D-8, G-7, Davos derken, G-20 ülkeleri de Meksika’da toplandı. Görünüşte gündem yaşanan ekonomi krize çare bulmak ama asıl hedef tabii ki bu değil.
Malum, bu zirveye Rusya ve Çin de katılıyor. Ve elbette ki ABD bunu bir fırsat bilip bu ülkeleri Suriye ve İran konusunda ikna etme girişimlerinde bulundu.
ABD bu noktada her zaman olduğu gibi Türkiye’yi yine taşeron olarak kullandı.
Peki, Rusya ve Çin bu konuda ikna oldu mu? Tabii ki hayır…
Daha genel bir ifade kullanırsak, Rusya ve Çin bu aşamadan sonra asla Suriye ve İran konusunda ikna olmayacak.
Bu gerçeği bilmesine rağmen ABD niçin Türkiye aracılığıyla mesaj gönderiyor?
Bence ABD’nin buradaki asıl hesabı Rusya’yı ve Çin’i ikna etmek değil, Türkiye’nin Rusya’ya olan yakınlaşmasını engellemek. Nasıl mı? Türkiye eninde sonunda Rusya ile masaya oturup bir şeyler görüşüyor ve görüşecek de… ABD istiyor ki bu görüşmeler benim kontrolümde olsun ve benim taleplerim konuşulsun.
Böyle bir durum otomatikman, Rusya ile Türkiye arasında gerginliğe neden oluyor.
Esasen Türkiye ABD’nin bu tür taşeronluk taleplerini yerine getirerek uluslar arası arenada kendisini yalnızlaştırmış oluyor.
Taşeronluğunu yaptığımız irade, bugünün dünyasında artık makbul olan bir ülke değil, kendi içinde çok ciddi sorunları var ve ekonomik bir çöküntü içinde…
Onun ortağı olan AB ülkeleri ise tam bir ekonomik çıkmaz içerisinde ve doğal olarak bu ekonomik çalkantı onları siyasi boşluklara da itiyor.
Bugünün dünyasında yıldızı parlayan ülkeler Rusya ve Çin…
Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli’ni kısmen uygulamalarına rağmen ekonomik olarak bağımsızlığa kavuştular.
Rusya dün IMF’ye bağımlı borç batağında olan bir ülkeydi ama Milli Ekonomi Modeli sayesinde bugün tüm borçlarını kapattı ve IMF’ye borç verecek noktaya geldi. Zaten G-20 zirvesine başı dik olarak gelen iki ülke var, bunlardan biri Rusya diğeri de Çin…
Ekonomisini sağlam bir zemine oturtan ülkeler, artık bu tür toplantılara taviz istenen konumda değil, talep eden, tuttuğunu koparan bir konumda katılıyorlar.
Rusya ve Çin’in bu halini gören diğer ülkeler ise fiili olarak ABD’den daha da uzaklaşıyor.
Yakın bir zamanda göreceğiz ki, Rusya ve Çin’in katıldığı bu tür uluslar arası zirveler bir süre sonra ABD ve AB ülkeleri için kabus olacak.
Daha şimdiden Rusya ve Çin’in dahil edilmediği alternatif Birleşmiş Milletler kurulması gündeme gelmeye başladı.
Ama böyle bir adım Rusya ve Çin’in elini daha da güçlendirecek.
Şunu unutmayalım ki, her ülke menfaatini düşünür ve kimse batanın yanında olmak istemez, yıldızı parlayanların yanında olmak ister.
ABD ve yandaşları alternatif BM, alternatif G-20 gibi oluşumlara kayarlarsa emin olun ki, Rusya ve Çin’in eli armut toplamayacaktır ve onlar da kendi oluşumlarını hızla oluşturacaklardır.
Bu arada Türk siyasilere de bir tavsiyede bulunalım, bataklıkta debelenip duranlarla değil, yıldızı parlayanlarla birliktelikler oluşturalım ve yıldızı parlayanlar nasıl parladıysa biz de aynısını yapmaya çalışalım.
Yani içimizden çıkan ve bir Müslüman Türk’ün modeli olan Milli Ekonomi Modeli’ne sımsıkı sarılalım.
Malum, bu zirveye Rusya ve Çin de katılıyor. Ve elbette ki ABD bunu bir fırsat bilip bu ülkeleri Suriye ve İran konusunda ikna etme girişimlerinde bulundu.
ABD bu noktada her zaman olduğu gibi Türkiye’yi yine taşeron olarak kullandı.
Peki, Rusya ve Çin bu konuda ikna oldu mu? Tabii ki hayır…
Daha genel bir ifade kullanırsak, Rusya ve Çin bu aşamadan sonra asla Suriye ve İran konusunda ikna olmayacak.
Bu gerçeği bilmesine rağmen ABD niçin Türkiye aracılığıyla mesaj gönderiyor?
Bence ABD’nin buradaki asıl hesabı Rusya’yı ve Çin’i ikna etmek değil, Türkiye’nin Rusya’ya olan yakınlaşmasını engellemek. Nasıl mı? Türkiye eninde sonunda Rusya ile masaya oturup bir şeyler görüşüyor ve görüşecek de… ABD istiyor ki bu görüşmeler benim kontrolümde olsun ve benim taleplerim konuşulsun.
Böyle bir durum otomatikman, Rusya ile Türkiye arasında gerginliğe neden oluyor.
Esasen Türkiye ABD’nin bu tür taşeronluk taleplerini yerine getirerek uluslar arası arenada kendisini yalnızlaştırmış oluyor.
Taşeronluğunu yaptığımız irade, bugünün dünyasında artık makbul olan bir ülke değil, kendi içinde çok ciddi sorunları var ve ekonomik bir çöküntü içinde…
Onun ortağı olan AB ülkeleri ise tam bir ekonomik çıkmaz içerisinde ve doğal olarak bu ekonomik çalkantı onları siyasi boşluklara da itiyor.
Bugünün dünyasında yıldızı parlayan ülkeler Rusya ve Çin…
Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli’ni kısmen uygulamalarına rağmen ekonomik olarak bağımsızlığa kavuştular.
Rusya dün IMF’ye bağımlı borç batağında olan bir ülkeydi ama Milli Ekonomi Modeli sayesinde bugün tüm borçlarını kapattı ve IMF’ye borç verecek noktaya geldi. Zaten G-20 zirvesine başı dik olarak gelen iki ülke var, bunlardan biri Rusya diğeri de Çin…
Ekonomisini sağlam bir zemine oturtan ülkeler, artık bu tür toplantılara taviz istenen konumda değil, talep eden, tuttuğunu koparan bir konumda katılıyorlar.
Rusya ve Çin’in bu halini gören diğer ülkeler ise fiili olarak ABD’den daha da uzaklaşıyor.
Yakın bir zamanda göreceğiz ki, Rusya ve Çin’in katıldığı bu tür uluslar arası zirveler bir süre sonra ABD ve AB ülkeleri için kabus olacak.
Daha şimdiden Rusya ve Çin’in dahil edilmediği alternatif Birleşmiş Milletler kurulması gündeme gelmeye başladı.
Ama böyle bir adım Rusya ve Çin’in elini daha da güçlendirecek.
Şunu unutmayalım ki, her ülke menfaatini düşünür ve kimse batanın yanında olmak istemez, yıldızı parlayanların yanında olmak ister.
ABD ve yandaşları alternatif BM, alternatif G-20 gibi oluşumlara kayarlarsa emin olun ki, Rusya ve Çin’in eli armut toplamayacaktır ve onlar da kendi oluşumlarını hızla oluşturacaklardır.
Bu arada Türk siyasilere de bir tavsiyede bulunalım, bataklıkta debelenip duranlarla değil, yıldızı parlayanlarla birliktelikler oluşturalım ve yıldızı parlayanlar nasıl parladıysa biz de aynısını yapmaya çalışalım.
Yani içimizden çıkan ve bir Müslüman Türk’ün modeli olan Milli Ekonomi Modeli’ne sımsıkı sarılalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025






























































































