinler, bunları vatandaş yapalım hiç değilse Lozan'a uysun' dedim."
AKP iktidarı neleri yaptı ve de neleri yapmadı da devletimiz bu noktaya geldi? Bu alçak iftiraların muhatabı oldu.
1994 yılında Kıbrıs Rum yönetimi, 'Türk Ordusu Kıbrıs'ta soykırım yaptı' diyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne müracaat etti.
Mahkeme tam 30 yıl sonra Erdoğan iktidarında iddiayı haklı bularak Türkiye'yi 90 milyon avro manevi tazminata mahkum etti.
Avrupa Parlamentosu, mahkeme kararını masaya koyarak Türkiye'yi uluslararası hukuk önünde sorumluluk kabul etmeye ve Rum yönetimine tazminat ödemeye çağırdı.
AKP iktidarı her zaman ki gibi kararı sert bir dil ile kınadı, bağlayıcı olmadığını ve hiçbir değer taşımadığını açıkladı.
Daha geçtiğimiz Temmuz ayında bir Yunan milletvekilinin başında olduğu komisyon 'Türk askerini sapık, vahşi, katil' olarak tanımlayan bir rapor hazırladı. AP Genel Kurulu'nda rapor aynen kabul edildi.
AKP iktidarı yine kınadı, hiçbir hukuki veya tarihi temeli olmayan ağır suçlamalar, dedi.
Şimdi Rum Milletvekili Loukas Fourlas, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında cinsel şiddete maruz kaldığı iddia edilen Rum kadınlar için Lefkoşa'da bir anıt dikilmesi ve bunun AB bütçesinden finanse edilmesi için teklif yaptı. AP yine hemen kabul etti.
Avrupa Parlamentosu (AP) komisyonunun Rum anıt projesine AB bütçesinden kaynak ayırma tavsiyesine sayın iktidarımız bütün makamlarca çok büyük tepki gösterdi. Bu kadar! Başka bir şey yok!
1965'te bu yapıya dahil olmuşuz. AP tam 61 yıldır ekonomiden, atdaletten, seçimlerden, medyadan, dış politikadan kısaca aklınıza gelen bütün başlıklarda Türkiye Cumhuriyetini hedef aldı, küçümseyici açıklamalar yaptı, ayar veren, tehdit eden raporlar yayınladı, cümleler kurdu.
Bakın! Trump bile belgeli olduğu halde sapıklığını kabul etmiyor!
Rum ve Yunan alçakları, 'benim orduma, benim milletime sapık, katil, tecavüzcü' diyor. Avrupa'da kabul ediyor.
Çek, AB imzasını. Çık, AP'den, çık, AİHM'den. Millet arkadan dursun, görsün AB, Türk'ün gücünü.
Güç gösterilmediği için
Rum ve Yunan papazlar, halklarına Türk ve Türkiye düşmanlığı pompalıyor.
Rum ve Yunan siyasetçiler, Türk katliamlarını 'başarı hikayesi' olarak ders kitaplarına koyuyor. İşgal ettikleri adalarımızda gövde gösterisi yapıyorlar.
ABD'de bir papaz, Trump'a haç verip, 'git, İstanbul'u al' diyor. Rum Patriği derin hayaller kuruyor. Barzaniler, DEM'liler aynı hayalleri kuruyor.
İşe bak! Ahmet El Şara, Erdoğan'ın desteği ile Suriye'nin başına getirildi. Türkmenleri hep yok saydı. Şimdi Türkçeyi seçmeli ders olmaktan bile çıkardı.
Şu İsrail'e şu Netenyahu'ya bak! Bizim resmi işsiz sayımızdan daha az nüfusları var ama demediklerini bırakmıyorlar.
Neden?
Söz konusu Yahudiler olunca, Hristiyanlar olunca bu pasiflik neden?
Söz konusu batı olunca, ABD olunca bu sessizlik bu teslimiyet neden?
Neden mi?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız yıllarca siyaset sahnesinde: 'Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle dış politikayı devam ettiremeyiz…' dedi.
AKP iktidarı ve diğer siyasi partiler bu devlet bu millet üzerinde hesabı olanlarla yürümeye devam ettiler, ediyorlar. İşte kanıtı:
Sayın Erdoğan, 28 Şubat 2011'de AP'de yaptığı konuşma
"1- Bütün imar planlarında eskiden cami yazardı, camiyi imar planından çıkardık, mabet yazdık, çünkü olur ya Hıristiyanların, Musevilerin böyle bir talebi olur.
2- Trabzon Sümela Manastırı'nda on yıllardır ayin yapılmazdı. Patrikhane bizden orada ayin yapma talebinde bulundu. 'Yapılacak' dedim ve kendilerine müsaade ettim.
3-Van Gölü'nde Akdamar Ermeni kilisesi var, devletin kendi kasasından bunun restorasyonunu yaptırdık.
4- Almanlar bana, 'Tarsus'ta bizim bir kilisemiz var, burada yılda bir kez gelip ayin yapmak istiyoruz' dediler, 'niye olmasın' dedim.
5- Yetimhane sorunuyla ilgili, Bartholomeos'la beraber yetimhaneye gittim, gezdim ve 'yasal süreci bitirdiğimiz anda burayı size teslim edeceğiz' dedim.
6-Rum Patriği Sen Sinod Meclisi üyeleri tarafından seçilirdi. Üyelerin Türk vatandaşı olması zorunluluğu vardı. Son seçimde Sen Sinod Meclisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşmuyordu? Bartholomeos'a 'müracaat etsinler, bunları vatandaş yapalım hiç değilse Lozan'a uysun' dedim."
Akın Aydın / diğer yazıları
- İslam Dünyasının utanç günü: 7 Ekim / 07.10.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
- Kalplerimiz neden huzursuz? / 02.10.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026
- Sayın Erdoğan’ın ’30 yıl’ itirafı / 28.09.2026
- Şara özür diledi, Pezeşkiyan liderlik dersi verdi / 27.09.2026
- Fatma Betül Kaya kurban mı seçildi? / 06.10.2026
- Bu ülkeyi bu hale ben mi getirdim? / 05.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -2- / 04.10.2026
- İslam coğrafyası ve Müslümanlar bu kaderi neden yaşıyor? -1- / 03.10.2026
- Kalplerimiz neden huzursuz? / 02.10.2026
- Yalnızca fon değil yandaş medyada patladı / 30.09.2026
- İktidar durumu toparlamaya yandaşlar aklamaya çalışıyor / 29.09.2026
- Sayın Erdoğan’ın ’30 yıl’ itirafı / 28.09.2026
- Şara özür diledi, Pezeşkiyan liderlik dersi verdi / 27.09.2026
























































