FON SORUŞTURMASINDA ‘DIŞ GÜÇLER’ TARTIŞMASI
Fon soruşturması etrafındaki tartışma, finansal işlemlerin ötesine taşındı
Haber Merkezi





Gazeteci Cihan Saraç, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmesinde yaşananları doğrudan siyasi bir saldırı olarak niteledi:
"Bu sadece bir para meselesi değil, doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a ve onun liderliğindeki milli iradeye yapılmış örtülü bir darbe girişimidir…
Finansal piyasalar üzerinden algı operasyonu yaparak devleti zayıflatmayı ve hükûmeti çökertmeyi hedefleyen bir şebekeyle karşı karşıyayız."
Uzun yıllar Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürüten ve Nur Cemaati ve Risale-i Nur araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ise daha ileri giderek soruşturmanın arkasında İsrail istihbaratı ve ABD'nin bulunduğunu öne sürdü. Akgündüz, bu değerlendirmesini "ulaşabildiği bilgilere" dayandırdığını belirterek şöyle dedi:
"Ulaşabildiğim bilgilere göre fon fırtınasının arkasında Mossad, hatta ABD var. Hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dünya gücü haline gelen devletimizdir. Muhalefete akan kanalizasyonlar, bahsettiği kanallardan gelmektedir. Dikkat!"
Akgündüz'ün iddiası için kamuya açık kaynaklarda bağımsız bir doğrulama bulunmuyor. Nitekim bu nedenle söz konusu ifadeler kanıtlanmış bir bulgu değil, Akgündüz'ün iddiası olarak değerlendirilmek durumunda.
"VURGUN MAHALLİNDEKİLER BİZİM ÇOCUKLARDI"
Tartışmanın diğer tarafında ise eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar'ın sözleri bulunuyor.
Tayyar, fon olayının AK Parti'ye yönelik bir seçim operasyonu olup olmadığı yönündeki yorumlara karşı çıktı:
"Fon vurgunu, AK Parti'ye bir seçim operasyonu muydu?
Plan erken mi bozuldu?
Birkaç gündür bu tarz yorumlara veya sorulara rastlıyorum.
Bir defa, her başa gelen nusubeti komplo teorisiyle izah etme kolaycılığından vazgeçmek gerekir.
Her şey gözümüzün önünde oldu, vurgun mahallindekiler bizim çocuklardı."
Tayyar bununla da yetinmedi. Söz konusu çevrelerin kendilerini "yerli ve milli" olarak tanımlamasına rağmen güç ve finansal imkânlarını kendi çıkarları için kullandıklarını savundu:
"Sözümona finans dehasıydılar, yerli ve milliydiler. Güçlüydüler. Dokunulmazlardı. Yağma coşkusuyla kendi finansal iktidarlarını kuruyorlardı."
Tayyar'a göre sorun dışarıdan kurulmuş bir senaryodan çok, kendi siyasi çevreleri içerisinde oluşan bir yozlaşmaydı:
"Erdoğan veya AK Parti, gözyaşlarıyla seccadelerini ıslatanlar, hesapsız dava adamları umurlarında değildi. Yozlaşa yozlaşa, göz göre göre, zehirli sarmaşık gibi mahalleyi kuşattılar."








































































