İnsanoğlu bu alemde, yer, içer, konar, göçer.
Ne fazlası vardır ne eksiği. İnsan bu dünyada misafirdir, sofraya oturur, yükünü indirir, sonra kalkar. Ama çoğu zaman sofrayı kendi sanır, yükü kalıcı zanneder.
Asıl yanılgı da burada başlar.
2025 geçti. Yıl bitti, ama geçip giden sadece zaman değil.
İnsanları çokça yordular, üzdüler, içleri daraldı, acılar çoğaldı.
Kalabalıklar arttı ama yola sahip çıkma hissi azaldı.
Konan kalmaz, göçen kaybolmaz.
Alevi-Bektaşi yolu insana baştan söyler, bu dünya bir durak, sen fani bir yolcusun.
Derler ki insanın hayatta üç yoldaşı vardır.
Biri evindekiler.
Biri yoldakiler.
Biri de mezarına gelenler.
Evindekiler, insanın ailesidir. Kurduğu düzenidir.
Yoldakiler, insanın hakikat sınavıdır. Herkes yol arkadaşı olamaz. Kimi menfaat için yürür, kimi korkudan, kimi alışkanlıktan.
Yol uzadıkça asıl niyet açığa çıkar.
Alevi-Bektaşi öğretisinde, yol, karmaşa ve eğrilik kaldırmaz.
Yolda olan, yoldaşının yükünü hafifletir.
Ama bugün yollar karışık, yönler bulanık.
Aslolan yol kişinin manaya ulaşmak için seçtiğidir, ya da seçmediği.
Herkes bir yere gidiyor ama kimse nereye sorusunu taşımıyor.
Bir de mezara kadar gelenler.
Makam gelmez, servet gelmez, alkış gelmez.
Taç ve taht, yolda düşer.
Mezara gelen amelleridir, iyi ya da kötü ameller.
Tam da burada şiirin kıymeti ayan olur:
Şiir, yönetenle yönetileni birbirinden ayırmaz. Çünkü bu meyanda herkes yolcudur.
Fani olduğunu unutan yönetici, sadece kendini değil, arkasından gelenleri de yorar.
Gücü kalıcı sanan, emaneti mülk bellemiş olur. Mülk bellenen her şey, gönlü taşlaştırır.
Taşlaşan gönül, ne evindekileri duyar ne yoldakileri görür.
Alevi-Bektaşi irfanında, 'Yol erkan ister.'
Erkan yoksa düzen olur ama adalet, kural olur ama merhamet, kalabalık olur ama cem olmaz.
Ecel yeli bazen sert eser, bazen sessiz.
İnsan ölmeden de mezarına yürüyebilir.
Yaşarken yük olur, iz bırakmaz.
Oysa yol, iz ister.
Mezarına kadar eşlik edecek olan şey, insanın ardında bıraktığı haldir.
Kırdıkları mı, onardıkları mı?
İnsan yer, içer, konar, göçer.
Ama herkes yolcu gibi yaşayamaz.
Kimi konduğu yeri sahiplenir, kimi göçe hazır yaşar.
2025 geçti. Yol duruyor. Yolcu hala burada.
Asıl olan kaç yıl yaşandığı değil, hangi yolda nasıl ve de nereye yürüdüğündür.
(İlle de edep, ille de edep)
- Türkiye'de üniversite diploması ve işsizlik / 22.01.2026
- Yurt dışına giden konut yatırımı 100 milyar Türk Lirası / 21.01.2026
- Susuzluk kader mi, yoksa tercih mi? / 20.01.2026
- Eshab-ı Kehf / 19.01.2026
- Miraç Kandili ve Miraçlama / 18.01.2026
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026
- Yenilenebilir enerji / 13.01.2026



























































