Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilerek yerine AVM, otel, rezidans yapılacak olmasını protesto etmek isteyen öğrenci, sanatçı, sağcı, solcu, açık, kapalı pek çok insan gezi parkına çadır kurup demokratik yolla protestolara başladı. Polis müdahalesi olmayan vakitte hiçbir taşkınlık ve olay yokken polis müdahalesiyle ortalık karışmaya başladı. Bu duruma duyarsız kalmayan sivil toplum örgütleri, taraftar grupları, meslek odaları güç birliği yaparak demokratik hakları olan protesto hakkını kullanmak istedi. Gezi parkında yapılmak istenen çevreyi korumaya yönelik bir eylemken Başbakan’ın “Bitirin” talimatıyla polisin saldırgan tavrı sonrası YETER ARTIK, BU KADAR DA BASKI OLMAZ’ın yansımasıydı bu tepki hareketi. Artık halk, yıllardır içinde biriktirdiği milli tepkiyi haykırmaya başladı. Bu tepki; “Benim %50 oyum var, ben ne dersem o olur” diyen diktatör anlayışa YETER ARTIK, TÜRK MİLLETİ AYAĞA KALKTI cevabıydı aslında.Yıllardır AKP iktidarının halkı hiçe sayan tavır ve yaklaşımı bu olayların hazırlayıcısıdır. Kendisine oy vermeyen herkesi ötekileştiren, kendinden olmayanı hor gören, her alanda kendine biat edilmesini bekleyip biat etmeyenlerin ipini çeken anlayışa biriken tepkiydi Taksim’den gelen haykırış. 11 yıldır yapılan ve tepki gösterilmesi gereken o kadar çok şey var ki, bunların birikimi oldu Taksim yürüyüşleri. ABD’ye bağlı dış politikadan; 700 milyar Doları aşan iç ve dış borç toplamından; işsizliğin, fakirliğin tavan yapmasından; Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da yapıldığı gibi Suriye’de de ABD’nin tarafında yer alıp Müslüman kanı dökülmesinden doğan rahatsızlığın yansımasıdır bu yürüyüş. Dün hilafeti zulümle çalıp saltanata çeviren Yezid’in yolunda gidip başbakanlığı saltanata çevirme isteğine Hüseynî bir tokattır bu yürüyüş.Çocuğuna defter parası veremediği için intihar eden babaların öldüğü ülkede Türkiye’yi cennete çevirecek yer altı kaynaklarını yabancılara satmanın, T.C.’yi kaldırıp milli bayramları yasak etmenin, PKK’lılara kucak açıp milli hassasiyet taşıyanlara sırt çevirmenin bedeli olmayacak mıydı? Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen “Padişahım çok yaşa” diye övgüler bekleyen Başbakan’a “SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR” uyarısıydı bu yürüyüş. Zannetmeyin ki sadece Başbakan’a, AKP’ye olan tepkiydi bu yürüyüş. AKP’yi besleyip büyüten, muhalefet yapamadığı için her seçim dönemi AKP’nin oyunun artmasını sağlayan muhalefet partilerine de “muhalefet öyle değil böyle yapılır” mesajıydı bu.Taksim gezi parkının oylamasında kararın oybirliğiyle alındığı bilinirken CHP’nin bu eylemlerden rant elde etme çabasına BU PARTİ MİTİNGİ DEĞİL, HALK DİRENİŞİDİR diyerek en güzel cevabı yine protestocular vermiştir.Milli duruşu göstermek yerine, her sıkıştığı dönemde Başbakan’a destek olan Sn. Bahçeli’ye bu yürüyüşlerle milliyetçiliğin parti adından öte milli duruşla, milli çözümle olması gerektiği mesajını içeriyordu bu yürüyüş. Hükümetin kontrolündeki medya bu gerçekleri gizlese de Başbakan’ın kontrol edemediği için baş belası dediği sosyal medyada yapılan organizasyonlarla gezi parkından başlayan protesto gösterileri bir halk hareketine dönüştü. Bu öyle bir halk hareketi ki; içinde başörtülüsü de var, açığı da; sağcısı da var, solcusu da; yaşlısı da var, genci de. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurduğu Cumhuriyet’in ellerinden kaydığını fark eden gençlerin “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki görevlerini yerine getirme” çabasıydı bu yürüyüş.Hani Alevi–Sünni; Sağcı–Solcu; Fenerli, G.Saraylı, Beşiktaşlı, Trabzonlu diye bölmeye çalıştıkları bir millet vardı ya; işte o millet Taksim’de uyandı artık. Bizi bölmek isteyenlerin inancımızı, kültürümüzü, futbol takımlarımızı kullanmasına, birlik ve beraberlik adına iktidarın, muhalefetin adım atmamasına tepkidir bu yürüyüş. Türk milleti artık uyanmıştır, ülkeyi bölmek isteyenlerin oyunu bozulmuştur. Taksim’den başlayarak “HEPİMİZ KARDEŞİZ. BU ÜLKE İÇİN BİR OLUR, OYUNLARI BOZARIZ. BİR SÜRE SESSİZ KALSAK DA ASLA KOYUN OLMAYIZ” haykırışı yankılandı tüm yurtta. Halkın bu tepkisine karşılık hatadan dönüp milleti sakinleştirmesini beklediğimiz Başbakan ise; mahalle kavgasında gençlerin bir kamyon adam toplar gelirim dediği gibi “gerekirse biz de milyonları yığarız” tepkisiyle ortamı daha da germektedir. Bu mudur devlet adamlığı? Bu mudur Müslümanlık?Yaşanan tüm olumsuzlukları aslında bize haber veren biri vardı; Prof. Dr. Haydar Baş. Yıllardır “Bu ülkenin en önemli sorunu; birlik beraberliktir. Alevisi, Sünnisi, sağcısı, solcusu, Kürdü, Lazı, Çerkezi bir ve beraber olmak zorundayız” diyen Prof. Dr. Haydar Baş’ı yaşananlar yine haklı çıkarmıştır. Yarın çok geç olmadan hükümet yetkilileri bu bilge sese kulak vermeli ve milleti ayıracak, birbirine düşürecek söylemler yerine kardeş edecek söylem ve eylemlere yer vermelidir. Aksi halde bizi yönetenler dün Kaddafi’nin, Mübarek’in yaşadığı acı kaderle karşı karşıya kalabilirler.
Fatih Akburak / diğer yazıları
- Derbi beraberlik kokuyor / 21.03.2021
- Kasket düştü sirtaki göründü / 01.03.2021
- Benim defansım senin defansını yener / 20.02.2021
- Kıran kırana derbi / 01.12.2020
- Hakem tartışmaları gölgesinde derbi / 29.11.2020
- Hakem tartışmaları gölgesinde derbi / 28.11.2020
- Hz. Muhammed filmi-II / 18.11.2016
- Hz. Muhammed filmi-I / 17.11.2016
- Çanakkale geçilmez Atatürk silinmez! / 19.03.2015
- Soma'dan Türkiye'ye 19 Mayıs mesajı / 20.05.2014
- Kasket düştü sirtaki göründü / 01.03.2021
- Benim defansım senin defansını yener / 20.02.2021
- Kıran kırana derbi / 01.12.2020
- Hakem tartışmaları gölgesinde derbi / 29.11.2020
- Hakem tartışmaları gölgesinde derbi / 28.11.2020
- Hz. Muhammed filmi-II / 18.11.2016
- Hz. Muhammed filmi-I / 17.11.2016
- Çanakkale geçilmez Atatürk silinmez! / 19.03.2015
- Soma'dan Türkiye'ye 19 Mayıs mesajı / 20.05.2014





























































