logo
24 MART 2026


Gıda kaybımız yüzde 40 civarında

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 'Gıdanı Koru-sofrana sahip çık' kampanyasıyla 21 milyon kişiye ulaşıldığını belirterek, "Türkiye'deki gıda kaybı neredeyse yüzde 40 civarında. Gıda kaybının sadece yüzde 2'sini önleyebilseydik, bu 360 bin asgari ücretlinin yıllık maaşına eşit olurdu. Gıda kaybının yüzde 5'ini önleyebilirsek, bu rakam bir milyon insanın maaşına eşit olmakta' dedi

29.09.2020 22:18:00
Gıda kaybımız yüzde 40 civarında
Gıda kaybımız yüzde 40 civarında
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin katkılarıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen "29 Eylül" 'Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü' etkinliğine konuşmacı olarak katıldı. Bakan Pakdemirli, 'Gıdanı Koru ve Sofrana Sahip Çık" kampanyasını dünyaya tanıttı.
Bakan Pakdemirli, konuşmasında Birleşmiş Milletlere, 'Bizlere ilk Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü'nü kutlama fırsatı sağladığı için genel olarak teşekkür ederim. Ayrıca bu organizasyon için FAO ve UNEP'e şükranlarımı sunuyorum' dedi.

Bu organizasyonun bir parçası olarak FAO ile işbirliği içinde yürütülen Gıdanı Koru Kampanyasını tanıtmanın kendisi için onur olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:
'Uluslar olarak gıda kaybını ve israfını azaltmaya odaklanmak ve harekete geçmek için buradayız. Bu konuda çok kararlı davrandık. Böylelikle 2015 yılında Türkiye'nin G20 başkanlığı döneminde gıda kaybı ve israfı konusunu dünya gündemine aldık. Bunu takiben, FAO ve Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü (IFPRI) ile Gıda Kaybı ve İsrafının Ölçülmesi ve Azaltılmasına İlişkin Teknik Platformun kurulması için girişimde bulunduk.'
Yaşanan salgının, gıda güvenliği, tarım ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının önemine bir kez daha işaret ettiğine vurgu yapan Pakdemirli, 'Bu nedenle, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmak için çabalarımızı artırmalıyız' dedi.

"Türkiye'deki gıda kaybı neredeyse yüzde 40 civarında"

Gıda kaybı ve israfı ile ilgili olarak Türkiye'deki durumu ve bununla mücadele etmek için neler yapıldığını aktaran Bakan Pakdemirli, 'Türkiye her yıl yaklaşık 19 milyon ton gıda israfı yapmaktadır. Bu ürettiğimizin neredeyse beşte biri. Türkiye'deki gıda kaybı düzeyine baktığımızda neredeyse yüzde 40 civarında. Çalışmalar ışığında, gıda kaybını ve israfını azaltmak ve uzun soluklu ortağımız FAO ile vizyonumuzu ulusaldan küresel düzeye yaymak amacıyla Türkiye Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı hazırlandı. Bu belge, işbirlikçi ve çoğulcu bir yaklaşımın mükemmel bir örneğidir. Çok sayıda çalıştay, toplantı düzenlendi, yüzlerce paydaşla görüşüldü ve sonunda bu strateji ve eylem planı üzerinde mutabık kalındı. Ayrıca, tamamen Türk hükümeti tarafından finanse edilen FAO-Türkiye Ortaklık Programı kapsamında Türkiye ve Orta Asya'da gıda kaybı ve israfının azaltılmasına yönelik bölgesel bir proje başlattık. Proje aynı zamanda 'Gıdanı Koru' adlı ulusal bir kampanyayı da kapsıyor. Bu kampanya, projenin yararlanıcı ülkeleri tarafından da uygulanabilir. Gıda kaybına ve israfı ile mücadele etmeyi ve hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratmayı ve iyi uygulamaları bölgesel düzeyde yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz' değerlendirmesinde bulundu.

"Gıdanı Koru-Sofrana sahip çık kampanyasıyla 21 milyon kişiye ulaşıldı"

Kampanyanın adının 'Gıdanı Koru-Sofrana Sahip Çık' olduğunu belirten Pakdemirli, 'Ana mesajımız İhtiyacın Kadar Al - Geleceği Çöpe Atma. Dijital ve sosyal medya aracılığıyla bugüne kadar 21 milyon kişiye ulaştık. İnternet sitemiz 'gidanikoru.com' İngilizce ve Türkçe olarak detaylı bilgileri bulabileceğiniz, sürekli güncellenen ve tüketiciler için ipuçlarından en iyi uygulamalara ve kaynaklara kadar her türlü bilgiyi içeren bir yer olarak tasarlandı. Kampanyanın iletişim materyalleri, güçlü kurumsal kapasitemiz ve belediyelerin yardımıyla tüm Türkiye genelinde yayınlanmaktadır. Kampanyamızın ilk aşamasında farkındalık oluşturmaya odaklandık. Artık milyonlara ulaştığımıza göre, bu yıl sonuna kadar 'söz veriyorum' etkinliğimiz ile etkimizi artırmayı hedefliyoruz. Ekim ayındaki bu 'söz veriyorum' haftasında, tüm Türkiye'yi gıda kaybını ve israfını azaltmak için harekete geçmeye çağıracağız. Bu eylem, özellikle gıda israfı konusunda ülke çapında bir farkındalık sağlayacaktır' açıklamasını yaptı.

"Gıda kaybının sadece yüzde 2'si 360 bin asgari ücretlinin yıllık maaşına eşit"

Çeşitli paydaşlarla gıda kaybı ve israfı konusunda ulusal bir platform oluşturmak için çalışma yaptıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Ayrıca, çiftlik, perakende ve HoReCa düzeyinde gıda kayıplarını azaltmak için kılavuzlar üzerine için çalışıyoruz. Türkiye gıda sektöründe çok iddialı. Sektörün toplam büyüklüğü 66 milyar dolar civarında. Gıda kaybının sadece yüzde 2'sini önleyebilseydik, bu 360 bin asgari ücretlinin yıllık maaşına eşit olurdu. Gıda kaybının yüzde 5'ini önleyebilirsek, bu rakam bir milyon insanın maaşına eşit olmakta. Bu rakamlar bize gıda kaybı ve israfı ile mücadelenin önemini göstermektedir.'

Geleceğe Nefes 35 ülkenin katılımıyla sınırların ötesine taşınacak

Tüm çabalarının 'BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Ulaşmak' olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli, 'Bunu göz önünde bulundurarak Kasım ayında yapacağımız bir etkinliğe daha değinmek istiyorum. Gıdayı tek başına düşünemeyiz. Yaklaşımımız, bu temel konuya kapsayıcı bir şekilde bakmak olmuştur. Türkiye son 10 yıldır orman alanını önemli ölçüde artırmıştır. Bunun sonucunda 'Geleceğe Nefes' teması altında yeniden ağaçlandırma için bir kampanya başlattık. Geçen yıl 13 milyondan fazla fidan toprakla buluştu. Ayrıca, 1 saatte en fazla fidanı dikerek Guinness Dünya Rekoru kırdık. Bu yıl 11.11.2020 tarihinde 35 ülkenin katılımıyla bu kampanyayı sınırlarımızın ötesine taşıyacağız. Doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğine yönelik uluslararası işbirliği ve kararlılığın sürdürülebilir kalkınma araçları ve geleceğimiz için çok güçlü bir destek oluşturacağına inanıyorum' açıklamasını yaptı. İHA

Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı

Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz etkinlikleri sırasında örgüt mensuplarının fotoğrafının olduğu pankart açan 6 kişiye gözaltı

24.03.2026 03:37:00
İHA
Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı
Nevruz etkinliğinde terör örgütü pankartı açtılar: 6 gözaltı
Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz etkinlikleri sırasında, geçmiş yıllarda Türkiye'de gerçekleştirilen terör saldırılarına karışan örgüt mensuplarına ait fotoğrafların yer aldığı pankartı açtıkları tespit edilen 6 şahsa yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği Emniyet Genel Müdürlüğü'nün sosyal medya hesabından paylaşıldı.

Paylaşımda, operasyon kapsamında şahısların tamamının yakalanarak gözaltına alındığı belirtildi.

Şekerin vücuda 6 ciddi zararı


Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

24.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük enerji gereksiniminin ortalama yaklaşık 10'unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamakta. Örneğin enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama bir küçük porsiyon tatlıya eşit. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

Kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor

Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir.

İnsülin direnci ve Tip-2 diyabet riskini artırır

Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği cevap bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.

Karaciğer yağlanmasına neden olur

Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir.

Obeziteye zemin hazırlar

Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin-minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar.

Diş çürüklerini artırır

Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Şekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir.

Bağımlılık yaratır

Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

Horlamaya çare yok mu?


 
 
Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Peki ya çaresi?

23.03.2026 23:28:00
MURAT ÇORBACI
Horlamaya çare yok mu?
Horlamaya çare yok mu?

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, "Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir" dedi.

Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20'li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, "Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40'ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60'a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye'de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın başlıca nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:
Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm'nin ve  erkeklerde 43,18 cm'nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.
Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.
Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.
Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.
Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir" diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir" diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: "Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97'ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır."

Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü


 
 
Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan hemşire Eda Kerim Tekin (47) yaşamını yitirdi.

23.03.2026 23:19:00 / Güncelleme: 23.03.2026 23:22:32
Haber Merkezi/AA
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü
 Zonguldak'ta hemşire spor yaparken öldü

Zonguldak'ta spor salonunda fenalaşan kadın yaşamını yitirdi. Türk Kızılay Zonguldak Şubesinde görevli hemşire Eda Kerim Tekin (47), Bahçelievler Mahallesi'ndeki bir spor salonunda antrenman yaptığı sırada fenalaştı.
İhbar üzerine salona gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Tekin, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesine kaldırıldı.
Tekin, burada yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Türk Kızılay Zonguldak Şube Başkanı Kürşat Yağız, Tekin'in 21 yıldır Türk Kızılayına hizmet ettiğini belirterek, "Çok sevdiğimiz, iyi bir insandı. Allah'tan rahmet, ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum" dedi.

Hemşire Tekin'in Bartın AK Tıp Merkezinde Fizik Tedav Uzmanı olarak görev yapan Dr. Yasin Tekin'in eşi olduğu öğrenildi.

Katar şehitlerine hüzünlü tören

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can, Ankara'da son yolculuklarına uğurlandı

23.03.2026 15:30:00 / Güncelleme: 23.03.2026 15:32:59
AA
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar'da düşen helikopterde şehit olan Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için Çankaya'daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi.

Şehitlerin ailesi ve yakınları taziye dileklerini kabul ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileleri yanlarında bulunarak teselli etti.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, bazı kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Kürşad Zorlu ve Ömer İleri, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, bazı milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, Katar'dan askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği çelenk de Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nin avlusunda yer aldı.

Şehitlerin cenazesi, cenaze namazının ardından tekbirler eşliğinde cenaze arabasına konuldu.

Polislerden oluşan bando eşliğinde cenaze arabasına taşınan şehitlerden Kahraman'ın cenazesi toprağa verilmek üzere Cebeci Şehitliğine, Can'ın cenazesi ise Güdül'e götürüldü.

Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı

Fatih'te doğalgaz patlamasıyla çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı

23.03.2026 13:46:00 / Güncelleme: 23.03.2026 13:49:11
İHA
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te çöken binaların çevresinde hasar tespiti yapıldı
Fatih'te dün Ayvansaray Mahallesi'nde dün doğalgaz patlamasında bitişik olan iki bina çökmüştü. Enkaz altından 10 kişi yaralı olarak kurtarılırken, mahalleli tarafından pamuk teyze olarak tanınan 65 yaşındaki Semra Urunca ise hayatını kaybetmişti.



Fatih Belediyesi Arama Kurtarma (FARK) ekipleri, bugün çevrede hasar tespit çalışması başlattı.



Hasar gören binalarda detaylı inceleme yapılıyor. Evlerine giremeyen vatandaşların barınma ihtiyaçlarının karşılanması için destek sağlandığı öğrenildi.



Mahalle sakini Erkan Karabiga "Yatıyorduk, gürültü sesine kalktık. Baktık bina yıkılmış. Enkaz altında kalan insanlar da oldu. Allah yardımcısı olsun. İçerde tanıdık vardı. Bir tanesi kötü halde, yaşam mücadelesine bağlıymış. Kendisini tanırım mahalle insanıydı. İyi insandı Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun" dedi.



Yetkililer, olayın kesin nedeninin yapılacak teknik incelemelerin ardından netlik kazanacağını belirtti.

Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı

İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti

23.03.2026 13:08:00
Haber Merkezi
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Arı'nın katıldığı bir yayındaki ifadelerine ve sosyal medya paylaşımlarına dayanmakta ve İsmail Arı'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ailesi ve Bilal Erdoğan'ın yönetimindeki vakıfların kamu kaynaklarını kullandığına dair bir yayında sarf ettiği sözler soruşturmaya gerekçe gösterilmiş.

İsmail Arı; kamu kurumlarındaki yolsuzluklar, usulsüzlükler, Menzil Tarikatı'nın ticari ilişkileri (Menzil'in Kasası kitabı) ve son olarak Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına dair yaptığı haberlerle tanınan bir gazetecidir.

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bugün çıkarıldığı mahkemece "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklandı.

Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi

Bursa'da tarihi çarşıda iki grup arasında çıkan kavga, adeta meydan muharebesine döndü. Yumrukların havada uçuştuğu anlar saniye saniye kameraya yansırken, panik yaşayan vatandaşlar olay yerinden uzaklaşmaya çalıştı

23.03.2026 10:46:00
İhlas Haber Ajansı
Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi
Kapalı Çarşı'da meydan muharebesi
Olay, merkez Osmangazi ilçesi Kapalı Çarşı'da meydana geldi. Çarşı içerisinde henüz bilinmeyen bir nedenle iki grup arasında başlayan sözlü tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Bir anda onlarca kişinin dahil olduğu olayda taraflar birbirine yumruk ve tekmelerle saldırdı.

Yaşanan arbede sırasında çevrede alışveriş yapan vatandaşlar büyük korku yaşadı. Bazı vatandaşlar kavgayı ayırmak için araya girerken, bazıları ise o anları cep telefonu kameralarıyla kaydetti.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Kavgayı ayırmakta güçlük çeken vatandaşların ardından bölgeye ulaşan ekipler, tarafları ayırarak ortamı sakinleştirdi. Polis ekiplerinin müdahalesiyle kavga sonlandırılırken, tarafların bir süre sonra dağıldığı öğrenildi.

Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, bu eğitim ve öğretim yılının ikinci ara tatilinin ardından dersbaşı yaptı

 

23.03.2026 10:34:00
Anadolu Ajansı
Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı
Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) takvimi doğrultusunda ikinci dönem ara tatili 16-20 Mart tarihlerinde uygulandı.

Öğretmenler, ara tatilde mesleki çalışma programlarını okula gitmeden çevrim içi olarak gerçekleştirdi.

İkinci ara tatilin ardından ülke genelinde merkez ve tüm ilçelerde yaklaşık 18 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmen dersbaşı yaptı.

Ankara'nın Yenimahalle ilçesindeki Nasreddin Hoca Ortaokulu'ndaki öğrenciler de sabah saatlerinde okullarına geldi.

Bahçede İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından öğrenciler sınıflarına geçti. Öğretmenler de ara tatilin ardından ilk dersini verdi.

Okulun 5. sınıf öğrencilerinden Mehmet Akif Bican, ara tatilde bol bol kitap okuduğunu ve ailesiyle vakit geçirdiğini söyledi.

Ramazan Bayramı dolayısıyla büyüklerini ziyaret ettiğini belirten Bican, "Onlardan harçlık topladım. Özellikle bol bol dinlendim ve ders çalıştım." dedi.

6. sınıf öğrencisi Sena Kalem de ara tatil sonrası sınavları başlayacağı için ders çalıştığını aktardı.

Aynı zamanda ara tatilde dinlenme fırsatı bulduğunu da kaydeden Kalem, "Bayram dolayısıyla büyüklerimi ziyaret ettim, bayramlaştım. Ellerini öptüm ve şeker topladım." diye konuştu.

LGS sınavı 14 Haziran, YKS 20-21 Haziran'da yapılacak

Resmi ve özel ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, proje okulları, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına seçilmesi amacıyla Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav 14 Haziran'da yapılacak.

Lise son sınıf öğrencileri ile mezunlar, 20-21 Haziran'da Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) heyecanını yaşayacak. YKS birinci oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT) 20 Haziran'da, ikinci oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve üçüncü oturum Yabancı Dil Testi (YDT) ise 21 Haziran'da yapılacak.

2025-2026 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi 26 Haziran'da sona erecek.

"Şimdi hedeflerimizi belirleyerek bu doğrultuda çalışma vakti"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, NSosyal hesabından ara tatil sonrası okulların açılmasına ilişkin paylaşımda bulunarak, şunları kaydetti:

"Sevgili öğrencilerim, bayram sevinciyle birleşen ara tatilde dinlenerek zihinlerinizi tazelediniz. Arkadaşlarınızla oyunlar oynayarak tatilin tadını doyasıya çıkardınız. Bu kısa aranın ardından bugün okullarımıza kavuştuk. Şimdi hedeflerimizi belirleyerek bu doğrultuda çalışma vakti. Yeni dönemde sizlere rehberlik eden ve her zaman sizi destekleyen kıymetli öğretmenlerimize çalışmalarında kolaylıklar, sizlere başarılar diliyorum. Haftanız güzel olsun." 

Katar'da 3 şehit verdik


 
 
Katar'da düşen helikopterde 1 TSK personeli ile 2 ASELSAN teknisyeni şehit oldu. Helikopterin düşüş nedeni 'teknik arıza' olarak açıklandı. 

22.03.2026 19:07:00 / Güncelleme: 22.03.2026 19:13:49
Haber Merkezi/AA
 Katar'da 3 şehit verdik
 Katar'da 3 şehit verdik

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ile Katar arasındaki askeri işbirliği ve koordinasyon faaliyetlerinin, mevcut anlaşma ve planlamalar çerçevesinde kesintisiz sürdürüldüğü vurgulandı.

Eğitim faaliyetleri yürütülüyordu

Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin önceki akşam ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğrayıp denize düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Başlatılan arama kurtarma faaliyeti ile helikopterin enkazına ve şehitlerimizin naaşına ulaşılmıştır. Kazada, helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri personeli, 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN personeli teknisyen şehit olmuştur. Kaza kırımın kesin nedeni, Katar makamlarınca yapılacak inceleme sonucunda belirlenecektir. Bu elim kazada hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Katar Silahlı Kuvvetlerine, ASELSAN'a, Türk milleti ile kardeş Katar halkına başsağlığı dileriz."

Şehit Binbaşı'nın ailesine haber verildi

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin'in Isparta'daki ailesine şehadet haberi ulaştırıldı. Binbaşı Taştekin'in şehadet haberi, Gülcü Mahallesi'nde yaşayan ailesine Isparta Vali Yardımcısı Hamdullah Süphi Özgödek tarafından verildi.

 
Katar'dan yapılan açıklama
 
Katar İçişleri Bakanlığı da, bu (22 Mart) sabah rutin görevi sırasında teknik arıza nedeniyle ülke kara sularına düşen helikopterdeki 7 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.